Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 62 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


TBMM'NİNGİZLİ CELSELERİNDE MUSTAFA KEMAL.

Ali Nejat Ölçen.

Mustafa Kemal Atatürk’ün temel niteliklerinden bir önemlisini düşüncesindeki doğru, gerçek ve yararlı olanını seçmesinde ve seçmekle de yetinmeyip onu uygulamasında görüyoruz.

Yıkılmaya yüz tutmuş bir imparatorluğun enkazına üşüşen Batı’nın tek dişi kalmış canavarlarını, yenilgiye uğratarak, geldikleri gibi çekilip gitmelerini sağlamakla yetinmemiş ve doğru bildiği, inançla savunduğu gerçekleri uygulamaya koyarak yararlı düşüncelerin sentezinde yeni ve çağdaş Cumhuriyet Türkiye’sini yaratmayı başarmıştır. Tarihte bir benzerine rastlanmayan Mustafa Kemal’in Cumhuriyeti, tüm yok ediş çabalarına karşın hala dip diri ayakta kalmasının gizi buradadır.

AB-ABDkıskacında sömürgeleşme sürecine sürüklenmekte olduğumuz şu günlerde bile, O’nun Cumhuriyetine sahip çıkmanın inancını taşıyan yüreklerin varlığına inancımızı yitirmiyoruz. 19 Mayıslar, 23 Nisanlar, 3 Martlar, 29 Ekimler, 30 Ağustoslar, O’nun ölmezliğinin canlı kanıtlarıdırlar.

Türkiye’mizin AB karşısında boyun eğen iktidarların sultasından kurtulacağı günler çok uzakta değildir. Misakı Milli sınırları içinde kendisini tanımlamayı bilen ulusumuz bu kararan kararsızlığın içinden aydınlığa çıkmayı da bilecektir.

2006 yılının bütçe görüşmeleri, bugüne kadar TBMM’nin tanık olmadığı kadar düzeysizlik içinde geçmiş olsa bile, Anadolu insanı onurla yaşamanın bilincinde, kendisinin gerçek temsilcilerinin yer alacağı TBMM’ini yeniden yaratmayı da bilecektir.

TBMM’nin 6 Mart 1922 günlü gizli celsesinde Mustafa Kemal’in önemli olduğu kadar bugünleri de anımsatan konuşmasına, Türkiye Sorunları kitap dizisinin 54.sayı-sında ( Nisan 2004) değinmiştik.

O konuşmada haklı olarak şunları vurguluyordu:

Hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nesayihi ile, (nasi-hatlarıyla) ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin. Tarih böyle bir hadise kaydetmemiştir. Tarihde böyle bir hadise kaydetmek teşebbüsünde bulunanlar, meraretengiz netayiçle (acı sonuçlarla) karşılaşmıştır. İşte Türkiye’de bu galatı fikirle (yanlış düşünce ile) bu galatı zihniyetle malul (hasta) olan bir takım ricalin yüzünden her saat, her gün, her asır biraz daha çok tedenni etmiş (gerilemiş) ve daha çok sukut etmiştir.

Mustafa Kemal’in bu sözleri karşısında şimdi düşünmek zorundayız, “tarih tekerrür mü ediyor?” Çünkü bugünle-rin ricali, (30 yılı aşkın süredir) AETile başlayan, ATile süren ve ABile sonuçlanan bir süre sonra da neye dönü-şeceği bilinmeyen Avrupa Birliğinin dayatmaları, öne sürdüğü koşulları buyruk gibi kabullenerek, demok-a-tikleşeceğimizi, insan haklarına daha saygılı duruma geleceğimizi ve hukuk devleti olma sürecine gireceğimizi düşleyenler Mustafa Kemal’in kınadığı kadrolardır. 6 Mart 1922 günlü gizli celsede o gün şunları söylemekteydi:

Türkiye’nin Mütefekkirleri (düşünürleri) adeta kendi kendilerini tahkir ediyorlardı. Diyorlardı ki, biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamız ihtimali yoktur. Bizi bilakaydü şart canımızı, tarihimizi, mevcudiyetimizi, düşman olan ve düşman olduğuna hiç şüphe edilmeyen Avrupalılara tevdi etmek istiyorlardı. Onlar bizi idare etsin diyorlardı. Buna da en yakın bir misal olmak üzere İzzet Paşa’yı hatırlatmak isterim. Malumu alinizdir ki, Balkan muharebesini müteakip, vicdanı, kafası zayıf olanlar, bu milletin artık hayat ve necat (kurtuluş) bulamayacağı zannı batılında (yanlış zanda) bulunmuş oldular. Bunların başında İzzet Paşa vardı. İzzet Paşa o zaman dedi ki, biz kendi kendimizi adam ve insan edemeyiz. Biz kendi kendimizi ıslaha muktedir değiliz. Binaenaleyh, bilakaydüşart bir Heyeti İslahiye getirtelim ve onlara tevdii mevki edelim ve onun intihabgerdesi (seçilmesini istediği) olan Liman von Sanders’in tahtı riyasetinde bir takım üşekai ümmetten mürekkep bir Heyeti İslahiye getirmiştir, milletimiinz başına.

Milleti düştüğü giryevi felaketten (ağlanacak felaketten) kurtarabilmek için, millete benliğini tanıtarak, haysiyetini tanıtarak, hayat ve istiklalini kurtarmak için uğraşmaya kabiliyetli olduğunu anlatmakla yeni bir maneviyatın inkişaf etmesi lazım geliyordu. Bu maneviyat ise, Hükümet nazariyesinin aslen tebdili ile kabil olabilir. Efendiler işte .. Heyeti Celileniz.. hakikati keşfetmiş bulunuyorsunuz.

O’nun bu düşüncesinin içinde önemli bir gerçeğin varlığını sezinlediniz mi? Olumsuzluklar içindeki bir ulusun yaşam ve geleceğini kurtarmak için, yeni bir morale gereksinim var, diyor. İşte bugün, ulusumuzun yeniden dirilişine yol açacak yeni bir morale gereksinmesi var. Bu yaratılmalıdır. Yaratacak kadrolar er geç doğacaktır. O’nun bu konuşmasını dün ve bugün iktidar mevkiinde bulunmuş tüm ricalin işitmesi gerekir. Kurtuluş yolunu AB’ de gören kimi öğretim üyesi ve medyatik köşe yazarlarının Mustafa Kemal’in bu sözlerindeki gerçeği kavramaları gerekir. AB’den başka kurtuluş yolu olmadığını düşünen gafillerin ve söylemesi ayıp kimi satılık köşe yazarlarının ve medya kalemşörlerinin Mustafa Kemal’in o konuşmasından etkileneceklerini düşünecek kadar saf değiliz. Dünün aşırı solcusu ve bugünün emperyalizmin yolcusu o köşe yazarlarının kimler olduğunu artık hepimiz biliyoruz.

Tarihin en olumsuz koşullarının yaşandığı bir dönemde Mustafa Kemal’in 6 Mart 1922 günlü gizli celsedeki düşüncesi, doğru, doğru olduğu kadar gerçek ve gerçek olduğu kadar da yararlıydı. Ve onun zihinsel üstünlüğünde ulus için, “doğru-gerçek- yarar” bir bütün oluşturuyordu. Bunun en canlı kanıtını da yukarıya aktardığımız konuşmasında görüyoruz.

Bir kez daha yineliyoruz ki, TBMM’nin gizli celselerine girilmedikçe Devrim Tarihi yazılamaz ve gene ileri sürüyoruz ki, bugüne kadar Devrim Tarihi yazılmamıştır. Devrim tarihinin kendi diyalektiği araştırılmadan yazılanlar devrimin tarihi olmaz, olsa olsa, kronolojisi başka deyişle “geçmiş zaman takvimi” olur.

TBMM’nin gizli celselerinde yalınızca Devrim Tarihini değil, aynı zamanda Devrimin Felsefesi’ni de bulursunuz. Zaten Devrimin felsefesi tanınmadan onun tarihi yazılamaz. Bu tümcede ben bile yanlışlık yaptığımın bilincindeydim. Devrim Tarihi yazmaktan söz etmiştim. Hayır, bu sözüm yanlış, çünkü TBMM’nin gizli celseleri ve Büyük Nutuk, Devrim Tarihinin kendisidir.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail