Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 88 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE BİLGİ-BİLİM ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

-Sokrates yine huzurundayız.Bu kez sorumuzu sıkıntı duyarak ve bir ölçüde de utanarak yöneltmeye gereksinim duyuyoruz.“Bilgi-Bilim” konusunda bizleri aydınlatman için Araf’ta değerli zamanını alarak yine huzurundayız. Ülkemizde, “bilgi-bilim”ekseni giderek yok oluşa sürüklenmektedir. Bizleri yönetenlerin zihinlerindeki kanı ve düşüncelere ters düşmemek koşul olmaya; bunun da öte-sinde hukuksal boyut kazanmaya başladı. O yüzden yine danışmaya geldik.”Bilgi-bilim” eksenine ülkemizi yeniden nasıl ulaştırabilir ve bilgilerimizin kaynağını inançlardan arındırıp yeniden bilim türetebiliriz? Bunun belli bir yöntemi var mı? Bilim mi bilgiyi, bilgi mi bilimi oluşturuyor? Zihnimize yerleşmiş ya da yerleştirilmiş inanç-lardan zihnimizi nasıl arındırıp bilime açık duruma ge-tirebiliriz?

Sokrates:
Eğer doğa, var oluşu sonrasında hiçbir değişime uğramasa, var olduğu gibi kalabilseydi, olasıdır ki, zihnimiz de oluşmaz, oluşsa da bilgi denilen olgu doğamaz ya da doğa bile gelişime uğramazdı. Zihnimizde bilginin oluşması ve o bilginin yeni bilgilere kaynaklık etmesi, doğanın var oluşundaki değişimlerin sonucudur. Zihnimiz doğadaki gelişim ve değişimlerin etkisinde, yeni bilgilerle donatılır. O bilgilerin tümü bilimin kendisi olamaz elbet. Bilim, zihnimizde oluşan bilgileri sorgulamak, doğru ve de gerçek olup olmadığını öğrenmeye, anlamaya çalışmakla başlar ve öylelikle bilime adım atmış oluruz. Bilime adım atmamız, bilimin kurallarını tanımamızı sağlayamaz elbet.

-Acaba yanlış mı anladık Sokrates, zihnimizde oluşan bilgiler mi bilimin kaynağı? Eğer doğadaki değişimlerin zihnimizde oluşturduğu bilgiler, bilimin kaynağı olacaksa, her düşünen birey, bilim mi yapmış oluyor?

Sokrates:
Zihnimizdeki bilgilerin kendisi elbette bilimi oluşturmayacaktır. Zihnimizde oluşan bilgiler, doğayı oluşturan olgu, olayların fotoğrafları gibidirler. Aslında o bilgilerle onu yaratan olayı tanımaya, nasıl değiştiğini ve hangi sonuçları ortaya çıkaracağını, kendisini oluşturan olay ya da olgunun değişimiyle ne duruma gireceğini gözleyerek onu kurallaştırmaya başladığımız anda bilime adım atmış oluyoruz.. O halde bilim, doğayı ve doğanın değişim kurallarını tanımakla yetinmeyip ne zaman nasıl değişime uğrayacağını ne tür sonuçlar ortaya çıkaracağını ya da etkileyeceğini tanıma, ölçebilme yetilerinin bütünüdür.

-Şimdi anladık Sokrates,fakat; zihnimiz bilime açıldığında, daha önceki sanal yani,doğru ve gerçek olmayan inanç ya da kanılardan zihnimizi nasıl arındırabileceğiz? İnançları olmayan insan türü daha sakıncalı değil midir?

Sorates:
İnançların zihinde nasıl oluştuğu sorunu önemli. Doğ ru,geçerli inanç türlerine elbette karşı çıkılamaz. Ne var ki, zihne yapışmış inançları zihnin kendisi yaratmıyorsa o tür inanç biçimleri bilime kapanacaktır elbet. Bir baş-ka deyişle;zihnimizdeki kanı ya da bilgilerin doğru olmayan, gerçeklere ters düşenlerin tümünü doğanın kendisi değil ona ilişkin tasarımlarımız betimliyorsa, o zaman zihnimizde bilime dapdaracık yer kalır.

O tasarımlar, zihnimizde kaldığı sürece ikilemli bir olumsuzluğun içinde buluruz kendimizi. Bu duruma “di-lemma” denildiğini biliyoruz. Bilim bu dilemmayı çözecektir elbet. Çözerse ancak bilime adım atmış oluruz. O halde, bilim zihnimizdeki hiçbir kanı ve inanca dayan-maksızın onlardan arınarak ya da etkisi altında kalmayarak, doğayı ve doğadaki var oluşları tanımamızın, aralarındaki ilişkileri açığa çıkarmamızın, açığa çıkarırken o ilişkilerdeki değişimin kuralları betimlememizin adıdır bilim.

Öylelikle bilinmeyeni bilinebilir,görünmeyeni görülebilir, ölçülmeyeni ölçülebilir, sayılmayanı sayılabilir hesaplanamayanı hesaplanabilir yapabiliriz ve tüm bunların üstesinden gelince de doğa bizi değiştiriyorsa, biz de doğayı değiştirmeye başlarız.

-Bilimi, doğa ile insan ya da doğa ile var oluşlar arasındaki ilişkileri, etkileşimi tanımanın yöntemi olarak betim-liyorsunuz?

Sokrates:
Elbette. Bir koşulla, bilimin oluşturduğu bilgiler, zihnimizde daha önce var olan bilgileri geçersiz duruma getirebiliyorsa. O halde bilim, aynı zamanda zihnimizdeki dogmalardan, gerçekçiliğini ve geçerliliğini yitirmiş kanı ve inançlardan arınmanın öteki adıdır. Salt zihin durumuna dönüşümdür bu..

-Bizleri yönetenlerin zihinsel çıkmazını bize öğretmiş oluyorsunuz Sokrates. Bizleri yönetenlerin, zihinleri he-nüz temizlenmemiş, geçersiz, gereksiz bilgi, kanı ve inanç türü dogmalarla kirli kalmış demektir. O kirli kalan zihinleriyle bizleri yönetmelerine nasıl karşı koyabiliriz? Araf’ta size bu soruyu yöneltmenin utancını duyduğumuza inanınız. Çaresizliğimizin kaynağıdır bu. Söyle bize, bizleri bilimle, akılla yönetmenin olanağını nasıl sağlaya-biliriz.

Sokrates:
Bu sorunuzun yanıtı, bilimin toplumsallaşması olacaktır elbet. Zihni bilimle bütünleşebilmiş olanlar bir araya gelmeli, birlikteliğin gücünü kullanarak sizleri dog-malarla, geçersiz kanı ve şemalarla yönetenleri yönetimden uzaklaştırabilmelidirler.

Çağın gelişimi, bilim, bilimin yarattığı bilgi ve bilginin uygulama aracı olan teknoloji aracılığıyla gerçekleş-mektedir. Bu süreç dışında kalan toplumlar, var oluş sorununu yaşayacaklar. Geleceğin yazgısı, dogmalara kapılan toplumları yok oluşa sürükleyen çağ olacaktır. Doğanın ve tarihin diyalektiğine ters düşen yönetimlerin yok oluş öyküsüdür tarihin kendisi. Ve sizler arı, kirlenmemiş, bilime açık zihninizi öteki zihinlerle bir araya getirmenin gizini yaratmak zorundasınız ve bu şans sizlerin elindedir. Çünkü, bilim doğayı değiştiren teknolojiyi yaratırken o teknoloji doğaya ve doğadaki var oluşlara zarar verecek umursamazlıkla kullanılmakta-dır.Doğayı koruyarak, geliştirerek ve sahip olduğu varlıkları çoğaltarak çeşitlendirerek ve geliştirerek değiştiren yeni bir yaşam ve yönetim felsefesini yaratmak sizlerin elindedir. Yalnız içinde yaşadığımız yer küresinin değil, yer küresini kuşatan evrenin de buna gereksinimi var. Çünkü, evren var oluş ile yok oluş arasındaki sancıyı yaşamaya başlamıştır. Bunu Araf’tan acı çekerek görüyorum.

-Haklısınız Sokrates, doğayı var oluşları ile birlikte yokoluş sürecine itekleyen ideolojinin adına bizler ülkemizde emperyalizm diyoruz. Emperyalizmin doymak bilmeyen aç gözlü iştahına, çağın uygarlığı karşı çıkacak araçları bulmak zorundadır. Ülkemize dönünce zihnimizde devrim yaratan bu kaygı ve önerinizi, emperyalist ülkelere karışı haykırmanın yollarını aramaya çalışacağız. Araf’tan yalnız ülkemize değil yer küresine de esenliği götürmenin umuduyla ayrılıyoruz huzurundan.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail