Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 88 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


TBMM’NİN GİZLİ CELSELERİNDE MUSTAFA KEMAL

Ali Nejat Ölçen

TBMM’nin 6 Mart 1338 (1922) günlü gizli celsesinde Mustafa Kemal’in konuşması, 90 yıl sonraki, bugünlerin Türkiye’sini anlatıyor gibidir. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarının ülkeye yamadığı kötülükleri 90 yıl önce görmüş müdür bu büyük devlet ve siyaset adamı? Söyledikleri, O’nun aynı zamanda sosyal bilim bilgini olduğunu da kanıtlıyor. Bu satırları yazan kişi (Ali Nejat, Ölçen),O büyük insanın o günkü gizli celsede yaptığı ko-

nuşmadan tam 90 gün sonra dünyaya gözünü açmıştı ve bugün kendisi yaklaşık 90 gün sonra 90 yaşına girecektir

6 Mart 1922 günlü gizli celsede Mustafa Kemal yakı-narak:

Efendiler, diyordu. Avrupa’nın bütün terakkisine,tealisi-

ne ve temeddününe (gelişmesine, yükselmesine ve uygarlaşmasına) rağmen Türkiye bilakis tedenni etmiş (geri kalmış) ve sukut vadisinde yuvarlana durmuştur. Türki-ye’yi imhaya (yok etmeye) müteşebbis (girişmiş) olanlar Türkiye’nin imhasında menafi ve hayat (yarar ve yaşam) görenler, münferit (tekil) kalmaktan çıkmışlar, beyinlerindeki menafii tevzin ederek ittihat etmişlerdi (yararı denkleştirerek bütünleşmişlerdi). Bunun neticesi olarak bir çok zekalar, hisler, fikirler Türkiye’nin imhası nok-tasında tekasüf etmiştir. (yoğunlaşmıştır). Bu mütekasif (yoğun) olan şey, asırlar geçtikçe ensali atiyeyi adeta tahripkar bir an’ane şeklini iktisap etmiştir. (geleceğin evlatlarını da yok edecek bir gelenek biçimini almıştır) ve bu an’anenin Türkiye’nin hayat ve mevcudiyeti üze-rinde tatbikatı mütemadiye neticesi (bu geleneğin sürekli

uygulanması sonucu) olarak en nihayet Türkiye’yi islah etmek Türkiye’yi temdin etmek (uygarlaştırmak) gibi bir takım zahiri vesilerle bahanelerle Türkiye’nin hayatı dahiliyesine, idarei dahiliyesine hülul ve nüfuz etmişlerdir.(Türkiye’yi düzeltmek, uygarlaştırmak türünde baha-

nelerle yaşamına ve yönetimine sızmışlar ve söz geçirmeye başlamışlardır).Böyle bir zemini müsait (uygun) hazırlamak kudretini, kuvvetini izhar etmişlerdir.(göster-

mişlerdi). Halbuki efendiler, bu kudret ve nüfuz Türkiye ve Türkiye halkının mevcut olan terakki cevherine semnak ve muharrik bir mayi ilave etmiştir. (Türkiye halkının gelişmeye yetkin özüne yağlı bir sıvı gibi eklen-miştir) Bunun tahtı tesirinde olmak üzere milletin ve bilhassa ricalin zihinleri tamamen bozulmuştur. Asıl hayat bulmak için, islahı hal için, insan olmak için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın amaline(isteklerine) göre tedvir etmek (yönetmek) bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi bir takım zihniyetler küşayiş buldu (ortaya çıktı).Halbuki hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nesayihi (öğütleri) ile, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin. Tarih böyle bir hadise kaydet-memiştir. Tarih böyle bir hadise kaydetmek teşebbüsünde bulunan meraretengiz netayiçle (acı sonuçlarla) karşılaşmıştır. İşte Türkiye’de bu galat (yanlış) fikirle, bu galatı zihniyetle malul (hasta) olan bir takım ricalin (yetkilinin) yüzünden her saat, her gün, her asır biraz daha çok tedenni ve daha çok sukut etmiştir.(gerilemiş, düşkünleşmiştir) Efendiler bu sukut (düşkünlük) bu tedenni (gerilik) yalnız maddiyatta olsaydı hiçbir ehemmiyeti yoktu. Maalesef Türkiye ve Türkiye halkı ahla-kı,ahlaken sukut ediyor (Bravo sesleri) ve halet tetkik olunursa görülür ki, Türkiye, Şark maneviyatı ile başlayan ve Garp maneviyatı ile hitama erdirilen ( sonlandırılan) bu yol üzerinde bulunuyordu. Garp ve Şark mültekası (birleşkesi) üzerinde bulunduğumuzu ve ona tekarrüp etiğimizi (yakınlaştığımızı) zannettiğimiz takdirde Garp mayei aslisi olan Şark meneviyatından tamamen tecerrüt teferrüt ediyoruz.(Batı’nın asıl özü olan Doğrudan soyutlanıyor, ayrılıyoruz.).Efendiler,hiç şüphesiz ki,bugün memleketi, bu milleti girivei mahv ve izmihlale (yokoluşun çıkmaz yoluna) sevk eden başka neticiye intizar olunamaz. (Pek doğru sadaları)

Efendiler, bu sukutun mebdei korku ve acz ile başlamıştır. Türkiye ve Türkiye halkı ve nasılsa bunların başına geçmiş olan bir takım insanlar, galip düşmanlar karşı-

sında sükuta mahkum imiş gibi Türkiye’yi atıl ve müçtenip(çekingen) bir halde tutuyorlar. Türkiye’yi kendi kendine memleketin ve milletin icabı menafini yapmakta mütereddit (kararsız) ve cebin (korkak) idiler. Diyorlardı ki, biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamıza ihtimal yoktur. Bizi bila kaydüşart canımızı, tarihimizi,mevcudiyetimizi düşman olan ve düşman olduğuna hiç şüphe edilmeyen Avrupa’lılara tevdi etmek (teslim etmek) istiyorlardı. Onlar bizi idare etsin diyorlardı. Buna da en yakın misal olmak üzere İzzet Paşa’yı hatırlatmak isterim.

Mustafa Kemal’in dile getirdiği sakıncaların tümünü O’nun yoktan var ettiği Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun Ulusu,şimdilerde yaşamaya başlamıştır. Kültürüne, toprağına, geleneklerine, diline ve ahlakına, yaşam biçimine yabancılaşma sürecinin içine çekilmesi koşulları yaratılmaktadır. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarı bu yanlış, sakıncalı gidişin baş sorumlusudur. Mustafa Kemal’in Cumuriyetiyle hesaplaşmanın çabasından geri dönüşü olmayan bir yola girmiş görünüyor.

Cumhuriyetin nimetlerinden yararlanarak başbakan olan bir kişi Büyük Orta Doğu Projesinin (BOP’un) eş başkanı olduğunu nasıl söyleyebilir? 6 Mart 1922 günlü gizli celsede konuşmasının sonlarına doğru. en büyük sakıncanın korku olduğunu söylerken Mustafa Kemal, bugünü görmüş ve neler olacağını sezinlemiş gibidir.

1922’nin 6 Mart’ındaki konuşmasında Mustafa Kemal, bugünün acı gerçeklerini sergiliyor. ABve ABD’nin iç işlerimize burnunu sokmasına,ülkemizi federatif sisteme yerleştirecek projenin uygulanmasına karşı koyacak seçkin yurtsever aydınlarımızın sanal ve dijital suçlamalarla tutuklanmaların, BOP’gereği olduğunu artık kargalar bile anlamaya başlamıştır.

Kadın memesine vatanı satarım diyen köşe yazarını, Atatürkçülüğün geri kalmamıza neden olduğunu söyleyen öğretim üyesini, Türkiye’nin Türklere bırakılamayacak kadar büyük olduğunu açıklayan TVprogram yapımcısını,

bize görev verildi diyen BOPeşbaşkanını, kendi sorunla-

rımızı çözemezsek gelir çözerler diyen Çankaya’daki kişiyi, 6 Mart 1922 günü gizli Celsede Mustafa Kemal, düşmanlar karşından sessizliğe mahkum olmuş gibi müçtenip (çekingen) Türkiyenin ve Türkiye Halkının nasılsa başına geçmiş bir takım insanlar olarak mı nitelemişti, bilemiyoruz.

Ve Mustafa Kemal’in o gizli celsede açıkladığı gibi “Tür-kiye halkı ahlaken sukut etmekte” midir? Şimdi soruyoruz:

Mustafa Kemal’in 6 Mart 1922 günkü gizli celsedeki sesini işiterek utanç duyuyor musunuz?:

“Avrupa’dan ders almak, Avrupa’ın isteklerine göre karar vermek”le kimleri suçladığını anlıyor musunuz? Onun konuşmasından bir yarım yüzyıl sonra AB’ne sığınan o kuruluştan direktif aldığını açıklayan Bakanlar Kurulun Kararı’nı anımsıyor musunuz?

700 sayfayı aşkın “ 24 Mart 2001 günlü Avrupa Muktesebatını Üstlenme Kararnamesi”ni Başbakan (halkçı) Ecevit ve Başbakan Yardımcısı (milliyetçi) Devlet Bahçeli hazırlamışlar ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’de neler yazılı olduğunu sezemeden imzalamıştır. .

İşte 24352 sayılı Resmi Gazete, sayfa 37:

-AB’nin tüzük ve Direktifleri ile Codex Alimentarius Commission tarafından yayımlanan standartlar göz önünde bulundurulmuştur. (Gıda Kuralları Komisyonu olarak dilimize çeviriyoruz. a.n.ö)

-ABDirektifleriyle Türk mevzuatındaki karşılıkları, farklılıkları, uyum durumlarına ait diğer bilgiler vb.

-AB’ Direktifleriyle yasalaştırılmış bazı düzeltmeler..

-AB’nin şarap,doğal köpüren şarap ve sun’i köpüren şarap ile ilgili Direktiflerine uyum kapsamında 1.5 yıl süren ça-lışmalar.

(Bakanlar kurulu kararında AB’den alınan buyruklar direktif” olarak küçük “d” ile değil büyük “D” harfi ile yazılmıştır. ABdirektiflerinin büyüklüğü, büyük D harfi ile yazılmasını gerektiriyordu anlaşılan!)

AB’ye sığınmadan, oradan direktif almadan, Mustafa Kemal Atatürk’ün ulusalcı ulus devletinin, kendi onuru, kendi doğal kaynakları ve kendi işgücü varlığıyla karar-larını kendisinin almasını sağlamak, böylesi siyasal ikti-darlar için olanaksız anlaşılan.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail