Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 66 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


ADD'LİLERE AÇIK DİLEKÇE

Ali Nejat Ölçen

Bugün Atatürkçü Düiünce Derneği (ADD) nin Merkez Yürütme Kuruluna yönelik eleştirilerde haklılık payı olduğu yadsınamaz. Kimi eleştirilerin sert biçimle ileri sürülmesine karşın, ADD ilkelerine bağlılığın eleştirileri gündeme getirdiği gerçeği de görmezden gelinemez. Fakat, acaba bu eleştirilerin kaynağında, ADD ilkelerini savunanların yanılgısı yok mudur? Genel Kurul'da bugün yakındıkları kişilere çoğunluğun güven duyarak yönetime seçtiklerini yadsıyabilirler mi? Emekli Jandarma Kuvvetleri Komutanı, Kurultaydan 9 gün önce ADD'ye üye olarak, yüzünü o toplantıda gördükleri kişiye oy vermeyi içine sindirenlerin şimdi onu değil önce kendilerini eleştirmeleri gerekmez mi? Sorun şudur?

Atatürkçü Düşünce Derneği'nin üyelerinde Mustafa Kemal Atatürk'ün ;yaşam, düşün ve davranış biçimini özümseyen kaç kişi vardır sorusuna kim yanıt verebilir. Önemli olan O'nun sağladığı kazanımlara sahip çıkabilmek ve ";bilimle, bilgiyle, bilgelikle, sabırla ve inançla, tarih bilinciyle, kızgınlığa kapılmadan, öfkelenmeden" sahip çıkabilmektir. Mustafa Kemal Atatürk'ün Sivas Kongresinde, Heyet-i Temsiliye'ye üye seçiminde sondan ikinci sırada oy aldığını ve en yakın dava arkadaşlarının O'na oy vermediğini anımsayanımız var mı? ABD ve de İngiltere yanlısı olanlara öfkelendiğini gördünüz mü? O, amaca öfkelenmeden, kırıcı olmadan ulaşmayı bilen tarih bilincinin adamıydı. O, biçimin özü zedelediğini gözden uzak tutmayan devrimciydi.

Bu yazıyı yazan kişiye (Ali Nejat Ölçen'e ) ulaşan e-mail iletilerindeki eleştirilere düşünsel düzeyde hak verirken, biçim ve amaç yönünden o eleştirilerin aynı zamanda özü zedelediğini düşünmektedir. Bu tümcedeki "öz";sözcüğünün açıklığa kavuşturulması gerekir. ADD için öz, Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyetine ve o Cumhuriyeti yapılandıran kurumlarına, o kurumları temellendiren öğretiye sahip çıkabilmektir. Öfkelenmeden, sabırla, örgütlenerek, zamanı geldiğinde hangi yönde oy kullanılacağını bilerek. Böyle davranılırsa, Mustafa Kemal Atatürk'ün kişiliği yaşatılmış olur. Çünkü O'nun tarih bilincinin dayanağı "zaman" kavramıydı. Zamanı en iyi kullanmasını bilen devlet ve siyaset adamıydı o. Zamana egemen olmayı, zamanın altında ezilmemeyi ve zamanı ne zaman kullanacağını biliyordu. Nasıl biliyordu? Olayların diyalektiğini kavradığı ve neden-sonuç-karar üçgenini zamana bağladığı için biliyordu. O'nun determinizminde zaman, devrimlerinin alt yapısını oluşturuyordu.

ADD üyelerine sesleniyorum, zamanı kullanmayı bilmeyenler, onu boşuna kullananlar Atatürkçü olabilir mi? Atatürkçü olmak bir etiket sorunu değildir. O kavramda öz, biçime yenik düşemez. Şimdi asıl konuya değinmenin zamanı gelmiştir. Genel Kurul toplantılarımızda, düşünce, tavır yönünden Mustafa Kemal Atatürk'e yaraşır davranış biçimi sergileyebildik mi? Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimlerine özde bağlı olmakla sözde bağlı olmak arasındaki farkı sezebildik mi? Buna olumlu yanıt verebilir miyiz? O halde karşınızdakinden değil, kendinizden yakınmanız gerekmez mi? ADD'nin tüm üyelerinin öz eleştiriye gereksinimi var. ADD'yi dernekçilik oyunundan kurtarmadıkça, gerçek Atatürkçü olunamaz. AB'den her ne amaçla olursa olsun proje alınmasına bu satırları yazan kişi karşıdır.

Bu satırları yazan kişi AB'ye de karşıdır. Fakat karşı olmak karşı olmakla gerçekleşemez. Karşı olmanın üşünsel alt yapısını, gerekçesini, karşı olmanın biçimini ve yöntemini saptamadan karşı olmak sadece karşı olmakta kalır. Karşı olmanın stratejisi olmalıdır. Karşı olmanın nesnel ve diyalektik özü ortaya konmalıdır. Karşı olmak bir duygu ve coşku olgusu olmamalıdır. Karşı olmak bir inanç olayı da olmamalıdır. Karşı olmak onu antiteze ulaştırmayı gerektirir. ADD kendi kendisini tahrip etmeden, toplum karşısında saygınlığını ve güvenilirliğini yitirmeden, iç sorunlarını çözebilmeyi bilmelidir. Sizlere, bugün yakındığınız Genel Yönetim Kurulunun seçimine gidilirken bir üyemiz yazılı metin dağıtmıştı. O metinde şu tümceler yer alıyordu:

Emperyalizm, çağımızda artık tüm "Küremizi" istiyor. Serpilip gelişerek, küreselleşti. "Bilişim Devrimi" nin kaçınılmaz, karşı konulmaz doğal sonuçları olarak sunuluyor. Bu doğru mu acaba? Kendini "küreselleşme" adıyla saklayan süreç, gerçekte nedir? Emperyalizmin 21.yüzyıl türetimi değil mi?

Bu soruları dağıttığı metinde tartışmaya açtıktan sonra, ADD'nin konumunu ve işlevini şöyle açıklıyordu:

430 şubesi, yüzbin dolayındaki üyesiyle ADD, yurtdışı şubeleriyle birlikte hatırı sayılır bir antiemperyalist, tam bağımsızlıkçı saf oluşturmaktadır. AB-ABD bağlaşıklığı ile yürütülen iğrenç emperyalist kumpası korkusuzca ulusa anlatmaktadır. Anadolu'yu karış karış gezerek, Aydınlanma'nın çoban ateşlerini yakmak.

"ADD';nin Genel Kurul toplantısında dağıttığı metinde Prof. Dr. Ahmet Saltık da aynı yöntemi kullanıyordu. Kaç oy aldı dersiniz. En sonda. Asıl sorun burada, sizlerde."

Mustafa Kemal Atatürk'te ikinci kez Samsun';a gittiğinde, Ali Nejat Ölçen, o yıl Samsun-Dumlupınar ilkokulunun ikinci sınıfındaydı, 1930) Türkocağı'nı ziyaret ederek gençlere şunları söylemişti: Demokrasinin ne olduğunu, halka anlatmak bilhassa sizin vazifenizdir. Halkçılığın ne olduğunu, esaslarını, neden ibaret bulunduğunu, halkçıların ne gibi vazifeler deruhte etmek mecburiyetinde kalacaklarını madde madde izah etmek lazımdır. Cumhuriyeti, onun icaplarını yüksek sesle anlatın. Cumhuriyet prensiplerini sevdiriniz. (Kaynak:Türk Yurdu, 1930,sayı 37). Acaba bugün onun bu önerisini ne ölçüde uyguluyoruz. Buna olumlu yanıt verebilir miyiz?

.Saygılarımla. A.N.Ölçen.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail