Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 72 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE ÖFKE ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

-Sokrates, acaba doğru mu düşünüyoruz?. Düşüncemizin doğru olup olmadığından kuşkuya düşüyor ve böylesi soruyu yöneltmek için huzuruna çıkmaktan başka çare de bulamıyoruz. Çelişkisiz nasıl düşünebilir ya da düşüncemizde çelişki olup olmadığını nasıl düşünebiliriz? Bunun yanıtını daha önce senden aldık. Ne var ki, aldığımız yanıttan çelişkinin ne olduğunu öğrendik fakat bu kez o çelişkiyi zihnimizden nasıl kovacağımızı bilemez olduk. Söyle bize Sokra-tes, zihindeki çelişkiyle yaşayanlar mı daha çabuk öf-keye kapılıyor, ya da zihnindeki çelişkiyi başkaları sezinlediği zaman mı öfkeleniyor, bilemez, anla-yamaz olduk. Söyle bize öfke ne demektir. Kimileri için, öfke bir araç mıdır? Ya da yöntem veya hitabet sanatı mı? O nasıl hitabet sanatı olabiliyor, anlamakta güçlük çekiyoruz. Sanat bu denli basit mi? Her öfkeli adam sanatkar mıdır? Ya da öfkeyi sanata dönüştürmek nasıl olanaklıdır? Anlat bize.

Sokrates:
Sizleri anlıyorum. Doğru biçimde nasıl düşünebiliriz biçimindeki sorunuz, aslında sizlerin düşüncelerinizdeki çelişkilerden ürkmeyerek, o çelişkileri giderecek yeni düşünceler yaratabilme yetisinde olduğunuzu gösteriyor. Zaten iki tür inanç biçimi vardır. Biri, bireyin zihnine başkaları tarafından yerleştirilen düşün biçimleridir. Sizler öylesi inanç türlerini “dogma “olarak niteliyorsunuz.Bu tanım doğdur. İkinci tür inanç, zihnin yarattığı özgül düşün biçiminin inança dönüşmesi ile belirir. Bir koşulla ki o düşün biçimindeki çelişkiler giderilmiş olsun.. Bu iki inanç biçimi arasındaki uçurumu giderebilenler, bilimselliğe ulaşabilirler. Eğer kişinin zihnine kimi inanç biçimleri başkaları tarafından yerleştirilmiş ise, o inanç biçimlerinin gerçekleşebilir olması beklenemez. Öyle ise, bireyin yarattığı düşünce ne ölçüde doğru ve gerçek ise ve başka düşüncelere kaynak olabiliyorsa o düşün biçimine sizler bilimsel diyorsunuz. Bilimsel düşüncenin varlığı, gözlem ve ölçüm yoluyla kanıtlanabiliyorsa o düşünce, kuramlaşır ve eğer kuramlaşıyorsa evrensel boyuta ulaşır ve eğer evrensel boyuta ulaşıyorsa her yerde her zaman geçerliliği var demektir.

-Fakat Sokrates, bilimsel düşünceye ulaşabilmek için, bireyin zihnindeki geçersiz inançlar engelini aşması gerekmez mi? Eğer aşamıyorsa bilimsel düşünceye nasıl ulaşılır?

Sokrates:
Bireyin zihnine başkaları tarafından yerleştirilen düşün biçimleri inanca dönüştüğü zaman o inancın yıkılışı, bireyin kişiliğinde de yıkılışa neden olur ve o birey kendisini öfke içinde bulur. Geçersiz inançları geçerliymiş gibi kabullenen bireyler, inançlarının geçersizliğine dayanamazlar ve öfkeye kapılmaları önlenemez Buna doğal öfke” diyorum. Doğal öfke, bireyin kendisinin zihnine yerleştirilmiş inançları koruma refleksidir Zihnini sorgulayamayan ve inanç-larını yaşam biçimine dönüştürmüş olan bireylerin, doğanın ya da toplumun gerçekleri karşısında, inançlarının geçersizliğine tahammülleri yoktur. Öfke, onlar için kurtuluş yolu gibidir.

-Fakat Sokrates, öylesi bireyler, bir toplumu yönetme düzeyine tırmanmış ise, öfke yoluyla gerçekleri ger-çek olmaktan uzaklaştırabilirler mi? Yönetimin en üst düzeyine şu, ya da bu biçimde tırmanmış olan bireylerin öfkeyi araç olarak kullanmalarına nasıl engel olabiliriz? Söyle bize, bunun bir çözümü var mıdır?

Sokrates:
Her sorunun çözümü vardır. Eğer sorun doğadan kaynaklanıyorsa. Çünkü doğada sorun ve çözüm yan yana, iç içedir. Doğa yarattığı kendi sorununu kendisi çözebilecek güçtedir.

Bu kuralın geçerli olup olmayacağı ancak toplumsal olaylarda tartışılabilir. Çözümsüzlüğün kaynağı toplumun kendisi ise, o toplum, yarattığı sorunu çözmekten uzaklara düşmüş demektir.Eğer toplum kendisini sorgulayacak dinamiklerden yoksun bırakılmış, düşün biçimlerini inançlarla ölçmeye başlamış ise, çözüm olanakları daralmış demektir.

-Fakat, Sokrates, toplum böylesi dar boğaza sürük-lenmş ve çelişkiler ağında çözümsüz kalmış ise, çö-zümsüzlüğün çözüm üreten özelliği yaratılamaz mı?

Sokrates:
Elbette yaratılabilir. Bunun için toplumun, bilimselli-ği özümsemiş grupları, sanatçıları, felsefecileri, yazarları, çıkarına düşkün olmayan siyasetçileri, toplumu uyarabilirler. Bir koşulla ki, topluma örnek olsunlar,toplumun güvenini ve saygısını kazanabilmiş olsunlar. Toplum, çözümsüzlük karşısında her zamankinden daha fazla kurtarıcı özlemini duyar ve onun bu duygusu kitleselleştiği zaman kurtarıcısını yaratır. O halde, toplumun seçkinleri, çözüm odağı olabilme duygusunu toplumda yaratabilmelidir. Toplumda yaratılan bu duygu, kendi çekim alanını var etmekte gecikmez.

-Fakat nasıl, Sokrates? Toplumun seçkinleri darmadağınık ve onlar bile bilimselliğin erdemini kavramamış ise, topluma örnek olacak davranış ve düşün biçimini yaratamamışlarsa..

Sokrates:
Sizlerden bu soruyu bekliyordum? Çözüm bu sorunun içindedir. Çözümü betimleyebilmek için birkaç kişinin varlığı yeterli olabilir.Toplumun zihninde çözüm arayışı doğmuş ise, o çözümü uygulayacak kadroları yaratabilir. Onun yaratıcılığının kaynağı ise, kendi tarihidir. Kanla ve kültürle yuğrulmuş olan tarihinde gizlidir çözüm. Doğa nasıl hiçbir nesne yok olmaz ise o kültürde toplumun sorunlarının çözümünü kendi içinde saklar.

-Sokrates, yüreğimizi bir burgu gibi kurcalayan umutsuzluğumuzu giderdin. Yüreğimize umudun serinliğini aşıladın. Ülkemize dönünce, toplumun ey seçkinleri, diye bağıracağız. Zihninizi ve davranış biçimlerinizi sorgulayınız, çelişkilerinizden kurtulunuz, asıl özgürlük, zihninizdeki dogmalardan kurtuluşunuzdadır, diyeceğiz. Size başkalarının sunduğu hak ve özgürlükleri, kendiniz yaratmalı ve çelişkisiz düşünebilmenin erdemine kavuşmalısınız diyeceğiz.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail