Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 62 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


İPSİZ PAMUK’UN İPLERİ. KİMİN ELİNDE?

Ali Nejat Ölçen

Türkiye’mize pamuk ipliğiyle bağlı ve ülkemizde yaşamayı utanç konusu sayan, çok satan az okunan kendini bilmez bir yazar, Avrupa’nın övgüsüne mahzar olarak Nobel armağanı kazanabilmek için, bir milyon iki yüz bin Ermeniyi ve otuz bin Kürt yurttaşımızı öldürdüğümüzü söylemiş ve bunu açıklamaya kimse bugüne kadar cesaret edemedi, demişti. O sözleri için yargının harekete geçmesi de “insan haklar ihlali”, “ifade özgürlüğünün kısıtlanması” olarak AB tarafında yorumlanacaktı elbet.

AB’nin Türkiye’ye karşı temel politikası, Türkiye’nin aleyhindeki tüm düşün ve devinimlere sahip çıkmaktır. Eğer Avrupa için seçkin kişi olmak istiyorsanız, hemen ülkemize karşı tavır almanız yeterlidir. AB’nin dokunul-mazlık zırhına bürünebilirsiniz ve AB sizin koruyucu meleğiniz olur. AB’nin iri kıyım yetkili ve etkili kişileri, Van 100 Yıl Üniversitesi Rektörüne uygulanan vandalizmi görmezliğe gelmiş, insan hakları ihlali olarak yorumlamayı aklının ucundan bile geçirmemişse, biliniz ki, bu Van Üniversitesi Rektörünün yurtsever oluşundandır. Eğer o da Türkiye aleyhine yazıp konuşsa idi, ona uygulanan insanlık dışı işlemler insan hakları ihlali olarak kabul edilecekti. AB tutkusuyla yalakalığı uzmanlık alanına dönüştüren kimi köşe yazarları da, ülkemize pamuk ipliğiyle bağlı bu sanal ün sahibi yazara dokunulmazlık zırhı giydirmeye elbette girişeceklerdi. Böylesi çarpık işleyen demokrasi anlayışı hangi ülkede var, bilemiyoruz.

Şimdi sormak gerekir, bu satırları yazan kişi (Ali Nejat Ölçen) ülkemize pamuk ipliğiyle bağlı bir kişinin, bu kişi kim olursa olsun, “hain” ya da “alçak” olduğunu düşünse, bunu açıkça söylese ya da yazsa, bu “ifade özgürlüğü” olarak yorumlanabilir mi? Ülkemize pamuk ipliğiyle bağlı bir birey, bu birey kim olursa olsun, bunu kişiliğine saldırı kabul ederek, yargıya baş vursa, Ali Nejat’ın ifade özgürlüğünü oradan kaldırmaya girişmiş mi olacak ?

Bireylerin hukukunu savunan yasalar, elbette devletin hukukunu da savunmaya gereklilik duyar. Dünyanın her yerinde devlet, kendisini korumakla yükümlüdür. Bu, onun devlet olmasının temel koşuludur.

İfade özgürlüğünün de sınırı olması gerekir. Kişilik hakları dokunulmazdır. Örneğin Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasasının 2.maddesinde “İnsan onurunun dokunulmaz olduğu” kaydı vardır. İnsan onuru dokunulmaz ise, ki hiç kimse aksi yasalarda kesinleşmedikçe, bir birey için “hain” sözcüğünü kullanamaz, Türkiye’nin de bir milyon iki yüz bin Ermeniyi ve otuz bin Kürt yurttaşımızı katl ettiğini ileri sürmeye hakkı olamaz ve kötüye kullanılan bu hak, ifade özgürlüğü kapsamı içine alınamaz.

Çağdaş hukukun olmazsa olmaz koşulu, “hakkın kötüye kullanılamayacağı” ilkesine dayanır. Ülkemize pamuk ipliğiyle bağlı bir yazar da, bu yazar kim olursa olsun, hakkı kötüye kullanmış kişilerden biridir onu savunmaya yeltenenler, hakkın kötüye kullanılmasına hoş görüyle bakanlardır.

Eğer gerçekten Osmanlı döneminde bir milyon ikiyüzbin ermeni katledilmiş olsaydı, acaba Sadrazam Talat Paşa döneminde Meclisi Mebusan’da Ermeni milletvekilleri suskun kalır bunu Meclise getirmezler miydi?

Ülkemize pamuk ipliği ile bağlı o yazar, Osmanlı Devletine iftira ediyor ve bir milyon iki yüzbin Ermeni, otuz bin Kürt Yurttaşımızı katl ettiğimizi ileri sürerken bunu kanıtlayamayacağı için müfteri sayılması ve yargı önünde bunun hesabını vermesi gerekir. Bu satırları yazan kişi (Ali Nejat Ölçen) Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir yurttaşı olarak, böylesi bir suç varsa onun utancını duymak zorunda kalacak ve eğer iftira ise o utancı duymasına neden olan iftiranın elbette hesabını sormak hakkına sahip olacaktır.

İfade özgürlüğünü sınırsız kabul etmek, demokrasinin sınırsızlığını kabul etmekle eşanlamlıdır. Demokrasiyi anarşizimden ayıran da budur. İfade özgürlüğünün sınırsızlığı, ifade anaşisinin kaynağı olur.

Ülkemize pamuk ipliğiyle bağlı o yazar, Avrupa’dan gelmesi olası Nobel armağanı düşüyle ifade hakkını kötüye kullanmıştır. AB’nin gücenmemesi için, yargının onun için açılacak davadan vazgeçmesi de hukuk için utanç verici bir olaydır.

Söz konusu armağan uçup gidince “Türkiye’de yaşamaktan utanç duyduğunu “açıklayan o kişi bu kez “Türk olmaktan gurur duyduğunu” söylemeye yeltenmiştir ki, asıl bu satırları yazan kişi (Ali Nejat Ölçen) onunla aynı yurttaş olmaktan utanç duyduğunu açıklamak zorundadır.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail