Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 79 Geri Tavsiye Et Yazdır

YENİ OLUŞAN DÜNYAMIZDA EĞİTİM SORUNU
Dr..İhsan Çetin
Bilkent Üni.

YENİ OLUŞAN DÜNYAMIZDA EĞİTİM SORUNU

Dr.İhsan Çetin

Şimdiye kadar edindiğimiz bilgi birikimi, yeni oluşan dünyamızın koşullarını anlamaya yetmemektedir. Uzunca bir süredir, eğitim sistemi rasyonel olmaktan uzaklaşmasaydı böylesi bir güçlüğü yaşamayacaktık.

Ancak, eğitim konusuna geçmeden önce şu söylenmelidir: Yaşanılan ekonomik, sosyal, politik, çevresel, teknolojik ve toplumların psikolojilerindeki dinamiklerin birbirleri üzerindeki etkileri yeni bir yapı oluşturmuştur. Bu oluşumun değişim hızı, çok yakın bir geleçekte geometrik (katlanan) bir büyüme gösterecektir. Bu durumda da, şimdi öncelikli olan meselelerin hemen tümü yine yakın bir zamanda (4-5 yıl gibi) önemini yitirecektir. Dolayısıyla, eğitim politikası gündeme geldiğinde, bu olgunun gözönünde bulundurulması zorunluluğu vardır. Önemini yitirmeyecek olan “doğru” ise, ülkelerin zenginliğinin te-mel kaynağının nitelikli insanlar olduğu gerçeğidir.

Esas söylemek istediğimi netleştirmek için şöyle bir ör-nek verebilirim: Eğitim alanında hâlâ ileri düzeyde görünen ABD, İngiltere veya Japonya bu yeni durumu anlamazlarsa onlar da yarış dışı kalacaklardır. Öte yandan; eğer Türkiye, Yunanistan veya Kenya gibi ülkeler bu yeni oluşumu doğru okuyup değerlendirebilirler ise yarışa devam edeceklerdir. Söz konusu yarışta, bilinmezler karşısında ne yapacağını bilenler kazanacaktır; bugün tüm ülkeler bilinmezlerle karşı karşıyadırlar, dolayısıyla eşit konumda bulunmaktadırlar. Bundan böyle, düşünülemezi düşünebilecek şekilde eğitim verebilen ülkeler yola devam edebilecektir. Çünkü, daha önce hiç yaşanılmamış problemler karşısında nasıl davranacaklarını, çözüm üret-meyi ve çözümlerini ifade edebilmeyi öğrenmiş olacak-lardır. Diğer bir deyişle, “Yeni Dünya”yı anlayabilenler ve yeni koşullara uyum sağlayabilenler ayakta kalabile-ceklerdir.

Koşulacak parkurun özelliklerinin bilinmemesi, tüm ülkeler için başlangıçdaki eşitliği kendiliğinden sağlamıştır. İşte, bu belirsizlik ve bilinmezler karşısında, aynı hizada duran tüm ülkelerin önceden bilmeleri gereken önemli koşullardan bazılarını şöyle özetleyebiliriz:

- Bundan böyle, eğitimin artık öngörülemeyen bir gelecek için verileceği
- Mevcut eğitim sisteminin, gelecek ile bağlantısının kesildiği varsayımının, önyargısız ve özgür bir ortamda tartışılması gerekliliği. Gençlerin tartışma sürecine katılmalarının sağlanması
- Çözümü tasarlayacak olanların, sorunun tanımını yaparlarken, yetkinliklerinin özeleştirisini yapabilmeleri
-Yerkürenin geleceği için, eğitimde yapılması gereken değişimlerde, zaman sınırlılığının da gözönünde bulundurulması.
-Yukarıda sıralanan maddeler, gençlerin yeni dünyaya uyum sağlayabilmeleri için öncelikli olanlardır!

Gençleri daha iyi anlamak için, eğitim sürecinin tasar-lanmasında katkıda bulunulabilecek iki gözlemimi, yeri gelmişken aktarmak istiyorum:

Bunlardan ilki, 2600 yıl önce eski Yunanlılar, muh-temelen onlardan önce de Mısırlılar ve Çinliler, genç nesillerin kendileri gibi olmamasından yakınmaktaydılar. Esasında, bu durum, değişim ve ilerlemenin sonucu olarak ortaya çıkıyordu. Benim gözlemim, tarih boyu şikayet edilen bu durumun yanısıra, başka yeni bir gerçeğin daha olduğu yönünde; şimdiki gençlerin büyük bir bölümü, küreselleşmiş sanal dünya ile kendilerine yaranmaya çalışan anne-babaların ürünüdür. Bu “ürün”de, topraktan ve doğadan kopuk yaşamaktadır.

İkincisi, “yeni dünya” nın gençleri, yeni oluşan koşullara göre tasarlanmış destekler almaksızın, bu yarışta başarılı olamayacaktır. Şimdiye kadar verilmiş olan yanlış eğiti-min sonucunda, zaten gençlerin çoğu ne neyin ne oldu-ğunu, ne de ne olacağını anlıyor; bilmedikleri, doğru yo-rumlayamadıkları bir boşlukta kulaç atmaya devam edi-yorlar. Onlar, dünyadaki gelişmelerin yanı sıra, aile, okul, çevre ve dayanaksız inançların el birliği ile bu duruma getirildiler.

Esasında insan, algılama, anlama, düşünme ve problem çözme yetisiyle programlanmış olarak doğmaktadır. An-

cak, eğitim sisteminin sonucu, insanların çoğu, doğuştan sahip oldukları bu yetileri yitirecek biçimde eğitilmek-tedirler. Kendilerinden,“başarı” için kapıkulları olmaları beklenilmekte; düşünmek, sorgulamak, farklı olmak, ken-dilerini alışılmışın dışında ifade etmek ise her fırsatta ce-zalandırılmaktadır.

Özellikle vurgulamak istediğim bir husus: Çok uzun yıllara dayanan deneyim ve düşünceme göre, yitirilmiş olanların önemli bir bölümünü “doğru” bir eğitimle üniversite aşamasında bile tekrar geri kazandırabiliriz.

Başka bir soruna daha dikkat çekmek istiyorum; o da üniversite eğitiminde, eğitim felsefesinin özümsenmesi ve eğitim vereceklerin eğitilmesidir.

Özetle, şimdiye kadar bütün nesiller, yaşayacakları dünya da yaklaşık olarak nelerle karşılaşacaklarını biliyorlardı. Dolayısıyla, alınan eğitim, problemlerin çözümünde yararlı ve yeterli oluyordu. İlk kez, yepyeni problemlerle karşılaşacağımızı, ancak onların neler olacağını bilmi-yoruz. Bu nedenle de eğitim, bilinmezlerle karşılaşıl-dığında, nelerin yapılacağını öğretecek bir şekilde veril-melidir.

“Başkası” gibi düşünmeye devam edersek, ne “Yeni Dün-ya”yı anlayabiliriz ne de gençlere kendileri gibi düşün-meyi ve kendileri gibi olmayı öğretebiliriz.

Yukarıda önerilenlerin uygulanmasında, çok büyük zor-luklar olduğunu tabii ki biliyorum. Halen eğitim veren-lere; bildiklerimizin çoğu, bitmiş olan bir dünyaya aittir, artık yeni şeyler öğrenmemiz ve öğretmemiz gerekiyor demek, sözde kolaydır. Ancak, hoşumuza gitmeyeni yok saymak da onu yok etmiyor.

Özeleştiri

1.Çözüm için, sorunun, önce, karar vericiler tarafından masaya konulması gerekmektedir. Ancak, karar vericilerin sorunun masaya nasıl getirilebileceğine ilişkin bir önerim yok. Yani, sorun tartışılamayacaksa yazılanlar boşlukta kalacak demektir.

2.Eğitim verenlerin eğitilmesi” bir sorun olarak dile getirilmiş. Uzunca bir süredir “rasyonel olmaktan uzaklaşmış” bir yapının ürünleri arasından eğiticileri eğiticek olanlar nasıl secilecek?

3.Hemen her konuda olduğu gibi, eğitimde de geri kalmış ülkeler gelişmiş ülkeleri taklit etmişlerdir. Bu kez ne değişecek ki geri kalmış ülkeler yeni oluşumu doğru okuyup değerlendirebilsinler?Yani, sorunun çözümü için, ileri dü-zeydeki ülkelerin ön alması zaten beklenilmeyecek ( mi?)

4.Eğer, yukarıki saptamalar doğru ise, çözüm önerilerinin neler olması sorunu belirir. Düşüncelerime yönelik öz eleştirimin konusu, yeni oluşan dünyada sorunları doğru okuyarak doğru yanıt bulmayı temel alan eğitim siste-minim nasıl bulunacağının tartışılarak belireceğine ilişkin kanaatımla birlikte devam etmektedir..

İhsan Çetin

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail