Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 70 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


...

SOKRATES İLE HOŞGÖRÜ ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

-Sokrates, Araf’ta bile seni görmeden edemiyoruz. Bunun nedenini biliyor musun? Biliyorsun ve fakat alçak gönüllü bilge kişiliğin açıklamana engel oluyor. O halde bizler açıklayalım. Çünkü, hoş görülüsün. O hoş görünün gerisideki gücün, düşünsel yetine güvenmen ve ilkelerinden ödün vermektense, yaşamına son vermeyi yeğlemenden kaynaklanıyor.

Nedir hoş görü, söyler misin? Neden bizleri hoş görüsüzler yönetiyor? Onları hoş görülü yapmak olanaklı mıdır? Nasıl hoş görülü olabilirler? Söyle bize, hoş görünün ne denli az ve kıt olduğu bir ülkeden geliyoruz. Bu soruları sana yönelten bizler bile hoş görülü olmadığımızın ayırtındayız.

Nasıl hoş görülü olabiliriz? Düşüncemize ters düşen zıt-lıkları duyduğumuz zaman bunu hoş görüyle karşı-lamanın erdemine ulaşamadığımız için sana geldik. Hoş görülü olamamamızın nedeni nedir? O nedeni bilsek belki de hoş görülü olmanın gizini keşfedebiliriz.

Sokrates:
Hoş görülü olmayışınızdan kuşku duymanız, aslında hoş görülü olduğunuzu gösterir. Hoş görünün kaynağı, insanın kendisini sorgulaması, kusurlarını ortaya çıkarması, düşünce ve davranışlarındaki çelişkilerden korkmaması, onu görmesi, gidermenin yollarını aramasıdır. Hoş görü, sadece bu değildir elbet. Fakat, hoş görülü olmanın başlangıcıdır. Eğer, kişi kendisini sorgulayabiliyorsa, kendisinden korkmuyor demektir. Kendisinden kork-mayan, kendi kusurlarını görebilendir. Onu giderecek güçte olduğuna inanandır.

Öylelikle, kendi kusurunu görebilen kişi, başkalarının kusurunu hoş görüyle karşılayabilir. Hoş görünün kaynağında bir ögeyi daha görmüş olduk. Nedir bu öge? Bireyin kendisinden korkmaması, gücünün sınırını bilmesi, o gücü ne amaçla kullanması gereğini kavraması demektir.

-Tam anlamadık Sokrates. Bağışla bizi. Kişi, gücünü ne amaçla kullanması gerektiğini bilmelidir, diyorsunuz. Eğer, birey, gücünü topluma ya da başka bireylere karşıt kullanıyorsa, nasıl hoş görülü olabilir? Hoş görü, toplumun ya da başkalarının yararına saygılı olmayı gerektirmiyor mu?

Sokrates:
Elbette öyledir. Ne güzel söylediniz. Birey, kendi yararı ile toplumun ya da başkasının yararı arasındaki çelişkiyi gidermesi için önce özveride bulunması gerekir. Bu özveri bile hoş görünün içindeki temel ögeler-den biridir.

-Toplumun ya da başkasının yararını gözetirken kişi, kendi yararından vaz geçebilir, fakat; bu onun düşünce ve ilkelerinden de ödün vermesine yol açmaz mı?

Sokrates:
Bir bakıma bu sözleriniz bir gerçeği açıklıyor, fakat; o gerçeğin ne olduğunu bilmemiz gerekir. İlkelerimiz, toplumun yararına mıdır, topluma karşı mi? İlkelerimizin niteliği, hedefi nedir? Birey, kendisini sorgularken ilkelerini de sorgulamalıdır. İlke dediği inan kategorileri içinde hangisi doğrudur, gerçektir ve toplum yaranınadır? Doğayla çatışmakta mıdır? Böylesi üstün nitelikli ilkelere sahip çıkmak ve o sahipliğin getireceği sakıncalara direnebilmek, hoş görüye temel oluşturabilir Hoş görü, kurnazlığın değil, aklın ürünüdür. Hoş görü, kıskançlığın değil, sevginin, eşitliğin, ve kendini üstün görmenin değil, alçak gönüllülüğün ürünüdür. Hoş görü, zıt düşünceleri yadsımanın değil, ondaki yanılgıların sergilenmesine ortam yaratır ve o ortamı yaratabilen kişi hoş görülü olabilir.

Topluma yön vermeyi amaçlayan bireylerin görevi olmalıdır hoş görü. Hoş görünün içindeki güç, o güçün geçek, doğru ve yararlı kullanılmasından kaynaklanır.

Hoş görü, zıt düşün ve eylem sahiplerinin karşısına ikna yöntemi ile değil ve fakat, sabırla, bilgelikle ispat yönteminin kullanılmasını gerektirir. Bu yetiyi yaratacak olan, bilgidir, bilginin kaynağı ise, toplumsal yarar ve doğa gerçekleridir. Asıl olan gerçeği görebilmek ve yakalamaktır. Kimi zaman gerçekler doğrunun kendisi olmayabilir ve her doğru, gerçek olmayabilir.

-Tam anlayamadık, Sokrates, gerçek ile doğru arasında çelişki olabilir mi diyorsunuz? O zaman bu çelişkiyi hoş görü ortadan kaldırabilir mi? Yani hoş görü, her zaman çözüm müdür?

Sokrates:
Haklısınız. Hoş görünün de elbet sınırı vardır Sınırı olmayan sadece evrenin kendisi değil midir?Eğer evrenin sınırı yoksa, zamanın da sınırı yok demektir. Evren ve zaman dışında tüm varolanın sınırı vardır. İyiliğin, doğruluğun ve hatta erdemin de sınırı vardır. Bu sınırı biçimlendiren, maddenin koşullarıdır. Doğru ya da yanlış olanlar da, nesnelerin etkisinde kalan toplumun, biçim ve öz değiştirmesinin yani gelişmesinin ürünü-dür. O halde bu düşüncemde yanılgı yoksa, çelişki adını verdiğimiz çatışma, toplum ile doğa arasındadır. Hoş görünün de kendi sınırını bu çelişkinin içinde aramak zorundayız.

-Şimdi anladık Sokrates, hoş görünün sınırı derken, onun zamana göre gelişimini kasıtlamış oluyorsunuz, acaba doğru mu anladık?

Sokrates
Doğru anlamış olmanız, benim anlatım biçimimden değil, sizlerin yetisinden kaynaklanıyor. Ve bu da sizlerin ne denli hoş görülü olduğunuzu kanıtlıyor. Bu demektir ki, hoş görü de sorgulanmalı ve doğru, gerçek, yararlı olmayan kanılara kapılmamalı, açıkçası, bu temel ögelere ters düşecek sonuçlara boyun eğilmemelidir.

-Bir gerçek var ki, umutsuzluğumuzun nedeni olmaktadır. Bizleri yönetmek, yönlendirmek savıyla iş başına gelen birey ve kadrolar neden böyle hoş görüsüz? Kimi zaman neden hırçın, neden tutarsızlar? Onlar neden hoş görüden yoksunlar? Neden sadece kendi düşün ve kanılarının geçerli olmasını ön görmektedirler. Zihinlerindeki dünyanın dışında başka dünyaların da var olduğunu görmezden, bilmezden geliyorlar. Zihinlerindeki dünyanın geçerli, doğru ve yararlı olup olmadığını neden düşünmekten yoksun düşüyorlar? Onları hoş görülü yapmak olanağı yok mudur, Sokrates, söyle bize.

Sokrates:
Sizleri anlıyorum;bireyin zihni dogmalarla işgale uğramış ve o dogmalar, kendilerinin inancına dönüşmüş ise, hoş görülü olmaları olanaksızdır. Onlar sadece toplum için değil, doğa için de felakettirler. Eğer toplum onların yönetimine boyun eğecek kadar miskinleşmiş ise, bu daha da sakıncalıdır ve toplumun varoluşuyla çelişen tehlikenin kaynağını oluşturur. Toplumun bilinçlenmesi, kendi tarihinden kaynaklanan yaşam felsefesini sorgulaması, gerçeğin ve doğrunun, yarar ekseninde sentezini yaratacak düşünürlere sahip olması gerekir. Zihnini dogmaların işgal ettiği kadroların, sizleri yönetmek ve yönlendirmekten uzaklaşmasını sağlamanız gerekir. Hoş görünün bir tek hasmı vardır, zihni işgal eden ve ondaki aklı yadsıyan dog-malar, asılsız, geçersiz inançlardır. Dogmalarla hoş görünün barışık olmasını sağlayamazsınız.

-Ne denli haklı ve açık sözlü ve de yürekli olduğunuzu söylememize gerek var mı bilemiyoruz. Keşke ülkemiz-de senin gibi, doğru, geçek, yararlı olanın peşinden yıl-madan, bıkmadan yürüyenler, çoğalabilse.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail