Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 50 - YAZAR : Dr.Hüseyin Pekin. Geri Tavsiye Et Yazdır


ABD İLE POLONYA İPE BİRLİKTE SARILIYOR

İgnas Staub,Washington.DC
Kaynak: Tager Anzeiger
Çeviri: Dr.Hüseyin Pekin

Halihazırda Irak topraklarında 130 bin Amerikan askeri bulunmakta. ABD Hükümeti, gelecek sonbahara kadar bu sayıyı 30 bine indirmeyi düşünüyor. Öylelikle, şimdiki beş tümenden sadece ikisi Irak'da bırakılacak. Geri kalan birlikler, daha başka olası görevlere hazır durumda bekletilmek üzere, ABD'deki ve Avrupa'daki üslere geri dönecek.

Washington'un belirlemelerine göre, öteki ülkeler, Irak'da huzur ve düzenin korunması görevini üstlenecek. Bu arada Irak, üç kesime ayrılarak Amerikalılar bir tümenle Bağdat ve çevresini, İngilizler Basra dolaylarını çok uluslu bir tümenle denetim altında tutacaklar. Ülkenin kuzeyindeki üçüncü bölgede, çeşitli ülkelerden sağladıkları birliklerin oluşturduğu bir tümenle Polonya'nın denetiminde olacak.

Bu planlama, geçen ayın ortalarında Londra'da yapılan bir gizli toplantıda kararlaştırıldı. Bu ay içinde de Warşova'da ya da başka yerlerde aynı türden toplantılar sürecektir. Polonya'nın ardından şimdiye kadar 10 devlet, birlik göndereceğini açıkladı. Bunlar arasında Bulgaristan, Danimarka, İtalya, Hollanda, İspanya ve Ukrayna hatta Hindistan, Pakistan da var. Şimdilerde Irak'ta simgesel olarak 200 Arnavut askeri bile bulunuyor. Bu ara, Washington, Kuzey Irak'ta barışın ve istikrarın sağlanması için, Polonya'dan 10 bin asker gönderilmesini istiyor. Polonya Savunma Bakanı Jerzy Szmajdzinski, 1000 askerin hemen gönderilmeye hazır olduğunu bildirmiştir. Bakan, 4 Mayıs 2003 günü, Irak'daki işgal ve barış politikalarının ayrıntılarını görüşmek üzere ABD'ye doğru yola çıkmıştır.

Öte yandan Dışişleri Bakanı Wlodzimierz Clomoszewicz, hafta sonunda katıldığı AB Dışişleri Bakanları toplantısında, Polonya'nın uzun bir süre konuşlandırılacak olan 10 bin asker göndermek için parasal kaynak bulamadığını açıklıyor ve ardından da bu sayıda asker gönderebilmenin ancak Amerikalıların tüm giderleri karşılamaları koşuluyla olanaklı olduğunu sözlerine ekliyor.

Peki Neden Polonya

ABD, bu çiçeği burnunda NATO üyesi ülke ile neden bu kadar çok ilgileniyor? Polonya'nın 12 yıldan beri Irak'ta ABD yararlarının gerçekleşmesi yolunda bir şeyler yapıp yapmadığı Batı Avrupa'da hiç bilinmiyor. 1991 yılında ilk körfez savaşının başlamasıyla birlikte ABD Bağdat'taki Büyükelçiliklerini kapamış ve tüm diplomatlarını geri çekmişti. Buna karşılık, Polonya da 70'li yıllardan buyana Irak ile iyi ilişkiler içinde olduğundan, Doğu Avrupa'nın bu reform ülkesi ABD için ideal bir ortaktı. Polonya'nın Irak krizinde ABD'nin yanında görünmesi, sıcak ilişkiler için, Amerikan ve Polonyalı politikacılar yönünden mantıklı bir neden sayılıyordu.

Doğal olarak Polonya, terazinin kefesini kendi lehine çevirecek bir başka ağırlık daha koyabilir. Bu da soğuk savaş yıllarında Doğu Bloku ülkelerinin "Arap Kardeşleri Ülkelerle" çok sıcak ilişkiler içinde olmasıdır. Bu bağlamda 70'li yıllardan günümüze kadar 80 bin Polonyalı, Irak'ta mühendis olarak köprüler ve yollar yapmış, hekim olarak hastaneleri donatmışlar, tekniker olarak petrol rafinerileri, şeker fabrikaları inşa etmişlerdir. Aynı sürede pek çok Irak'lı Polonya'da öğrenim görmüştü. Bugünkü Irak elitinin çok büyük bir bölümü bu bir zamanların Doğu Bloku ülkelerine güven duymakta ve hatta lehçe konuşmaktadır. İlişkileri sıcak ve dostanedir.

Amerikalılar yönünden bir öteki husus, Polonya toplumunun diktatörlükten demokrasiye geçişte edindiği kazanımların Irak'ta da demokrasinin kurulmasına önemli katkıları olacağıdır.

***
Ignaz Staub'un bu makalesine aynı sayfada bir başka yazar Warşova'dan Gabriele Lesser, yorum yazısı eklemiştir. Dr. Pekin o yorum yazısını da dilimize çevirerek gönderdi.

SAKINCALI İKİLİ OYUN.
GEFAERLİCHES DOPPELSPİEL.

Gabriele Lesser.
Çeviri: Dr. Hüseyin Pekin.

Hem kazananların yanında olmak ve hem de kurtarıcı imiş gibi kutlanmak, Polonya'nın bu çok eski düşü, şimdilerde gerçekleşiyor gibi. Polonya, Irak'ta, Amerikalıların ve İngilizlerin yanında üçüncü siyasal istikrar koruyucusu ülke durumunda. Polonya'nın tüm yazarları, çizerleri "kazandık" çığlığı atmakta ve "doğru tarafta duruyoruz" diye övünmektedir.

ABD Başkanı Bush da, aylar var ki, Polonya'yı "Amerikanın Avrupa'daki en güvenilir dostu" olarak tanımlamakta ve yüceltmektedir. Ve de Warşova, Avrupa ortaklarına değil de ABD'ye ayaküstü 4 milyar dolar tutarında savaş uçakları ısmarlamıştır. Ne var ki, bu başarı düşü, sabun köpüğü gibi dağılacağa benziyor. Çünkü, Polonya, Irak'ın işgalinde rol oynayabilecek güçte bir ülke değildir. 10 bin Polonyalı askerin giderlerini ABD karşılamak zorunda. Yani, Polonyalı askerler, ABD'nin paralı erleri olmaktan öteye geçecek durumda değil.

Polonya, AB içinde de huzursuzluk yaratıyor. Çünkü, Birliğin izlenimlerine göre Polonya, uzun erimli Irak'la ilişkilerini "Polonya-Irak- ABD" gereklerine göre oluşturmanın peşinde. Öte yandan AB'ye girmenin peşinde. Örneğin, Şubat ayı başlarında AB üyelerinin hiç birine danışılmadan, "Sekizler Mektubu" ile Irak savaşında ABD ile dayanışma içinde olduklarını açıkladılar.Öyle ki, Brüksel, Polonya'nın "BüyükDevlet" rolü oynama peşinde olduğunu basından öğrendi.

Her şeye karşın, Polonya'nın yönetici aydınları, Amerikalıların yanında durmakla kazandıkları utkunun er geç AB tarafından da değerlendirileceğine inanmaktadırlar. Başkan Aleksander Kwasniewski, daha da ileri giderek, Polonya'nın AB ve ABD arasında köprü görevi yapabileceğini düşünmekte.

Amerikanın lütfu ile "Büyük Devlet" rolü oynayan ve dünya üzerindeki rolünü gereğinin çok üstünde abartan bir ülke, AB tarafından ciddiye alınabileceğini asla beklememelidir. Bu tarz davranış, AB'nin kilit durumundaki üyelerini kuşkulandırır ve güvenlerini tehlikeye sokar. Böylece de Polonya, yeniden kendisini kaybedenler arasında bulur.

YORUMUN YORUMU:

Dr. Pekin, gönderdiği çeviriye ilginç bir not eklemiştir. Diyor ki, 12 Eylül 1683 günü, Osmanlı Sadrazamı Kara Mustafa Paşa komutasındaki Yeniçeri ordusu Viyana'yı ikinci kez kuşattığı zaman, Polonya Kralı Jan Sobieski, Alman, Avusturya, Frensız bağdaşık güçlerinden oluşan 15-20 bin kişilik orduyla arkadan saldırmış olmasaydı, Viyana Osmanlı topraklarına katılmış olacaktı. O günden bu yana, katolik dünyası Polonya hayranıdır. Vatikan'daki Papa da Polonyalı depil mi? Polonya'nın bu özel durumunu da dikkate almak gerekir diye yazıyor.

Türkiye Sorunları kitap dizisin de yorumun yorumuna ilişkini düşünceleri, aşağıda okuyucularımızın bilgilerine sunuyoruz:

Ülkemiz siyaset ve devlet adamları ve de tekelci sermayenin TV ekranlarından eksik kalmayan ünlüleri, IMF'den borç ve kredi gelmesini beklerken, binlerce km. uzaktan Polonyalı mühendisler, teknisyenler, üretimci firmalar 80 bin kişilik kadrosuyla Türkiye Cumhuriyetinin burnunun dibinde, Irak'ta yollar, köprüler, fabrikalar, rafineri tesisler kurarak ülkelerine döviz kazandırmışlarr. Gabriellle Lesser'in yorum yazısından bunu öğreniyor ve bir kez daha ABD'nin dizleri dibinde uyuklayan kendi siyaset ve devlet adamlarına ve de laf ebesi holding sahiplerine öfkelenmekten kendimizi alamıyoruz.

Türkiye Sorunları kitap dizisi olarak, AB üyesi olmaksızın Gümrük Birliğine katılmanın ne denli yanlış olduğunu ve bu güne kadar o ülkelere karşı 54 milyar dolar borçlanmış olmayı eleştirirken, bir önemli noktayı da vurgulamakta yarar görmüştük: Türkiye AD ile ABD ekseninin neresinde yer alacağına ya da farklı bir eksen yaratmanın olanağına sahip çıkıp çıkmayacağına karar vermek zorundadır, demiştik. Gene de bu savı ileri sürüyor ve Türkiye'nin AB üyesi olarak aynı zamanda ABD'nin izinde de yürüyemez diyoruz. Gabrielle Lesser de yorum yazısında hem AB ve aynı zamanda da ABD yanlısı politika izlenmesinin yanlışlığına değiniyor.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail