Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 67 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


HİRANT DİNK’İN ARDINDAN.

Ali Nejat Ölçen

Prof.Dr.Sayın Ahmet Saltık’ın gazeteci yazar Hirant Dink’in öldürülmesini alçakça gerçekleştiren kişileri kınayan e-mail iletisine yürekten katılıyorum. (Bu yazımız da 25 Ocak 2007 günü internete iletilmişti). Cinayetin, milliyetçi duygularla işlenmiş olması ayrıca bağışlanmayacak bir gaflettir. Milliyetçilik, ülkemizde savunma gereksinmesinden kaynaklanabilir, fakat, savunmasız kişileri öldürmenin aracı olamaz. Milliyetçilik ırkçılığa dönüştürülemez, ulusal bütünlüğü yadsıyan yönlere çekilemez, çekilmemelidir. Kendisini yurttaş kabul eden birey hangi inançta olursa olsun, Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyetinde eşit haklara sahip olma hakkına sahiptir ve güvenliğini korumak devletimizin başta gelen görevi olmalıdır. Hirant Dink’i yitirmemizin sorumluluğunu bugünkü iktidar taşımak zorundadır. Onun koruma-sız yaşamak istemesi, devletimize onu. Korumamak özgürlüğünü tanımaz. Bir yurttaşımızı alçakça işlenen cinayette yütirmemizin acısını tüm ulusumuz yüreğiyle paylaşmıştır.

Ulusumuzun Hirant Dink’in ölümü karşısındaki acıma duygusu ve bir babanın cinayeti işleyen oğlunu ihbar etmesi, ulusumuzun ne denli üstün muktesebata (kazanımlara) sahip olduğunun kanıtıdır.

Böylesi üst düzeydeki muktesebata, Avrupa Birliği ülkelerinden hangisi sahiptir. Hiç biri. Emperyalizm engeldir buna.

1.Gerçek bu olmasına karşın, Avrupa Birliği Muktesebatını Üstlenmemize İlişkin, Bakanlar Kurulu Kararı, 24 Mart 2001 günlü “mükerrer 24352 sayılı Resmi Gazete”de yayımlanmış, ulusumuzun kendine özgü muktesebatı ayaklar altına alınmıştır. O kararnamede Başbakan olarak halkçı Bülent Ecevit’in ve milliyetçi olduğu söylenen Devlet Bahçeli’nin Başbakan Yardımcısı olarak imzaları vardır. Ve o Kararnamenin pek çok satırında “Avrupa Birliği’nden “direktif” alındığı kabul edilmektedir.

Kararname -738 sayfadır ve 37.sayfasında:

“AB’nin şarap, doğal köpüren şarap ve suni köpüren şarap ile ilgili direktiflerine uyum kapsamında son 1,5 yıldır çalışmalar yapıldığı” yazılıdır.

Türkiye’nin bunca sorunu varken, şarabın doğal ve de köpüklü olanı Bakanlar Kurulunu nasıl ilgilendiriyor, bilemiyoruz. Anadolu ki, şarabın ilk keşfedildiği ülkedir, Avrupa buzullar altındayken. Ulusumuzun müktesebatı yadsınarak, ne olduğu bilinmeyen AB’nin müktesebatı benimsenirken, ülkemizi üye kabul etmeyen ve ulusal onurumuzu ve çıkarlarımızı küçümseyen, geleceği belirsiz (meçhul) o Birlik’ten direktif alacak kadar bir Bakanlar Kurulu Kararı, ulusumuzu küçük düşürmüştür. AB muktesebatını üstlenme Kararnamesinde imzası olan tüm hükümet üyelerini küçümsemeyi, kendi muktesebatını onrsal varlığımız saydığım ulusumuza karşı görev biliyorum.

2.Aramızdan ayrılan yurttaşımız Hirant Dink’in eşinin bir bebekten katil yaratan karanlığı sorgulamalıyız sözüne tüm yüreğimizle katılıyoruz. Zaten tüm ulusumuz, Hirant Dink’in arkasından acı içinde göz yaşlarıyla yürüken, aslında o karanlığı sorgulamıştı.

Fakat düşünmekten kendimizi alamıyoruz. Ülkemizi temsil eden 41 Büyükelçimiz ASALAtarafından alçakça öldürülürken, uygar sandığımız ve muktesebatını Bakanlar Kurulu Kararı ile üstlendiğimiz (!) Batı, acaba o karanlığı sorgulamaya gereksinim duydu mu? Ve Hirant Dink ile eşi, ASALA canilerinin de bebek iken nasıl katil olduklarını sorguladı mı? Alçakça katl edilen Büyükelçilerimiz için Batı dünyasında bir tek kişinin vicdanı sızladı mı? Ülkemize cenazeleri geldiği zaman kaç yurttaşımız onlar için göz yaşı döktü?

3.Yurttaşımız Hirant Dink’in arkasından göz yaşları dökerek acı içinde ilerleyen onbinlerin arasında “hepimiz Hirant’ız, hepimiz Ermeniyiz” sloganlarını sosyal psikolojinin etkisiyle

bir ölçüde kardeşliğin dışa vurumu kabul etmek olanaklıdır. Fakat, birkaç gün sonra Adana 5 Ocak Stadında topa tekme savuran sporcularımızın “hepimiz Ermeniyiz” pankartıyla alana çıkmayı tasarlamaları hoş görüyle karşılanabilir mi?

Ulusal bilinciten bu denli yoksun kalmanın bdelini Türkiye’mizin ileriki yıllarda nasıl ödeyeceğini bugünden kimse bilemez. Bir ulus yoksul düşebilir, ekonomik ve siyasal bunalımların içinde çaresiz kalabilir,siyasal iktidarları gaflet ve dalalet içine de düşmüş olabilir, bunların tümünün üstesinden gelmek olanaklıdır, eğer ulusal onurunu yitirmezse, Ulusal onur ile ulusal bilinç ikiz kardeştir ve birbirinden ayrılmaz, ayrıldığı zaman da o ülke kendi kendisini emperyalizme teslim etmiş olur.Sömürgeleşir. Hatta tarihin karanlığında yok olup gider.

Uluslar, kültürlerini yitirmedikçe onu hiçbir güç tarihten silemez.

4.Bu satırları yazan kiçi (ali Nejat Ölçen) ne mutlu Türk’üm derken ve bundan gurur duyarken, ırkçılığa olduğu kadar Türkçülüğe de karşıdır. Kürt yurttaşlarımızı kardeş kabul ederken, Kürtçülüğe de karşıdır. Ermeni yurttaşlarımızı kardeş kabul ederken, Ermeniciliğe de karşıdır. Ve Hirant Dink, “Türkten akacak zehirli kan” derken, onu gene de bağrımıza basabilir, onun yok oluşundan ötürü yüreğimiz sızlayabilir, çünkü bizim ulus olarak muktesebatımız bağışlayıcıdır. Çünkü bizler Batı gibi,emperyalizmi yaratıp onun kuklaları olmadık. Ve olmayacağız. 25.1.2006.

***

Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın ülkemizde “derin devlet”ten yakınmasın yadırgadıkları yazıp çizenlerin bu düşüncesine katılmıyoruz. Çünkü derin devlet, devletin yokluğunda ortaya çıkar. Bugün Mustafa Kemal Atatürk’ün Devleti- sahibini aramaktadır. AB’ye üye olmanın sevdasıyla. Bugünkü ve bundan önceki iktidarlar derin devletin yaratıcısı oldular.

Bir devletin adaleti işlemez, aksak ve geç işler, bir devletin ekonomisi ağır dış borç yükü altına IMF gibi bir kurumun ellerine teslim edilir, özelleştirme adı altında üretim araçları,yabancılara yok bahasına satılır ve yosuzluk, rüşvet ağıyla içten ve doştan kuşatılırsa bir devlet, onun bıraktığı boşluğu bir başka devlet dolduracaktır elbet.

Hirant Dink’in soruşturmasında yaşanan olumsuzlukların tümü ülkemizde derin devletin nesnel kanıtlarıdır.

İhlas Holdin’in TGRT adlı Televizyon kurumu, ABD Başkanı Bush’un sahibi olduğu olduğu söylenen Fox TVşirketine satılır ve buna Devlet kayıtsız kalırsa, elbette Hirant Dink’in katil zanlısı’nın bayrağımız önündeki fotoğrafı kaynağı çarpıtılarak görünüme yansıtılacak ve Hürriyet Gazetesi de bunu günlerce ilk sayfasında sanki öok önemli gibi vererek ve sonra da cinayet unutturulduğundan söz edecek, raitin tüm kutsak değer yargılarının üstünü örtecektir.

Bankalarımızı yabancı alıcılara yok bahasına satan bu iktidar, ülkemizin başına hangi çorabın örüldüğünün acaba farkında mıdır. Derin devletin ekonomisi, maliyesi, kendine özgü hukuku, yönetimi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yerini almaya başlamıştır ve bunun sorumlularının derin devletten yakınmaya hakları nyoktur çünkü derin denletin taşaronlardır.

Bir devlette, Bakan olan kişi kendisine bağlı bir kamusal kurumun yayımladığı tebliği İMF’ye “doğru olup olmadığını anlamak için” denetlettireceğini söylüyorsa o Bakanlar Kurulu üyesi de derin devletin mimarları arasına bilerek bilmeyerek giriyor demektir.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail