Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 66 Geri Tavsiye Et Yazdır


O ADAMA (!) YANIT

Mustafa Altıntaş Prof. Dr.
Gazi Üniversitesi.

Türkiye'nin en önemli sorunu, ne Kürt, ne Ermeni,ne Kıbrıs, ne AB sorunudur. Bunlardan daha önemli olan sorun, Türkiye’miz ile kavgalı, Cumhuriyetimizin temel taşlarını oynatmaya niyetli ve kararlı, onunla hesaplaşmayı amaçlayan bir siyasal parti tarafından yönetiliyor olmasıdır. Meşru siyasal iktidar tarafından mahkum ettirilmeye çalışıldığını gören yabancılar, Türkiye'nin üzerine abanmakta, geçmişte kalmış olması gereken hesaplaşmalarını yeniden masaya yatırmaya yeltenmekte, T.C ile hesaplaşma cüretini göstermekte; bu türden saldırı ve haksızlıklara karşı çıkması gereken siyasal iktidar öncülük etmektedir.

Bunun son örneğini, İzmir'de düzenlenen ve Cumhuriyetimizin temel ilke ve yönelme-lerini mahkum ettirmeyi amaçlayan "AB İlişkileri ve Türkiye İlişkilerinin Toplumsal Etkileri" konulu panel oluşturmakta. Paneli düzenleyen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), toplumsal etkiyi görünce, önceki girişim-lerinde olduğu gibi, birkaç adım geriye kaçarak konuş-macı olan konuklarını, düşündaşlarını ortada bırakarak, hatta karşı tavır takınarak, siyasal ve hukuksal sorum-luluğunu örtbas etmeye çalışmıştır.

AKP "nu, defasında, Washington';da, Brüksel'de, Ankara'da, Diyarbakır'da yineleyip durmaktadır. Son hamlenin ortada bırakılanı Atilla Yayla adlı bir öğretim üyesi. Türkiye'de üne ve paraya ulaşmak isteyenlerin son zamanlarda yinelediği bir yönteme baş vurarak, belki de hiç yeri ve gereği yokken, sözü Atatürk ve Kemalizm'e odaklayarak, derin ve bilimsel (!) çözümlemelerde bulunmuştur. Yöntem, kendi özgün niyet ve istemlerini dürüstçe açıklamak yerine, akıllarından geçirdikleri AB üzerinden AB'ye gönderme yaparak, AB ağzından dile getirme biçiminde olmuştur. 1930'larda Avrupa'da tek adam yönetiminin egemen olduğu (Hitler, Mussolini, Franko, Salazar vb) görmezden gelerek, 1925-1945 dönemini, "tek adam yönetimi" diye suçlayarak, uygulanan politikaların Türkiye'yi gerilettiğini, bu dönemin uygarlığı çözen bir süreç olduğu benzeri değerlendirmelerde bulunmuştur. Amacını da ";Kemalizm'i tartışmak istiyorum" diyerek ortaya koymuştur.

Yayla ve benzerleri, günümüzün "Küresel Tekfuru Bush ve benzerlerin" görmez, onların Dünya halklarına ve Türkiye'ye dayatmalarına, saldırılarına, aşağılamalarına karşı çıkmaz ve onları tartışmaya yanaşmazken, tarihe ve toplumumuzun yüreğine, duyun-cuna, bilincine yerleşmiş Atatürk ve Atatürk ilke ve devrimlerinin sonucu olan Türkiye Cumhuriyetini sürekli olarak "çarmıha germeyi" bir kutsal görev olarak üstlenmektedirler. Bunu da, zora düştüklerinde ;bilim adamı, ;düşünce özgürlüğü benzeri kavramlarla örtbas etmektedirler. Gerçekte ne bilim adamlığı, ne demokratlıkla, ne düşünce özgürlüğü ile ilgileri de yoktur. Örneğin, bu tür adamların düşünce ve düşünceyi açıklama özgürlüğü adına, en son Fransız Meclisi'nin almış olduğu ve Ermeni soykırımı olmamıştır demeyi yasaklayan yasaya karşı çıktıklarına tanık olmadık. Örneğin bunlar, AB fonları ile Türkiye'yi mahkum ettirmeye yönelik siparişlerin gereğini yerine getirirken, "ABD ve AB etiketli küresel işgalcileri, katiller, işkenceciler, ırza geçenler, insanlık suçu işleyenler" hakkında rapor düzenlememişlerdir. Kural'ları efendilerine karşı çıkmamaktır.

Atilla Yayla'nın "O adam" dediği ve anıtına bile katlanamadığı ve Türkiye'yi geriye götürme ve uygarlıktan koparma ile suçladığı dönemi öven iki belgeyi burada belirmek istiyorum. Bunlardan ilki, 12 Ocak 1934 günü Yunanistan Başbakanı Venizelos tarafından Nobel Barış Ödülüne Mustafa Kemal Atatürk'ümüzü aday göstermesidir. İkincisi ise, bu önermeden 45 yıl sonra UNESCO Genel Kurul' nun oy birliğiyle almış olduğu karardır. Cüneyt Koryürek'in 15 Kasım 2006 günlü Cumhuriyet gazetesinde anımsattığı belgede Venizelos, Atatürk'ü ve yaptıklarını şu sözlerle değerlendirmektedir: Mustafa Kemal Paşa'nın ulusal hareketinin başarıya ulaşması ve Türkiye Cumhuryeti'nin kurulması, yediyüz yıl süren ";haç ile hilal" arasındaki hoş görüsüzlüğe ve istikrarsızlığa son vermiş; teokratik bir rejimle yönetilen ve çökmekte olan bir imparatorluktan güçlü ve yaşam dolu,çağdaş ve ulusal bir devleti doğurmuştur.

Büyük devrimci M.Kemal Paşa'nın atılımlarıyla sultanların mutlakiyetçi rejimi devrilmiş ve devlet gerçek olarak laikleştirilmiştir. Bütün bir ulus, çağdaş uygarlık düzeyine erişme istenci ve kararlılığı ile gelişmeye, Türkiye'nin bugünkü etnik yapısına uygun reformlarla, barışın sağlamlaştırılması hareketi ile birlikte koşmuştur. Türkiye, bugün Ortadoğu'da gerçek bir barışın öncüsü durumuna gelmiştir. Barışın yaratılmasının değerli katkılarına borçlu olunduğu insan ise, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başkanı M.Kemal Paşa'dan başkası değildir.

UNESCO Genel Kurul' da 156 ülkenin oybirliğiyle aldığı kararda Mustafa Kemal Atatürk';ü şu biçimde tanımlamaktadır: 1.Uluslararası anlayış ve barış yolunda çaba harcamış üstün insan, 2.Olağanüstü bir devrimci, 3.Sömürgecilik ve emperyalizme karşı savaşan ilk lider, 4.İnsan haklarına saygılı, 5.Dünya barışının öncüsü, 6.İnsanlar arasında hiçbir renk, din, ırk ayırımı gösterme-yen eşsiz bir devlet adamı, 7.Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu. Yabancı devlet adamları ve uluslararası örgüt kurulları tarafından yukarıdaki biçimde değerlendirilen Atatürk';e ve O'nun gerçekleştirdiklerine saldıranların gerçek niyeti, kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'ne düşmanlıktır. Onları çileden çıkaran bazen da adamlıktan çıkartan neden, onca içten ve dıştan çabalara karşın yıkılmayan, gerçek sahiplerinin direnci ile yaşamını sürdüren Atatürk devrim ve ilkelerine dayalı laik,demokratik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetinin varlığıdır.

Mustafa Kemal Atatür';ü ve gerçekleştirdiklerini, demokrasi ve insan hakları benzeri kavramların arkasına sığınarak vurmaya, toplumun gözünden düşürmeye çalışan aymaz ve sapkınları akla ve duyunca çağırmak için, Çanakkale'de toprağa düşmüş düşmanların annelerine seslenişini örneklemek isterim: Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Göz yaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız, bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler. Ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra bizim evlatlarımız olmuşlardır.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail