Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 79 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE İKNA ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

-Sokrates, ne zaman zihnimizde bir kavramın açılımını yapamazsak sana geliyor ve Araf’ta olmana karşın, yanımızdaymışsın gibi bizleri tanıdığını görüyoruz. Sanki, aynı coğrafyanın ve aynı toplumun insanıyız. Bunun gizini anlamaya çalıştık ve şu sonuca ulaştık: Acaba, ulaştığımız sonuç doğru mu? Senden bunu işitmek istiyoruz. Ulaştığımız sonuç, zihinlerimizin özdeşliğinden kaynaklanıyor. Yanılıyor muyuz? Söyle bize.

Sokrates:
Hayır, yanıldığınızı düşünmüyorum ki, yanıldığınızı söyleyeyim. Aramızdaki benzerlik ya da özdeşlik, bir bakıma gerçeğin doğru olup olmadığını algılama gücü-nün özdeşliğinden kaynaklanıyor. Olaylar karsışında o olayın doğru mu, gerçek mi, hangi nedenin sonucu ve ne tür bir sonucu yaratacağını anlamaya çalışmanızın özdeşliğinden kaynaklanıyor. Bu özdeşliğin temelindeki olgu nedir biliyor musunuz? Sözlerinizde hiçbir zaman karşınızdakini ikna etmeyi değil, sözlerinizin kanıtları olup olmadığını temel almanızdan kaynaklanıyor. Aramızda eğer benzerlik varsa, bu benzerliği yaratan nitelik sizin de bizler gibi, kimseyi ikna etmeyi amaç almamanız ve sözleriniz, doğru ve gerçek ise onu kanıtlamakta güçlük çekmemeniz nedeniyledir.. İşte bilimsel düşünce budur.

-Evet Sokrates, bilimsel düşün yetisi, ikna yöntemine başvurmaksızın olayın gerçek mi, doğru mu, hangi nedenin sonucu ve hangi sonucu ortaya çıkaracağını tasarımlamak ise, acaba sorabilir miyiz, Araf’ta mı siz bu niteliği edindiniz,ya da bu niteliğinizle mi birlikte Araf’a ulaştınız?

Sokrates:
Aslında Araf, ne nesnel ve ne de tinsel yani, ne gerçek ve ne de sanaldır. Yokluğun yok olduğu ve varlığın var olmadığı bir konumdayız bizler. O nedenle sadece salt düşünceyiz. Zihnin kendisiyiz. Yer yüzündeki kimi bilgisizler buna “ruh” diyor. Bizler ruh değil, ruh ötesiyiz. O nedenle gerçekler dünyasının parçasıyız. bizler. Varlığı var olmayan yokluğu yok olan bir evrendeyiz. Bunu sizlere anlatabilmenin bir tek çaresi vardır, bir gün Araf’ta bizlerle birlikte olmanız. Sizler, kendinizi Araf’a hazırlamakta hiçbir güçlük çekmezsiniz eğer, başkalarıyla konuşurken ya da bir sav ileri sürerken ikna yöntemini kullanmazsanız.

-Evet Sokrates anlıyoruz, sizler ikna yöntemini yanlış, yanıltıcı ve çoğu kez gerçeğin tersi olarak betimliyorsunuz, acaba öyle mi?

Sokrates:
İkna yöntemi, kişiyi kandırmanın, gerçek dışılığı çoğu kez gerçeğin kendisiymiş gibi kabul ettirmenin aracıdır. Yalanın doğru, eğrinin düzgün, olmayanın olmuş gibi gösterilmesi çabasıdır ve dürüstlük kavramının tersidir. Toplumu yöneten ve yönlendiren kadrolar sık sık bu yanlış yolu tercih ederler. Kendi düşüncesine güven duymamanın, o düşüncede gerçeğin yok oluşunu gizlemenin aracı olarak kullanılır. İkna yöntemine, bir aldatma, kandırma, çoğu kez, gerçeği gizleme aracı olarak baş vurulur. Topluma saygı duyan, topluma güve-nen ve toplumun iyiliğini amaç alan kadrolar, ikna yöntemine baş vuracak kadar küçülmezler. Belki, kendilerini izleyen kitle bulabilirler ve fakat, ikna olduğunu sandıkları kitleler tarafından bir süre sonra terk edilirler. Doğanın gerçekleri ile toplumun gerçekleri birbirinin özdeşidir. O gerçekleri, ikna yoluyla tersine çevir-mek olanak dışıdır. İkna yöntemini kullanan kadrolar, topluma ne denli zarar verdiklerini bir süre sonra göre-meden tarihin karanlıklarında kaybolup giderler.

Doğa, gerçek ise, toplum da gerçeklerden yana olmak zorundadır. Doğanın gerçeklerini bize tanıtan ve o gerçeklerin hangi sonuçlarıyla karşılaşacağımızı bize öğreten yöntemin adıdır bilim. Ve bilim ikna yöntemini yadsımanın öteki adıdır. Bilimin bir tek aracı vardır, o aracın adı “kanıtlama” dır. Bilim, gerçeğin kanıtıdır. Toplumu yönetenlerin bilimsel zihniyette, bilimsel düşüncede ve bilimsel davranışta olmaları gerekir. Toplumu yönetenlerin gerçekçi olmalarının dışında başka seçeneği yoktur. Olmamalıdır.

-Sokrates, sanki ülkemizde bizlerle birlikte yaşıyor gibisin. Bizleri yönetenlerin, ikna yönteminden başka araç kullanmadıklarını biliyor gibisin. Bizleri yönetenlerin gerçeklerden korkuları mı, inançlarını gerçek dışılık mı oluşturuyor, yalan söylemeleri yalancı olmalarının ürünü mü, ya da ikna yöntemini kullanırken, farkında olmadan mı yalan söylüyorlar? Bilemiyoruz. Söyle bize Sokrates, doğru sözlü, gerçekten yana, gerçekleri görebilen ve o gerçekler arasında bizler için doğru ve yararlı olanı seçen kadroları nasıl yaratabiliriz. Söyle bize, bizleri kandır-mayanları nasıl tanıyabilir, seçebiliriz.

Sokrates:
Bu sorunuza ben değil, sizlerin yanıt vermesi gerekmez mi? Sizler, ne denli gerçekçi olabilirseniz, sizleri yöne-tenler de o denli gerçekçi olurlar. Sizleri yönetenlerin gerçekçi olmamalarının sorumlusu onlar değil, kanımca sizlersiniz. Sizler ne ölçüde dogmalardan arınır, gerçeğin ne olduğunu bilmeye, öğrenmeye, görmeye ne denli gereksinim duyarsanız, sizleri gerçekten yana kadro-ların yönetmesini o denli kolaylıkla sağlayabilirsiniz. Sizleri belli süre önce, gerçekçi kadroların yönettiğini nasıl unutmuş olabilirsiniz. Şimdi gerçekleri bilmeye, öğrenmeye gereksinim duymuyor musunuz ki, sizleri şarlatanlar yönetmeye başlamış olsunlar.

-Haklısınız Sokrates, ülkemize dönünce, bizleri yönetenlere değil, ondan önce kendi toplumumuza gerçeğin nasıl bir gerçek olduğunu yüzlerine karşı haykıracak ve doğanın gerçekleriyle toplumun gerçekleri arasındaki iletişimi nasıl elle tutulurcasına görmeleri gerektiğini anlatacağız. Bugün gerçeğin, yarın ortaya çıkacağını düşünen insanlar olmamızın yöntemini aramaya, bulmaya ve anlatmaya çalışacağız.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail