Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 73 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

DERİN DEVLETİN ANAYASDAL KAYNAĞI:12 EYLÜL 1980
Ali Nejat Ölçen

DERİN DEVLETİN ANAYASAL KAYNAĞI:12 EYLÜL 1980.

Ali Nejat Ölçen

9 Temmuz 1961 günü kabul edilen Anayasa’nın toplumsal niteliği, daha sonraki Anayasalar tarafından yok edildiği içindir ki, bugün kimi siyasal ve hukuksal sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz.. 61 Anayasası’nın 11.maddesi, yasaların “temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunamayacağını” hükme bağlamıştı. Yasama organının yetkilerine sınır getiren ve bireyin devlet karşısındaki “hak ve özgürlüklerinin özünü “güvenceye alan bu önemli madde, 12 Eylül 1980 askeri müdahele sonrasında yürürlüğe sokulan Anayasa’dan çıkartıldı, temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunan yasalar çıkarılmasında sakınca görülmedi. 1982 yılında sakıncası görülmeyen o maddenin yokluğunun sakıncalarını şimdi yaşamaktayız. Eğer Ergenekon adında ne olduğu hala bilinemeyen hukuk dışı operasyonlar devam ediyor ve seçkin düşün ve bilim adamları siyasal parti genel başkanı, gece yarısı göz altına alınabiliyorsa, devleti, ceberut niteliğe ulaş-tıran sakıncaların tümü temel hak ve özgürlüklerin özü-ne dokunulmasından kaynaklanmaktadır.

Hukuk devleti olmaktan devletimiz giderek uzaklaşabiliyorsa, bunu 61 Anayasasındaki “hürriyet” kavramının yok edilişinde aramak gerekir. Kendisini devlet adamı standardına göre hazırlamamış kadroların siyasal iktidarı ele geçirmesi sonucunda, ortaya çıkan belirsizliklerin ve de toplumsal ve bireysel güvenlik sorunlarının kaynağı 82 Anayasasıdır. Bireyin devlete ve devletin bireye güvenmemesinin, temelde yatan nedenini, devletin kendisi için varolduğu savına göre hazırlanmış ve kabul ettirilmiş 82 Anayası’nda aramalıyız.. Oysa, devlet, her zaman ve her koşulda toplum ve birey için var olduğunu kabul edebilirse, kendisi için varolacağı sonucuna ulaşabilir. Bugün devletimiz ulusuna ve ulusumuz da devletine güvenmenin güçlüklerini yaşamaktadır.

Bugün devlet adamı standardına göre kendisini hazırlamamış kadroların siyasal iktidara gelmelerinin sorumluluğunu sadece ulusun kendisinde aramak yanlış olur. Aslında devlet adamı niteliğinden uzakta kalanların siya-sal erki ele geçirmelerini hazırlayan koşulların tümünü, 82 Anayasası ve onu izleyen Anayasa değişikliklerinde aramak gerekir.

Bugün ülkemizdeki temel sorun, devlet bunalımı sorunu’dur. Ve devlet bunalımı ancak bugünkü kadroları işbaşına getirir. Devlet, devlet adamı olmayanların eline ancak böyle geçebilir. Ve polis doğal olarak devletin polisi, savcı doğal olarak devletin savcısı olmaktan uzaklaşır, siyasal iktidarın polisi ve savcısı olma süreci içine çekilir.

Şimdi 61 ve 82 Anayasaları arasında basit bir karşılaştırma yapabiliriz: 61 Anayasası’nın 16.maddesinde “ Kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; milli güvenlik veya kamu düzeni bakımından gecikmede sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça konuta girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz” hükmü yer almaktadır. 82 Anayasası’na baktığınızda aynı hükmün korunduğunu sanabilirsiniz. Ne var ki “milli güvenlik veya kamu düzeni bakımından gecikmesinde sakınca olması” koşulu kaldırılmıştır. O zaman güvenlik güçleri, gece yarısı, kendisine göre sakınca gördüğü bir sanal durumu gerekçe kabul ederek bir siyasal partinin Doğu Perinçek gibi yurtsever ve yürekli genel başkanının veya seçkin yurtsever yazar İlhan Selcuk’un, Sy Alemderoğlu gibi bir bilim adamının konutuna gece yarısı baskın yapılarak, göz altına alınabi-lirler. Çünkü güvenlik güçleri ve yasa ile yetkilenmiş merciler, devletin hizmetinde değil, siyasal iktidarın buy-ruğundadırlar. Öylesi siyasal iktidalar da, tüm ulusu ku-şatma ilkesinden ve sosyal hukuk devletinden uzağa düşmekte sakınca görmeyeceklerdir.

82 Anayasası’nın mantığı, dayandığı felsefe ve öğretisi ancak bugünküne benzer siyasal kadroları iktidara taşır. Devlet adamı standardından uzak kadrolar için devletin kendisi, demokrasi ve hukuk ancak birer araç olur ve bunu açıklamaktan da çekinmeyen başbakana da ras-lanacaktır elbet.

Bugün derin devleti her hangi bir yerde aramanın gereği yoktur, derin devlet 82 Anayasasnın içindedir ve dolayısıyla devletle iç içedir. Faili meçhul cinayetlerin çözülemeyişinin temelde yatan nedeni de budur. Çünkü devlet, ulusu kendinden yana, kendine karşı olmak üzere ikiye ayırmıştır. Özetle, devlet, siyasal iktidarın kendisi olmuştur. Ülkemizin temel sorununa ilişkin çözümü şöyle özetleyebiliriz. Devleti, siyasal iktidarın elinden kurtarmak.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail