Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 55 Geri Tavsiye Et Yazdır


İSLAM ORTAÇAĞI AŞILMADIKÇA

Ali Dündar

Bir Osmanlı imam tiplemesi olan babam, vaızlarında ve köy odası söyleşilerinde, “Tanrı’ya tapınarak dindar, Hz.Muhammed’e inanarak Müslüman olabilirsiniz. Fakat, adam olmanız için bunlar yetmez” sözleriyle çevresindekileri uyardıktan sonra, kendince adam-insan olmanın erdemlerini sayıp dökerek söyleşiyi sürdürürdü.

Bugün 80.yaşımı sürdürüyorum, adam olabilme kavramı hala beynimin bir köşesinde takılı durmaktadır.Bir Osmanlı imam tiplemesi olan babamın açıklamaya çalıştığı adam görüngüsünü (kavramını) düşünüyorum; bir de günümüzün Cumhuriyet imam hatiptiplilerinin, okullarının gidişine bakıyor kahroluyorum. Mustafa Kemal Atatürk değil miydi, kendisine asrilik (laiklik) sözcüğünün anlaını soran Molla Kasım’ın gözlerinin içine bakarak sertçe:

Adam olmak demektir, hoca efendi, adam olmak..

Yanıtını veren ve 18 Eylül 1924 günü Rize’den Giresun’a geçerken kendisini karşılayarak, imam hatiplilerin askerlikten bağışlanmasını, medreselerin yeniden açılmasını dileyen beyinleri sarıklı mollalara dönerek:

Sizler okul istemiyorsunuz, oysa ulus istiyor. Bırakınız artık bu zavallı ulus, bu yurt çocukları yetişsin, akıllarını kullanmayı öğrensinler. Medrese dönemi, boş inançlarla oyalanma dönemi geçmiştir. Sarıkla, cüppe ile adam olunamayacağını ulus anlamıştır,

sözleriyle uyuşmuş beyinleri uyaran ve uslarını kullanmaya çağıran Mustafa Kemal Atatürk değil miydi?

Işıklar içinde olsun, Prof. Niyazi Berkes’in tanımlamasıyla “Kemalizm, bir ulusal kurtuluş devrimidir. Mustafa Kemal’in arkasındaki bir avuç ilerici ile, gene bu savaşın içinde yer alan muazzam bir gericilik kitlesi arasında dişe diş, santim santim kotarılmış bir aydınlanma devrimidir”.

Bu aydınlanma kapısı salt Anadolu’ya değil, tüm dünyaya, özellikle de İslam alemine açıktı. Bu ışıktan tüm karanlıkta kalanlar aydınlanacak, Atatürk’ün deyişiyle:

Bilinmelidir ki, bugün ezilmiş, horlanmış uluslar, bir gün gelecek kendilerini ezen ve horlayan güçleri yerle bir edeceklerdir.

Tarihte yaşanan olaylar, gerçekleşmiş olgular göstermiştir ki, bir toplum için en büyük düşman, kendi içinde, evcilleşmemiş din-inanç duygularının boş inan kaynaklarının ve öte dünya tezgahtarlarının kararttığı beyinlerdir, şark kafasıdır. Onun için Anadolu Aydınlanması, dine, dinsel olumluklara (referanslara), ümmetçi ve cemaatçi ilkelliklere değil¸ulusçu yurttaşlık bilincine, usculuğa, olguculu-ğa, olgucu bilimlerin ışıtmasından güç alır. Dinde, inançta:

Yalınlaştırılmış, evcilleştirilmiş, herkes için anlaşılır bir inanç dizgesinin kurulması ve insanların, şimdiye değin kavgalar, kaba istek ve eğilimler arasında bir bataklık yaşadıklarını kabul ederek, bundan kurtulma istencini göstermeleri gerektiğine1

İnanır. Bir ulusun-toplumun tarihsel dokusundan kaynaklanmayan, tarihsel algılarına yabancı ve ulusal örgüler (motifler) içermeyen bir inanç-tapınç dizgesi, evcilleştirilmedikçe, ulusun-toplumun yürüyüşüne her zaman ayak bağı olma durumundan geri kalmayacağının ayırtına varan uluslar, din-tapınç dizgelerini düzeltip evcilleştirerek, ilke ve kurallarını insanlaştırarak çıkmışlardır aydınlığa. Dünya görüşlerini, yaşama kültürlerini, sanayi devrimlerini ve bilimde, sanatta, eğitim ve ekindeki tasarım-çizimlerini, uygarlık ülkülerini evcilleştirdikleri, insan-laştırdıkları din-tapınç kültürü üzerinde kurumlaştırmışlar. Fakat, biz, İslam ortaçağını yaşamakta olan toplumlar, uluslar, bunu yapamadığı için, dinsel-inançsal yaşamla gerçek yaşam arasında yüz yıllardan bu yana süregelen bir takım ilkelliklerle boğuşup durmaktayız. Neye karşı? Atatürk’ün:

Bizi yanlış yola sevkeden habisler, biliniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşlerdir. Tarihimizi okuyunuz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve mel’anetten gelmiştir… Efendiler ey ulus, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, tarikat öğrencileri ve kullar ve kapılanmışlar ülkesi olamaz,2

sözlerindeki tarihsel anımsatma ve uyarılara karşın..

İnançlar, Tapmalar, tapınmalar ortaçağını evriltmek, insanla yönlendirmek için, bundan daha açık ve uygarca, bundan daha ussal ve evrensel adamlık dersi, adamlık uyarısı olabilir mi?

Dip Notlar:
1.Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, 1978,s.250.
.Atatürk’ün Adana Seyahatları,Taha Toros,s.24. Ve Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri,1952,2.cilt,s.21

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail