Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 81 Geri Tavsiye Et Yazdır


YAKIN TARİHİMİZE IŞIK TUTAN BİR KİTAP
CHP İLE BİR ÖMÜR.

Yazarı:Şeref Bakşık
Cumhuriyet Kitapları, Şubat 2009.

Sy.Bakşık’ın kitabında Demokrat Parti’nin demokrasi anlayışı,bugünün iktidar mantığını anımsatıyor.
Bakınız nasıl:

Saldırı Duyurusu.

DP’li ve il merkezinde önemli bir yeri olan arkadaşım, 1957 Mayıs’nın bir gecesinde gazetemiz binasının saldırıya uğrayacağını bana duyurmuştu. Saldırı hazırlığını öğrenince, öğle yemeğinde buluşmamızı telefonda öneren bu arkadaşımla Şato Restoran’da buluşmuştuk.”Bu gece gazeteye gitme” dedi. “Neden gitmeyeyim?”diye sorun-ca, “Başka açıklama benden bekleme” diye cevap verdi. “Gazetede görevim var, oraya gitme derken bir tehlikeyi ima ediyorsun, nedenini öğrenebilir miyim, nedenini öğrenmek isteyince açıklama yapmıyorsun, uyarında koruma isteği seziliyor, teşekkür ederim, ancak konuşman esrarengiz nitelikte” deyince şu yanıtı verdi:

“Sana söyleyeyim, sadece sana”
“Son sözünde bir sır açıkladığını belli ettin, gizli ka-lacağından şüphen olmasın. Ama bir tehlikeyi söylerken hiçbir ip ucu vermiyorsun, karanlıkta bırakıyorsun” dediğimde şöyle karşılık verdi:
“Gazetenin binasının bu gece saldırıya uğrayacağı bil-gisini edindim, rica ediyorum bunun ötesinde açıklama bekleme benden ve gitme bu gece gazeteye”.

Bu bilgiyle yetindim ve arkadaşıma “Gazeteye gitmemekle kendi can kaygısına düşeceğim, kader arkadaşla-rımı bir tehlikenin göbeğinde bırakacağım, ertesi günü de tecavüzü sonradan öğrenmiş gibi davranacak, üzülmüş oyununu, oynayacağım. Vicdan sızlatıcı böyle bir durumu yaşayamam. Bu haberi kimseye duyurmadan şimdi ve daha erken bir saatte görevimin başında olacağım” dedim.

Eve uğramadan gazeteye gelmiştim, içeri girer girmez ilk işim kapı arkasında bekleyen görevli arkadaşı kontrol etmek oldu, yerinde idi. Bir şeyler sezmemesine özen göstererek yerinden hiç ayrılmamasını söyledim. En üst kata çıktım, arkadaşları kontrol ettim, çoğu gelmişti, diğerleri de sonradan tamamlandılar. Hiç kimseye bir şey söylememiş, örtülü bir söze de ihtiyaç duymamış, ancak hissetirmeden giriş kapısının kapalı ve sürgülü olup olma-dığını kontrol etmiştim.

O gün saldırıyla karşılaşmamıştık.daha iyi sonuç verici olması için saldırı ertelenmiş, Ege gezisi programını sona erdirerek İzmir’de bulunacak olan İsmet İnönü için de koruma tedbiri gerekeceği için saldırı aynı gece başlatılırsa matbaa önüne yeterli sayıda polis gönderilemeye-ceği için tecavüzü engellemekte polisin zorlanacağı hesaplanmıştı.

İktidarın Gazeteye Tecavüzü

Nihayet saldırı gerçekleşmiş, alt katta gazete kağıdı bobinleri yakılmıştı. En üst katta bile burunlarımızı yakıyordu yanık kokuları. Caddeye bakan pencerelerden saldırganların taşkınlıklarını izlemiştik. Yangını söndürmeye gelen itfaiye hortumunu kesmek istemişlerdi.

“Valinin müdahalesiyle polis Demokrat İzmir gazetesi önüne gelmeyecek, protestomuzun başarısı sağlanacak” sözlerini saldırganların kulaklarına fısıldayan DP il başkanının saldırıyı yüreklendirdiği kanıtlanmıştı. Bu bilgiler, hapis cezasıyla hüküm veren yüksek mahkemenin gerekçeli kararından alınmıştır. Saldırı sonrasında, Savcı, bir yardımcısını Emniyet Müdürü’ne göndererek “ Soruşturmayı Savcılık yürütecek, Emniyet Müdürlüğü olarak karışmayın” sözlerini söylemiştir. Ve saldırı meselesi askıya alınmış, davası ancak 27 Mayıs İhtilali’nden sonra açılabilmiştir. Emniyet Müdürü bu gerçekleri Yüksek Mahkeme’de anlatmıştır.

***

Türkiye Sorunları Kitapn Dizisinin Yorumu

Demokrat Parti, onu izleyen Adalet Partisiyle Milliyetçi Hareket partisi, ve de şimdiki AKP, İttihat ve Terakki iktidarının genetik akrabasıdırlar.. İttihat ve Terakki de “Meşrutiyet” savıyla iktidara el koymuş ve fakat sonraları, Sultan Hamit’i aratacak ölçüde şiddete ve zülme başvurmuştur. Meclis’i Mebusan’dan çıkaramadığı yasaları, Kanun-u Esasinin 69.maddesini değiştirerek Ayan Meclisine yasa çıkarma yetkisini vermeye çalışmıştı. AKP’nin de bugün Anayasa değişikliği paketi benzer amaca hizmet etmekte. İttihat Terakki başarısızlığa uğra-dıkca, basını susturmaya eleştiri yönelten yazarları, yalnız yazarları değil hatta mebusları da tutuklayıp Bekirağa Bölüğü adını alan girenin sağ çıkmadığı söylenen hapishaneye tıkmakta sakınca görmemiştir. Bu mebuslardan biri de Rıza Nur idi. Osmanlı Demokrat Fırkası Genel Sekreteri aynı zamanda yazar olan Demokrat Mustafa Efendi’nin çalıştığı gazete basılmış kendisi tutuklanarak işkence görmüştü., Gümüşhane mebusu Ismail Bey, yazar olan Mustafa Efendiye uygulanan işkenceyi Meclis-i Mebusan’da şöyle açıklar:

“Demokrat Mustafa denilen adam dövüldükten ve işkence edildikten sonra akıllı kişiler aracılığıyla doktora götürüldü. Bu rapor, doktorun kopya defterinde de vardır. (oku oku sesleri) Fransızcadır çevirmek gerekir. Diyor ki, “ inceden inceye muayene ettim. Şunları gör-düm: Gögsünün ve kaburga kemiklerinin üzerinde sopa yarası olduğunda kuşku edilmeyen büyük bereler gör-düm.Kürek kemiklerinin iki yanında iki santimetre ge-nişliğinde gene sopa yarası olduğunda şüphe bulunmayan çürük gördüm. Gene bir başka aletle bükülme yani çimdikden doğan yaralar gördüm”, diyor.

Ahmet Bey(Lazistan)- İzin verirseniz bir şey söyle-yeyim. Acaba vicdan sahibi Türkçe bilir bir Osmanlı doktor bulamamışlar mı?
İsmail Bey (devamla)-O gizli derneğin ortaya çıkışında bütün Osmanlı ülkesi kötü amaçlıların eli altında titreredikleri bir zamanda..

Dersim mebusı Fikri Lütfi Bey de konuşmasında, elindeki sopayı göstererek:

Şu gördüğünüz kanlı sopanın orada çaresizler üzerinde kırılmış sopalardan olduğu anlaşılacaktır... Gene efendiler ispat edeceğim ki, (elindeki bir zarfın içindeki cismi göstererek) şu gördükleriniz ufak şey, işkence edilen bir adamın parmağından düşmüş bir tırnaktır.Bu kadar kati ve açık suçlamalar karşısında sanırım namuslu bir kabine anket parlamenter aleyhinde bulunamaz..Benim bir oyum var.

Tarih, kendiliğinden tekerrür etmiyor.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail