Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 82 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

TBMM'NİN GİZLİ CELSELERİNDE MUSTAFA KEMAL
Ali Nejat Ölçen

TBMM’NİN GİZLİ CELSELERİNDE MUSTAFA KEMAL

Ali Nejat Ölçen

Büyük Millet Meclisinin 6 Ağustos 1922 günlü gizli celsesi, Mustafa Kemal’in en ağır sözlerle ve fakat en haksız yöntemle eleştirildiği oturumlardan biri, belki de ilkiydi. Tüm eleştirilere öfkeyle değil, mantığıyla, gerçeklerin diliyle nasıl yanıt verdiğini okuyacak olanlarımız, şimdiki iktidarın siyaset ve devlet adamı sandıklarımızın ne denli sığ olduklarını göreceklerdir. Kendisini diktatörlükle suçlayanlara bakınız diktatör’ü nasıl tanımlıyor. Diyor ki:

Milletlerde her hangi bir adam Başkumandanlığı almışsa ve bunu kendiliğinden almışsa, onun hakkında bir kanun yoksa onun adına“diktatör”derler.

Ve konuşmasına devam ediyor: Yok o adama o selahiyeti bir Meclis vermişse, ve o adamın istinat ettiği Meclis vermişse, selahiyet vasi olsun mahdut olsun o vazifeyi Meclis yapmıştır. Çok teessüf ederim ki bunun aksini iddia etmiş olan zat mutlaka hata etmiş olur.

O yıllarda, TBMM’nde Mustafa Kemal’in her önerisine karşı çıkan bir grup oluşmuştu. Onlara nasıl yanıt verdiğini şimdi-ki siyaset ve devlet adamları(!) incelemelidir. O gizli celsede bir görevlinin atanmasıyla ilgili önerisi eleştirilere uğramış olmalı ki, şunları söylemeye gereksinim duymuştu:

Ben bir namzet gösterirken zan olunabilir mi ki, kendi keyfime, kendi hissime göre adam intihap ediyorum? Bu hiçbir vakit böyle olmamıştır. Ben her hangi bir namzet gösterirken emin olunuz ki, sizden, hepinizden belki daha çok düşünüyorum. Bir çok münaşakalardan, bir çok müdavelei efkardan sonra kendi vicdanıma, kendi mantığıma göre muhakeme ve kani olarak, bu daha iyi, bu ve bu ehvendir ve yahut en iyidir, kanaatime göre arz ediyorum ve size gösteriyorum. O halde, bir kanaatin hilafına mı olarak, yani kanaatimin haricini mi arz edeyim ki bazılarının hoşuna gitsin. Ben de vicdanımın, akıl ve muhakememin haricinde hareket eden adamlardan değilim efendim.

Sonra hangi bir meselede rey verilmiyor, istinkaf ediliyor. Halbuki mebusların en birinci vazifesi evvel emirde reyini izhar etmektir. Neden reyinizi vermekten çekiniyorsunuz? Efendiler, kimden çekiniyorsunuz? İzhar olunmayınca müspet veya menfi bir netice hasıl olmaz. Rey göstermemek yüzünden Hükümet atıl bir hale gelmiştir. Bütün bu maru-zattan sonra son söz olmak üzere şunu söylemek istiyorum ki, Hükümet idare edilemez, devlet idare edilemez, ordu sevk edilemez. (Pek doğru sesleri)

Konuşmasının sonlarında çok önemli bir açıklamada bulunur :

Emin olunuz ki, der: Sakarya arafesinden daha tehlikeli bir zamanda bulunuyoruz. Yani muvaffak olduk ve neticeyi de elde tutuyoruz dediğiniz gün, belki muzafferiyet elinizden uzak kaçabilir. Bunun için arkadaşlar bu keşmekeşe, bu anarşiye behemehal bir nihayet vermek lazımdır böyle yürüyemez, böyle yürümez ve millet böyle yürümek için sizi buraya göndermemiştir. Millet buna razı değildir efendiler. Maruzatım bundan ibarettir.

Yetkisini yetkinlikle ve doğru yolda kullanmasını bilen bu büyük insan, bugünün Millet Meclisi’ni mi anlatıyordu, dersiniz..

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail