Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 68 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE KANI ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

-Sokrates yine sana gelip ne düşündüğünü öğrenmek istememizin nedenini biliyor musun? Kendimizi kandırmaktan, doğruyu yanlış, yanlışı doğru gibi algılamaktan usanç ve utanç duyduğumuz için sana geliyor, doğrunun doğru olup olmadığını, yanlışın yanlış olup olmadığı öğreniyoruz. Zihnimizde oluşan kanı, senin her zaman doğrunun neden doğru olduğunu gerekleriyle anlatmandan ve zihnimizdeki yanlışları gidermenden kaynaklanıyor. Söyle bize “kanı” ne demektir, zihnimize yerleşen kanılar, gerçeğin kendisi olabilir mi? Olabilirse, nasıl olabilir, anlat bize. Öylesine olumsuzluk içindeyiz ki, bizlerin zihinlerindeki kanılar mı yanlış ya da yanlışları kanı olarak zihnimize yerleştirmek te sakınca görmeyecek kadar kanılarla birlikte mi yaşamaya alıştırdık kendimiz?

Bu tür soruları belki yadırgayabilirsin. Fakat, ülkemizde bizleri yönetenlerin hangi kanıda olduklarını bilememenin onların kanılarıyla bizlerin zihinlerindeki kanılar arasındaki tutarsızlıkları yaşamanın sıkıntısı içindeyiz. Söyle bize, bizleri yönetenlerin kanılarındaki aymazlığı, gereksizliği, geçersizliği ve gerçeksizliği nasıl giderebilir ya da kanıları tutkularının dışında kalan, gerçeklere dayalın yönetim biçimine nasıl ulaşabiliriz, söyle bize.

Sokrates:
Sıkıntınızı anlıyorum fakat, nereden, nasıl bilirim ki, zihninizdeki kanıların hangisi geçersiz ve sanal, hangileri doğru ve gerçek? Genellikle zihinlerimizin vazgeçilemez ortak tutkusu vardır ve bu tutku, kimi varsayımlara bağlanmasına neden olur. Gizini çözemediği, yanıtını bulamadığı soruların üstesinden “kanı” yöntemiyle kurtulmaya çalışır. Bir zaman sonra o kanılar birbirine yapışır, birbirini tamamlar ve birey, zihnine yerleşen kanıların etkisi altında gerçekleri göremez, algılayamaz olur. Öylesi bireyler, kanılarının tutsağı olurlar. O halde kanılarımızı çok iyi tanımlamamız, çözümlememiz, gerçe-kçiliğini sorgulamamız gerekir. O zaman geçersiz kan-ılarımızı zihnimizden kovmanın gizini yakalamış oluruz.

-Fakat Sokrates, eğer kanılarımızın tutsağı olmuşsak, zihnimize yapışan kanıları nasıl sorgulayabiliriz? Önce o kanılar eğer geçersiz ise, zaten zihnimiz buna izin vermez.

Sokrates:
Madem ki bana böylesi bir soru yönelttiniz, o halde sizler, zihninizdeki kanıları sorgulamaya başladınız demektir. İşte zihni sorgulamak budur ve eğer zihninizi sorgulamaya başlarsanız, dalında çürümüş meyveler gibi o kanıların zihninizi terk ettiğini göreceksiniz. Aslında kanıların geçersizlerinin yerine gözlem ve deneyimle geçerli, doğru ve yararlı kanıları yerleştirmenin yöntemini bulmuş olursuzuz. Zaten sizlerin çağındaki bilimin tanımı da budur. Zihni sorgulamakla başlar bilimsel düşünce. Ve bilimsel düşünce, gereksiz ve geçersiz kanıları zihinden kovmanın yöntemidir de aynı zamanda..

-Bağışla bizi Sokrates, bilimin ne olduğunu biliyoruz da, bilimsel düşüncenin ne olduğunu kavramakta güçlük çekiyoruz.

Sokrates.
Bilimin kaynağıdır bilimsel düşünce. Düşüncenin bilimselliğini kasıtlamıyorum.. Bir düşünce, bilimsel olmaya bilir, sezgisel olabilir. O sezgisel düşünceyi bilisel düşünceye nasıl dönüştürebilir siniz? Buna yanıt verebiliyorsanız, bilimsel düşünceyi oluşturmaya başlamış-sınız demektir. Düşüncenizi sorgulamanız, o düşüncenin doğru ve gerçek olup olmadığından kuşkuya düşmeniz, onu içsel çelişkilerinden arındırmaya çalışarak, gerçeğe yakınlaştırmanız bilimsel düşüncenin kendisidir. Bilim, o bilimsel düşüncenin doğru, geçek ve de her zaman doğru ve gerçek olduğunu kanıtlayan yöntemin kendisidir.

-Evet Sokrates şimdi anlamaya başladık. Bizleri yönetenler, zihinlere yapışmış düşüncelerini sorgulamaktan yoksun kalan bireylerdir, öyleyse. Fakat, niçin zihinlerinde ki o düşüncelerin sorgulamasını yapmıyor ya da yapamıyorlar?

Sokrates:
İnsanların en korktukları şey, zihinlerindeki düşüncelerin yanlış olduğunu görmeleridir. Hele o düşünceler katılaşmış, esnekliğini yitirmiş yani, inanca dönüşmüşse, onları zihnin kıvrımları arasından çıkarıp atmak güçleşir; kimileri için de olanak dışıdır.

-Evet Sokrates, bizleri öyleyse bilimsellik değil, dogmalar yönetiyor demektir. Bizleri yönetenler, zihinlerine yapıştırıl-mış düşüncelerin gerçek ve doğru olmamasından korkuya kapılanlardır öyleyse. Onları, bu aksak yönetim biçiminden nasıl kurtulabiliriz?

Sokrates:
Bu soruyu asıl benim sizlere sormam gerekir. Sizleri dogmalarıyla yönetmeyi sürdüren kadrolardan nasıl kurtulacaksınız? Sakın bu soruma “demokrasi ile” türünde yanıt vermeyiniz. Çünkü bu yanıt yanlış olmasa bile eksik olur. Yetersiz kalır. Asıl bir bütün olarak toplumun zihinsel gücünün belli bir gelişmişlik düzeyine ulaşması yanı, toplumu oluşturan bireylerin büyük çoğunluğunun bilimsel düşünceye yatkın zihinsel olgunluğa ulaşması gerekir. Biz buna demokrasi kültürü diyoruz. Demokrasi kültürünü yaratmadan zaten demokrasiye gereği kadar sahip olamazsınız. Demokrasi bir hukuk sorunu olduğu kadar aynı zamanda bir kültür sorunudur. Sizler, bu kültürün yarattığı demokrasiyi özümsediğinizde, bugün yakındığınız kadrolar zaten yakınmayacağınız bilinç düzeyine ulaşmış olurlar.

-Evet Sokrates,şimdi daha iyi anladık. Bizlerin zihinlerindeki kanıların hemen tümü zihinlerimizin bilimsel düşünceyi kavramamış olmasından kaynaklanıyor. Ve toplumumuzun büyük çoğunluğu bilimsel düşüncenin erdemini kavrasalar, dogmaların bizleri yönetme olasılığı o denli azalır.

Ülkemize dönünce başta eğitim düzeni olmak üzere tüm verilerin yeni baştan düzenlenmesi gereksinimini bıkmadan yorulmadan ileri süreceğiz. Ta ki bizleri yönetenleri, bilimsel düşünceyi özümsemiş olanlar arasından seçinceye kadar.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail