Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 81 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


TBMM'NİN GİZLİ CELSELERİNDE MUSTAFA KEMAL

Ali Nejat Ölçen

Mustafa Kemal Atatürk’ün yoktan var ettiği Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yöneten AKPiktidarında sezgi gü-cünün kırıntısı var olabilseydi, “Ermeni soykırımını yad-sımayı suç sayan” İsviçre’de Ermeni yetkilileriyle proto-kol imza etmek gibi akıl almaz bir yanlışlığı üstlenebilir miydi? Niçin İsviçre’de ve neden Türkiye’de değil. Avrupa Birliğinin çatısı altında “Ermeni lobisinin örgütlenerek bir de “Birim” oluşturduklarını Dışişleri Bakanlığımız bilmiyor mu? 22 Şubat 2002 günlü F.A.A.E (Forum of Ermenian Association of Europa) Ermeni Dernekleri Avrupa Forumu’nun başkanı Nicolas Tatian ‘ın aynı zamanda “Director of the EU Office" olarak Avrupa Birliğinde görev yaptığını, Türkiye Sorunları kitap dizisinin 58.sayısında (Mart,2005) açıklamıştık. Kimin umurunda. Hatta onun girişimiyle AB içinde yuvalanan Ermeni örgütünün (diasporanın) AB Parlamentosunun 96’ya karşı 391 oyla, Türkiye’nin AB’ye üye olması için “Ermeni soykırımını kabul etmesi ve ayrıca tazminat ödemesi”ne karar verildiğini de açıklamıştık. Dışişleri Bakanlığımızın sorumlularının gaflet uykusunda düş görmeye hakları var mı? Bizim açıklamamız, Dışişleri Bakanlığını uyarmadı ve uyandırmadı, AB’nin 22 Şubat 2002 günlü yayımını da okumadılar. Burnunun ucunu görmekten bu denli yoksun kalan bir iktidar, Mustafa Kemal Atatürk’ün yoktan var ettiği Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetirse, işte ancak bu kadar yönetebilir.

Şimdi 23 Nisan 1920 günü Mustafa Kemal’in 41 yaşında kurduğu TBMM’nin bir gün sonraki gizli celsesinde ülkeyi kuşatan olumsuzlukları nasıl yorumladığını okumayanlar ondaki sezgi gücünü kavrayamazlar. O gizli celsedeki konuşmasında Ermeni sorununa kısaca şöyle değinmişti:

Ermenilere gelince, Ermeniler bütün dünyanın fevkala-de mazharı sahabeti olmuş (desteğini kazanmış) bir va-ziyette bulunuyor. Amali siyasiyelerinin tecellisi (siya-sal amaçlarının gerçekleşmesi) için nasıl çalıştıkları malumdur (bilinmektedir). Fakat, bugünkü vaziyetler bizimle temaslarına dair arz edebileceğim noktalar şunlardır: Ermeniler, Erivan Ermeni Hükümeti mıntıkası dahilinde ahalii islamiyeyi imha etmekle meşguldür. Biz, İngilizleri, Amerikalıları aleyhimize tahrik etmemek ve harbi umumide yapılmış olan vak’anın tekerrür ve tevalisine dair hiçbir zan ve şüphe vermemek için bu mıntıkai malume dahilinde bulunan ahali islamiyenin hududumuzu geçmek suretiyle alenen muavenetlerine dahi şitap (acele) etmekte tereddüt ettik. Fakat, oradaki ahali islamiye her taraftan hamisiz kalınca bittabi kendi hayat ve namuslarını yine kendiliklerinden muhafaza ve müdafaada tereddüt etmediler. Erivan Ermeni Hükümeti mıntıkası dahilinde muharebe ve müsademe devam etmektedir ve bütün müsademat (çatışmalar) neticesinde de bittabi dindaşlarımız fevkalade mutazarrır olmakla beraber namus ve haysiyetlerini de muhafaza etmekten geri durmuyorlar.

Anadolu işgal altında ve Yunan orduları İngilizlerin desteği ve korumasıyla Anadolu içlerine kadar yayılmaya girişirken, Ermeni Erivan Hükümeti de bunu fırsat bilerek İslam dinindeki yurttaşlarımızı katletmekle meşguldü. Dış politikamız Ermeni soykırımı konusunda hala aymazlık içindedir ve tutarlı, kanıtlayıcı bilgi ve belgeleri dünya kamuoyuna duyurmakta etkinlik sergilemenin uzağındadır.

Mustafa Kemal’in 24 Nisan 1920 günlü gizli celsede konuşmasının sonunda bir gerçeği nasıl belirttiğini ve bugünün dış politikada nasıl bir yanlışlığın içinde olduğumuzu görebilmemiz için, o açıklamaya değinmeyi gerekli bulmaktayız. Şunları söylemişti Mustafa Kemal:

Düşmanlarımıza karşı milletin müdrik ve kuvvetli olduğunu, milletin amili hakiki olduğunu ispat etmek lazımdır .Bu, hakikatın mütecelli ve maddi delilidir..Fakat, düşmanlarımız daima bu hakikatı setretmek, alem-i medeniyete karşı milletimizi böyle mütesanit, vahdet yapabilecek, kendi kendini idare edecek evsaftan mahrum göstermek suretiyle kıymet ve ehemmiyetini tenkis ediyorlar. Daima bu vahdetleri bu mevcudiyetleri şu veya İngilizlerin Hükümete verdikleri notada benim, ismim zikredilmiştir. Bu adamı red ediniz, tel’in ediniz, denilmiştir.

O’nun bu konuşmasındaki tehlike 2000’li yılların Türkiye’sinde gerçekleşmeye ve ulusal birliğimiz ayrışma sürecine sürüklenmeye başlamıştır. Bu sürecin sorumluluğunu sezgi gücünden, tarihsel bilinçten ve ulusal bü-tünselliği koruyacak davranıştan yoksunlaşan siyasal iktidarlarda ve o iktidarları yaratan toplumda aramalıyız.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail