Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 83 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


MUSTAFA KEMAL’İN DEVLETİ NEREDE?

Ali Nejat Ölçen

Mustafa Kemal’i yaşatan O’nun Cumhuriyetidir, O’nun kurduğu halkçı, ulusalcı hukuk devletidir. O’nu anlamak için O’nun devletini, o devletin, hukukunu, o devletin eko-nomisini anlamak gerekir. Çünkü O, 1923 yılının Şubatında, İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresini açış konu-masında:

“Yeni devletimizin, yeni Hükümetimizin bütün esasları, bütün programları, iktisat programından çıkacaktır”

demişti. Mustafa Kemal’in devletini anlamak için, O’nun adalet ile iktisat arasındaki kopmaz bağın ne olduğunu an-lamak gerekir. Adalet ile iktisat arasındaki kopmaz bağı anlamak için 1930 İktisadi Program’ın 3.maddesini anımsamak gerekir. O madde:

Adalet, devletin bütün hayat ve faaliyet şubelerinde olduğu kadar ve bilhassa iktisadi hayat ve faaliyetin de temelidir,diyor ve devam ediyor: En iyi kanunlar ve adil hakimler, iktisadi teşebbüs ve inkişafın başlıca muhafızı (koruyucusu) ve müşevvikidir (özendiricisidir).

Şimdi nerede O’nun devleti? O’nu yitirmedik fakat,O’nun devletini yitirdik.TBMM’nin duvarında “adalet mülkün temelidir” özdeyişini gerekli ve fakat hiç te yeterli görmüyor-du Mustafa Kemal’in İktisat Programı. “Devletin de adaletin temeli olmasını”koşul görmekteydi. Soruyoruz: O’nun devleti şimdi adaletin temeli mi?

12 Eylül 1980 sonrası ve özellikle AKPiktidarında devlet, adaletin temeli olabildi mi? Eğer, devlet, adaletin temeli olabilseydi, ulusalcı, yurtsever seçkinler, köşe yazarları, bilim adamları, işci haklarının savunucusu bir partinin genel başkanı ve genel sekreteri ve ordunun seçkin subayları, ne için suçlandıklarını bilmeksizin iki yılı aşkın süre ceza-evinde tutuklu kalabilirler miydi? Ergenekon ve Balyoz adı verilen yapay ve sanal yargılama sürecinde, aydınlıkçı ay-dınların özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları, hukukun adaletten koparılmasının sonucu değil midir?

Ve eğer, en iyi yasalar ve adil yargıçlar, ekonomik giri-şimlerin koruyucusu ve özendirici olurlarsa , o zaman hukukun temeli olan devlet, sosyal hukuk devleti olacaktır. 1930 İktisadi Programı, aslında sosyal hukuk devletini tanımlıyor. Bugün, Mustafa Kemal’in devleti, adaleti yad-sıyan, adaleti yok sayan devlete dönüşmüştür. Adalet hukuktan, hukuk adaletten koparılmıştır.

Adaletsiz hukukun yaratıldığı bir başka ülke var mıdır, bilemiyorum. Bugünkü koşullarda, Kemalizmin hukukunu yaratamadıkca, ne tam bağımsız olabiliriz, ne ulusal bütünlüğümüzü sağlayabiliriz ve ne de “misak-ı milli” sınırlarımızla çevrili vatanımızı koruyabiliriz. Bugün vatan savunmasını görev kabul eden ordumuz da, hasım ilan edilmiştir. Ordunun kendisine özgü olması gereken hukuku da yıkıma uğratılmıştır.

1930 İktisadi Programının 69.maddesi adaleti, devletin tüm alanlarında olduğu kadar iktisadi çabaların da temeli kabul etmekteydi. Hukuk biliminde böylesi tanımlamaya rast-layamayız. Mustafa Kemal’in İktisadi Programı, adalet ile ekonomi arasında koparılamaz bağı öngörmektedir. Ve bir bakıma bu koşul, sosyal hukuk devletinin tanımıydı. 12 Eylül 1980 sonrasının iktidarı, ülkemize, hukukun adaletten, adaletin hukuktan koparılmasının koşullarını armağan etmiştir! Eğer bir ülkede, adalet hukuktan koparılmışsa bireyler, kendi hukukunu kendisi sağlamaya kalkışır ki, bu, devletin ulusa ve ulusun devletine güvensizliğinin koşullarını yaratır ve öylesi içsel çözülüş, yokoluşa zemin hazırlar.

O nedenle, Mustafa Kemal’in devletine sahip çıkmak, O’nun Cumhuriyetine sahip çıkmak demektir. Mustafa Kemal’e sahip çıkmak, onun adalete temel olan devletini yeniden var etmek demektir. Her 10 Kasım Anıtkabire koşan yüzbinler, hangi görevle karşı karşıya olduklarının bilincine artık varmalıdırlar: AKPiktidarıyla, Kemalizmin hukuku tersine çevrilmiş, hukuk hükümetin vesayeti altına sokulmuştur. Bunun ilk örneğini HSYK’nın seçimle oluşan yeni yapısında gördük. Önümüzdeki süreçte ülkemiz, yalnız yargı sorununu değil aynı zamanda “yargıç”sorununu da yaşamaya başlayacaktır. Yargının siyasallaşması yargıçla-rın siyasallaşması sonucunu doğuracak ve o zaman hiç kimsenin hukuka gereksinimi kalmayacak, herkes kendine göre tanımladığı hukukunu kendisi korumaya başlayacaktır. Bu ise, hukukun sokakta arandığı bir sürecin başlangıcı olacaktır. Şimdiden bunun uç verdiği olayları yaşa-maya başladık bile. Felaket kapımızı çalmadan önce, Mustafa Kemal’in hukuk devletini yaratmayı görev bil-meliyiz.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail