Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 63 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE DOĞALLIK ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

Ali Nejat Ölçen-Sokrates, acaba yanılıyor muyuz, bizler seni hep doğallığınla tanıdık. Ya da seni bize öyle tanıttılar. Doğallığının kaynağını öğrenmemizde sakınca var mı, bilemiyoruz. Nedenini sorma bize. Öylesine kuşku ve sıkıntı içindeyiz ki, ülkemizde doğallıktan öylesine uzaklaştık ki, bizleri yönetenlerin bu denli yapay, bu denli sanal ve bu denli doğallıktan uzak olduğunu söyleselerdi inanmazdık. İşte şimdi, gerçeğin ne olduğunu görüyor ve bireylerin doğal olamayışlarının nedenini bilmekten yoksun düşüyoruz. Söyle bize doğallık nasıl sağlanır? Doğal olmaya öylesine gereksinmemiz var ki.

Sokrates:
Sorunuza şaşırdığımı söylemeliyim. Doğanın en değerli ögesi olan insanlar neden doğal olmakta sakınca görsünler. Sizler neden doğal olmaktan uzaklaşmaktasınız, asıl, benim sizlere sormam gerekir. Doğal olmanın zararı mı var?

-Haklısın Sokrates. Bizler bir zamanlar doğaldık ve doğal olmanın erdemini yaşamaktan da mutluyduk. Bizleri yönetenler de bizler kadar doğaldı. Fakat şimdi, ne olduysa oldu, doğallığın yerini yapay davranış biçimleri aldı. Özellikle de bizleri yönetenlere o nedenle güvenemez olduk. Onlar kendilerini başka gezegenden gelmiş gibi üstünlük taslayan davranışlarıyla bizleri ürkütür oldular. O yüzden sana geldik. Ne yapacağımızı bilemez olduk.

Sokrates:
Şimdi daha iyi anlıyorum. Sizler, kişilerin olduğu gibi görünmelerini ve göründükleri gibi olmalarını istiyorsunuz. Bir başka deyişle sizler, yönetenlerin kimliklerindeki ikilemi yadırgıyorsunuz. Doğru mu anladım?

-Evet Sokrates, yüreğimizden geçenleri okuyor gibisin. Bizleri yönetenlere güven duymakta kuşkuya düşmemizin nedenidir bu. İkilemli kişiliklerini gördükçe kaygılanıyor ve hangisinin kendisinin kişiliği olduğunu anlamakta güçlük çekiyoruz.

Sokrates:
-Bizlerin çağında güçlü olan güçlüydü, güçsüz olan da güçsüz. Hiç kimse, güçsüzken kendisinin güçlü olduğunu kanıtlamaya gereksinim duymazdı. Şimdi anlıyorum ki, yönetimin üst katlarına tırmananların doğal olmayışlarının temel nedeni, kendilerine yeterince güvenmemeleri, aldıkları kararların gerekli olup olmadığını kestirememeleri ve bulundukları konuma bilinç altında layık olmadıklarını anlamalarıdır. Öyleleri, isteseler de doğal olamazlar. Kişilikleri yeterince gelişmediği için kendilerine güven duymaları olanaksızdır. Kendisine güvenmeyenler, başkalarına da güvenemezler. Yönetimin üst katlarına tırmanmış olmaları, onların kendi üstünlüklerinin, kişiliklerindeki gelişmenin sonucu olmadığı için, o yerde kalıp kalmamanın korkusu içinde yaşarlar. O yüzden, eleştiriye dayanık-lıkları yoktur. Kızarlar ve tepki gösterirler, beğenil-memek, dünyalarının yıkılmasına neden olur. Saldırgan olmalarının nedenidir bu. Sabırsızdırlar. Zihinlerinde de algıladıkları olay ve olgular tek boyutludur. Onun sadece bir yanını görürler. Kendilerindeki eksikliği, gizlemek zorunluğunda kaldıkları içindir ki, tavırları, üstünlük duygusunun maskesi ile donatılmıştır. Onların kendilerinden üstün olanlara da tahammülleri olamaz.

-Evet Sokrates, ülkemizde bizler işte öyleleri tarafından yönetiliyoruz. Söyler misin bize, yazgımıza egemen olan, kötü yönetimin örneklerini sergilerken bile bunu başarı sayan ya da başarıymış gibi sunan o bireyleri yönetimden nasıl uzaklaştırabiliriz? Bu konuda çaresizliğin acısını duyumsadığımızı söylemek zorundayız. Neden onlar, yönetimin üst katlarına tırmanmayı beceriyorlar, bizler onların gerisinde kalıyoruz? Bağışla bizi Sokrates, yol göstermene gereksinim duyuyoruz.

Sokrates:
Kendilerini üstün görmeleri, üstün oluşlarından değil, tersine bilgi ve kültür düzeyinde geride kalmış olmalarındandır. Toplumun kültür düzeyi yeterince gelişmemiş ise, onların görünümlerinin etkisi altında kalır, o görünümün gerisindeki düzeysizliği sezinleyemez. Durum böyle olunca da, kendilerini üstün göstermeyi araç olarak kullanmayı sürdürürler. Sanıyorum yönelttiğiniz sorunun yanıtı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Yani onların doğal olmamaları, kendilerinin tercihleri sorunudur. Doğallıktan uzaklaşarak ancak, başkalarından farklı oldukları izlenimini uyandırırlar.

Buna karşın öyleleri vardır ki, doğallıkları onların doğaları gereğidir. Kendilerine güvenirler. Kültürleri ve zihinlerindeki düşün yetisi geniş kapsamlı, bir bakıma üç boyutludur. Zamanı, olayın kendisini ve onu ortaya çıkaran nedeni bir bütün olarak kavramasını bilirler. Öyleleri, kendilerini toplumdan ve doğadan soyutlayamazlar. Zaten güçlü oluşlarının kaynağında bilge kişilikleri, gerçekçi oluşları ve olayları “neden-sonuç” ilişkisi içinde yorumlamasını bilmeleri, geleceğe ilişkin öngörülerinin gerçekçilikle örtüşmesi yer alır.

-Şimdi anladık Sokrates. Ne zaman huzuruna çıksak, sorularımızın en gerçekçi yanıtını senden alıyor ve düşün biçiminden etkilenerek, kendimizi bilgilenmiş buluyoruz.

Bizleri yönetenlerin neden doğal olmamalarını şimdi daha iyi anlıyoruz. Doğallıktan uzaklaşarak yönetimci olmaktansa, yönetilmeye razı olarak doğallığımızı korumayı yeğleyeceğiz. Bu kararla ülkemize dönerken, bizleri yönetenlere şimdi farklı bir gözle bakacağız.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail