Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 87 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


PARTİ GENEL BAŞKANLARINA KINAMA

Ali Nejat Ölçen

Bu kınama yazısı, (12 Haziran 2011 öncesi) “Uyarı: Artık Yeter” başlığı altında e-mail iletisiyle internette yer al-mıştı. Kitap dizisinin bu sayısında yer vermeye gereksinim duymamızın bir nedeni var: Zamanında CHP’nin yeni Genel Başkanı’na CHPiçinde bugün de onu eleştirmeye yeltenenlerin hiç birisinin uyarı görevini üstlenmemiş olmasıdır.

Hiçbir genel seçimde, parti genel başkanlarının böylesi düzeysiz çirkin, basit ve de kavgacı çekişmeleri söz konusu olmamıştı. Başbakan’ın sert, haksız ve yersiz saldırılarına ne CHP’nin ve ne de MHP’nin genel başkanları yanıt vermeye çalışarak aynı düzeye inmemeliydiler. Toplumu birbirine hasım kamplara bölmeye ve ayrıştırmaya hakları olmadığını bilmeleri gerekir.

lKullandıkları hırçın ve saldırgan uslup ne CHP’ye ve ne de MHP’ye yakışmamaktadır. AKP’nin genel başkanı ve başbakan R.T.Erdoğanı, kendisinin hırçınlıklarıyla baş başa bırakmaları gerekir; onunla çene yarışına girmemeleri partilerine daha fazla yakışacaktır.

Adaleti siyasal iktidarın elinden ve gizli tanıkların heze-yanından nasıl kurtaracaklar? 61 Anayasasının 11.maddesindeki “temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunulamayacağı” hükmüne yeniden yer vermedikçe demokrasinin gerçekleşmeyeceğini söyleyen bir parti genel başkanına rastlamadık. Bilgisayardaki kayıtların suç belgesi olamayacağını yasalardaki hukuk dışı çarpıklıkları nasıl ortadan kaldıracağını henüz işitme şansımız olmadı. Tutuklama-ların işkenceye ve cezaya dönüşmesini önleyecek hukuka ne zaman nasıl kavuşacağımızı bu kısır çekişmeler arasında duymadık. Ülke sorunları yerine kendi kişisel hırslarının öyküsünü dinlemekten bıktık, usandık. Yeter artık. Halkımız böylesi çirkinliklere, hırçınlıklara müstahak mıdır, bilemiyorum. Eğer öyle olsaydı, Anadolu insanı “tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır” der miydi?

Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın (ulusal gelirin) iç ve dış borç yükü altından nasıl kurtulacağını, işsizliğin arttığı böylesi sakıncalı süreçte, okumuş gençleri istihdam edecek düzede büyümenin, üretim artışının nasıl sağlanacağı, gelişmeyen ekonomimizi nasıl düzlüğe çıka-racaklarını hiç olmazsa CHPgenel başkanından işitmemiz gerekirdi. Kaynakları toplumun asalaklaşan kimi kesimlerine dağıtmakla sadece halkı kandırmış olmayız, böylesi harcamalar, yatırımların daha da duraksamasına neden olacağı için, Devlete avuç açan o kesimler büyümesi daralan ekonominin zararını daha da yoksullaşarak yaşamaya zorunlu kalacaklar. Asıl olan, üretimi arttırabilmek, istihdam olanakları yaratmak ve gelirin hakça bölü-şümünü sağlamaktır.

Anayasamızdaki sosyal hukuk devleti, kamusal kaynakları dağıtarak değil, o kaynakları refahın artması, adaletin ve onun türevi olan hukuku toplumsal kaygılardan arındırarak, fırsat eşitliğini ve dış borç yükünden ekonominin kurtulması sağlanarak, denk bütçe ve cari açık vermeyen dış ticaretin gelişmesi ile Gümrük Birliğine bağımlılığın yarattığı dış alım savurganlığını önleyerek gerçekleşebilir. Bu bağlamda, paranın para kazandırdığı ekonomiyi terk ederek, planlı büyüme yöntemine baş vurmadıkça, bütçemiz ve dış ticaretimiz açık verdikçe, borcun borçla ödendiği bir ekonomi sürdükçe, ufukta bekleyen krizden kurtulmak daha da güçleşecektir. AKP iktidarı bunun ayırtında değil. Acaba, CHPve MHP, ayırtında mıdırlar? Akasya ağacı, kaldırım taşı, köpek maması, et ve buğday ithal etmekte olan, kendini beslemekten yoksun düşürülen ekonomimizi, AKP’nin elinden seçim kazanarak kurtaranın mümkün olmayacağı bilinmelidir. Devlet, AKPtarafından işgal edilmiştir. Nasıl bir kamusal yönetim ve hangi örgütlenme biçimiyle kıt olan kaynaklar en verimli alanlarda ne tür teknoloji tercihiyle kullanılacaktır sorusu-nun yanıtı acaba CHPve MHP’ kadrolarında gündeme girebildi mi?

ABD-AB eksenine yapışarak ulusal çıkarlarımızı ve onu-rumuzu savunmasız bırakmanın önüne nasıl geçileceğini hala kimseden işitmedik. AB’ye üye olmaksızın da Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Mustafa Kemal’ in sözüyle “ilelebet payidar olacağını” haykıran bir parti genel baş-kanına tanık olamadık.

İç ve dış siyasetin ve ekonominin, dar boğazdan ve olumsuzluklardan nasıl kurtulacağına ilişkin hiçbir öneriyi parti başkanlarından bu güne kadar toplumumuz işitmedi. Bunun yerine birbirini düzeysiz, hırçın ve de çirkin sözlerle suçlayarak seçimleri “horoz döğüşüne” dönüştürmekte-dirler. Bu ilkel davranış biçimini sürdürürlerse, siyaset tarihimizdeki yerleri sıfır notunun altına düşmüş olacak. Eski bir öğretmen olarak onları sınıfta bırakacak ellerinden uzmanlık belgelerini geri alacağım.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail