Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 82 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


TBMM’NİN GİZLİ CELSELERİNDE İSMET İNÖNÜ

Ali Nejat Ölçen

Cumhuriyetimize ve Anadolu’muza kazandırdığı kurum ve ilkeler, "Mustafa Kemal+İsmet İnönü’"nün sentezidir. Mustafa Kemal olmasaydı, İsmet Paşa, İsmet İnönü olamazdı Mustafa Kemal, Atatürk olamazdı. Aslında, Mustafa Kemal’in devrimleriyle, İsmet İnönü’nün evrimlerinin sentezidir. Cumhuriyetimiz; onun kurum, kural ve kuramları, yeryüzünün ilk devrim içindeki evrimidir ve Tarih bunun bir başka örneğine tanık olmamıştır.

Cumhuriyeti tersine çevirmenin yolu, bu iki büyük devi, yadsımak, bilmezden gelmek ve doğruları ters yüz ederek gerçekmiş gibi ileri sürmenin yozluğundan geçer. Bunun bir örneğini, Mustafa Armağan adındaki kişinin yazdığı “Paşaların Hesaplaşması” adlı kitapta bulacaksınız. Ve de AKP’nin kimi baş aktörlerinin nitelemelerinde de..

23 Nisan 1920 günün ertesinde yaklaşık iki hafta sonra 9 Mayıs günü TBMM’nin ikinci gizli celsesinde “Erkânı Harbiye-i Umumiye Vekili, İsmet Bey’in (İnönü’nün) verilen bir “İstizah takriri (açıklama istemi) üzerine, yaptığı konuşmayı, bugün O’nu küçümsemeye yeltenenlerin okumaları gerekir. Yunan ordusu İzmir’i yakıp yıkarak Anadolu’nun içlerine doğru saldırıya hazırlanmak üzeredir.“Vaziyeti askeriye, siyasiye ve hariciye hakkında” TBMM’i bilgilenmek için, Garp Cephesi Komutanı ve aynı zamanda Erkanı Harbiye-i Umumiye Vekili İsmet Paşa, ilk kez kürsüye çıkmış ve konuşmasına şu sözlerle başlamıştı:

Efendiler, vaziyeti siyasiye ve askeriyemizi bugün size izah etmek istiyoruz. Vaziyeti askeriye itibariyle içinde bulunduğumuz vaziyeti siyasiyemizin en bariz (belirgin) delili İstanbul’dan istihbar edilen (öğrenilen) sulh projesidir. (Barış projesi olarak ileri sürülen Sevr anlaşmasını kasıtlıyor) Bu proje, ince ince düşünülmüş ve bu asırda bir milletin iktisaden bütün mevcudiyetiyle, nasıl imha edileceğini gösterir bir vesikadır. İngiliz projesi diyebileceğimiz bu vesikada düşmanlarımız evvela memleketin hudutlarını her taraftan, bütün memaliki İslamiyeden tecrit etmişlerdir. Şarktan itibaren Ermenistan, garben Yunanistan, aşağıdan, cenuptan İngiltere ve Fransa gerek Araplarla ve gerek Kafkas ve Rumeli’de kalan milletlerle bütün ittisalimizi (ilişkilerimizi) iktisaden kesmek istemişlerdir..Bütün devletlere söyledikleri esaslara mugayir olarak memleketimizi sarahaten işgal etmişlerdir.

İsmet Paşa’nın o konuşmasında bir önemli sezgi ve öngörü gücüne tanık olmaktayız:

Yunan ordusu bugün işgal etmek istediği yerlerde bütün kuvvetlerini ortaya dökmüş vaziyettedir ,diyor ve işgal denilen saldırının bir ülkeyi ele geçirmek için yeterli olmayacağını söylüyor: Bir milletin bir kısım arazisini işgal etmek kafi değildi. O milletin iradesine galebe etmek ve o milleti teslime icbar eylemek lazımdır. Yunan ordusu bütün ortaya döküldükten sonra, bizim irademize galebe etmek şöyle dursun, o henüz bizim irademizin başladığı noktada bulunuyor. Binaenaleyh Yunan ordusu harekatı taarruziyesini tevsi edecek ( saldırısını yaygınlaştıracak) bir hedefi istihsal ve o hedefi iskat ile bizi teslime icbar edecek bir vaziyette değildir.

Varmak istediğim, izah etmek istediğim netice şudur ki; bütün kuvvetini sarf etmiş olan Yunan ordusu, bize aman dedirtmek için yeni bir vasıtaya malik değildir. Bundan sonra işleyecek zamanlar hep bizim lehimizde cereyan edecektir. Düveli itilafiyenin tahşid ettiği (karşımıza yığdığı) kuvvetler, ki bugün Adana ve Urfa havalisinde bulunuyor;bu kuvvetler biraz sonra izah edeceğim veçhile bugün bize aman demişlerdir.

Erkanı Harbiye-i Umumiye Vekili İsmet Bey’in TBMM’nin 9 Mayıs 1920 günlü gizli celsede söyledikleri, aslında emper-yalizmin kendi gücü yerine savaşın taşeronu olarak Ermeni ve Yunan birliklerini kullandıklarını, ülkemizi işgale güçlerinin yetmeyeceğini anlatmak istiyor:

Efendiler, Ermeni ve Yunan kuvvetlerinden ve bugün mevcut olan Fransız ve İngiliz kuvvetlerinden maada düveli itilafiyenin elinde başka kuvvetler yoktur diye bir ifade serdetmiyorum. Düveli itilafiyenin memleketlerinde daha büyük orduları ve teşkilatları vardır. Fakat, bugün buraya tahsis ettikleri kuvvetlerin azlığı ve bizim aleyhimizdeki projeyi yalnız Ermeni ve Yunan ordularından bekledikleri, kuvvetli esbap ve istihbarata müstenittir (dayalıdır).Uzun bir harpten sonra yeniden zevk için, bir milleti diğer millete boğazlatmak suretiyle Fransız ve İngiliz milletinden kan istemek kolay bir şey değildir. Bununla beraber, milletler büyük ordular göndermeyeceklerini her hal ve hareketleriyle ispat etmekle beraber, gönderebileceklerini farz etsek bile, Anadolu’muz ve dağlarını kolay istila olunacak, yüz bin, iki yüz bin, beş yüz bin ile bir ayda, beş ayda bir ucundan girilecek öbür ucundan çıkılacak yerler değildir. Allah bizim dağlarımızı, tepelerine çıkalım, hür teneffüs edelim diye yaratmıştır. Bir millete esareti kabul ettirmek için milyonlarca kuvvet, senelerce vakit, milyarlarca servet sarf etmek lazımdır… Bütün memleketi istila ettikten sonra bir tek dağ başı kalacak olursa, o dağ başına da ayrıca kuvvet göndermek lazım olduğuna düşmanlarımızı ikna etmeliyiz.

İşte, uzak görüşlü yetkinliği olan yetkili bir devlet ve siyaset adamı. Garp Cephesi Komutanı ve Erkanı Harbiye-i Umumi-ye Vekili İsmet İnönü, budur ve onun heykeli üzerine kimi kara kargalar dışkılarını bırakarak göğün karanlığı içinde kaybolup giderler.

Emperyalizmin tanımını da buluyorsunuz onun bu konuşmasında, Ve Anadolu’nun paylaşılamayacağının inancını da.. Tüm ülke işgal edilse ve ulaşılmayan bir dağın tepesi kalsa bile Anadolu’muz işgal edilmiş olamaz diyor. Ona diktatör diyenler bilmelidirler ki, O’nun döneminde seçkin bilim adamları, basının değerli kalemleri, rektörler ve öğretim üyelerinden bir tek kişi neden suçlandığını bilmeksizin tutuklanmış değildi. O’nun oğullarından hiç biri, gemicik sahibi olmadı. Bu satırları yazan (Ali Nejat Ölçen) yatılı okulda Sumerbank’ın Beykoz ayakkabısı giyerken ve günde 175 gram ekmek ve bakla ezmesiyle doymaya çalışırken sınıf arkadaşı Ömer İnönü de aynı koşulları birlikte yaşamaktaydı.

Onun döneminde hiçbir milletvekili ve bakan, dokunulmazlık zırhının gerisinde yolsuzluk yapacak cüreti kendisinde bulamazdı.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail