Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 63 Geri Tavsiye Et Yazdır


ATATÜRK VE CUMHURİYET.
İsmet Kemal Karadayı.

Kimi yerlerde “şaşkın” ya da “sapkın”, salon ya da gardırop Atatürkçülere de rastladık. Ayırımcılık ve yıkım isteyenlere de. Dönem dönem kimi zamanlarda, çıkarın, sahtenin, yalanın ardına sığınarak, Atatürk ve Cumhuriyet diye diye yerenleri de gördük. Kendimce kendime önce şu soruyu çok sordum: Türk’üm, Türkiye’liyim diyen insanların, acaba Atatürk’ün söylevini, demeçlerini okudular, incelediler mi? Atatürk İhtilali’ ni (Mahmut Esat Bozkurt), Suyu Arayan Adam (Şevket Süreyya Aydemir) Kutsal İsyan ve Kutsal Barış (Hasan İzzet Dinamo), Kurtuluş Savaşı Destanı ( Nazım Hikmet), Anadolu İhtilali (Sabahattin Selek), Türklerin Tarihi (Doğan Avcıoğlu), Türkiye: Bir Devletin Yeniden Doğuşu’nu (Arnold J.Toynbee) ve nihayet Şu Çılgın Türkler’i (Turgut Özakman) okuyup, dersler aldılar mı?

Cumhuriyetin kuruluş düşüncesi, Mustafa Kemal’de daha Harp Okulu sıralarında ve Balkan Savaşı’nın yapıldığı yıllarda başlamıştı. Bu düşünce 1789 Fransız Devrimi’nin getirdiği, yerli yabancı düşünür ve yazarların sunduğu, yenilikçi, çağdaş, devrimci donanımlarla, etkilerle gelişmiş, ülke koşullarına göre biçimlenmiştir. Büyük kurtarıcı, Kurtuluş Savaşını başlattığında, yeni Türk Devletini nasıl, ne tür yöntem ve yönetim biçimiyle kuracağını tasarlamış hatta en yakın arkadaşlarına bunu not ettirmişti. Onun Cumhuriyetinin ilkelerini iki ana grupta özetleyebiliriz.

1.Yapısal İlkeler:
a.Akılcı, gerçekçi düşünce; b.Bilimsellik, c.bağımsız devlet ereği; d. ulusal egemenlik; uygar ve çağdaş yaşam; e.laik, demokratik toplumsal ve halkçı, devrimci yöntem ve yönetim.

2.Karşıtlığı Karşılayan İlkeler.
a.Şeriat düzeni ve Mecelle hukukuna son; b. kul ve ümmet yerine yurttaş ve ulus kavramı; c. eskimiş, geçerliliği ve çağdaşlığı kalmamış geleneklerden arınma; d. uluslararası yenilikçi buluş ve e. gelişmelere,uyum;kişi, kurum, grup vb. ayrıcalıklardan vazgeçiş, bireyi içine alan top-lumsal çıkarları, tüzel olanı gözetiş.
Mustafa Kemal’in Cumhuriyetinin özüydü bu ilkeler.

Cumhuriyetin Kazanımları.
Yeni devletimizin yönetim biçimi Cumhuriyetin, getirdikleri arasında resmi dilin Türkçe olması, laikliği, tam bağımsızlığı içermektedir. Öteki dinamikleri iki bölümde inceleyebiliriz.

A.Hukuksal Dinamikler ve Getirdikleri.
Osmanlı’nın Gülhane Hattı Hümayunu’nu (1839) ,Islahat Fermanı’nı (1856), Kanun-u Esasisini (1879 ve 1909, 1916,1917), Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919), Erzurum Kongresi (23 Temmuz 1919), Sivas Kongresi (4 Eylül 1919) ve Misakı Milli Bildirisi (1920) izlemiştir. İlk Anayasa “Teşkilatı Esasiye Kanunu” başlığını taşır. 20 Ocak 1921 gün 85 sayılıdır, 23 maddeden oluşmaktadır. Ankara’daki Büyük Millet Meclisince kabul edilen bu Anayasa’da henüz “cumhuriyet” ve “devlet başkanı”, “dil” ve “laiklik” ilke ve sözcükleri yer almış değildi. İlk maddesi şeyleydi: Hakimiyet bila kaydü şart milletindir. İdare usulü, halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi usulüne müstenittir. 23 Ekim 1923 gün 364 sayılı yasa ile birinci maddeye “Türkiye Devleti’nin hükümet şekli Cumhuriyettir” tümcesi ve ikinci maddeye de “Türkiye Devleti’nin dini, din-i İslamdır. Resmi dili Türk-çe’dir” tümcesi kondu. 20 Nisan 1924 gün 491 sayılı ve 105 maddeli Teşkilatı Esasiye Kanunu, Ankara’yı “Mer-kez Kenti” yapmış, ilk kez “vazifei teşriye, vazifei icraiye, vazifei kazaiye” denilerek “güçler ayrılığı” ilkesine yer verilmiştir. Bu Anayasa’da 10 Nisan 1928 günlü değişiklikle “devletin dini, din-i İslamdır” tümcesi kaldırılıp, yerine “laiklik” ilkesi ve 3 Şubat 1937 günlü değişiklikle de ikinci maddeye “Türkiye Devleti, cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devrimci ve inkilapçıdır” tümcesi eklenmiştir.

27 Mayıs 1960 devrimiyle gerçekleştirilen, halk oylamasıyla kabul edilen 9 Temmuz 1960 gün 334 sayılı 1961 Anayasası ( ki 1969, 1970, 1971, 1973 de ek değişiklikler yapılmıştır), Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerini pekiştiren, yenilikçi, çağdaş, devrimci yürüyüşe uygun kuruluşlar, ilkeler getirmiştir. Örneğin, 2.madde şöyle:” Türkiye Cumhuriyet, insan haklarına ve Başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan milli, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir”

Bu Anayasanın “Başlangıç” bölümü ise aynen şöyledir:

”Tarih boyunca bağımsız yaşamış, hak ve hürriyetleri için savaşmış olan; Anayasa ve hukuk dışı tutum ve davranışlarıyla meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı direnme hakkını kullanarak 27 Mayıs 1960 Devrimi’ni yapan Türk Milleti: Bütün fertlerini, kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde, milli şuur ve ülküler etrafında toplayan ve milletimizi, dünya milletler ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak milli birlik ruhu içinde daima yüceltmeyi amaç bilen Türk milliyetçiliğinden hız ve ilham alarak ve Yurtta Sulh Cihanda sulh ilkesinin, milli mücadele ruhunun, millet egemenliğinin, Atatürk devrimlerine bağlılığın tam şuuruna sahip olarak, insan hak ve hürriyetlerini, milli dayanışmayı, sosyal adaleti, ferdin ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve teminat altına almayı mümkün kılacak demokratik hukuk devletini bütün hukuki ve sosyal temelleriyle kurmak için; Türkiye Cumhuriyeti Kurucu Meclis tarafından hazırlanan bu Anayasayı kabul ve ilan ve onu, asıl teminatın vatandaşın gönüllerinde ve iradelerinde yer aldığı inancıyla hürriyete, adalete ve fazilete aşık evlatlarının uyanık bekçilerine emanet eder”.

Bu Anayasa ile getirilen yeniliklerden kimileri: Hukuk devleti.. Sosyal adalet.. İnsan hak ve özgürlükleri.. Dünya uluslarına ilişkin haklarda eşitlik.. Demokratiklik.. Düşünce, inanç, bilim, sanat, basın, toplantı, çalışma ve sözleşme, sendika kurma, kooperatifleşme özgürlükleri.. Senato ile çift meclis.. Milli Güvenlik Kurulu.. Merkez ve Yerel Yönetimler.. Memur Güvencesi.. Özerk Üniversite.. Hakim güvencesi.. Yüksek Hakimler Kurulu.. Yüksek Savcılar Kurulu.. Anayasa Mahkemesi.. Planlı ekonomi ve Devlet Planlama Teşkilatı.

7 Kasım 1982 gün 2709 sayılı Anayasa’ya gelince (ki, 1987’den başlayarak bugüne kadar değişiklikler yapılmıştır) “12 Mart 1971 Muhtırası”nı tamamlarcasına, çoğaltılmış gereksiz ayrıntılar içinde hak ve özgürlüklerin kısıtlamasına yer verilmiş; 24.maddesinde, “din kültürü ve ahlak öğretimi, ilk ve orta öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır” tümcesi konularak, laikliğe, dolayısıyla çağdaş anayasallığa aykırı bir uygulama getirilmiştir… Çift meclisin senatosu kaldırılmış, 3. maddeye “milli marş”, 90. maddeye de “millet-lerarası anlaşmaları uygun bulma” yargısı konmuştur. Ve “kanun hükmünde kararname”, Yüksek Öğrenim Kurumu (YÖK ), kurulmuş ve Türk Tarih ve Dil kurumlarının yapısı ve işlevi değiştirilmiştir.

B.Ekonomik,Politik, Sosyal Yaşantılar.
Kemalizm ya da Atatürkçülük, diyoruz. Yani halkçı, toplumcu, devrimci ya da “devlet sosyalizmi”. Atatürk’ün onayı ile dönemin Adalet Bakanı bu kavramları şöyle tanımlıyor: “Özel mülkiyeti tanıyan, ne ki insanın insan tarafından sömürülmemek ve ulusal kalkınmayı başarmak için devlete ekonomik işlerde, her türlü girişlimde toplum yararına denetleme yetkisi veren yöntem”

Mustafa Kemal de, 14.8.1920’de Baku Doğu Ulusları Kurultayı görüşmesinde “Biz Bolşevik değiliz, halkçıyız. Halkçılık, bolşevizmle ters düşmez” demiştir. Ve bir başka zaman “Bolşevizm, kendi ulusu içinde mağdur olan halk sınıfını göz önünde bulundurur. Bizim ulusumuzun ise henüz sınıfı yoktur. O, bütünüyle mağdur ve mazlumdur” diyerek “ulusal demokratik devrimde karar kılmıştır. “Ulusal yapıya uygun bu görüş o sıralarda silah ve para yardımında bulunan Lenin ile onun elçisi Aralov bunu doğru bulmuş ve “kuruluş, kurtuluşu” alkışlamışlardır.

Sosyalizm ile Kemalizm’in ilkeleri birbirinin karşıtı değildir. Her ikisi de insan için bilime dayalıdır, inancı yönetime karıştırmaz, emperyalizme karşıdır, emekten ve tüzel paylaşımdan yanadır,devletin bağımsızlığını savunur, uluslar arası ilişkilerde barışı ve karşılıklı anlayışı öngörür. Kemalizim’de sınıf egemenliğinin olmayışı, onun ülke koşullarına uygun sosyalizmi uygulamaya engel değildir. Kaldı ki yıllar önce, yazmıştım:”Atatürk yaşa-saydı, CHP için “Sosyalist Cumhuriyet Halk Partisi”derdi. Sosyalizmi sıfırlayanlardan gerçek Kemalist, Kemalizm’i sıfırlayanlardan gerçek sosyalist çıkmaz, demiştim. (Cumhuriyet, 6 Mayıs 1995). Atatürk’ün söylevinde, demeçlerinde “Serbest parti” denemelerinde, devrimci ve halkçı çözüm arayışlarında, çağdaş ulusalcılığından çıkarılacak sonuç başka ne olabilirdi ki.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail