Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 53 Geri Tavsiye Et Yazdır


OSMANLIDAN KURTULMAK

Muhsin Şener

Osmanlı'nın 700.kuruluş nedeniyle yapılmış olan toplantı ve kutlamaların gerisinde Osmanlı'ya bağlılık, onun uzantısı olmak düşüncesi yatıyordu. Zamanın Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyetinin Osmanlı'nın devamı olduğunu söylemekte hiçbir sakınca görmedi. Oysa bu anlayış ve kavrayış biçimi, çekmekte olduğumuz kimi toplumsal sıkıntıların da ana nedenlerinin başında gelmektedir.

Cumhuriyetin kurulmasıyla, Osmanlı, kalıntılarıyla birlikte bir kenara atılmıştır. Atatürk'ün sağlığında ülkenin ve ulusun gelişmesi ve yükselmesi için alınmış bulunan önlemlerin amacı, çağdaş anlamda bir Türk toplumu oluşturmasını sağlamaktı.

Osmanlı'nın yaşamını yapılandıran ve ona biçim veren din olgusuydu. Din, dünyayı kavrama biçimiyle Osmanlı yaşamının tüm alanlarını kaplamıştır. Din, insanın bu dünya ile öteki dünya arasındaki ilişkileri kurup yürütmekle sorumlu olan bireyin açmazlarıyla dolu kocaman bir alan ortaya koymaktaydı. Dinin gösterdiği ve emrettiği biçimde yapılanmış beyin, dünyayı değiştirmek ve ona her gün yeni bir boyut kazandırmak için çalışan insan yerine, onunla (varolan durumuyla) yetinmeyi yeğleyen insanı yapılandırmaktaydı. Bu anlayışta ve yönetim biçiminde yetişen insanın, gelişim ve değişimi, ne anlaması ne de özendirmesi olanaklı değildir. Osmanlı böylesi bir beyin idi. Yüzyıllar boyu dünyada oluşan değişim ve gelişimi kavrayamamış olmasının ve onun sonucunda yıkıma uğramasının ana nedeni buydu.
Ne yazık ki, Osmanlı'nın ardından onun toprakları üzerinde kurulmuş bulunan modern Türkiye, insanların önemli bölümü ile birlikte bu zihniyeti de içinde taşıyarak bugünlere gelmiştir. Bugün yaşamımızdaki örneğin türban açmazının toplumsal alanda hemen her şeyi kuşatmaya çalışmasının bu zihniyetle ilişkisi apaçık ortada duruyor. Görmek istemeyenlerin bu ilişkiyi görmesi elbette olanaklı değildir.

Türban, sonuç olarak bir örtünme değil mi? Başı, boynu ve yüzün bir bölümünü şöyle ya da böyle örtmek değil mi? Örtmek, örtünmek,"korunmak, görünmez duruma gelmek, gizlenmek (ya da gizlemek) " anlamında bir sözcük. Doğal olarak başka anlamları da var. Bir kadının başını türbanla örtmesiyle, bir şeylerden korunmuş, görünmez duruma getirilmiş ve gizlenmiş, oluyor. Çünkü, dinin bu yolda buyruğu olduğu söylenmekte. Bir bakıma dinsel bir kökenden kaynaklanıyor. Türban, öylelikle kadını önce erkeğe göre geriye itiyor. Onu ikinci sınıf birey durumuna indirgiyor. Kadın, başını, boynunu şu ya da bu biçimde örterek kimden gizleniyor. Erkekten. Erkek, onun saçını ve boynunu görmediği için kadına karşı tahrik olmayacak! Kadın da örtü sayesinde kendisini korumuş olacak. Kadınla erkek arasındaki bu ilişki dinin yapılandırdığı bir ilişki.

İnsanların inandıkları gibi yaşamak istemeleri çok doğal. Ne var ki, inanç, kişisel olarak kalmalıdır. Başlarını türban adını verdikleri örtünün içine sokanlar, inançlarının gereğini yerine getirdiklerini söylerken, aslında bu davranışlarını, toplumsallaşmasını amaçladıkları dinsel temele dayandırıyorlar. Cumhuriyette dinsel kurallar değil, ulusal istencin yarattığı hukuk geçerlidir. Hem demokrasi ile yönetileceksiniz ve hem de demokratik olmakla ilişkisi bulunmayan inanç sistemini topluma egemen kılma isteğinize anlayışla yaklaşılmasını isteyeceksiniz. Bu olanaklı olamaz. Böylesi anlayış biçimi Osmanlı'dan gelmektedir. Osmanlı zaten böylesi ikilem içinde yaşadı. Bu ikilemin neye mal olacağını anlayamadan yıkılıp gitti. Gitti fakat izleri hala sürüyor. Ve o zihniyet direniyor.

Siyasal partilerimiz bu örtünme biçimine oy kaygısıyla yaklaşıyorlar. Onların bu davranışları, konunun giderek derinlik kazanmasına yarayarak içinden çıkılmaz duruma gelmesine neden olmaktadır. Sanık olarak duruşmaya çıkarken başını bağlayan bir avukat hanımın, Yargıtay 4. Dairesindeki duruşma salonundan dışarı çıkarılması da canlı bir çelişkiye işaret etmektedir. Aslında bu konuda uzlaşmaz tutum içine girmek, temeli görmemek demektir ki, gelecek için bu çok aldatıcı olabilir. Hem Osmanlı ve hem de çağdaş olunamayacağı artık bilinmelidir. Türkiye, Osmanlı'dan Osmanlılıktan tümüyle kurtulmalıdır.
***

Milli Eğitim Bakanlığının emekli başmüfettişi Muhsin Şener'e hak vermemek olanaksız. Genç Türkiye Cumhuriyetinin Osmanlı'nın devamı olarak gösterilmesi sinsi politikalarla sindirilmek istenirken AKP iktidarı tarafından açıklanır olmaya başladı. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlının dışında farklı, yeni, laik bir devlettir. Onun bu çağdaş niteliğine Osmanlıyı yapıştırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.


Başbakan R.T.Erdoğan'ın Bilgisizliğini Bilmemesine Bir Örnek:

CHP milletvekili Onur Öymen'in yazılı soru önergesine basına yönelik olarak verdiği sözlü yanıtta Cumhuriyetimizin kurucuları, hiçbir padişahı sınır dışı etmemiştir zira Osmanlı tahtı Cumhuriyetin kuruluşundan çok önce boşalmıştır ve 1923 Ekim'inde sınır dışı edilecek bir padişah ta zaten yoktur" diyor. (Basın,1.Şubat 2004).Bir başbakanın bir tümce içinde iki yanlışlığı birden yaptığına bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve ulusumuz tanık olmamıştı.

Sultan Vahidettin, ülke düşman işgali altındayken bir İngiliz zırhlısına sığınarak firar etmiş ve yerine 18 Kasım 1922 günlü gizli oturumda Abdulmecid II'nin padişah olarak seçilmesi gündeme alınmış ve açık oturumda da seçilmiştir. Ve 3 Mart 1924 günlü gizli celsede de yani Cumhuriyetin ilanından bir yıl sonra Urfa milletvekili Şeyh Saffet Efendi ve 52 arkadaşının hazırladığı yasa önerisi (kanun layihası) kabul edilerek, hilafetin kaldırılmasına ve hanedanın bütün erkek ve kadın bilcümle azasının, damatlar dahil, Türkiye Cumhuriyeti memaliki dahilinde ikamet etmek hakkından ebediyen memnu (deyim böyledir) karar verilmiştir. Abdulmecid, Hanedanı kendisi yurt dışına sürülenler arasındaydı.Bir yıl Zürich'in Territet kasabasında kaldıktan sonra, Fransa'da Nice kentine yerleşti ve oırada 1954 yılında öldü. Cesedinin Türkiye girmesine bile izin verilmedi, Medine'ye gömüldü.
Başbakan Erdoğanın öğrenmesi gerekir:
1.Cumhuriyet döneminde Padişah sürgüne gönderi-padişah vardır ve bu padişah,
2. Abdulmecid II'dir
.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail