Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 69 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE SİYASET ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat ölçen

-Sokrates, kimi zaman Araf’ta seni görmeğe geldiğimizde, zihnimizi kurcalayan soruları yöneltirken, utanç duyduğumuzu söylemeliyiz. Neden utanç duyuyoruz biliyor musun? Çünkü, kendi ürettiğimiz sorunlara kendimiz yanıt veremiyoruz. Öylesi soruları gündeme getirip, yaşamaktayız, diye düşünmekten de kendimizi alamıyoruz. Şimdi gene sana geldik. Siyaset nedir, nasıl olmalı, daha doğrusu nasıl olmamalıdır diye soru yöneltmek gereksinimi duyuyoruz, oysa bizler siyasetin nasıl olması gerektiğini bilmeliydik.Tersine, siyasetin nasıl olmaması gerektiği, nasıl olması gereğinden bizleri daha fazla ilgilendirmeye başladı. Siyasetin öyle olmaması gerektiğini düşünürken, öyle olmamasını olağan saymaya başladık. Siyaset yalan söylemek, kandırabilmek, haksız hak edinmek; demek ki böyle olmalıymış siyaset diye düşünenlerimiz arttı, çoğaldı. Zihnimiz karışık. Acaba bizler mi siyasetin ne olduğu bilemez olduk. Söyle bize Sokrates, siyaset nedir, nasıl olmalı ya da nasıl olmamalıdır? Zihnimizi kurcalayan, yanıt veremediğimiz bu soruyu, ülkemizde kime yöneltebilirdik ki. Hiç kimseye. Kimden doğru yanıt alabilirdik ki. Hiç kimseden. O yüzden sana geldik. Bağışla bizi, siyaset, gerçekten nedir?

Sokrates:
Böylesi bir soruyla karşılaşacağımı beklemiyordum.. Çünkü, 2300 yıl önceleri bizlerin yaşadığı dönemde, siyaseti, bizleri yönetenler uygular ve uyguladıkları da bizlere yarar sağlardı. O yüzden içimizde siyaset yapmaya yeltenenlerin sayısı, çok azdı ve bizler onlara saygı duyardık. Neden saygı duyardık? Çünkü siyaset, topluma iyilik getiren bir uğraş biçimiydi.

Bizlerin yaşadığı dönemde, toplumun katmanları ya yönetici ya yönetilen idi ve yöneticiler de bizlerin gözünde, doğru ile gerçek arasındaki ilişkiyi kurması-nı bilen kişilerdi.

Ben o dönemde sadece düşünen, düşündüğünü söyleyen ve söylediğini kanıtlamaya çalışan birey idim. Bana saygı duyanlar, benimle konuşmaya gereksinim duyanlar, doğrunun doğru mu olduğunu bilmek isteyenlerdi.

-Tam anlamadık Sokrates, siyaset, doğru ile gerçek arasında ilişki kurma becerisidir dediniz. Doğru olanın toplumsal, gerçek olanın doğa ile ilgisi var mı ki, böyle bir ayırım yaptınız? Yani siyaset doğa ile toplum arasındaki çatışmayı giderme becerisi mi? Sözlerinizden bu sonuca ulaştık, yanılıyor muyuz?

Sokrates:
Hayır yanılmıyorsunuz. Siyaset, bilgeliktir. Bilebilme, bilinmeyenleri bilinir duruma getirirken topluma yarar sağlama becerisidir. Zamanımızda, bilge kişiler, enin-de sonunda yönetimcilerin yanında yer alır ve yönetimin bilgelikle yerine getirilmesi koşulu yaratılırdı. Sözlerimden doğru sonuç çıkardığınızı düşünüyorum. Bu sözümle şunu belirtmek istiyorum ki, bilgelikle verilen karar doğru, gerçekçi olabiliyorsa, topluma yarar

sağlayabilir; tutarlı, güvenilir, yararlı ve geçerli olması olasılığı doğar. İşte bu nitelikteki kararlara varmak ve varılan o kararı uygulanır duruma getirebilmektir siyaset.

-Şimdiki dünyamızdan çıkıp ta Araf’ta huzuruna geldik Sokrates. Zihnimize yeni ve ayırdına varamadığımız kavramlar aşıladın. Siyaset, doğru, gerçek, gerçekçi ve geçerli karara ulaşabilme becerisidir diyorsunuz ve bu nitelikteyse o kararlarda tutarlılık koşulu yer almış olur savını ileri sürüyorsunuz. Eğer doğru anladıysak, gerçekçi ve bilge siyaset adamlarının tutarlı olması gerekir. Fakat nasıl oluyor da, ülkemizdeki siyaset adamlarının çoğunluğu tutarsız olabiliyor? Bugün böyle konuşup, böyle inanıyor, zaman geçince aynı kişinin eskisine zıt düşünüp konuştuğunu görüyoruz. Ve gittikçe de bu tür siyasetçilerin sayısı artıyor. Bunun nedeni ne olabilir?

Sokrates:
Yüreğinizdeki acıyı sezinliyorum. Siyaset toplum için, toplum adına, toplum ile birlikte iyiliği, esenliği, mutluluğu yaratma becerisidir. Bu beceriyi sergileyecek kişiler, kendi çıkarlarını gözetir ve siyaseti çıkarlarının aracına dönüştürürlerse, o zaman o uğraş biçimi siyaset olma niteliğinden uzaklaşır. Öylelerine “siyaset bezirganı” diyebiliriz. O kişilerde ahlak eksikliği vardır. Kendilerinin toplum karşısında saygın olabilmeleri olanaklı değildir. Belki bir süre için onları saygın kişiler olarak görebilirsiniz , fakat; kısa süre yüreklerindeki ezikliğin izlerine rastlayacaksınız ve onlar sizlerle konuşurken, gözlerinizin içine bakamazlar.

Onlar, siyaseti alınır satılır meta’ya dönüştüren soytarılardır. Siyaset alanındaki ömürleri kısa olur.

-Ne yazık ki, Sokrates, onlar çoğunluğu oluşturdukça, siyaset alanındaki geçerlilikleri kısalmıyor. Her zaman birbirine zıt siyasetin içinde yer alabiliyorlar. Onları siyaset alanının dışına itmenin olanakları da gittikçe daralıyor ve toplum, kime nasıl güveneceğini bilemez duruma düşüyor. Böyle olunca da toplumsal umutsuzluk, sorunların çözülemez biçimde düğümlenmesi sonucunu doğuruyor. O nedenle sana geldik. Siyaseti bu bezirganlardan arındırmak için ne yapabiliriz? Söyle bize, siyaset, nasıl yeniden saygın bir uğraş alanı olabilir? Ülkemizde siyasetin yozlaştığı süreci yaşamaya başladık. Siyaset adamları, tutarlı, güvenilir, gerçekçi, dürüst olmak zorunda değil midirler?

Sokrates:
Haklısınız. Bu sorularınıza nasıl yanıt vereceğimi bilemiyorum. Ülkenizde toplum, kendisine olan saygısını, kendisine olan güvenini ve kendisinde olan inancını yitirdi mi ki siyaset bezirganlarının çemberinden kurtulamıyor? Sizde kaygı yaratan ve ülkeniz yararını kişisel çıkarlarına dönüştüren o siyaset bezirganlarını sizler yaratmıyor musunuz, sizlerin arasından çık-mıyor mu onlar?Bu söylediklerim doğru ve gerçek ise

o zaman soruyu kendinize yönetmeniz, yanıtını kendinizin araması gerekmez mi?

-Evet Sokrates, korktuğumuz yanıtı aldık. Yalnız, zihnimizi değil yüreğimizi de tırmalayan gerçeği senden duymakla, bizlerin nasıl olmamız gerektiğini bizlere öğretmiş oldunuz. Evet o tutarsız, kaypak, güvenilmez, siyaset bezirganlarını bizler yaratıyor; sonra onlardan yakınmaya başlıyoruz. Öyleyse, önce bizler, tutarlı, dürüst, kendisine saygısını ve güvenini yitirmemiş toplum olmalıyız. İçimizdeki değerlerin değerini bilen kültüre sahip çıkabilmeliyiz. Böyle olunca, siyaset, kendisinde olması gereken erdeme kavuşur ve erdemsizlerin siyaset adamı olma olanakları daralır, öyle olunca da toplumu kandıramaz ve toplum da kandırılamaz olur. Evet şimdi daha iyi anlıyoruz, bizler kandırılmaktan hoşlandıkça ve kandırılmaya gereksinim duydukça, bizleri kandıranlar siyasetçiler olacak ve siyaset, kandırma becerisine dönüşecektir.

Ülkemize dönünce, siyaset bezirganlarının suratlarına haykırırken, ey toplum uyan, kandırılmaktan vaz geç, kandırılmayı bırak, gerçeklerle yüzleşmeyi öğren diye bağıracağız. Hem de sokak sokak, avaz avaz..

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail