Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 85 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


TBMM’NİN GİZLİ CELSELERİNE İSMET İNÖNÜ

Ali Nejat Ölçen

TBMM’nin 8 Aralık 1923 günlü gizli celsesinde İsmet İnönü’nün “Hiyaneti Vataniye” konusundaki konuşmasını bugünün siyaset ve devlet adamları okumuşlar mıdır, bilemi-yorum. Eğer okumuş olsalar ve etkilenseler idi Türkiye’mizde bugünlerin koşullarını yaşamış olmazdık. “Hiyaneti Vataniye” yasasının o günkü gizli celsede 1.mad-desi görüşülüyordu ve ilk sözü Başbakan İsmet Paşa almıştı; şunları söylüyordu:

Huzzarı kiram(Meclisin soylu üyeleri), Çarşamba günü İstanbul’un iki gazetesinde intişar eden (yayımlanan) iki mektubu görmüşlerdir. Bu iki mektuptan birisinin acizanelerine (kendisini böyle niteliyor. a.n.ö) yazıldığı ve diğerinin Reisicumhur Hazretleri’ne yazıldığı tasrih ediliyor ve neşrolunuyor. Mektuplar sarahaten 1 Teşrinsani (Kasım) kararının aksini terviç eden (destekleyen) bir taleptir. Alemşümul propaganda yapıldıktan sonra, hilafete Türkiye üzerinde vazifeyi idariye,vazifeyi siyasiye ve vazifeyi dünyeviye esasını müdafaa ediyor. Kelimeler ve cümleler arasında bir çok kapalı usuller kullanılmış olabilir. Fakat heyeti umumiyesiyle izhar ettikleri (açıkladıkları) mana budur. Halifeye bir vaziyeti idariye vermezseniz İslamiyet inhilal eder. Alemi İslam bundan müteezzi ve muzdarip (incinir ve acı duyar) tarzında aleyhimizde propaganda yapılıyor..

İngiliz Ağa Han ve Emir Ali imzasıyla, Salı akşamı, bana mektup yazılmıştır. Tercümeye vermişizdir. Bu tercüme neticesini almadan, haber aldım ki, İstanbul’da bu mektup yayımlanmıştır.

Şimdilerde gerici kadrolar da aynı yöntemi kullanıyor dede-lerinin yolunu izliyorlar. Başbakan İsmet Paşa’nın konuşmasına geri dönelim:

Kim tarafından neşrolunmuştur. Burası meçhuldür ve müstacelen (ivediyle) yapmak istediğimiz tahkikat bir netice vermedi. Reisicumhur’a ait olduğunu bildirdikleri diğer mektup da henüz Reisicumhur Hazretleri’ne gelmemiştir. Ona mektup gelmeden İstanbul’da neşrolunmuştur..Niçin neşrolunuyor?..İmza sahipleri Ağa Han ve Emir Ali şahsi-yetleri hakkında Heyeti Celilenize arzı malumat edeceğim.

Hint Hilafet Komitesi var. Mehmet Han vesaire. Bu adamlar onlardan değildir. Ağa Han ve Emir Ali, Londra’da İngiliz Hükümeti’nin ve İngiliz Sarayı Kraliyesinin en yakın adamları sadık İngiliz tebaasıdır. Bunların İngiliz Hükümeti programı haricinde bir vaziyet almaları mutasavver ve mesbuk (tasarlanmış, görülmüş) değildir. Hint Hilafet Komi-tesi lehimize neşriyat yapıyordu. Açık bilmek ve söylemek gerekir ki, Hint Hilafet Komitesi, alem-i İslam’da mevkii mahsusu olan Türklerin davasını takip ediyormuş manzara-sıyla, kendi memleketlerinde Hindistan’da kuvvei ihtilaliyesini ve kuvvei müdafaasının (ihtilal ve savunma gücü-nü) muhafaza ediyorlar.

Biz ne yaptık Hükümetçe? Bir defa neşrolunan mektupların mahiyetine baktık, ariz amik tetkik ettik.Elimizdeki kanunlara göre, sarahaten hiyaneti vataniye ceraimindendir. Kanunu okuyacağım. 15 Nisan 1339 (1923) kanunu, Hiyaneti Vataniye Kanunun birinci maddesi:

Saltanatın ilgasına ve hukuku hâkimiyet ve hükümranlığın gayri kabili terk ve tecezzi ve ferağ (bırakış,bölünüş, vazgeçme) olmak üzere Türkiye halkının mümessili haki-kisi olan T.B.M.M’nin şahsiyeti maneviyesinde mündemiç bulunduğuna dair 1 Teşrinsani 1338 (1922) tarihli karar hilafında veya T.B.M.M’ninmeşrutiyetine isyanı mutaza-mmın kavlen ve tahriren veya fiilen ankasdin (bile bile) muhalefet veya ifsadat (fesad) veya neşriyat bulunan kesan (kimseler) haini vatan adolunur. Burada neşriyatta bulunmak cürmü vardır ki.. hiyaneti vataniye cürmü karşı-sında derakap Hükümetçe , kanunların bize verdiği selahiyetle takibata başladık.

1 Teşrinsani (Kasım) 1922 günü Millet Meclisi Mustafa Kemal’in deyimiyle “hakimiyeti şahsiyeye müstenit hükümet şeklini (Saltanatı) 16 Mart 1920’den itibaren yetkisiz kılan” kararına tepkiyi dile getirmekteydi İsmet Paşa. Saltanat ile hilafetin bir birinden ayrılmazlığının savaşımına öncülük etmek amacındaydı, İngiliz uyruğu Ağa Han ve Emir Ali.

Cumhuriyetin ilk Başbakanı İsmet Paşa, konuşmasının sonunda ivediyle “İstiklal Mahkemesi” kurulmasını ve İstanbul’da göreve başlamasını önermiş ve öylelikle İstiklal Mahkemesi yasa tasarısı gündeme girmişti. Başbakan İsmet Paşa’nın Kürt sorununa, o gizli celsede söz alarak bir önceki Başbakan Hüseyin Rauf (Orbay) gibi açıklık getirdiği görüyoruz. Bugünlerdeki durum ile bir karşılaştırma yapmak ve şimdiki siyasal iktidarların ne denli aymazlık içinde olduk-larını anlamak için o konuşmasını aktarmaya gereksinim duyduk. Şunlar söylemişti Hüseyin Rauf (Orbay):

İngilizler, evvela hepinizin bildiği gibi, Cenupta Başvekil Paşa Hazretlerinin ifade ettikleri veçhile bir Kürdistan meselesi meydana çıkardılar. Memleketimizi Kürtlük ve Türklük namı altında ikiye ayırmak gayesini harbi umumi zamanından başlayarak mücahedeyi millimiz (ulusal uğraşımız) esnasında müstemirren ve musirren (israrla sürekli olarak) takip ettiler. Fiiliyata geçtiler ve milyonlar serptiler ve tefrikayı zerk etmek (ayrılıkçılığı aşılamak) istediler. Şuna kaniim ve şuna eminim ki ve kanaati hissiyat üzerine müessis olmayıp vesaik ve vakayile müeyyettir ki, gayretleri, bayramları, matem günleri müşterek olan ve öz kardeşliği kabul etmiş olan Türkler ve Kürtler bu mesele karşısında masumiyetlerine rağmen, nispi olarak söylüyorum, salabatı diniye (dinsel güç) ve vahdeti milliyeleri (ulusal birliği) kan akıtarak ispat etmişlerdir ve tenezzül etmemişlerdir. (Sürekli alkışlar)

İngiltere’nin o zamanki emperyalist dış politikasının şimdi, BOPile yürürlüğe konmasına ABD-AB eksenine yapışık hangi iktidar karşı çıkabilecek? Hüseyin Rauf (Orbay) ya da İsmet İnönü gibi düşünen ve karar veren devlet adamımız var mı? Kürt açılımı ile başlayıp demokratik açılıma dönüştürülen hala kapalı kutu içindeki tasarımın ne olduğunu bugün bir bilen var mı? O kutunun içinde nelerin gizli kaldığını açıklayacak bir babayiğit bugün ortaya çıkabildi mi?

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail