Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 71 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE ÇELİŞKİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

-Sokrates, Araf’ta seni görmemizin nedenlerinden biri ve önemlisi, zihnimizde oluşan çelişkileri giderme olanağına kavuşamamızdır. Bizler zihnimize musallat olan çelişkilerden kurtulmaya uğraşırken, bizleri yönetenler neden çelişkiler içindedir? Çelişki, onların niteliği mi, özel-liği mi ya da çelişkisiz düşünmekten yoksunlukları mı? Söyle bize çelişki ne demektir. Zihnimize nasıl oluyor da giriyor? Bizleri yönetenleri çelişkisiz düşünmeye ve çelişkisiz konuşmaya nasıl ulaştırabiliriz. Dudakları arasından dökülen tümcelerdeki çelişkileri niçin fark etmiyorlar? Yoksa çelişki onlar için bir araç mı? Ya da çelişkiyi yöntem olarak kullanmanın kurnazlığına mı kapılıyorlar? Gene sana geldik. Kime gidebilirdik ki? Sen ki çelişkisiz düşünmenin gizini insanlığa öğretensin. Söyle bize nedir çelişki? Çelişkisiz düşünmenin gizini yeniden öğret bize.

Sokrates:
-Sorunuza yanıt verirken çelişkiye düşmeyeceğimi kim bilebilir? Eğer düşünüyorsanız, kesinlikle o düşüncede bir çelişki vardır. Çelişkiyi zihnimiz yaratır. Zihnimizi çelişkilerden arındıramayız. Bu, demek değildir ki, çelişki özelliğimizdir. Hayır, önemli olan zihnimizin kendi oluşturduğu çelişkiyi gene kendisinin gidermesidir. Bu ise, zihnimizin ürettiği çelişkiyi ve o çelişkiyi içeren düşünceyi sorgulamamızı, o düşüncenin doğru ve ger-çek olup olmadığını yargılamamızı gerektirir.

-Fakat nasıl Sokrates? Kendi düşüncemizi nasıl yargılayabiliriz. Bu, kendimize saygısızlık ya da güvenmezlik olmaz mı?

Sokrates:
Aynı kanıda değilim. Kişinin kendine saygı duymasıdır. Düşünceden kuşku duymak sayesinde kendimizi çelişkiden arındırabiliriz. Kendisine güvenen, bilgisini sorgulayarak onun doğru ve gerçek olup olmadığını irdeleyerek kabul ediyorsa ve zihin, o düşünceden bir başka düşünceyi üretebiliyorsa, işte o zaman , kişinin bilgisine güveni artar. Bilgisine güven duygusu, kişiliğin gelişmesine de yol açar. Kişiliğin gelişmiş olması, zihnin daha sağlıklı, daha doğru, daha gerçekçi yörüngede düşün üretmesine yol açar. Düşün, düşünceden doğar. Düşünceyi doğuran ve onu özümseyen niteliğimiz, gözlem yapma gücümüzden kaynaklanır. Gözlemlerin derinliği, tutarlılığı, ve gerçekçiliği bir bakıma gerçeği ne ölçüde yansıttığı olgusudur ki, çelişkilerimizin farkına varmamızı ve onu gidermemizi, daha açıkçası, ya zihnimizden kovmamızı ya da değiştirecek gücü kullanmamızı sağlar. O halde, çelişkisiz düşünebilme becerisi ancak böyle kazanılabilir. Düşüncenin yanlış olması gerçekle bağdaşmaması hiç te önemli değil. Bilmem doğru mu düşünüyorum?

-Evet Sokrates, doğru düşünüp düşünmediğinizi bilemiyoruz. Çünkü bugüne kadar, çelişkinin kaynağının böy-lesi süreçleri kapsadığını bilmiyorduk. Çelişkileri sezinlemek, onu zihnin içinde sorgulamak, doğru ve geçerli olup olmadığını irdelemek, şimdi anlıyorum ki, kişiliğin gelişmesine yol açacaktır. O zaman bir soru zihnimizi kurcalamayı sürdürüyor. Bizleri yönetenler, sözlerindeki çelişkiyi sezinlemekten neden yoksunlar? Çelişkisiz düşünüp konuşmaya onları nasıl alıştırabiliriz. Bu olanaksız ise, acaba çelişki, onlar için bir yöntem mi?

Sokrates:
Bu tanımlamanızda gerçek payı olduğu belki de yadsınamaz. Ulaşmak istedikleri bir hedefe doğru ilerlerken, düşüncelerindeki çelişkiyi araç olarak kullanıyorlar demektir. O çelişki kimilerini mutlu edebilir. O kimileri mutlu olurken, bir başka yörede o düşünceden mutsuz olacak olanları da mutlu etmeyi görev bilirler ve bu kez sözleri bir öncekiyle çelişir. Bu, zihinlerinin çelişkiye alışık olmasından kaynaklanan bir durum değildir.

-Eğer zihinlerindeki çelişkiden kaynaklanmıyorsa bu farklılık, öylesi çelişkinin adı, yalancılık olmaz mı. Biz-leri yönetenlerin çelişkileri, yalana başvurmalarından kaynaklanıyor, demektir. Çelişki ve yalan bir birinin ikiz kardeşi gibidir diyemez miyiz?

Sokrates:
-Evet, güzel özetlediniz. Çelişkinin bir başka türüdür yalan. Yalana dayalı çelişki biçimini ahlak dışı davra-nış olarak nitelemeliyiz. Bu konumuz dışıdır. Çünkü bir toplum erdeminden yoksun düşme, değer yargılarını yitirme sürecine düşmüşse, öylesi toplumu ahlak düşkünlerinin yönetmesi kaçınılmazdır. Aslında burada üzerinde durmamız gereken konu çelişkisiz düşünmenin bilimsellik olduğunu vurgulamaktan ibarettir. Bilimin ve bilimsel ahlakın yönetime egemen olmadığı her ülkede, yönetime ahlak düşkünleri tırmanmanın kolay-lığına kavuşur. Bilimselliği yadsıyan zihinleri ilkellikten arındırmanın ne denli güç olduğunu biliyorum. O nedenle diyorum ki, toplumun değer yargılarının kaynağında çelişkisiz düşünme yetisi ve bilimsellik yer almalıdır. Bilgileri sorgulama gücüdür bilimsellik. Bilimsellikte, yanılgılar zihnin ürünü değil, gözlem araçlarının yetersizliğinin sonucu olabilir. Gözlemlerimizden kaynaklanan sayılabilir, ölçülebilir ve he-saplanabilir bilgiler, çelişkileri ortadan kaldıran yöntemin kendisidir.

-Evet Sokrates, iyi ki Araf’ta sen varsın. Çelişkisiz nasıl düşüneceğimizi şimdi daha iyi anladık. Çelişkilerimizden korkmamayı, onu nasıl gidereceğimizi öğrendik. Ve bir noktayı daha öğrendik. Zihin çelişkilerini ne ölçüde sorgulayabiliyorsa, o ölçüde bilimselliğe ulaşıyor demektir. Bir gün bizlerin yönetim biçimi bilimsellikten kaynaklanır umuduyla Araf’tan ayrılıyoruz. Bizleri aydınlattığın bu coşkuyla.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail