Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 73 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


ADALETSİZ VE KALKINMASIZ PARTİ: AKP

AliNejat Ölçen

AKPiçinde elbette adaletten ve kalkınmadan yana olanlar vardır. Bu yazımızda onları, eleştirimizin dışında tutmaktayız. Bir parti, onu yönetsel yönden temsil edenlerın karar ve davranışlarına bakılarak değerlendirilir. Bugün siyasal iktidarı elinde tutan AKP temsilcilerini adaleti ve kalkınmayı yadsımalarındaki tutumlarıyla nitelemekteyiz. Aşağıda sunacağımız bilgiler, AKPyönetiminin ne adalete ve ne de kalkınmaya itibar etmediğini kanıtlamaktadır.

1.AKP, Adalete Saygı Duymamaktadır.

a.Eğer Islama saygı duysalardı, dini siyasal amaçları için kullanmazlar ve örneğin Başbakan R.T.Erdoğan Nisa Suresinin 58.Ayetinde, “İnsanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmediniz” buyruğuna uymaya özen gösterirdi.. Eğer bu ayete saygısı olsaydı, Ergenekon adlı hukuka ne ölçüde uygunluğu bilinmeyen operasyon kapsamında seçkin yazar, parti başkanı, bilim adamı gibi saygın bireylerin gece yarısı baskın düzenlenerek evlerinden alınmasına karşı tedirgin olur, adaletin ayaklar altına alınmasına seyirci kalmazdı. Adalete saygılı olsalardı, 1 Mayıs 2008 günü, İstanbul’da güvenlik güçlerinin vahşetini doğal karşılamaz, devletin görevi olarak yorumlamak gafletine kapılmazlardı. Eğer Islam dinine saygısı olsaydı, Maide Suresinin 42.Ayetinde “kin duyduğunuz bir topluluğa karşı adaletle davranınız” buy-ruğuna uygun davranırdı. Örneğin, kin duyduğu CHP’ye adaletle davranır “derin devletin mimarı sizsiniz” demez eğer öyle düşünüyorsa, o sözü kanıtlar, iftira ile yetin-mezdi.

Görülüyor ki, dindar geçinmelerine karşın, AKPyöneticilerin iktidarda olanlarının, Islam’ın ve de Cum-huriyet’imizin öngördüğü adaletle uzaktan yakından ilgileri yoktur. O nedenle kurdukları ve iktidara taşıdık-ları partinin adaletle olan sözel ilişkisi gerçekleşmekten çok uzaklara düşmüştür, diyoruz. Kaldı ki, “Cumhuriyet-demokrasi” eksenindeki adalete ve hukuk devleti kavramına da saygı duyduklarının göstergelerine rastlayamıyoruz.

AKPiktidarı hukuka saygı duysaydı, kişiye özel yasa çıkarmayı göze alabilir miydi? Sy.Gürkut Acar‘ın bir sonraki bölümdeki yazısını okuduğunuz zaman, AKP’nin hukuku nasıl özelleştirdiğini görmüş olacaksınız. Bu-günün iktidarında, özelleşme yoluyla yalnız Kamu İkti-sadi Kuruluşlarımız değil, hukukumuz da elden çıkıyor.

b.Hukuka bağımlı kalabilselerdi, kurdukları ve iktidara taşıdıkları partiye ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığının açtığı kapatma davası karşısında hukukla oynamaya yeltenmezler, kendilerine güvenleri varsa, Anayasa’nın laiklik ilkesini özümsemiş, Cumhuriyetimiz ile kazanımlarının sahipliğini üstlenmişlerse, telaşa kapılmazlar, aklanacaklarına inançları varsa, yargı önüne çıkmaktan korkmaz, ürkmezlerdi. Yargıdan kurtulmak için adaletle oynamaya kalkışmaları, Cumhuriyet Başsavcısı’nın haklı olduğunun kanıtı olarak yorumlanabilir elbet.

Maide Suresi’nin 42.Ayetinde “Allah’ın adalet yapanları sevdiği” belirtildiğine göre, AKP’yi yalnız bizler değil, Tanrı da sevmiyor, demektir.

2.AK, Kalkınmayı Amaçlamıyor.

Aşağıda sunacağımız bilgiler, AKP’nin ekonomik kalkınmayı nasıl dışladığını da ortaya çıkaracaktır..

a.AKP, 2001 yılı sonlarında iktidara geldiğinde, cari açık, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH)nın % 6.9 idi, bu oran 2005 yılı sonunda % 18.9’a tırmandı. Ülkemizin ekonomisi, daha fazla dış ticaret açığı veren koşullara sürüklenmiş oldu.. Dış ticaret dengesinin verdiği açık, 1990 öncesinde yılda, % 6 oranında artarken, 2002 sonrasında AKPiktidarı döneminde %22.7 oranında artmaya başladı. Ekonomi, bugün ulusal gelir kadar iç ve dış borç yükü altındadır.

b.AKPiktidarı döneminde tarım sektörü önemli ölçüde ihmale uğramış, toplam yatırımlarda tarım’a ayrılan pay, 1965’de % 15.6; 1980’de %8.2, düzeyindeyken, bu oran 2002 sonrasında %3’lere inmiştir. Örneğin kişi başına buğday üretimi 1985’de 355 Kg; 2000’de 310 Kg iken; 2005 yılında 294 Kg’a kadar azalmıştı. Ülkemizin ekonomisi kendisini besleyemeyecek duruma sürüklendi. Avrupa Birliği ve ABD’nin baskısıyla (o ülkeler, kendi tarımlarını devletin desteğinde korurken) ülkemizde, tarımın devlet desteğinden yoksun bırakılması koşuluna AKPboyun eğmiştir. Çünkü, AKPiktidarında GSYİH kadar ekonomi, iç ve dış borç yükü altına sokulmuştur. Bir ekonomi, ulusal gelir kadar borç içine sürüklenmişse, siyasal bağımsızlın korunmasından artık söz edilemez. Türkiye bugün dışa karşı bağımsızlığını korumanın güçlüklerini yaşamaktadır.. O yüzden ekonomisi IMF’ye, yönetimi AB’ye, siyaseti ABD’ye ihale edilmiş ülke durumundayız.

c.Ekonomimiz giderek kırılganlaşmakta, siyasetin önde gelenlerin öksürükleri bile menkul kıymetler borsasındaki işlem hacmını etkilemektedir. Bunun başta gelen nedeni, reel ekonominin yerini monetarizm denilen tutkunun işgal etmesidir. Artık makro ekonomi bir yana itilmiş, ekonominin tümü para piyasasındaki işlem hacmı ile ölçülür duruma gelmiştir. Bu yetmiyormuş gibi, reel ekonominin omurgası olan, kamu iktisadi kuruluşları özelleştirmenin en kötü yöntemi olan blok satışla yabancı firmalara bağışlanmıştır.AKP,bu yanlış ekonomi politikalarını daha çok yanlışlarla sürdürmektedir.

d.1986’da başlayıp, 2003 yılı sonuna kadar, 8.2 milyar ABDdoları özelleştirme satışı gerçekleşmişken, 2004-2006 dönemini kapsayan 3 yıl içinde AKP iktidarı bunu 17.7 milyar dolara çıkarmıştır.17.7 milyar dolar’ın devlet hazinesine girdiği sanılmamalı. Elde ettiğimiz rakamlara göre, 1986-2002 döneminde 9.5 milyar YTL özelleştirme geliri sağlanırken, aynı süre içinde 9.2 milyar harcama yapmış ve Hazine’ye aktarılan ise sadece, 1.3 milyar YTL’dır. 18 yıl içinde 1.27 milyar YTLgelir sağlamak için mi, bunca üretken tesislerimiz elden çıkarıldı.

1929 Dünya Ekonomik bunalımdan en az zararla Türkiye’nin kurtulmuş olmasının neden, Mustafa Kemal Atatürk’üm birinci ve ikinci sanayi planlarıyla üretime geçirdiği tesisler idi. Şimdi o tesislerin tümü yok bahasına elden çıkarıldı. Ülkemize yapılacak en büyük kötülük buydu. Bugün gelişmiş ülkeler, başta ABDolmak üzere, küresel ekonomi krizinin tehdidi altındadır ve bu tehditten en büyük zarara uğrayacak ülkelerin başında da Türkiye gelmektedir. Ne var ki, AKPiktidarı, türbanın çene altından nasıl bağlanacağı ve Anayasayı nasıl değiştireceği, yargıyı nasıl denetim altına alacağı gibi sorunlarla ilgileniyor. Öyle ki, bu sorunların iç kargaşa yaratacağının da farkında değil. Ola ki farkında da önemsemiyor.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail