Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 81 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE SEZGİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

-Sokrates, zihnimizi kurcalayan, özünü betimleyemediği-miz bir konuyu öğrenmeye geldik. Bizleri hoşgörünle bağışlayacağını biliyoruz. Ne var ki, zihnimizi kurcalayan bu soruyu açıklama olanağını zihnimizde bulamadık. Sorumuz şu: Sezgi, ne tür bir düşün biçimidir, ya da düşün biçimi değil de bir nitelik veya zihne ilişkin ondan ayrılmayan onun temeli, özü, aslı, davranış biçimi mi? Eğer öyle ise, bizleri yönetenlerin zihninde neden sezginin kırıntısını bile göremiyoruz. Acaba onların zihinlerine yerleşen dogmalar, inanç biçimleri, sezgiyi zihnin dışına mı itiyor ya da sezgileri yeterince gelişmeden mi dünyaya geldiler, üstelik bizleri yönetmeyi sanki hakla-rıymış gibi algılıyorlar. Söyle bize Sokrates, sezgiyi zihni-miz mi oluşturuyor, sezgi gücüyle mi dünyaya gözlerimizi açıyoruz ve sezgi dediğimiz o nitelik zamanla sonradan mı gelişiyor?

Sokrates:
Böylesi bir soruyla karşılaşacağımı sanmıyordum. Bugüne kadar Araf’ta sezgi denilen niteliğe gereksinim duymadık. Bir bakıma Araf’ın özelliği burada bulunan hepimizin sadece sezgilerden oluşmuş olmamızdır. Sorunuzla sanki beni bilmek, anlamak, öğrenmek istediğiniz türünde bir sonuca ulaştım. Sezginin belli bir derecesi ile dünyaya geldiğimiz yadsınamaz. Ne var ki, sezgi gücünün sonradan gelişmediği de söylenemez. Sizlerin de bildiği gibi, doğanın gerçekleri dışında ne denli sanal inanç biçimleri zihne yerleşirse, sezgi gücü o denli daralır. Çünkü, sezgi, merak denilen ve zihnin görmeye, duymaya, bilmeye, öğrenmeye gereksinim duyduğu “gerçek”lerin içinde, arasında gelişir. Zihnin bağımsızlığı ile orantılıdır sezgi gücünün gelişmesi. Zihnin bağımsızlığı, onu her tür dogmalardan, doğada var olmayan sanal inanç biçimlerinden arındırmakla gelişebilir. Zihnini bağımsızlaştıramamış bireylerde sezgi gücü gittikçe daralacaktır elbet.

-Tam anlamadık Sokrates, insan dışı canlılarda sezgi gücünün daha çok gelişmiş olması ile çelişmiyor mu söyle-dikleriniz? Örneğin, amiplerin, bakterilerin bile sezgi gücü yok mu, onlarda zihin denilen doku olmadığı halde. Bir bitkinin kökleri sezgi gücüyle kendisine yararlı nesneyi arayıp ona doğru uzanıp bulmuyor mu?

Sokrates:
ezgi gücünü benden daha iyi ve de doğru olarak betimlediniz. İnsan’ın zihnine yerleşen ve kendisinin var etmediği, geçersiz dediğimiz eğreti ve sanal, hatta doğaya ters düşen inanç biçimleri, amiplerin duyu organlarında var olsaydı onların da sezgileri bu denli gelişmezdi. Varoluş ve varlığını devam ettirme aynı zamanda çoğalma, yok oluştan kurtuluşun kendisidir sezgi gücü.

Belirttiğiniz gibi sezgi niteliği elbette bakterilerde de vardır. Bizler onların kromozomlarının, genlerinin yapısını belki şimdi tam olarak bilemiyoruz. O nedenle şunu ileri süremem ki, bakterilerin kromozomlarında sezgi gücünü oluşturan genler var olmuş olmasın. Amibin davranışında sizler dogmanın etkisini görebilir misiniz? Fakat zihninde düşünce geni gelişmemiş insan türü, yanlışı doğruymuş gibi algılamaya alıştırılmışsa elbette sezgisi daralacak ve bir gün gelecek ki, yok ola-caktır o sezgi dediğimiz olağanüstü nitelik.

-Evet Sokrates, şimdi anladık, bizleri yönetenlerin, zihinlerinde var olması gereken sezgi gücünün neden yok olduğunu. Onların zihnini doldurup işgal eden gerçek dışı, sa-nal, varlığı var olmayan inanç biçimleri, sezgilerden yok-sunlaşmasını sağlamış, o nedenle burunlarının ucundaki gerçekleri bile göremiyorlar. Onları yönetimden uzaklaştırmanın da çözüm olacağını düşünemiyoruz, çünkü, sezgisi geri kalmış kitleler hızla çoğalmaktadır.

Sokrates:
Şunu unutmamanızı öneriyorum. Özgürlük ve bağımsızlık dediğiniz nitelik, ne hukuk sorunudur ve ne de kültür sorunu. Doğrudan doğruya zihnin tüm dogmalara ka-palı olması ve fakat, merak denilen güdünün peşine takılabilmesi sorunudur. Merak, insanoğlunun erdemidir, insan olmanın koşuludur ve düşün özgürlüğünün temeli olan zihnin sadece meraka bağlanmasının sonucudur. Merak, gözlem demektir. Merak, aramaktır, araştırmaktır, nedenin nedenini bulmaktır, gerçeğe ulaşmaktır, gerçeği ölçebilmektir, gerçeği sayabilmek, hesaplayabilmektir ve gerçeğin hangi gerçeklerin sonucu olup hangi gerçekleri ortaya çıkaracağını öğrenmeye, bilmeye, görmeye çalışmaktır.

Sizleri yöneten insanlar bir zaman böyleydiler. Onların izinden niçin gitmediniz, onları neden tanımak istemediniz ve öğrencilerinizi neden onlar gibi yetiştirmeyi amaç almadınız?

-Haklısınız Sokrates, bizler o erdemli insanların öğrencileriydik.Ülkemiz emperyalizmin kucağına düşmemişti. Sezgilerimizin gerçekleri tanıyıp tanımadığının sorumluluğunu taşıyan bilinçle yetişmiştik. Öyle yetişmeseydik, Araf’ta seni bulup zihnimizi kurcalayan soruların yanıtını bilmeye gereksinim duyar mıydık?

Sokrates:
Ülkenize dönünce, herkese söyleyiniz, uygulanan eğitim düzenini baştanbaşa yıkınız. O eğitim, köleler yetiştiren bir eğitim biçimidir. Merak eden, zihindeki tüm sorula-ra, kuşkulara, bilimsel davranış biçimiyle yanıt aramanın gizini kavramayı temel alan bir eğitim sistemine gereksinim var. Bilginin kendisinin önemli olmadığını bilgiye ulaşmanın, bilgiye yeni bilgileri katmanın ve bilgilerin içindeki gizi yakalayıp doğaya ve topluma yararlı yöntemlere dönüştürmenin becerisini kazandırmalıdır eğitim. Düşüncenin hiçbir türünün yanlış ve hatalı olduğunu varsaymayan bir kültür düzeyini oluşturacak eğitim sistemine gereksinim olduğunu unutmayınız.

Köleler düşünmezler ve insan, dogmaların kölesi olabiliyorsa başkalarının da kölesi olur.

-Evet Sokrates, bizlere insan olduğumuzu öğrettin. Zihnin özgürlüğünün ahlak olduğunu şimdi anladık. İyi ki varsın.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail