Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 54 Geri Tavsiye Et Yazdır


CHP'YE İKİ MEKTUP

Dumrul Ölçen'in CHP Genel Başkan Yardımcısı Algan Hacaloğlu'na 2004 yerel seçimlerinden 8 ay önce gönderdiği yazıyı okuyucularıma sunuyoruz: :

Sayın Algan Hacaloğlu
CHP Genel Başkan Yardımcısı
Ankara 9.9.2003

Sizinle iki kez görüşme girişimlerime karşın bu olanağı bulamadım. Öyle anlaşılıyor ki, gündeminiz, işleriniz yoğun. Kolay değil, elbette ki bizler için uğraşıyor, didiniyorsunuz ve bizleri yönetmeye aday bir parti yöneticisi konumundasınız. Özür diliyorum ama, şu çelişkinin çözümünde bana yardımcı olursanız çok sevineceğim. Gündeminiz yoğun ve sizler bizler için koşturuyorsunuz, seferber durumdasınız ama bizler sizlere bir türlü ulaşamıyor, aramızda oluşturduğunuz protokol duvarını bir türlü aşamıyor, dertlerimizi, sorunlarımızı size aktaramıyoruz. Sizler mi bir başka ülkede yaşıyorsunuz, yoksa bizler mi? Veya başka bir vatandaş tipi var da siz sürekli olarak onlarla mı ilişki kuruyorsunuz? Seçim dönemleri hariç, hiçbir politikacının, merkez veya yerel yöneticilerinin bizlere gelip "ey vatandaş halin nicedir, ne yapıyor, ne düşünüyorsun" dediğini duymadım. Kazara biz yollara düşer de, yönetilenler olarak, yöneticilerimize ulaşmaya çalışsak, ne mümkün! O zaman akla şu geliyor, bizler bahaneyiz, bir anlamda konu mankeniyiz ve belli bir yaş grubunun üstü bir kısım seçkin ( ki onları bizim seçtiğimiz de söylenemez) emeklilikle vakit geçiriyor, sürekli gündemde kalarak kendi kendini tatmin ediyor. MEDYA, basın peşlerinde; şairin dediği gibi güzel şey yaşamak ve tanımak. Bir kısmı da ek olarak ülkeyi soymakla meşgul, halk ne umurunda.

Sayın Hacaloğlu, vatandaş hangi partiye oy vermiş olursa olsun, bir mağduriyeti, bir sıkıntısı olduğu zaman partisini veya partiyi yanında görebilmeli, derdini anlatabilmeli, çözüm umabilmeli. Veya her hangi bir konuda kafasında çözemediği bir sorun olduğu zaman, bilgilenmek gereksinimi olduğu zaman, doğru ve objektif bilgileri partiden alabileceğini bilmeli. Parti yol gösterici olmalı. Halk yararına politika yapmanın olmazsa olmaz koşulları bunlar diye düşünüyorum. Bilmem bana katılıyor musunuz? Parti - vatandaş ilişkisinde, kanallar kapalıysa, başka bir deyişle vatandaşa ayıracak zaman yoksa, bizi bizsiz yönetme mucizesini nasıl gerçekleştirebileceksiniz? Bizler için nasıl doğru politikalar belirleyebileceksiniz? ( Bu arada parti genel merkezinizin yer seçimini kimler yapmış; Ankara'nın bu zor ulaşılan, tenhadaki sırça köşkünü kimler parti merkezi için satın almış ise, onları da kutlamak istiyorum, fakat bir bildikleri varmış demek ki)

Evet sayın Hacaloğlu, bana kırılmadığınızı umarım, ama bu satırları karalarken bile bu mektubun okunmasını bırakın, elinize geçeceğinden bile kuşkuluyum. Neyse, okuyacağınızı varsayıp yazıyı sürdürüyorum Görüşme olanağı bulsaydım, neler söyleyecektim, merak etmediğinizi de biliyorum, tavrınızdan, ilginizden anlaşılıyor ama yine de bunları yazılı olarak bir biçimde size aktarmaya karar verdim. Her hangi kişisel bir talebim yoktu, Babam Ali Nejat Ölçen'den dialoğu aynen aktarıyorum: Baykal yönetimindeki CHP'de ulaşabileceğim, görüşebileceğim bir yönetici ismi istedim. Sizi önerdi. Oldukça çalışkan, üretken olduğunuzun da altını çizdi. Bu nedenle size yöneldim.

Neydi derdim? 2004 yılında yerel seçimler vardı, CHP ne düşünüyor, ne planlıyordu, bizlere yansıyan bir şeyler yoktu. Fakat bizler ülke adına dertlenmeye başlamıştık. 2004 yılındaki yerel seçimler ülke için, CHP için çok önemli bir viraj niteliğinde olacaktı. Parti yönetimi ise ne ölçüde bu işin bilincindeydi, nasıl bir strateji izlenecekti. Doğrusu meraklanmaya , biraz da kaygılanmaya başlamıştım. Parti yönetimi, genel seçimlerde barajın altında kalan bir partinin, oy oranını % 19'a çıkarması belki bir başarı olarak değerlendiriliyordu ama oyların önemli bir bölümü,"aman şu parti gelmesin" diye verilen oylardı. Sonuçta % 19 oy alınmıştı ama CHP muhalefette kalmış ve AKP tek başına iktidar olmuştu.

2004 yerel seçimleri önemli bir kilometre taşı. AKP yerel seçimlere iktidarda olmanın avantajı olarak girecek. Oylarını arttırırsa, bir başka deyişle yerel seçimlerde de çoğunluğu sağlarsa, bu sonuç CHP için sonun başlangıcı olacak. CHP ne yapmalı? Büyüklerimiz daha iyi bilir ama, vatandaş olarak görüşlerimi, çokta merak etmediğinizi bildiğim halde, biraz da işgüzarlık yaparak size aktarmak istedim.Yukarıki soruyu aslında şöyle sormak gerekiyordu: CHP ne yapmalı.

Sayın Hacaloğlu, lafı dolandırmadan bu soruyu yanıtlayayım. CHP daha önceki yerel seçimlerde izlediği politikaları kaldırıp çöpe atmalı. Eğer bunu yapmazsa, 12'ye 5 kala çalışmaları hızlandırır, sadece isimler üzerinde yoğunlaşır, işin uzmanlarını, kent plancılarını, mimarları, akademisyenleri, yerel yönetim emekçilerini dışlayarak yerel yönetimlerle uzaktan, yakından ilgisi olmayanları, oy getirir, tanınmışlıkları var diye vitrine çıkarırsa (ki Adnan Polat, Halil Ergün, Leyla Tekül gibileri anımsıyorum) veya partili diye birileri gündeme getirilirse ve seçim çalışmaları da diğer partilerin yaptığı gibi babadan kalma yöntemlerle halkı kandırmaya, göz boyamaya dönük vaat furyasıyla sürdürülürse, 2004 yerel seçimleri CHP için en iyi olasılıkla şerefli bir yenilgi olarak anılacaktır.

Sayın Hacaloğlu, çalışmalara üst düzey bir parti yöneticisinin koordinatörlüğünde şimdiden başlamak gerekiyor. Erken kalkan yol alır ,derler. Yerel Yönetim kadrolarının belirlenmesi, bu kadroların da bir an önce çalışmalar başlatması için (sadece propaganda anlamında söylemiyorum, ders çalışmak, hazırlık yapmak, tanımak, tanınmak için söylemiyorum) bir anlamda yerelleşmeleri için zaman gerekli diyorum. Ve yeni bir yerel yönetim politikası belirleyerek, yani uzmanlığı, bilimi bu seçimlere taşıyarak, ön plana çıkararak.. Adaylarınızın tümünün kanının da "0.RH. CHP"olması gerekmiyor kuşkusuz.

Görüşme isteğimin kaynağında bir başka olay daha vardı. TEDAŞ'da görevli bir arkadaşımız, bir orman yangınını engelledi diye 20 ay hapse mahkum olmuştu! Şaşırdınız her halde. Ama gerçek bu. Size konuyu belgeleriyle aktaracak ve ilgi, destek isteyecektim.Ama size ulaşamadım. Milliyet'ten Sn. Pulur'a konuyu aktardım., ilgilendi 21.8.2003 tarihinde, Milliyet Gazetesi'ndeki köşesinde yazdı. Medyayı, basını zaman zaman haklı olarak eleştiriyorsunuz ama, onlar da olmasaydı ne yapardık.

Umarım başınızı ağrıtmadım. Olabildiğince özetlemeye çalıştım. Bin zahmetle de olsa vatandaşlık görevimi yerine getirdiğim için de son derece mutluyum. Aslında CHP ile ilgili olarak konuşacak .çok şey var ama sizler vatandaşla iletişim kurmadığınız, böyle bir gereksinmeyi duymadığınız ve vatandaşa kulak vermediğiniz sürece, tartışmak, bizlerle birlikte doğru politikalar saptamak, CHP'yi bir yerlere taşımak mümkün olmayacaktır. İyi günler diliyor, saygılar sunuyorum. Başarı dilerlerimle; çok ihtiyacınız olacak.

Dumrul Ölçen.

Dumrul Ölçen'in, CHP Genel Başkan Yardımcısı Algan Hacaloğluna başvurusu yanıtsız kalırken, AKP'nin Çankaya İlçe Başkanı Ali Özkaya imzalı bir anket formu tüm evlere bir görevli tarafından dağıtılıyor ve sözlü ya da yazılı yanıt isteniyordu. O anket formunda üç grup halinde şu sorular vardı :

1.Sizce mahallenin en acil çözüm bekleyen üç sorunu nedir?
2.Tespit etmiş olduğunuz sorunları gidermek için neler öneriyorsunuz.
3.Sorunların giderilmesinde siz, gönüllü olarak destek verir misiniz.
Adres,telefon numarası vb.

CHP kapılarını kapatırken, AKP bireylere en bilimsel yoldan ulaşmanın, sorunları halk katılımıyla çözmenin çarelerini arıyordu. AKP'nin bu davranışı acaba CHP'ye ders olur mu bilemiyoruz.

Değerli bilim adamı, Sivas'ta Cumhuriyet üniversitesinin kurucusu ve 12 yılı aşkın rektörlük görevini başarı ve özveriyle sürdüren Prof.Dr. Muvaffak Akman'ın CHP Genel Sekreterliğine gönderdiği yazıyı ibretle okuyacaksınız. CHP'nin ona gönül verenlerde düş kırıklığı uyandırmasına hakkı var mı diye düşüneceğinizi sanıyoruz. Ülkenin ekonomik ve siyasal hatta yönetsel bağımsızlığını korumakta, Cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkmakta bu partinin bu denli kayıtsız kalması bağışlanabilir mi?

CHP'yi Mustafa Kemal Atatürk'e şikayet etmek için Anıtkabir'e giden millet vekilleri geç kalmadı mı? Kurultayda genel başkan adayı olabilmek için delegelerin % 20'sinin yazılı önergesini koşul koyan tüzük değişikliği yapılırken deredeydiler? CHP 'yi ilkelerinden ve halktan soyutlayan yönetim tutkunu bireylerden arındırmak artık yurtseverlik görevi olmaya başlamıştır.

***

CHP Genel Sekreterliği
Çevre Sokak No.36
Çankara-Ankara. 6.Mart 2004

Ben ve eşim, Türkiye Cumhuriyeti'nin çok partili demokrasiye geçtiği tarihten beri yapıla gelen tüm genel ve ara, yerel seçimlerde CHP'nin daha önce aldığı başarısız sonuçlara ve partinin başındaki sorumlu mevkide bulunan genel başkan Sn. Deniz Baykal'a rağmen hep CHP'ye oy verdik. En son 3 Kasım 2002 "genel" ve 28 Mart 2004 "yerel" seçimlerde de bu tutumumuz değişmedi; yine oyumuz CHP'ye gitti. Esasen annelerimiz, babalarımız ve yakın akrabalarımız da sağlıklarında hep CHP'li kaldılar.

Ancak, CHP'de artık bir yeni genel başkan ve bir çok yeni yöneticilerin sorumluluk üstlenmesi gerektiğine - diğer bir çok kimse gibi- inanıyoruz. Bu tarihe kadar girdiği tüm seçimleri kaybetmiş olan ve 28 Mart'taki hezimetten sonra hala seçimlerden başarıyla çıktığını avunmaktan geri kalmayan Sn.Deniz
Baykal'ın artık bir an önce, kendisine, CHP'ye ve Türk halkına daha fazla zarar vermeden genel başkanlıktan istifa etmesi gerektiğine bütün kalbimizle inanıyoruz. Kanımıza göre, CHP'nin yeni bir yönetim anlayışına, genç, birleştirici, "ayırımcı-hizipçi" damgasını yememiş bir yeni genel başkana ihtiyacı vardır. Bizim en yakın arkadaşlarımıza karşı savunamadığımız Sn.Deniz Baykal'ın dürüstlüğüne ve bilgisine rağmen, artık bu görevden ayrılmasının zamanı gelmiştir, diye düşünüyoruz.

CHP'nin geçmişi güven veren ve gelecek için umutlandıran, gerçekten halkçı, zenginlerden çok muhtaç halk kitlelerinin beklentilerine yanıt verebilecek, halk kitlelerinin beklentilerine yönelik, sosyal, ekonomik projeler üretip, uygulayabilecek, verdiği sözleri tutacak, laik bir sosyal demokrat parti için umut verebilecek bir genel başkana (ve bazı yöneticilere) gereksinim var, diye düşünüyoruz. Halk, yeni kan, yeni bir umut arıyor; doğal olarak, bizim gibiler de.. Sn.Baykal CHP'nin başında bulunduğu sürece (ömrümüz elverirse) bundan sonra hiçbir seçimde CHP'ye oy vermeyeceğiz ve buna partimiz adına çok üzüleceğimizi belirtmek istedik. Doğal olarak bu davranışımız herkesi bağlamaz. Yurt çapında anlam taşımayabilir. Fakat bu konuda bir anket yapılırsa, bizim gibi düşünenlerin çok ta az olmadığı anlaşılacaktır. Saygılarımızla.

Prof.Dr.Muvaffak Akman..

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail