Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 73 Geri Tavsiye Et Yazdır


AYDINLANMANIN ÖNCÜLERİ PROJE TASARIMI.

Murat Kahyaoğlu
15.dönem Milletvekili

1.Giriş

22 Temmuz 2007 genel seçimleri, siyasal tarihimizde bir “milat”tır. 22 Temmuz sonrasında hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. O nedenle, CHP’nin parti içi çekiş-melerden arınarak, 22 Temmuzun, doğru, gerçekçi ve sağlıklı bir değerlendirmesini yapmalıdır. Ülkemizi 22 Temmuza götüren, toplumsal, ekonomik ve kültürel nedenleri, iç ve dış dinamikleri iyi okumak gerekecektir. 2009’da yapılacak yerel seçimlerde CHP’nin başarılı olmasının ön koşulu budur. Parti yönetiminin kendi tabanına ve kamu oyuna güven vermesi, toplumsal muhalefeti kucaklaması, sorunları doğru çözümleyebilmesi gerekir, bunun için bir stratejik plan hazırlamalı ve parti içinde tartışmaya açmalıdır..

Bu yazımızda, öylesi planın temel ilkelerini betimleme-ye çalışacağız. Her şeyden önce 22 Temmuz seçiminin ortaya çıkardığı sonuçları doğru okumak gerekecektir. Ardaşık bölümde bunu yapacağız.

2.Partilerin Seçmen Profilleri.

Önce KONDA’nın (Kamu Oyu Araştırma Kuruluşunun) değerlendirmesine kısaca değinmemizin yararı var. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) arasındaki farkın seçim sonuçlarında nasıl belirdiğine bakmalıyız. Hane halkı gelirinin çok düşük olduğu, yoksulluk sınırında yaşayan seçmenlerden AKP, %55 oranında oy alırken, bu kesim CHP’ye %8 oranında yönelmiştir. Buna karşın, en yüksek gelir düzeyindeki seçmemler, AKP’ye %23 oranında oy verirken, bu ke-simden CHP’nin % 50 oranında oy aldığı görülüyor. Burada, en yoksul kesimin kişi başına gelir düzeyi 300.-YTL/ay , buna karşın en yüksek gelir düzeyi için 3000 YTL’nin üzerinde gelir düzeyinden söz edilmektedir.

Bir başka çarpıcı sonuç şudur: Öğrenimi ortaokul ve altında olan kesim, %55 oranında AKP’yi tercih ederken CHP’ye %14 oranında oy vermiş buna karşın, üniversite ve üstü eğitim grubu, AKP’yi ancak %17 oranında tercih ederken, CHP bu kesimden %55 oranında oy almıştır.

Bir başka ilginç sonuç ta şu: Üniversite mezunu 44 yaş üstü kadınların %72’si, erkeklerin % 55’i CHP’yi tercih etmiştir. Bu durum, Cumhuriyet mitinglerindeki görü-nümleri yansıtıyor.

28 yaş altı gençlerden CHP’nin aldığı oy oranı % 18’dir.

Açıkça anlaşılıyor ki, gençler, yoksullar, varoşlarda ya-şayanlar, kırsal alan insanı, toplumun ezilmiş kesimi, AKP’nin yanındadır. CHP, nerdeyse, kırsal alanda yok olmuş, kimi yörelerde erimeye yüz tutmuştur.

İlgiç bir sonuç, oy patlamasının Doğu ve Güneydoğu illerimizde, AKP’ye yöneltiğini ortaya çıkarıyor. Örneğin, Ağrı, 2000 seçimlerinde AKP’ye % 17.7 oranında destek verirken, 2007 seçimlerinde bu oran % 63.3’e çık-mıştır. AKP’yi 2002 seçimlerinde % 31.3 oranında des-tekleyen Bingöl ilimiz, 2007’de oylarını AKPiçin % 71.5’e yükseltmiştir. Ardahan ilimiz 2002 seçimlerinde AKP’yi % 11.7 oranında tercih ederken, 2007’de % 40.5 oranında desteklemiştir.

Tüm bu göstergeler, CHP’nin nasıl bir yöntem hazırlığında olmasını ortaya çıkarıyor. Neden? Çünkü, CHP, 36 ilden bir tek milletvekili çıkaramamıştır.Sadece, İzmir, Muğla, Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli gibi beş ilde birinci olmuştur. İşin en garip yanı, fındık üreticisinin AKP’ye karşın tepki göstermesine karşın, 2007 seçimlerinde örneğin Giresun’da, CHP’yi % 16 oranında desteklerken, AKP’ye % 51 oranında oy vermiştir.

Bu sonuçların tümünü CHP’nin başarısızlığı olarak yorumlamak doğru olmayabilir. Neden? Çünkü, 12 Eylül 1980 askeri darbe sonrasının siyasal, ekonomik ve eğit-sel koşulları, böylesi sonuçla ülkemizin karşılaşmasına ilişkin ortamı hazırlamış, Sovyetler Birliğinin dağılması sonrasında küreselleşmenin etkisinde kalan gelişmekte ülkeler ve dea Türkiye’nin çıkış yolu bulamaması, ser-mayenin küreselleşmesi, toplumun siyaset dışına itilmesi gibi dışsal nedenler de böylesi sonucun doğmasına yardımcı olmuştur. AKP’yi yaratmıştır. Bu durumda, ülkeyi kronikleşen içsel ve dışsal sorunlarından esenliğe kavuşturmak için CHP,nasıl bir örgütlenme projesi hazırlamalı, Sivil Toplum Kuruluşları (STK)ile birliktelik içinde toplumu nasıl kucaklamalıdır?

Bu amaçla önerdiğimiz projeyi nasıl betimlediğimizi açıklamamız gerekir.

3.Projenin Gerekçesi.

AKP’nin tüm yaşam alanlarında örgütlenmesine benzer bir örgütlenme modeli, CHP’nin tarihinden gelen iş-leviyle bağdaşamaz. Çünkü, CHP, dini siyasal amaç ola-rak kullanmaya karşı çıkan bir partidir. O nedenle laik ve demokratik ulus devlet modelini tam bağımsızlık bağ-lamında korumak zorundadır ve korumalıdır. Çünkü:

laik ve demokratik Cumhuriyetimiz ve ülkemizin bütün-lüğü tehdit altındadır. AKP, islamın siyasallaşması yolunda, eğitim örgütlenmeleri ile ülkenin geleceğini ipotek altına almakta, kendi siyasal geleceğinin güvencesini buna bağlamaktadır.

-Kitleler, işsiz ve yoksul bırakılarak, “sadaka ekonomisi” ile teslim alınmaktadır.

-Görsel ve yazılı MEDYA’nın büyük bir bölümü, dinci sermayenin tekelinde ve denetimi altındadır. Halkımız, yanlış bilgilerle yönlendirilmektedir.

-Aydınlanma devrimi, amacına ulaşma yolundan geri çevrilmekte ve din araç olarak kullanılmaktadır.

Bu noktada, demeçler, konferans ve paneller, hatta mi-tingler, yeterli ve sonuç alıcı olmamaktadır. Cumhuriyetçi, laik, aydın, ilerici güçler, toplumun her kesi-minde, tüm yaşam alanlarında, örgütlenmek, ve toplumu örgütlemek, doğru bilgileri toplumun uç noktalarına iletmek gerekecektir. Proje önerimiz bu amaca yöneliktir.

4.STK’ların Örgütlenmedeki İşlevi.

Bilmeliyiz ki, donanımlı, kararlı, yürekli ve özverili “aydın öncüler”i olmayan kitleler, ne denli nicel olarak çoğalsalar da, ufalmaya mahkumdurlar. Cumhuriyet mitinglerinin beklenen başarıyı sağlayamadığı söyle-nebilir. Tarihin hiçbir döneminde, halk kitlelerinin öncüsüz devrim yaptığı görülmemiştir.

Aydınlanmanın öncülerinden Don Haider, diyor ki;”top-

lumları dönüştürenler, baş kaldıran, savaşan ve kitleleri aydınlatarak gerçekleri görmelerini sağlayanlar, hep azınlıkta olan aydınlardır”.

Öncü aydınların eğitim ve donanımları, üniversitele-rimizin yetkin elemanları, uzman STK’nın birikimli kad-roları tarafından sağlanacaktır. STK’lar bu işlev ve amaç doğrultusunda toplumu bilinçlendirecek kadroları yaratabilmelidir. Bu konuda, bire bir, yüz yüze iletişim ve etkileşim ağını kurabilmelidirler. İçe dönük, toplantılarla, yoksul kesimlere ulaşarak küçük yardımlarla, partiler üstü ya da partiler dışı söylem ve davranışlar, ekinliklerle bir yere varılamaz. O nedenle STK’lar yeni bir işlev programı oluşturmalıdırlar. Bu program:

-Cumhuriyeti ve kazanımlarının tanıtılması,

-Yerel yönetimlerin anlayış ve tutumlarının irdelenmesi, sorgulanması,

-İnsan davranışlarını tanımak, anlamak ve etkilemek,

-İletişim araçlarının en uygun biçimde kullanımını gerçekleştirerek topluma ve bireylere ulaşmak

-Yaşam alanlarının sorunlarını tanımak, giderilmesi yollarını araştırmak

-Dini siyasal ve nesnel araç olarak kullanmanın yoksulluğu getiren politikaların, karar ve uygulamaların yanlışlığını yaşamın gerçeklerinden alınacak örneklerle anlatmak ve aydınlanma bağlamında çözüm yollarını tartışmaya açmak

-Toplumu yönlendirme tekniklerini, toplumun gönenci, mutluluğu, gelişmesi, kendine güven duyarak, kararlara katılma olanaklarının anlatılması, geleceğin, daha yararlı daha güvenli olması koşullarını irdelemek.

Öylelikle, STK’lar içe kapanıklıktan ayrılarak toplumla bütünleşmeli ve amaç birliğindeki STK’lar ortak çalışma ve eylem programları hazırlamalıdırlar.

5.Halkın Örgütlenme İşlevi.

-Halka doğru bilgilerin ulaşması, gerçekleri görmesi, tanıması ve nasıl davranması gerektiğinin anlatılması gerekir. Çünkü örgütlü halk güçlüdür. Bugün içinde bu-lunduğu çıkmazları aşmak, sorunlara çözüm yolları aramak,

-Halkın güçlü olması ile olasıdır. Örgütlü halkın üstünde başka bir güç yoktur. Bir Fransız düşünür şöyle diyor:” Kendi gibi düşünenlerle birleşmeyen kişi, düşüncelerini

gerçekleştirmek bakımından hiçbir etkiye sahip olamaz.

Bugün ülkemizde, karşı devrimciler, halkı soyanlar, siyasal İslamcılar, yeşil sermayenin güdümünde örgüt-lüdürler. Soyulan geniş halk kitleleri örgütsüzdür.

Nerede nasıl örgütlenmeli halk? Yaşadığı yerlerde. O halde, yoksullaşan, geleceğini sadaka ekonomisine bağ-layan kitlelere ulaşarak örgütlere öncülük edilmeli-dir.Yaşam alanında halkın katılmadığı hiçbir etkinlik ve çözüm kalıcı olamaz. Mahalle ve kırsal alan muhtarları örgütlenmede etkin rol üstlenebilirler. Örgütlenmenin barışçıl, demokratik, özgürlükçü, toplumsal yarar amaçlı oluşundan ödün verilmemelidir. Halkın örgütlenerek ayrışması değil, örgütlenerek bütünleşmesi gerekir. Ön-cü STKüyeleri,kendi ararlarında bütünleşerek, bunu özenle göz önünde bulundurmalıdırlar.

6.Yaşam Alanlarının Niteliği.

Bir toplumda, bir kurumda ve bir yaşam alanında suskun bireyler yaygınsa, orada yok oluş vardır. Bunu aşmanın çaresi, haksızlıklara ve adaletsizliklere, yanlışlara tep-kidir, duruştur. Örgütlenme öncüleri bunu gerçekleş-tirmeyi amaç almalıdırlar. Bunun yolu, o yörede, ku-rumda, yaşam alanında ki, özellik ve nitelikleri yakından tanımayı gerektirir. Eğitim, kültür düzeyi, istihdam ya da işsizlik oranı, yoksulluk sınırında yaşayan aile sayısı, sosyal güvenliği olmayan bireyler, gibi temel bilgilere ulaşmak ve o bilgileri değerlendirmek olacaktır. Buna ek, o yaşam alanında, ekonomik veriler, gereksinim duyulan talepler, yapılanma koşulları, fiziksel özellikler ele alınmalıdır. Sağlık koşulları, çevre ile ilgili düzen-leme gereksinmeleri,kamusal hizmetlerin durumu ve düzeyi, yeterli olup olmayışı, iş hayatının verileri kayda geçmelidir.

Aydınlanma, gelişme, demokratikleşme öncülerinin ya-pılandırdığı STK’ları böylesi bir projenin gerçekleşmesi için, birlikteliği öngörmeliler. Böylesi birlikteliği kuşatacak olan siyasal örgüt, CHP, bu işlevi üstlenecek mi, üstlenmeyecek mi, temel sorun budur.

CHP’nin Toplumu Kuşatması.

Ülkemizde bir siyasal partinin kendi tabanını harekete geçirerek toplumu kuşatmasının olanaksızlığı ortaya çıkmıştır. AKP, yeşil sermayenin, MEDYA’nın ve tarikat türü örgütlerin desteği olmasaydı. 22 Temmuz 2007 seçimlerinde bu sonucu elde edemezdi. Cumhuriyet Halk Partisi, yeşil sermaye ile ilişki kuramaz. Kurmamıştır. Dini siyasal araç olarak kullanan örgütlenmeyi özüm-seyemez, özümsememişti (özümsememelidir). . Bu koşullar altında, STK’lar ile çok yakın ilişki kurmak, kucaklaşmak ve toplumu birliktelik içinde, aydınlanma yolundaki siyasaya ısındırmak gibi bir işlevi üstlenmeli ve burada açıklamaya çalıştığımız proje tasarımını kendi içinde görüşmeye açmalıdır.

Toplumu kuşatmadıkça, CHP’nin ülkemiz coğrafyasında etkinliğini sürdürmesi ve iktidara doğru yol alması, nasıl mümkün olur bilemiyoruz.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail