Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 67 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


TBMM’NİN GİZLİ CELSELERİNDE MUSTAFA KEMAL.

Ali Nejat Ölçen

TBMM’nin gizli celseleri, devrim tarihinin kendisidir. Mustafa Kemal’in Osmanlı devletinin yıkıntısı üzerinde çağdaş bir Cumhuriyet Devletinin sadece nasıl kurulacağını değil, fakat aynı zamanda o devletin kurumlarının nasıl yapılandırılacağının çözümlerine de rastlanır ve Mustafa Kemal’in ödün vermeyen kişiliğinde çelişkisiz düşünceyi nasıl sergilediğini de görürsünüz.

Çelişkisiz düşünce aynı zamanda bireyin kendisine güvenini, düşüncesine saygısını ve gerçekle yüzleşmekten korkup çekinmediğini de ortaya koyar. Bugün bizleri yöneten siyasal kadroların ve kamusal yönetime atadığı bireylerin, doğru ve gerçekçi düşünmekten kendilerini alıkoyan nedeni, gerçeklerle yüzleşmekten çekinmeleri, korkmalarıdır. Düşüncelerindeki çürüklüğü, geçersizliği görmekten ürktükleri içindir ki, eleştirilere karşı öfkelenirler.

Bugünkü devlet ve siyaset adamları, TBMM’nin 1920’li gizli celselerini inceledikleri zaman, hiçbir devlet adamının Mustafa Kemal kadar eleştirildiğine tanık olamazlar. Mustafa Kemal o eleştiriler karşısında neden kızmaz ve öfkelenmez? Çünkü o, düşüncesinin gerçekçiliğine , geçerliliğine, gerekliliğine ve yararlı olduğuna inanmaktaydı ve eleştiri yönetenleri ikna etmesi de o nedenle kolaylaşıyordu.

Devleti yönetme savında olanlar, doğu, gerçekçi, yararlı ve gerekli olan düşünceyi yaratacak yetenekte olmalıdır. Bu yeteneğin bir bölümü genetiksel olsa bile, önemli bölümü sonradan edinilebilir. Okuyan ve okuduğunu sorgulayan zihin, o yeteneği yaratmakta güçlük çekmez.

Bugün ülkemizi yöneten kadroların eleştirilere dayanıksızlığı düşüncelerindeki çürüklükten, inançlarının zihinlerine başkaları tarafında yerleştirilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Düşünceyi düşüncenin kendisi çelişkilerinden arındırıyorsa ve düşüncenin toplumsal yararı ve gerçekçiliği öylelikle ortaya çıkıyorsa, inanca dönüşmesi olanağı doğar ve kişi o inancı için yaşamsal özveriyi bile göze alabilir.

Mustafa Kemal böyle biriydi. Ayrıntı ile geneli bütün-leştirmesini biliyordu.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya karşı ilk eylemsel karşı çıkış, 26 Aralık 1337 (1921) günlü gizli celsenin 132.birleşiminde “Harp Encümeni Fevkaladesi” ( Ola-ğanüstü Savaş Kurulu) oluşturulmasına ilişkin yasa öne-risi ile gündeme girmişti. Mustafa Kemal Paşa’nın başkomutan olarak savaşın kazanılmasında yeterince etkin olamayacağı varsayımına dayanıyordu bu yasa önerisi.Özellikle gerekçesinde :

Müdafaai memleketin iltizam ettiği umur ve hidematın (işlerin ve hizmetlerin) en seri bir surette ifa ve ikmali etrafında Mecli-i Ali’de düruldiraz cereyan eden münakaşat (tartışmalar) ile bu bapta verilen takrirle hülasa ederek müsbet bir esası müzakere hazırlamak üzere Müdafaai Milliye, Dahiliye ve Hariciye Encümenlerinden teşkil buyrulan encümeni mahsusamız üç günden beri tetkik ve tamiki ( araştırma) ile meşgul olduğu bu esasa göre nihayet merbut (ilişik) kanun projesini izhar neticesine vasıl olmuştur, deniyordu.

Bugünkü dilime dönüştürürsek, Ülkenin savunmasının gerektirdiği işlerin ve hizmetlerin en hızlı biçimde yerine getirilmesi ve tamamlanması çerçevesinde Yüce Mecliste yapılan tartışmalar ile bu konuya ilişkin verilmiş önergeleri temel olacak biçimde Milli Savunma, İçişleri ve Dışişleri Komisyonlarından oluşan bir Encümende üç gün süren görüşmeler sonunda bir yasa projesini sunmanın sonucuna ulaşılmıştır.

Açıkça, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, ülkenin savunması için gerekenleri yerine getiremiyor o nedenle Mecliste bir savaş kurulu’nun yasa ile oluşturulması öneriliyordu. Bu yasa önerisinin 1.maddesi, hemen tümüyle Mustafa Kemal Paşa’nın başkomutan olarak aldığı ve uyguladığı kararları denetim ve gözetim altında tutmayı amaçlıyordu. Madde şöyleydi:

Orduların takviyesi ve müdafaai memleketin iltizam ettiği (gerektirdiği) bütün ihzarat (hazırlıklar) ve imalat ve munakalat (ulaşımlar) ile bu umurun tanziminde müessir (yararlı) olan sair Vekaletler muamelatının (işlemlerinin) en müsmir bir şekilde ve ahengi tam dairesinde tedviri maksadıyla Encümeni Harp Fevkaladesi teşkil olunmuştur.

7.madde de “Müdafai memleketin iltizam ettiği (gerekli gördüğü) umur ve muamelatı gerek kendi arasından aza göndermek, gerek Meclisten aza talep etmek suretiyle takip ve mürakabe ettirir, koşulunu öngörüyordu. .

Büyük Millet Meclisini kuran ve o Meclis tarafından Başkomutan olarak seçilen Mustafa Kemal Paşa’nın murakabe (denetim) altında görev yapacağını sanmanın yanılgısına düşmüştü bu yasa projesini hazırlayan grup. Zaten Başkomutanlığın kararlarının nasıl denetileceği de belli değildi. Savaşın stratejisine ve ordu birliklerini cephenin neresinde ne yoğunlukta bulunması kararına nasıl müdahele edebilirdi bu Harp Encümeni Fevkaladesi?

Yasa Önerisini imzalayanlar arasında Yunus Nadi de vardı. Erzurum Milletvekili ve Hariciye Encümeninin Reisi Cemalettin Arif’in imza edenler arasında bulunmasını yadırgamıyoruz çünkü o Hüseyin Avni Bey ile birlikte her zaman Mustafa Kemal’e karşı çıkmayı alışkanlık haline getirmişti. Fakat nasıl oluyor da Yunus Nadi de onlar arasında yer alıyordu?

Mustafa Kemal’in gizli celsenin son birleşiminde söz aldığını görüyoruz. (9 Ocak 1922)

O gün, kızmadan, öfkelenmeden şunları söyler:

Bu şekli idarede (bu yönetim biçiminde) Hükümetin yürümesi imkanı yoktur, dediler. O halde şayanı tenkit olan şey, teşkilatı askeriye değildir. Teşkilatın başında bulunan insanlar olmak lazım gelir ve yahut müttehiden (birliktr) bunlar faidi bahş edememektedir (yarar bağışlayamamaktadır) Niçin daha iyi yürümesin, deniyor. Efendim, bu en mükemmel bir teşkilattır ve ben Başkomutan sıfatıyla söylüyorum ki, başka türlü bir teşkilat ile bir iş yapmak isteyen varsan Başkumandanlıktan istifa ederim.


Karargahın harp karargahı olmasından bahsediliyor. Meclis Reisi, rüesayı mevcudenin reisi tabiisidir.
( Mustafa Kemal Paşa, aynı zamanda Millet Meclisi’nin de başkanıydı) Kıtaatı askeriye ile temasta bir garp cephemizin karargahı vardır. Gidip te o cephe karargahında oturamaz. Bir köyde oturamaz. Başkumandanlık karargahı burasıdır. Hakikat ve isabet buradadır.(Millet Meclisi’nin savaşın karargahı olduğunu açıklıyor)

Milli Mudafaa Vekili Refet Paşa da yaptığı uzun konuşmasında (3.1.1922) hemen her gün soru önergelerine yanıt vermek için cepheyi terk ederek Meclise gelmekten yakınmış, şunları söylemişti:

Maalesef işler istediğim gibi gitmedi. Bir de buna encümen ilave ettik. Encümenin ne olacağını arz ettim. Encümen onuncu günü çürüyecektir. Sonra encümenle aramızda ihtilaf (anlaşmazlık) çıktığı vakit ne olacaktır. Bir defa encümende her gün dedikodu olacaktır. Sonra buraya geleceğiz gürültü olacaktır. Sonra encümen bu işi aşkla deruhte edemez (üstlenemez), çünkü mesul değildir. Üzerinde mesuliyet olmayan insanlar, hakikaten her hangi bir iş için.azamiiami saylerini (çabalarını) pek az sarf ederler.Eğer arkadaşlar, varsa, bu sizin söylediğiniz şekilde yapacak ise pekala..Ben hemen hazırım.Heyeti Vekileyi değiştirelim.

Mustafa Kemal’in de daha önce aynı düşünceyi ileri sürdüğünü görüyoruz: 9.1.1921 günlü gizli celsenin 145.oturumunda şunları dile getiriyor:

Arkadaşlardan birisi diyor ki, Riyaset makamını Başkumandanlık vazifesini bunların hepsini bir adam yapabilir mi? Hepsi bu adamın üzerindedir. Bu adam bunların hepsini yapabilir mi? Efendiler, benim üzerimde belki ismen bir çok vazife vardır. Fakat bu vazifeler hep sizindir. Mukarreratınızı (kararlarınızı) tebliğ etmekten ibarettir. Heyeti Vekile mukerreratının altına bir imza koymaktan ibarettir. Beni işgal edecek, beni yapmaktan men edecek başka bir vazifem var mıdır? Başkumandanlık sıfat ve selahiyetiyle benim haiz olduğum vazife doğrudan doğruya Erkanı Harbiyei Umumiye Reisi,Heyet-i Aliye muvacehesinde mes’ul olmak hasebiyle onun dahi sıfat ve selahiyeti yalnız fevkalade zamanlarda, fevkalade tedbirlere yarayacak. Sizin selahiyetinizi istimale memur bir adamım. Başkumandan, top, tüfek altına gidip kumanda edecektir. Yoksa ben cephenin gerisinde oturacak bir kumandan değilim, diğer hususat dahi böyledir. Müdafaai Milliye ile benim alakam var mı? Fakat buna ait vazifeyi de yapan arkadaşlarım bulunuyorsa efendiler, Meclis Riyasetinden de, Başkumandanlıktan da (çekilmeye amadeyim) (Gürültüler,mesele yoktur sesleri) Meclis Riyasetinden de Başkumandanlıktan da çekilmeye hazırım. Ve benim mevcudiyetim memleketin menfaatine zarar iras ediyorsa ısdar buyrulacak karara bila itiraz ittiba edeceğim (bağlı kalacağım) ,şarta muallak olarak (Gürültüler)

Bugünün siyaset adamlarına ve özellikle iktidardaki bakanlık görevinde bulunanlara Mustafa Kemal’in bu davranış biçimi ders olmalıdır. “Ben cephe gerisinde oturacak kumandan değilim” diyor. Ve ekliyor görevi yapacak arkadaşım varsa Meclis Başkanlığından da Başkomutanlıktan da ayrılmaya hazırım. Şimdi sormak gerekir hanginiz işgal ettiğiniz koltuktan ayrılmaya hazırsınız?

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail