Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 81 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


ABD, İÇİMİZDE İKEN.

Ali Nejat Ölçen

Devlet Planlama Teşkilatında, ABD’nin nasıl içimizde kök saldığının sayısız örneklerine tanık olduğumuzu artık açıklamanın zamanı gelmiştir.

Örnek 1.
1965. DPT Müsteşarı Ziya Müezzinoğlu

1964’ün son aylarında bir gün, DPT’nin uzman ve daire başkanları önemli olduğu söylenen toplantıda bir araya geldiler. TBMM’nin sonradan Cumhuriyet Senatosu olan bölümde DPTgörev yapmaktaydı. O yıllarda Devletin önde gelen saygın kurumlarından biriydik. 1965’in baş-larında önemli bir toplantı olacağı haberiyle irkildik.

Doç.Dr.Şerif Mardin ile birlikte bir Amerikalı uzman topantı salonundan içeri girdiler, kendilerine ayrılan yere yerleştiler. Doç. Şerif Mardin’in görevi Amerikalı uzmanın söylediklerini Türkçe’ye çevirmekti ve bu işi de başarıyla yerine getiriyor, konuyu da bildiği için, kimi zaman Şerif Mardin’in Türkçe anlattıklarını ABD’li İngilizce’ye mi çeviriyor diye düşünüyorduk.

Ülkemizin 1100 dolayındaki kırsal alanda ABD’li uzmanların yaptıkları anket çalışması anlatılıyordu. Sorular içinde biri, hepimizin ilgisini çekmişti ve de çok önemliydi. Şuydu soru: Bir sorun ile karşılaşırsanız aşağıdaki mercilerden hangisine başvurursunuz:

1.Kaymakam;2.Muhtar; 3.Jandarma;4.Öğretmen, 5.İmam.

İçimizden biri soru yöneltti. Nasıl bir yanıt ile karşılaştı-nız, değerlendirmenizi anlatır mısınız?ABD’linin yanıtı şu oldu:

-Ülkenizde değerlendirmeyi ve sayısal sonuçlara ulaşmayı sağlayacak computor olmadığı için ABD’de değerlendirilecektir. Nasıl değerlendirildiği açıklanmış olmasa bile durum anlaşılmıştı. Kırsal alanın siyasal ve kültürel haritası artık ABD’nin elindeydi.

Örnek 2.

1965 DPT Müsteşarı Ziya Müezzinoğlu

Yine bir gün, Milli İstihbarat Teşkilat’ından (MİT’den) üç görevlinin geleceği ve DPTuzmanlarına birifing vereceği haberiyle geniş salonda toplandık. Ziya Müezzinoğlu DPTMüsteşarı olarak, üç MİTuzmanının bilgi ve belgeleri nasıl gizli tutmamız gerektiğini anlatacaklarını ve yabancı ajanlara sızmaması gereken bilgileri nasıl koruyacağımıza ilişkin teknikleri açıklayacaklarını söylemiş ve sözü DPT’ye kadar gelmek zahmetine katlanan MİTgörevlilerine bırakmıştı.

İlk duyduğumuz şu oldu. Sy.Fahri Korutürk Moskova Büyük Elçisi iken, Türkiye’den bir kurul, Sovyet Rusya’ nın bir grubuyla önemli bir konuyu görüşmek üzere davet edilirler. Araçlarıyla Moskova’ya giderlerken bir istasyonda benzin almaları gerekir. Toplantı ertesi gün görkemli bir salonda başlamadan önce, masaya bir araç konur ve Türk heyetinin yol boyunca ne konuştukları, o araçtan kendilerine dinletilir. MİTuzmanlarından biri, olayı açıkladı: Akaryakıt istasyonunda bir mikro alıcı benzin deposuna aktarılmıştı. Bizler öyle her yerde konuşma-malıymışız.

İçlerinden birisi, bir dosya çıkarmamız ricasında bulundu. Kalın bir dosya getirildi. Koordinasyon Dairesi Başkanı (genç yaşta yaşamını yitiren) İsmail Ertan, dosyanın içinden bir evrak çıkarıp aldı. “Biriniz bir evrak alınız” de-mişlerdi. Evrak dörde katlandı ve bir zarfın içine kondu, zarf yapıştırıldı, İsmail Ertan, zarfın yapıştırılan yerini imzaladı. Açılmışsa belli olmalıydı. İçinde evrak olan zarf daha büyük bir zarfa konu ve o zarf ta katlandı. MİTuz-manlarından biri zarfı istedikleri boş bir evrak çantasının içine yerleştirdi, büyük zarfın, içindeki küçük zarfın içindeki belgeyi alıp gitti. Bir süre sonra geri döndü. Belgenin foto kopyasını bizlere dağıttı. Belge hala büyük zarfın içindeki küçük zarfın içinde duruyordu.

Gene birimiz sordu. Bu teknolojiyi biz mi yarattık. İşittiğimiz yanıt şuydu:ABD’li. dostarımız sayesinde böylesi imkanlara sahip bulunuyoruz. MİTuzmanlarından üçüncüsü bunu onayladı. Bir geminin güvertesinde gazete okuyan kişinin hangi makaleyi okuduğunu bilebilir, kopyasını çıkarabiliriz. ABDdostlarımız sayesinde.

Örnek 3.

Yıl 1966. Orhan Çapçı. DPTMüsteşar Vekili

İzmir Efes otelinde üç gün sürecek olan Vali ve İdareciler toplantısında üç DPTgörevlisiyiz. Namık Şentürk, İzmir Valisi. İktisadi Planlama Dairesi Başkanı Doç.Dr Baran Tuncer, Mali ve Hukuki Şube Müdürü Ömer Faruk Er-dem, Tetkik Tahlil Şubesi Müdürü Ali Nejat Ölçen, Beş Yıllık Kalkınma Planının uygulama sonuçlarına ilişkin Vali ve İdareci üst düzey kamu görevlilerine bilgi sunacak, görüş ve dileklerini alacağız. Eski İstanbul Valisi Sy.Niyazi Akı, Teftiş Kurulu Başkanı olarak, en önde, yanında İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Sy.Tansu (soyadını anımsamıyorum) ve yanında da Amerikalı olan bir görevli dikkatle Vali Namık Şentürk’ün açış konuşmasını dinliyorlar. Biz üçümüz de Vali Namık Şentürk’ün kırmızı kadife ile kaplı masasının yanında daha küçük bir masada yan yanayız. Sayın Vali konuşmasını bitirdikten ve alkışlandıktan sonra, çalışmalara başlayacağımızı basın’ın bizleri yalnız bırakması ricasında bulundu. Fakat ABD’li orada oturuyor ve kımıldamıyordu. Durumu yadırgadık, onun da dışarı çıkmasını önerme görevini iki arkadaşım bana verdiler. Yerimden kalktım, saygıyla Vali Namık Şentürk’e ABD’li bireyin de salondan ayrılması ricasında bulunması dileğimizi açıkladım..

-Nasıl olur, dedi. İçişleri Bakanlığımızda görevli. Toplantıyı terk etmesini söyleyemem.

Geri döndüm ve iki arkadaşıma aldığım yanıtı aktardım. Ortak kararımız şu oldu: Vali Bey, ABD’li uzmanı toplantıdan çıkarmayı uygun görmemekte haklı olabilir. O zaman, bir yabancının iç sorunlarımızı bizlerden işitmesini doğru bulmadığımız için toplantıdan ayrılmamızın daha uygun olacağını söylemeliydim. Vali’nin masası ile aramızdaki trafik yoğunlaşmış ve tüm toplantıdaki seçkin yöneticiler neler olup bittiğini anlamaya çalışıyor merakla, bizleri izliyordu.

Vali Namık Şentürk’ün masasına yeniden gittim ve ABD’li uzmanın toplantıdan ayrılmasını önermeyi sakınca lı bulmakta haklı olduklarını söyledikten sonra fakat, bizlerin konuşmamızın da sakıncalı olacağını düşündüğümüz için toplantıdan ayrılmamızı izninizden rica ediyoruz, dedim.

Elini uzattı, anlaşılmıştır, dedi ve ABD’li uzmanın toplantıdan ayrılması ricasında bulundu. Adam, çıktı gitti. Her zaman düşünmüşümdür, bizim dost kabul ettiğimiz bir ülke örneğin ABD, bizi dost kabul ediyor mu?

Örnek 4.

Yıl 1968 . Turgut Özal. DPTMüsteşar.

Yabancı uzmanlarla yaptığı toplantıda kendisinin armağan almaktan mutlu olduğunu sezinlemiş olmalılarki, toplantı sonunda yabancı bireylerin her biri saygı ile eğilir ve ma-saya bir şeyler bırakarak dışarı çıkardı.. Turgut Özal da Osmanlı sadrazamını anımsatıyordu. O gün, bırakılanlar-dan biri, daha öncekilerin hiç birine benzemiyordu. Kutu içindeydi ve dış yüzünde de yumurtaya benzeyen üzerinde telefon tuşunu andıran küçük daire içinde rakamlar yazılıydı.

Birkaç gün sonra o nesnenin ne olduğunu sadece ben öğrenebildim. DPTMüsteşarı makamına çağırmış ve masanın üzerindeki beyaz, hindi yumurtasından daha büyük nesne üzerinde, DPT’deki bir odanın dahili telefon numarasını çevirmemi söylemişti. 322’yi çevirdim. Ve duyduklarıma inanamadım, o odada konuşulanların tümünü işitiyorduk. Fakat onların hiçbir kendilerini dinlediğimizi bilmiyordu.

Ordinat okulunda 51.dönem askerliği birlikte yaptığımız için olacak, “seni de dinlerim, aleyhimde konuşma demek istiyor olmalıydı. Aracı armağan eden bir ABD’liydi.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail