Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 70 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


ENVER PAŞA’YI AKLAMA

Ali Nejat Ölçen

7 Ağustos 2007 günlü Hürriyet gazetesinde,Sy.Güneri Civaoğlu’nun Enver Paşa’nın torunu Osman Mayate-pek’in, Sarıkamış Savaşı’nda 90 bin askerin yaşamını yitirmesini abartı olarak niteleyen düşüncesine yer vermiş ve buna karşı yanıt, MEDYA’da sadece Milliyet gazetesi yazarı Hikmet Bila’dan gelmişti. (8.8.2007) “Son zamanlarda, Sarıkamış’ı bir başarı öyküsü gibi anlatma, onun baş sorumlusu Enver Paşa’yı kahraman gibi gösterme modası başladı” diyordu Hikmet Bila. Haklıydı.

Keşke sy Güneri Civaoğlu, bu modaya karşı çıkabilseydi. Aşağıda kendisine ilettiğimiz açıklama yazısını bulacak-sınız. Ne var ki, o açıklamamıza bir satırla olsun değin-medi. O nedenle de Türkiye Sorunları kitap dizimizin bu sayısında yer vermeye gereksinim duyduk. Tarihsel ger-çekleri ters yüz etmeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini tarihin kendisi kanıtlasın istedik:

Sayın Güneri Civaoğlu,

7.8.2007 günlü yazınızda, Enver Paşa’nın torunu Sy.Osman Mayatepek’in yer alan yanıtında, tarihsel gerçeklere ters düşen yanlışlıklar mevcuttur. Sy. Maya-tepek’in dedesi Enver Paşa’yı, savunmasının inandırıcı olabilmesi için, tarihsel gerçeklerle örtüşmesi gerekir. 1914 yılında Enver Paşa’nın israrıyla açılan Kafkas cephesindeki, savaş Osmanlı Devletinin çöküşünü hızlandıran koşulları beraberinde getirmiştir.

Son yıllarda Osmanlı Devletine özlem duyan bir akımın gündeme girdiği görünüyor. Bu akım, ABD ve AB tarafından Türkiye için öngörülen “Ilımlı İslam “ cüppesinin alt yapısını oluşturmayı amaçlamış olabilir. Sizi böylesi bir akımın yanında görmek isteyenlere karşıt, sizi bu satırlarımla rahatsız etmekteki titizliğimi bağışlayacağınızı umuyor, Sy.Mayetepek’ in savındaki yanılgıları bilgilerinize sunuyorum.

1.İçişleri Bakanı Talat Paşa, 20 Temmuz 1914 ‘te Erzurum Valiliğine gönderdiği yazıda:

Ordunun Rusya ile savaşa girmesinin Fransa ve İngiltere’nin de savaş kararı almasına neden olacağı ve başkent İstanbul’un bu tehlikeyi göz önünde tutarak sınır boylarında savaşa yol açacak çarpışmalardan özenle kaçınılmasını, bildirir .(Kaynak:Şerif Köprülü, Sarıkamış Cephesi Muhare-beleri , İstiklal Matbaası,1338,s.25-eski yazı)

İçişleri Bakanı, olası bir savaşa karşı bu denli duyarlı iken, Enver Paşa, Saray’a damat olmasının verdiği sanal güçle, IX Kolordu Komutanlığı’na “Seferberlik ilan edildiğini” bildirir. Boğazlardan geçerek Karadeniz’e giren iki Alman savaş gemisini kullanarak, Rus limanlarının bombalanmasına giriştiği zaman, Alman Genel Kurmay Başkanından başka Osmanlı Devleti’nde hiçbir yetkilinin haberi olmamıştı. Ruslar, kendi toprakları dışında savaşı kabul etmek amacıyla 1 Kasım 1914 günü saldırıya geçtiği zaman, 3.Ordu savaş hazırlıklarına başlamamıştı bile. Zaten o Ordu, savunma amacıyla eğitilmişti ve Edirne’den yola çıkıp üç ay sonra Erzurum’a ulaştığında bitkindi, askerlerinin ayağında pabuç ve üstünde giysi kalmamıştı. (Kaynak: Aziz Semih, Büyük Harpte Kafkas Cephesi Hatıraları, Erkanı Harbiye Matbaası,1934,s.4). Bu yanlış savaş stratejisini, Enver Paşa’ya, Osmanlı Ordusundaki Alman subayları önermişlerdi. Oysa o strateji yanlıştı, çünkü 3.Ordu, 54 taburu ve 1300 kılıcıyla Kafkasya’yı istila edemezdi. (Kaynak:Şerif Köprülü, a.g.e, s.4)

Enver Paşa, bu umutsuz savaşa Osmanlı Devletini niçin sürüklemişti? Nedenini, 3.Ordu’da Kurmay Başkanı olan Albay Felix Guse’nin anılarından öğreniyoruz. Avusturya cephesindeki Almanya ile savaşan Rusların o cephedeki güçlerini Kafkasya’ya aktaracağından Almanya’nın yükü azalacak, Osmanlı Ordusu tümüyle yenilgiye uğrasa bile Almanya zarar görmeyecekti. (Kaynak: Felix Guse, Büyük Harpte Kafkas Cephesi, Türk-çe’ye çeviri:Yarbay Hakkı, Askeri Mecmua, 1931, s.34). Böylesi yanlış ve zararlı stratejinin sorumluluğu Enver Paşa’nın omuzlarındadır.

2.Enver Paşa’nın Alman Muhibbi olmasından, Sultan Hamid II’de anılarında yakınmaktadır. Kafkas Cephesinde, Osmanlının savaşa sürüklenmesi kadar, uygulanan strateji de hatalıydı. Çünkü, Enver Paşa’nın o gereksiz savaşta, 3.Ordunun X.Kolordusunu kuzeyden ve IX.Kol-ordusunu güneyden (ikiye ayırarak) Bardiz alanında Rus Ordusunu kuşatıp imha etmeyi tasarlıyordu.

Harp okulunda hocası olduğu anlaşılan 3.Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’yı 16 Aralık 1914 günü, eleştirerek, “Sarıkamış’ta Rus Ordusunu yok edeceksiniz” biçiminde buyruk verdiği zaman aldığı yanıta aynı öfkeyle karşılık vermişti:Eğer hocam olmasaydınız, sizi idam ettirirdim”. (Kaynak: Muzaffer Taşyürek, Sarıkamış’ı Bilir misinizwww.enfal.deotarih60.htm)

Hasan İzzet Paşa, “Kışın harekat faciaya dönüşür, kış şiddetini yitirsin, yollar açılsın, düşmana haddini bildiririz” demişti. Ve de ne denli haklı olduğu kısa bir süre sonra anlaşılacaktı. Bu gerçeği gören ordu komutanı görevinden ayrılmış ve yerine Enver Paşa’nın emir kulu gibi davranan Yüzbaşı Hafız Hakkı atanarak, Sarıkamış faciasına ilk adım atılmış oldu. Bu olayda Enver Paşa’nın yanlışlıkları sayılmakla bitmez. Orduyu gençleştirmek için deneyimli 1200 subayı görevden alması da savaşın deneyimsiz ellere bırakılmasına neden olmuştu. Kendisi gibi Yüzbaşı Hafız Hakkı da savaşta, bir alay nasıl yönetilir, bilmiyorlardı.

Bir ordunun savaşta başarı kazanmasında, doğru stratejinin yanı sıra uygulamada iki koşulun gerçekleşmesi gerekir. Birincisi, askerin lojistik desteğe (donanım, beslenme koşullarına) sahip olması, ikincisi de haberleşme ağının kurulmuş bulunması. 3.Ordu bu iki olanaktan da yoksundu ve Başkomutan Vekili Enver Paşa tarafından savaşa sürülmüştü. Kurmay Başkanlığı görevini o savaşta üstlenen Albay Felix Guse’ anılarında şunları yazmıştır: (a.g.e,s.23):

Savaşa katılması tasarlanan 37.Tümen 1200 kilometre güneyde bir yaz günü Bağdat’tan yola çıkarak cepheye ulaştığı zaman, askerlerin hemen tümü entari giyinmiş oldukları için Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa tarafından Tutak’a geri gönderildi.

3.Enver Paşa’nın torunu Sy.Mayatepek, “3.Ordu’nun muharip gücü 75 000 iken, 90 000 asker yitirmenin olanaksızlığı”nı ileri sürmektedir. Ne var ki, onun bu savı, o savaşa girişteki anlamsızlığın sorumluluğunu Enver Paşa’nın omuzlarından uzaklaştırmaya yetmeyecektir. Çünkü, 150 000 muharip gücü olan 3.Ordunun komutanlığını Enver Paşa, Yarbay İsmail Hakkı’ya teslim ettiğinde, 29 Aralık 1914’ün sabahında mevcudu 12400’ inmiş, 138 000 askerimiz yaşamını yitirmişti. (Kaynak:Malkovisky, Umumi Harp’te Kafkas Cephesi, Türkçe’ye çeviri: Em.Yarbay Nazmi, Genel Kurmay Matbaası,1935,a.g.e, s.153 ve ayrıca Mareşal Fevzi Çakmak, Büyük Harpte Şark Cephesi Hareketleri,1936,s.230 ve Tevfik Sağlam, Büyük Harpte 3.Ordu-nun Sağlık Hizmetleri, Askeri Matbaa, 1941,s.31)

O umarsız savaşta donarak yaşamlarını yitiren askerimizin 90 bin oluşuna karşı çıkmak ve o sayıyı abartılı bulmak neyi değiştirecektir? 70 bin ya sa 50 bin olması, Enver Paşa’nın sorumluluğunda azalma mı sağlayacaktır? Moskova’da askeri müzede, Kurmay Başkanı Pietro-roviç’in yazılı anıları sergilenmektedir. “Hiçbir heykel-tıraş, buzdan kaskatı kesilmiş o askerleri tasvir edemez”, diye yazar ve devam eder: “Doğa’ya da, Başkomutana da, karşısındaki düşmana da isyan eden, fakat Tanrı’sına teslimiyetle bakan gözler, apaçıktı.” O yazının son tümcesi şöyledir:”Allahıekber dağlarında, Türk müfreze-sini esir alamadım. Bizden önce Tanrılarına teslim olmuşlardı”. (Kaynak:Muzaffer Taşyürek, Sarıkamış’ı Bilir misiniz?) Bir süre sonra kuşlar, donarak, yaşamları-nı yitiren askerlerimizin gözlerini oyacaklardır. Bu ger-çekler, Enver Paşanın kimliğini sergiler..

X Kolordu, karla kaplı Allahıekber dağını aşarak. IX.Kolordu ile buluşması gereken Bardiz düzlüğüne 19 saat gecikmeyle ulaşabilmiş ve Rus birlikleri önce IX.Kolorduyu yenilgiye uğratarak sonra da bir avuç askeri kalan X. Kolorduyu yok etmişti 19 Şubat 1916 günü Erzurum Rus birliklerinin eline geçti. Böylesi yanlış stratejinin tarihsel sorumluluğunu, donarak ölen asker sayısını tartışarak göz ardı edebilmek olanaklı değildir. Enver Paşa, Osmanlı Devleti içinde (faili muhtar) bir başka devletti.

4.Sayın Güneri Civaoğlu, yazınızda “Sarıkamış Harekatı, özünde, Türk-Alman savaş kurmayları tarafından iyi tasarlanmış olmasına rağmen, bir çok sebep yüzünden uygulamada başarısız olmuştur” diyorsunuz. Bu düşünceniz sizin midir, Enver Paşa’nın torununun mu? Gerçekler bu düşüncenin de yanlışlığını ortaya çıkarmaktadır: Çünkü, 3.Ordunun, savunma stratejisine göre eğitilmiş olduğu halde saldırı planında kullanılması yanlış idi ve iki kolordudan birinin, Kuzeyde Allahıekber dağına sevk edilmesi ve IX.Kolordudan ayılması kararı da o yanlışa eklenen bir başka yanlışlıktı. Ordunun lojistik destekten ve haberleşme ağından yoksunlu giderilmeden, kış mevsiminde savaşa girişilmesi de ..

5.Enver Paşa’nın torunu tarafından ileri sürülen bir başka yanlışlığa da izninizle değinmek isterim. 3.Ordu Komutanı İsmail Hakkı Paşa’nın geri çekilmekte olan Rus birliklerinin peşine düşmesi ve 100 kilometre uzunluğunda cephe açması, eleştiri konusu yapılmaktadır. Ne var ki bu düşüncede bir gerçek göz ardı ediliyor. O gerçek şudur: 3.Ordu tüm cephede (cephe uzunluğu Rus birliklerinin oluşturduğu uzunluğa denk 20. km idi, 100 km.değil). 3.Ordu iki kolordusuyla saldırıya geçme kararı verildiğinde, Enver Paşa Trabzon’a gelerek oradan cepheye ulaşır ve Başkomutan Vekili, aynı zamanda Harbiye Nazırı olmasına karşın, IX.Kolordunun komutanlığını da üstlenir.Ve onun söz dinlemez, başına buyruk, davranışları savaştaki yanlışlıkların kaynağını oluşturacaktır.

Üçüncü Ordu’da haberleşmeyi sağlayacak telefon bağlantısından yoksun olduğu için, Rus birliklerinin, Köp-rüköy kuzeyinde Badicvan’ı işgal ettiğini Enver Paşa dahil, Osmanlı Ordusunda hiç kimse bilememişti. 18. Tü-mene yürüyerek gelen haberci er aracılığıyla karşı saldırı emri 4 saat geç öğrenildi. (Kaynak: Felix Guse, a.g.e, s.22.)

Bir başka acıklı örnek te şu: 22 Aralık 1914’de Tor-tum’dan hareket eden X.Kolordunun 30 ve 32. Tümenleri birbirinden uzaklaştıklarında, 31.Tümenin 92.Alayı, sağ kanatta ilerleyen 32.Tümeni Rus birliği sanarak, 23 Aralığın sisli gününde 4 saat savaşırlar ve 2000 aske-rimiz yaşamını yitirir. (Kaynak: Şerif Köprülü, a.g.e, s.140. Ayrıca:-P.Muratof, .Türk Kafkas Sınırı Savaş-ları,1828-1921, Türkçe’ye çeviri: Genel Kurmay Başkan-lığı, Arşiv No.27,s.241-Muratof’ta bu sayı 1000 olarak gösterilmiştir)

Uygulamadaki bu yanlışlıkların kaynağı da stratejideki hatalardır.Başkomutan vekili ve aynı zamanda Harbiye Nazırı olan bir kişinin, Kolordu komutanlığını üstlenmesi doğru olabilir mi? 29 Aralık 1914 gününe gelindiğinde, Enver Paşa’nın elinde sadece 17.Tümen kalmıştı. Onu da savaşa sürdü o günün gecesi, 17.Tümenden canlı bir tek asker kalmamıştı. Yiyecek bulmak umuduyla Sarıkamış’a dağıldıkları için (O esnada Enver Paşa nerdeydi?) Rusların karşı saldırısıyla dışarı atıldılar (Kaynak: Mareşal Fevzi Çakmak, a.g.e,s.60)

6.Çanakkale utkusu için, yazınızda çok yadırganacak bir düşüncenin size mi Sy.Mayatepek’e mi ait olduğunu bilemiyorum. Gerçek dışı yadırganacak düşünce şudur Çanakkale zaferi için bırakın (Enver Paşa’yı) biraz övmeyi, bu zafere bir katkısı olduğu gerçeğini kabul etmekte bile zorlanıyor. Eninde sonunda, her iki olay sırasında da Enver Paşa başkomutandı.

Çanakkale Utkusu’nun kesinleştiği 9 Ağustos 1916’da, Erzurum, Rus orduları tarafından işgal edilmiş ve 3. Ordu, bu kez Kafkas’lara saldırmak yerine, Anadolu’yu savunmak zorunda kalmıştı. O dönemde Enver Paşa, iki yıl önce işgal etmeyi düşlediği Çarlık Rusyasının topraklarına sığınmayı tasarlıyordu. Nitekim Kasım 1918’de ülkeyi terk etti.. 1915’lerde Türkiye’ye iletilen trenlere “Enver Land” levhaları asılırken, 1920 sonrasında Türkiye “Kemal Land” oldu.

6.Sayın Civaoğlu, Osmanlı Devleti’nin tarihi bizim tarihimiz. O tarihi yadsıyamayız. Ne var ki, Tarihin gerçekleriyle yüzleşmemiz gerekmektedir. 1453 sonrasında o Tarih çok kötü yönetimin acı sonuçlarıyla yaşanmıştır. İlginizi çekerse “Kendini Yok Eden Osmanlı” adlı kitabımı size sunabilirim.Yer yüzünde kendini yok edilişe sürükleyen bir başka devlet varsa, o gene Osmanlı Devletidir

Sayın Civaoğlu, beni lütfen bağışlayınız. Pederim Mehmet Arif Ölçen’in Çarlık Rusya’sında teğmen olarak 23 yaşındaki tutsaklık anılarını Latin harflerine dönüştürerek, Ortadoğu Tarih uzmanı Dr.Gary Leiser’e ilettiğim zaman, Florida Üniversitesi ile ilişki kurmuş olmalı ki; üniversitenin yayın kurulu benden Kafkas Cephesi savaşlarının kronolojisini ve yorumunu önsöz olarak hazırlamamı istemişti. Genel Kurmay Askeri Tarih Stratejik Etüd Başkanlığından (1988 yılında) izin alarak arşivlerde gerekli bilgi ve belgelere ulaşabildim. Hazırladığım önsöz beğenildi ve Vetluga Memoir adı ile Türkçe’sinden önce İngilizce’si yayımlanan kitapta yer aldı. Size ilettiğim bilgiler o kitaptan aktarılmıştır. İlginizi çekeceği umuduyla Ümit Yayınevi tarafından yayımlanan Türkçe ikinci baskısını bilgilerinize sunuyorum.

13 Ağustos 2007
Saygılarımla..

Dr.Ölçen

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail