Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 84 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE YADSIMA ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

-Sokrates, yine Araf’ta huzurundayız. Hiçbir güçlükle karşılaşmadan Araf’ta seni görmeye geliyoruz. Kimse, üstümüzü aramıyor, niçin geldiğimizi sormuyor, üstelik hoş geldiniz de diyorlar. Oysa ülkemizde böylesi kolaylıkla karşılaştığımızı anımsamıyoruz. O nedenle zihnimizde oluşan bir sorunu, kimseye sormadan, alacağımız yanıtın gerçeği yansıtıp yansıtmayacağını bilmeye gereksinim duymadan huzuruna çıkıyor, ülkemize aydınlanarak dönüyoruz.

Söyler misin bize, neden bir sözü, bir düşünceyi ya da tarihe mal olmuş bir olguyu yadsıyoruz. Yadsımak bizlerin alışkanlığına mı dönüştü?. Gerçekleri beğenmiyor, değişimi sakıncalı görüyor ya da olanların olmamasını mı istiyoruz ki, gerçeği bile göremez olduk, yadsıyor, onu olduğundan farklı görmeye çalışıyoruz. Söyle bize, yadsıma güdüsü nereden kaynaklanıyor. Kişiliğimizin bir parçası mı oldu, yadsıdıkça mı gerçeği bulacağımızı sanıyoruz.

Sokrates:
Yadsımaya ilişkin bir örnek vermediğiniz için, sorunuza nasıl yanıt vereceğimi bilemiyorum. Aslında, açıklamamı da yadsıyıp yadsımayacağınızı biliyor değilim. Yadsımayı ülkenizde bir araç olarak kullananlar türemiş olmalı. Kişi, bir olguyu, eğer o olgu gerçek ise neden yadsır? Niçin o gerçeği olmamış gibi algılamaya çaba harcar?Düşündünüz mü? Acaba, kişi kendisinin amacına ters düşen gerçeği yadsımak zorunda mıdır? Zihninde o olgunun öyle olmamasına ilişkin bir kanı oluşmuş ve o kanı zihnine tutkalla yapışmış mıdır? Giysisini çıkardığı zaman nasıl çıplak kalacaksa, zihnindeki dogmanın geçersiz olduğunu yadsımaz ise, zihni de çıplak mı kalacak? Bireyin zihnine yapışık önyargı (buna sizler dogma diyorsunuz), onun için palto ,ceket, gömlek gibi midir. Bu soruların yanıtı belki de konunun açıklanma-sını sağlayacaktır.

-Haklısınız Sokrates, öylesi bireylerin zihnindeki dogmalara ters düşen olguları yadsımasını belki hoşgörüyle karşılayabiliriz. O tür bireylerin bu davranışı onların kişilik sorunudur, kültürlerindeki eksikliktir. Ne yazık ki, ülkemizde öğretim üyelerinden kimileri de sistemli biçimde, olumlu sonuç veren olguları yadsımakta, yadsımak amacıyla o olguyu çarpıtmak-tadır. Ülkemizde, bizlere sıkıntı veren konu da aslında öylesi bireylerin gerçekleri neden yadsımakta oluşları. Nedenini an-lamakta güçlük çekiyoruz.

Sokrates:
aygınızı anlıyor, katılıyorum. Gerçek ve yararlı olan bir olguya karşı bilinçli ve kasıtlı olan yadsımaya karşı en geçekli yol o yadsımayı yadsımaktır. Bunun için sizlerin, yadsınan gerçeği tüm kanıtlarıyla açıklamanız ve onun yadsınmasındaki yanlışları, tutarsızlıkları ve de çelişkileri açığa çıkarmanızdır. Bu sadece dürüstlüğün değil, fakat aynı zamanda bilimin de gereğidir. Çünkü bilim, gerçeği ortaya çıkarmanın yansız, objektif yöntemidir. Sizler bu yöntemi kullanmalı ve yadsımadaki çelişkileri, yanlışları bütün yönleriyle ortaya çıkarmalısınız.

-Evet Sokrates, ülkemize dönünce böyle yapacak, gerçekleşen gerçekleri tersine çevirmeye, yadsımaya karşı o yadsımadaki çelişki ve yanlışları bilimsellikle ortaya çıkaracağız. Fakat söyler misin, öylesi kişiler, gerçekleşen gerçekleri neden yadsımaktadırlar. Bunun bir nedeni olması gerekmez mi?

Sokrates:
Pek çok nedeni olabilir, bu nedenlerden en ilkel olanı çıkar ilişkisinden kaynaklanmış olmasıdır. Zamanımızda, 2300 yıl önce içimizde de gerçekleri yadsımaya çalışanlar çıkardı. Yadsımalarının nedeni, şimdi sizlerin yaşadığınız dö-nemdeki kadar çeşitli değildi. Belki de bir tek neden vardı, belli bir statüye kavuşmak. Fakat sizlerin yaşadığınız dö-nemde çıkarcılık çeşitlenmiştir. Parasal, siyasal, nesnel, etnik, benzeri çıkar ilişkileri doğmuştur. Dikkatle inceleyiniz, yadsımanın da uzmanlık alanına dönüştüğünü görürsünüz. Gerçekleşen gerçekleri herkes yadsıyamaz. Bunun engeli, hak ve adalet duygusu olabilir, dürüstlük, ahlaklılık, kültür ve bilgelik düzeyi söz konusu olabilir. Birey kişiliğinden kayba uğramamayı önemseyebilir. Bu üstün niteliklerden yoksun bireyler, kolayca satın alınabilir. Mademki sizler, Araf’ta kadar gelerek bana böylesi önemli konuda soru yönelttiniz, o halde sizler bu saydığım üstün nitelikli birey-lersiniz. Çekinmeden, ürkmeden, yılmadan, yılgınlığa uğramadan gerçekleşen gerçeklerin savunucusu, koruyucusu olmayı sürdürünüz. Uygarlığın gelişim tarihini daima gerçekleşen gerçekler yazmıştır.

-Evet Sokrates, zihnimizdeki aydınlığı yüreğimizdeki aydın-lıkla bütünleştirdiniz. Ülkemize dönünce gerçekleşen gerçekleri yadsımaya çalışanların suratlarına haykıracağız. Yalanlar satın alınabilir ve fakat gerçekleri satın alamazsınız diyeceğiz. Yalanların sizleri neyin karşılığında satın aldığını biliyoruz. Bunu açılayacağız. Belki yarın, yarından da yakın, Türkiye Sorunların kitap dizisinin bu sayısında.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail