Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 78 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE BAĞNAZLIK ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat ölçen

-Sokrates, gene sana geldik. Kime gidelim ki, zihnimizdeki kaygıların yüreğimizde yarattığı acılara çözüm için kime baş vurabilirdik ki. Söyle bize, bağnazlık ne demektir. Kişi nasıl, nasıl bağnaz olabilir. Ve de bizleri yönetenlerin niteliği mi, ya da görevi mi bağnaz olma-ları? Kendimizi bağnaz olmaktan kurtarabilsek bile, bağ-naz yönetimlerden nasıl kurtarabiliriz? Söyle bize. Ne demektir bağnazlık? İnsan niçin bağnaz olur ve kendisini niçin bağnazlığın pençesinden kurtaramaz?

Sokrates:
Bağnazlıktan yakınmanız, sizlerin bağnaz olmamanızın kanıtıdır. Bağnaz birey, kendisinin bağnaz olup olmadığını düşünmekten yoksun olandır. Bağnazlık, kişinin kendisini sorgulamasını, zihnindeki çelişkilerden arın-masını, gerçeğin doğru mu yanlış mı olduğunu ölçümlemesini önler. Bağnazlığı yalnızca, yeniliklere karşı çıkmak biçiminde algılamak yanlıştır. Yenilik, doğruya, güzele, iyiye doğru yönelimdir. Güzeli, iyiyi, arayan zihin, önce kendisini sorgulayacak ve zihnine başkaları tarafından yapıştırılan inanç biçimlerinden kurtuluşun yolunu arayacaktır. İnançların yarar ölçütünden başka, gerçek mi, doğru mu, iyi ve de, güzel mi olup olmadığını düşünmek aşamasına ulaşan birey, kendisine gelişmenin aydınlığını açmış olur.

Düşünce, bireyin kendisi tarafından yaratılmalıdır ki, , bağnazlık önlenebilsin..

-Fakat, Sokrates, düşün biçimleri arasında, kişi nasıl bir seçim yapmalı ki, bağnaz olmadan, o düşüncenin erde-mini duyumsayabilsin?

Sokrates:
Düşüncenin hiçbir biçimini zararlı ya da yararsız gören kişilerden biri değilim. Bağnazlık, düşüncenin değişmezliğine kapılmak o düşünceyi irdelemeden, sorgulamadan inanca dönüşmesine kapılanmaktır. Düşünce yanlış olabilir, geçersiz olabilir, doğru olma-yabilir, bunu görebilmek o düşünceyi çelişkilerinden arındırabilmek ve doğruya, gerçeğe ulaştırabilmektir önemli olan ve bunu başaran kişi, kendisini dogma-lardan, dolayısıyla bağnazlıktan arındırmış olur.

Bağnazlık, aslında düşün tembelliğinden de kaynaklanır. Birey, zihnine yerleşen inanç biçimlerinin, düşünerek değişmesine her zaman direnmiştir. Zihnin kıvrımları arasına sinen o inanç biçimlerini oradan çıkarıp atmak kimileri için olanaksızdır; bu olanaksızlığı yaratan da, bireyin düşün tembelliğidir.

-Evet Sokrates, zihnimizde düşün alanının genişlemesine yol açacak bu düşüncelerin, keşke bizleri yönetenler tarafından da kabul gördüğünü görebilsek. Onlar, bağnaz mıdırlar gerçekten, bağnazlığı yöntem olarak mı kullanıyorlar, bunu bilemiyoruz. Söyle bize, onların bağnaz olmalarını bizler mi sağlıyoruz?

Sokrates:
Burada, Araf’ta sizlerin ne tür sıkıntılar içinde olduğunuzu görüyor, izliyorum. Bağnazlığa kendini kaptırmış bireylerin çokluğu, o toplumun genel niteliğine dönüşmüş ise, yönetilmeleri kolaylaşacak ve iktidardaki güçler, bağnazlığı elbette araç olarak kullanacaktır. İktidar güçlerinin söylem, eylem, karar ve uygulamalarına boyun eğen, ses çıkarmayan bir toplum öyle oluşur; öyle oluşan toplumlar, kendilerinin bağnaz kadrolar tarafından yönetilmesinin koşullarını yaratmış olur. Bireylerinin çoğunluğu bağnaz olan toplumlarda değer yargıları gelişmez. Bilimde, teknikte, insan ilişkilerinde, sanatta geri kalışın etmenleri kitleselleşmeye başlar ve düşün özgürlüğünün zararlıolacağı düşüncesi, kendiliğinden doğmuş olur. Sizler şimdi böyle bir süreci mi yaşamaya başladınız?

-Evet Sokrates, zihnimizi dağlayan yüreğimizdeki acıyı duyumsadığını görüyoruz. Bağnazlık, giderek kitleselleşmektedir. Miskinliğin, yazgıya boyun eğişin, bir toplumu nasıl köleleştirdiğinin bilincinden de uzak-laşmaktayız. Bizleri yönetenlerin aramızda kendilerine boyun eğecek bağnazları bulup seçmelerinin hiçbir enge-li ve güçlüğü kalmamış gibidir. Bu süreç kemikleşirse, bir süre sonra, biz, biz olmaktan çıkacağız ve onurlu insan olmanın erdemine yabancılaşacağız. Ne yapabiliriz? Söyle bize, toplumun bağnazlığa direnmesini nasıl sağlayabiliriz?

Sokrates:
Sorunuza yanıtımın, sizleri gücendireceğini biliyorum.

-Hayır Sokrates, gücenmenin bile bağnazlık olduğunun bilincindeyiz. Toplumsal yarar karşısında, gücenme gibi bir alışkanlığımızın olmadığını bilmenizi diliyoruz.

Sokrates:
Tüm toplumlar, şimdi yakındığınız süreci yaşamış ve o süreci geride bırakarak, gelişme yoluna girmiştir. Sizlerin de bağnazlığın toplumsallaşmasına direnecek ve hatta karşı çıkacak dinamikleri yaratmanız gerekir. Nasıl mı? Düşünceyi düşünce olmaktan çıkararak, örgütlenmenin odağına dönüştürerek. Bunu yapmakta zorlandığınızı görüyor ve örgütlenme kültürünüzün gelişmiş olmadığını düşünüyorum. Örgütlenme sentezini yaratabilmelisiniz. Sizler bu sentezi yaratamıyorsunuz. Düşünce farlılıklarına ilişkin ayrıntıları önemsiz görmeyi kabul etmediğiniz sürece örgütlenemezsiniz. Örgütlenmede gerçekçiliğin ve güven duygusunun çok önemli olduğunu belirtmeliyim. Farklı düşüncelerin tümünü avucunuzun içine alarak oradan ortak düşünceyi, çelişkisiz, doğru ve gerçekçi düzlemde yaratabiliyor musunuz? Bunu başaramazsanız, şimdiye kadar olduğu gibi bir araya gelir, kısa süre birbirinizden koparak ayrılırsınız.

Sizi bağnazlığın yönetmesinin sorumluluğunu kendinizde aramalısınız.

-Evet Sokrates, kendimize açıklamaktan çekindiğimiz bir gerçeği şimdi sizden duymuş olmanın hüznünü yaşıyoruz. Bizler bir araya gelmeyi, bilemiyoruz. Bir araya geldiğimizde ayrıntıların girdabında birlikteliğin ne olduğunu unutuyor ve farklı düşünceler arasındaki farkı gidermeyi bilemiyor o küçücük farkları, anlaşmazlığın nedenine dönüştürüyoruz.

Bağnaz kadroların bir birini anlamaları, kendi düşün tembelliklerinin ürünü olsa gerek. Oysa, yenilikten, gelişmekten, özgür düşünceden yana bağnazlığa sırtını dönmüş kadrolar, anlaşmazlık yaratmanın uzmanı oldular.

Ülkemize dönünce, ey aydınlar, birlikteliği sağlayamaz-sanız nasıl aydın olabilirsiniz sorusunu onların yüzlerine karşı haykıracağız. Esen kal, Sokrates, iyi ki varsın.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail