Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 76 Geri Tavsiye Et Yazdır


TRAKYA ÜNİVERSİTESİ ATATÜRKÇÜ DÜÇÜNCE TOPLULUĞUNUN ÇALIŞTAYI.

Trakya Üniversitesi öğrencilerinden bir grup “Atatürkçü Düşünce Topluluğu oluşturdular. Hemen her üniversitemizde böylesi topluluklar var. Bu satırları yazan kişi, (Ali Nejat Ölçen) 6-7 Mart 2009 günleri arasında uygulayacakları çalıştaya katılamadığı için, topluluğun, başkanı Sy. Uğur Güngör aracılığıyla aşağıdaki yazıyı iletmişti. O yazıyı okuyucularımızla paylaşmaya gerek-sinim duyuyoruz.. Ayrıca, yazının sonunda, Çalıştayın bitiminde yayımlanan sonuç bildirgesinde bulacaksınız:

Sayın Uğur Güngör,

Trakya Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Topluluğu’ nun 6 ve 7 Mart 2009 günleri gerçekleşecek olan çalıştaya katılamadığım için üzgünüm. Üzüntümün bir başka önemli nedeni de sizlerle tanışmaktan yoksun kalmamdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün öğrencileri olarak sizlere sarılıyor, ülkemizin bunalımlardan kurtuluşunun öncüleri olacağınız inancıyla sizleri kutluyorum

Atatürkçü Düşünce’yi, genel olarak Kemalizm’i anlaya-bilmek için yurtsever olmak, O’nun bizlere emanet ettiği Cumhuriyete ve kazanımlarına sahip çıkmak, laik, seku-lar ulus devlet’ten yana, onun bilinçli üyeleri olabilmek gerekir.

Mustafa Kemal Atatürk, artık bir birey değildir. O bir sistemdir, doktrindir, öğretidir. Emperyalizme karşı çık-manın öğretisidir. Tam bağımsızlığın, planlı sanayileş-menin, karma ekonominin, ulusal yararı koruma bili-ncinin ve kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyete sahip çıkmanın öğretisidir.

Atatürkçü Düşünce korunabilseydi, bugün küreselleşen ekonomi krizinden ülkemizin etkilenmesi söz konusu olamazdı. Atatürkçü Düşünce, Kamu İktisadi Kuruluşları’na (KİT’lere) sahip çıkma, reel ekonomiyi geliştirme ve uygulama ödevinin de adıdır.. Atatürkçü Düşünce korunabilseydi, Türkiye bugün AB-ABD çaprazında, şeriat özlemcilerinin iktidarına bağımlı kalacak durumlara düşmezdi. Atatürkçü Düşünce korunabilseydi, ekonomimiz IMF’ye avuç açmaz ve askerlerimizin başına çuval geçirmeye Yankiler cesaret edemezdi.

Atatürkçü Düşünceyi Kemalizm’den ve Kemalizm’i, Atatürkçü Düşünce’den ayırmak türündeki sakıncadan arınmamız gerekir.. Cumhuriyeti demokrasiden, demokrasiyi Cumhuriyetten ayırmamak kadar önemlidir bu. Küreselleşen emperyalizme karşı yoksunlaşan ülkelerin kurtuluşu ve hatta emperyalizmin kendisini kurtarmasının gizini Kemalizm’de Atatürkçü Düşünce’de bulabiliriz. Yurtta ve Dünyada barışın sağlanabilmesinin çaresi, yöntemi, tam bağımsızlığın gizinde saklıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamak, tam bağımsızlık bilincini yönetim ve yaşam biçimine dönüştürmekle eş anlamlıdır.

Bugün ülkemizin ekonomik, siyasal ve toplumsal sorunların tümü, Mustafa Kemal’e karşıtlığın ürünüdür. Mustafa Kemal Atatürk’ün öğrencileri sizler, Ekonomiyi Mustafa Kemal’in ekonomisine, ulusumuzu Mustafa Kemal’in ulusuna ve Çankaya’yı Mustafa Kemal’in Çankaya’sına dönüştürmeyi amaç almalısınız. Bu amacın dışında kalan tüm konular ve sorunlar sadece ayrıntıdır.

Ülkemizi, Mustafa Kemal’in ülkesine dönüştürecek siz genç arkadaşlarımın bilimsel düşünceyle Atatürkçü Düşünce’nin bütünselliğinden kopmayacağınız inancıyla, Mustafa Kemal’in aydınlık Türkiye’sini emanet edememenin suçluluğu içinde tüm gençlerimizden bizlerin özür dilemesini görev biliyorum. Çünkü bizler, Mustafa Kemal’in Cumhuriyetine, onun kazanımlarına yeterince sahip çıkamadık ve gençlerimize sorunlarla yüklü bir Türkiye bırakmanın yanılgılarından kendimizi kurtaramadık. Bizleri bağışlayacağınız umuduyla, Atatürkçü Düşünce ile Bilimsel Düşünce bütünselliğine sahip çıkabilme özleminde sizleri kutluyor başarı dileklerimi sunuyorum.

Ali Nejat Ölçen

***

TRAKYA ÜNİVERSİTESİ ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE TOPLULUĞU-NUN ÇALIŞTAY SONUÇ BİLDİRGESİ:

6-7 Mart 2009 günleri arası yapılan çalıştay’ın sonuç bildirgesini okuyucularımın bilgilerine sunuyoruz. Mus-tafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyetimizi emanet ettiği gençlerimizin ülke sorunlarına nasıl baktıkları nasıl yo-rumladıklarını, öylelikle, Cumhuriyet kuşağının genç kalmış yaşlı bireylerinin, genç kuşaklara nasıl bir Türkiye bıraktığının kanıtını da görüyoruz.

TÜRK DIŞ POLİTİKASI
Türkiye ve Küreselleşme

Küreselleşme sürecinde ulus devleti bölüp, ayrılan parçaları kontrol etmek, “böl-yönet” politikası izlemek, küresel odakların temel stratejisi haline gelmiştir. Ulus devlet olarak bunun karşısında yapılması gereken şey, kıskaç altına alınmış “ulus” devlet”i muhafaza etmek ve tam bağımsızlıktan ödün vermemektir.

Küreselleşme karşısında, ekonomik açıdan refahı sağlamak için, çok uluslu şirketlerin ve yabancı malların pazarını yapan anlaşmalar red edilmelidir. Güdümlü ekonomi sisteminin uygulandığı politikalarla, ekonomik dar boğazdan kurtulmak mümkündür. İzleyeceğimiz Kemalizm ideolojisi ile küreselleşmenin boyunduruğundan çıkıp, 20.yüzyılda olduğu gibi mazlum milletlere öncülük etmek mümkün olacaktır.

Türkiye’nin Bölge Politikası

Türkiye, siyasal stratejisini belirlerken devamlı Avrasya Birliği’ni göz önünde bulundurmalıdır.

Türkiye, Balkan ülkeleri ile bire bir temasta bulunmalı ve Balkanlar’daki Türk azınlık haklarını korumalı ve Balkan’larda daha etkin olmalıdır. Türkiye, Ortadoğu stratejisini belirlerken ekonomik ve siyasal etkenleri düşünmeli ve politikalarını buna göre belirlemelidir.

Türkiye, Kıbrıs’ta meşru haklarını, garantörlük haklarını kullanmalıdır. Güney kıyılarımız konusunda, güvenlik stratejisi oluşturulurken, Kıbrıs’ın jeopolitik önemi göz önünde bulundurulmalıdır. Doğu Akdeniz’de ticaret yollarının güvenliği için Kıbrıs’ta daha ihtiyatlı davranılmalıdır. Türkiye, Akdeniz Birliği projesinde transit ülke olacaktır. Bu durum, kendi çıkarlarımız doğrultusunda avantaja çevrilmelidir.

Türkiye, Shanghay İş Birliği’ne gözlemci olarak katıl-malı ve faaliyetlerini takip etmelidir.

Sonuç olarak, Türkiye Bölgesel konjonktürün fırsat verdiği ölçüde insiyatif kullanmalı, dış politikada kendisine zarar verecek arabulucu sıfatlarını üzerine almamalı, milli çıkarları zedeleyen tavizler vermemelidir.

Türkiye’de Güvenlik

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sahip olduğu jeopolitik ve jeostratejik bağlamda ulusal çıkarlarımız olan devletin bekası ve ulusun refahı ile bulunduğu bölgede güçlü bir ulus devlet olarak sonsuza dek yaşama azmini sürdürmektedir. Buna hep birlikte sahip çıkmalıyız.

Ülkemizin su kaynaklarının korunması ve ulusal politikalarımız doğrultusunda geliştirilmesinin köklü düşünsel ve kuramsal reformlar gerektirdiği ortaya çıkmaktadır. Bu politikaların ortaya çıkması için siyasi iktidarın bu yönde kararlılığı ve sürekliliği olmalıdır. Bunun yanında devletin tüm birimlerinin belirlenen strateji ve politikalara uygun çalışmalar yürütmesi, toplumsal bilinç ve desteğin ortaya konulması zorunludur.

Türkiye, komşularımızla olan ilişkilerimizin bütününü ele aldığımızda, Türkiye’nin çıkarcı ülkelerin ileri karakolu olma durumunu engellemeli ve Kemalist dış politika çerçevesinde ilkeli güvenlik politikaları uygulamalıyız.

Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltması için, yeni kaynaklara yönelmesi, enerji potansiyelinin ektin ve verimli kullanılabilmesi için eşgüdüm etkinliği ile plansızlığın ortadan kaldırılması gerekmektedir. Ayrıca, boru hatlarından kaynaklanan stratejik önemi korumak için, ordunun, ekonominin ve dış politikanın ulusal bir şekilde güçlendirilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.

Türkiye, sahip olduğu bor rezervlerinin kullanımı konusunda bağlayıcı ve engelleyici antlaşmalara imza atmamalıdır ve çıkarılan bor madenini işleyecek tesisler kurulmalı ve de işlenmiş bir şekilde ihraç edilmelidir.

Türkiye’de kaçak elektrik kullanımının üzerine gidilmesi gerekmektedir. Enerji kaynağı olan ülkeler çeşitlendirilmeli, rüzgar, jeotermal, hidrolik ve termik santrallerin potansiyelleri daha verimli kullanılarak enerji üretiminde yerli kaynakların payı arttırılmalıdır.

TÜRKİYE’NİN İÇ POLİTİKASI

Sağlık Politikası

Dünyada yaşanmakta olan sağlık alanındaki özelleştirme rüzgarından Türkiye de etkilenmektedir. Sağlık alanında büyük çıkmazlara girecek olan Türkiye’nin sağlık poli-tikasına çözümü, 1961 yılında yaşanan tüm yurttaşları kapsar nitelikte “herkese, her yerde, her zaman sağlık” politikasını dışardan gelen direktifler doğrultusunda değil, kendi kadrosu, kendi koşullarına uygun çözümler üretmek olmalıdır. Bu alanda yapılan akılcı, özgün bir planlama, Türkiye’yi sağlık alanında ileri seviyeye taşıyacaktır.

Türkiye’de Devletin Ekonomi Politikası Nasıl Olmalıdır?

Türkiye’nin ekonomik olarak sorunu, dışa bağımlı olmasıdır. Mustafa Kemal felsefesiyle yoğrulmuş Kemalist düşüncede, ekonomi, Marksist ve kollektivist bir uygulama değildi. Aynı anlamda liberalizm ve piyasa ekonomisi anlamına da gelmiyordu. Kemalizm’in iktisat anlayışı “economic dirigee” yani güdümlü ekonomiydi. Bu anlayışla hareket edilmeli, Türkiye ekonomisi üretken, kendi kendine yeten ve kendini denetleyen bir yapıya kavuşturulmalıdır.

Türkiye’de Üniversiteler ve Aydınlanma

Aydınlanma, insanların özgür iradelerini kullanarak düşündüklerini dışarı vurmalarıdır. Tarih boyunca insanlar öğrenilmiş çaresizlik döngüsü içerisinde ışığı görememek pahasına kısır döngüde kalmayı tercih etmişlerdir. Kemalizm’i diğer sistem ve düşüncelerden ayırt eden en güzel nokta, aydınlanma fikridir.

Bilmemiz gereken şey, düşünce sürecinin yalnızca dersleri kapsamayacağıdır. Sürecin aksi yönde olması, dü-şünce yetimizi mekanikleştirmeye indirgemektedir. Eğihayatı boyunca, aynı kalıplar çerçevesinde işlenen beyinler, üniversitede de iyice pekişmekte, yaşam karşısında nasıl hareket edileceğini bilmeyen, bilinçsiz ve savunmasız insanlar olmaya başlamaktayız. İnsanca yaşam için, diğer canlılardan farklılaşmamızın farkına varıp, insanlaşma sürecine girmemiz gerekiyor. Bizi biz olmaktan çıkaran alışkanlıklarımızdan vazgeçip, bizi biz yapan özgürlüğümüz ve özelliğimizi öne çıkaran düşün gücümüzü geliştirmeliyiz.

Eleştirel akılcılığı model alan Kemalist gençler olarak ezbere dayalı bir sistemde okuduğumuz şu günlerde bize sunulanları olduğu gibi kabul etmektense akıl süzgecinden geçirmeliyiz. Üniversite özerkliği her üniversite üyesini tam egemen çevrelere ve üniversitenin kendi bünyesi içindeki egemen tabakalara karşı koruyan bir özerklik anlamına yüceltilmelidir.

Katılımcılar:

Trakya Üniversitesi ADT, İstanbul Aydın ADK, Yıldız Teknik Üniversitesi ADT, Uludağ Üniversitesi ADT, Okan Üniversitesi, Osmangazi Üniversitesi ADT.

***

Türkiye Sorunları kitap dizisinin yorumu

Trakya Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Topluluğu’nun öncülüğünde gerçekleşen Çalıştay’ın “Sonuç Bildirgesindeki görüş ve öneriler doğallıkla tartışmaya açık-tır. Ne varki birden fazla üniversite öğrencisinin bir araya gelerek, kimi sonuçlara ulaşması ve bu sonuçları Sonuç Bildirgesi ile açıklaması bir ilktir ve ülkemiz için yarınların aydınlığının ilk kıvılcımıdır.

Sonuç Bildirgesi’nin en can alıcı bölümü kuşkusu. O düşüncedir ki, YÖK üyeleri için hem bir öğüt, hem bir uya-rı ve hem de bir öğreti olabilmeli. Ne diyor gençlerimiz: ”diğer canlılardan farklılığımızın farkına varıp insanlaşmalıyız” diyor. Bununla da yetinmiyorlar:

“Bizi biz olmaktan çıkaran alışkanlıklarımızdan vaz geçip, bizi biz yapan özgürlüğümüz ve özelliğimizi öne çıkaran düşün gücümüzü geliştirmeliyiz

Bugüne değin, böylesi aydınlık içinde “aydınlanma” kavramının tanımına tanık olmamıştık. Trakya Üniversitesi ADT Başkanı genç arkadaşım öğrenci Uğur Güngör’ü ve Çalıştay’a katılan gençlerimizi aydınlığı, bu denli aydınca açıkladıkları ve amaç aldıkları için kutluyor ve:

Tüm Türkiye’yi bizi biz olmaktan çıkaran tüm alışkanlıklarımızdan vaz geçmeye çağırıyorum..

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail