Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 77 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


...

YALNIZ DEVLET ADAMI DEĞİL, AYNI ZAMANDA İNSAN OLAN MUSTAFA KEMAL

Yaveri anlatıyor:

Gazi, çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladı. Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokul-du.

-Merhaba nine.
Kadın, Ata’nın yüzüne bakarak hafif sesle:
-Merhaba,dedi.
-Nereden gelip nereye gidiyorsun?
-Neden sordun ki, dedi. Buraların sabisi misin? Yoksa bekçi mi?
-Ne sahibiyim ne de bekçiyim nine. Bu topraklar Türk mille-tinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nerden gelip nereye gittiğini söyler misin?
-Tabii söyleyeceğim. Ben Sincan köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetiştiği, kavruk köylerinden birindenim. Bizim muhtar bana bilet aldı, trene bindirdi, kodum Angara’ya geldim.
-Muhtar niçin Ankara’ya gönderdi seni?
-Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da.. Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan gurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyim diye hep dua ettim. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Ben de gün demeyip muhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angara’ya, geceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilmediğimden işte agsamdam belli böyle kendimi oradan oraya vurup duruyom bey.
-Senin Gazi Paşa’dan bir isteğin var mı?

Kadının birden yüzü sertleşti.
-Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyeyim ki.. O bizim vata-nı gurtardı. Bizi düşman elinden gurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağ ol paşam demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver.

Atatürk’ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek:
-Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır. Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu.

Attan indim. Yaşlın kadının elini tuttum, anacığım, dedim. Sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duru-yor.

Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp Atatürk’ün ellerine sarıldı. Görülecek manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı, bir kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyordu. Yaşlı kadın belki on defa öptü Ata’nın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkardı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk’e uzattı.
-Tek ineğimin sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.

Paşa, hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi.
-Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin, benim armağanım olsun.

İnterrnert’ten bize ulaşan bu anıyı gönderenin kim olduğunu öğrenemedim. İleti aşağıdaki tümceyle bitiyordu:

Bu yazıyı okurken duygulanan ve ağlayan varsa, hala umut var demektir.

Ahmet Doğan Şimşek ve benzerleri bu anıyı okuduklarında acaba duygulanacaklar mı, bilemiyoruz.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail