Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 88 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


TÜRK’Ü SİLERKEN,SEN SİLİNİRSİN

Ali Nejat Ölçen

Türkiye’miz cehalet ve ihanet çemberinin içinden bir gün kurtulacaktır. Mustafa Kemal Atatürk’ten teslim aldığımız Cumhuriyeti, korumak,savunmak azim ve kararımızdan bizleri vaz geçirecek güç henüz ortaya çıkmamıştır ve çı-kamayacaktır.

Osmanlı devletinin hiçbir padişahı kendisinin Türk olduğunu söylemezken, İngiltere’de 23 yaşında Kraliçe olan Elizabeth, gönderdiği mektupta Sultan Mehmet III’e “Great Turk” demekteydi. 1570 yılında,bundan 541 yıl önce. Bugünün siyasal iktidarı, 540 yıl önceki İngilterenin gerilerine düşmektedir.

Osmanlı saltanatı ki, Türkçe’yi yasaklamış çoğunluğu Arapça ve Farsça sözcüklerden oluşan halkın anlamadığı Osmanlıca denilen uyduruk bir dil yaratmıştı.

Halep’te Kanuni Sultan Süleyman’ın huzuruna kabul ettiği İngiliz tacir Anthony Jenkinson’a Akdenizde serbest ticaret izni verdiği fermana, 23 yaşında Kraliçe olan Elizabeth II, el koyar ve o fermandan yararlanarak Levant Company’nin kurulmasını sağlar. 240 yıl Levant Com-pany, Akdeniz ticaretine egemen olacaktır. Şimdi Kraliçe Elizabeth’nin o mektubundan bir tümceyi, bugünün gaflet ve dalalet içindekilerin suratlarına çarpacağım. Osmanlı’nın hiçbir padişahının kendisinin Türk olduğunu söylemediği bir dönmemde bundan 540 yıl önce Kraliçe Elizabeth bakınız ne diyor:

Where our wellbeloved subjects Edvard Osborne knight Alderman of our citie of London, William Hareborne esquire, and Richard Staper of our saide citie Marahant, have by great adventure and industrie with their great cost and charges by the space of sundry late yeers travelled and caused travel to be taken aswell by secrete and good meanes, as by dangereous wayes and passages both by land and sea to find out and set open a trade of marchandize and traffike into the landes, dominions and territories of great Turke, commonly called the Grand Signor, not before that in the memorie of any new knowes to the commonly used and frequently by way other subjects of as or out progenitors1

(Çok sevgili yurttaşlarımız Edward Osborne, Londra kentimizin şovelyesi Alderman, şövalye adayı William Harborne Marahant kentimizden Richard Staper büyük serüveni göze alarak yüreklilikle büyük harcama yaparak, son yıllarda çeşitli yerlere seyahat ederek, büyük Efendi olarak anılan Büyük Türk’ün ülkesinde karada ve denizde ,onun egemen-liğindeki topraklarda,adalarda bundan önce anımsamadığımız serbest ticaret ve dolaşım iznini sağla-mış olmalarından ötürü...)

Hiçbir Osmanlı devlet adamının Padişah ve Vezirler dahil “Türk” sözcüğünü kullanmadıkları bir dönemde 540 yıl önce, İngiliz elçileri, kral ve kraliçeleri, Türk ve Türkiye sözcüklerini kullanmaktaydılar. Örneğin, Kanuni Sultan Süleyman’dan Akdeniz’de serbest ticaret izni alan Anthony Jenkinson ile 1561 yılında Iran hükümdarına bir mektup gönderir Kralice Elzabeth,. Acaba İngilterenin dış ticareti Akdeniz üzerinden mi, yoksa Kuzeyde Rusya içlerinden geçerek Iran’a ulaşılması mı daha ekonomik olacaktır. A.Jenkinson Iran’da serbestce bu incelemeyi yapabilmeliydi. Şimdi bakınız onun anılarında ne yazılı:

At this time (1562) the great Turks Ambassador arrived foure dayes before my coming, who sente thitter to conculude a perpetual peace betwixt the same great Turke and Sophie.2

O esnada ( A.Jenkinson diyor ki) “Büyük Türk’ün elçisi,büyük Türk ile Sophy arasında sürekli barış olmasını önermek üzere benden dört gün önce gelmişti”

Türk olmaktan utanan Osmanlının bugünki torunları da aynı yolu izlemektedirler, Bir gün o yolun sonunda kafalarını kayalara çarptıkları zaman belki akılları başla-rına gelir ve “ne halt“yediklerini anımsarlar.

Bir Anı:

Bu satırları yazan kişi (Ali Nejat Ölçen) CHP grup Başkanvekili olarak kürsüde konuşma yaptıktan sonra Kars milletvekili Turgut Artaç, yanına yaklaşmış ve ken-disine “sayın Ölçen, bölücülük yaptınız, demişti. Nedeni sorulunca aldığı yanıt şu oldu.

-Konuşmanızda biz Türkler, dediniz.
-Ben Türk olduğum için böyle söyledim. Siz ?
-Ben Kürdüm.
-Sizin Kürt olduğunuzu söylemeniz bölücülük değil ve fakat benim Türk olduğumu söylemem bölücülük. Bu nasıl mantık?

Uzaklaşıp gitmişti Kars milletvekili Turgut Artaç.

Siz Almanya’nın anayasasında “Alman” sözcüğünü tar-tışmaya açabilir misiniz? Alman yerine Almanya yurttaşı deyimini aklınızdan geçirme türünde bir yozluğa orada tanık olabilir misiniz. Emperyalizmin hangi gelişmiş ülke-sinde ulusçuluk önlenebilir? Kim buna cesaret edebilir?

AB,ABDkarşısında ortak ulusal çıkarların korunması amacıyla kurulmadı mı? İngiltere neden benim ulusal param Sterling’dir diyor; parasını koruyor. O ülkenin bir yuttaşına “İngilizim dememelisin; bölücülük yapmış olursun.” You are subject of England”. Ona bunu söyletebilir- misiniz? Türkiye’de gündeme sokulan safsata şöyle:

Ülkemiz, her sorunun üstesinden gelmiştir!. Adil gelir dağılımı sağlanmış ve işsizlik ortadan kalkmıştır. Kişi başına gelir düzeyi Batı ülkelerinkine de ulaştı. Enflasyon söz konusu değil artık. Küresel ekonomik kriz teget bile geçemeyecek. Ekonomimiz sapa sağlam kendisini koru-yacak üretim araçlarının tümüne sahip. Artık Türk olup olmamanın önemi de kalmadı. “Vatanım ruyi zemin, milletim nev-i beşer”, dememizin zamanı gelmiştir. Orduya da devlete de gereksinim yok. Osmanlı Akdenizin bekçisiydi, biz de Ortadoğunun bekçisi olabiliriz. Nasıl olsa dünya devleti olduk. Başbakan R.T.Erdoğan’ın açıkladığı gibi “bize bir görev verdiler. Onun gereğini yerine getirmeliyiz.

Yok oluş böyle başlamıştır hep.. Osmanlı böyle yok edil-di. Şimdi sıra Türkiye Cumhuriyeti Devletine mi geldi.? Ey Kürt kökenli yurttaşlarımız, ABD’nin kucağında bugünden daha özgür olacağınızı sanıyorsanız, yanılıyorsanız. Tarih boyunca sizi hep yanılttılar. Mustafa Kemal’in Türkiye’sini de bulamayacak ve ABD’nin ayakları dibinde ezileceksiniz. ABDhangi ülkeye girmiştir de o ülkeye demokrasi ve özgürlük gelmiştir. Sizleri yanıltan aşiret ve toprak ağalarının peşinden gitmeyecek kadar akıllı bir kişi yok mu içinizde. Bizden söylemesi. Ararsınız Atatürk’ün Cumhuriyetini,ABD’nin uşağı olduğunuzda.

Helmut von Moltke’nin Anılarında Kürtler.

Mehmet Ali Paşa’nın başkaldırısında Osmanlı Devletinin (1838) savunmasında görev alan bu Alman generalinin anıları 1960 yılında Türk Tarih Kurumu tarafından dilimize çevrilerek yayımlanmıştır.3

1835-1839 dönemini kapsayan gözlemlerinde Kürt kökenli yurttaşlarımıza ilişkin değer yargılarının bu-günlerde güncelleştiği görülüyor. Öyle anlaşılıyor ki, Kürt kökenli yurttaşlarımız Helmut von Moltke’nin de belirttiği gibi, aşiret beylerinin, büyük toprak ağalarının, yönlendirmeleriyle bugüne kadar tehlikenin nereden kimlerden geldiğini, ne zaman nasıl hangi tarafta yer almak gerektiğini göremediler. O yüzden her seferinde farkında olmadan kendilerine zarar veren aşiret reislerinin, büyük torak ağalarının kulu kölesi oldular.

Kürt kökenli yurttaşlarım Helmut von Moltke bakınız sizleri nasıl tanımlıyor:

Kürtler, hemen hemen her bakımdan komşusunun, Arabın aksine, sadece haydutluk hususunda zevkleri aynı-dır. Fakat, bunda da Arab’da daha ziyade hırsızlık, Kürt’te de savaşçılık tarafı vardır. Arablar, eğer kuvvet kendilerinde ise zor kullanırlar.. Tüfekten korkarlar ve mükemmel atlarıyla savuşup giderler…Buna karşılık, Kürt ihtiyaç yüzünden çiftçi, temayülü yüzünden savaşçıdır. (a.d.e.s.210)

Osmanlı devletine başkaldıran Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa Anadolu içlerine doğru iler-lerken, Moltke, savunma stratejisine Kürk’lerin yardımcı olmadıklarını şu sözlerle açıklamaktadır:

Kürtler düşmanımızdı; kendi subayları ve arkadaş-larına ateş ediyorlar, dağ yollarını kesiyorlardı. Biz-zat Hafız Paşa’ya bir çok defa hücum ettiler. Diğer kaçaklar tüfeklerini atıyor, kendilerini rahatsız eden üniformalarını sıyırıp çıkarıyorlar ve keyifli keyifli türkü söyleyerek köylerine yollanıyorlardı. (a.g.e.s.311).

Mehmet Ali Paşa’nın oğlu Anadolu’yu işgale yeltenirken kimi Kürt yurttaşlarımız da onunla birlikte Osmanlı ordusuna karşı silah kullanmış. Moltke o nedenle “Kürt düşmanlarımız” sözcüğünü kullanıyor.

-------------------------

DİP NOTLAR:

1. Ali Nejat Ölçen.Kendini yok eden Osmanlı,2.baskı, İmaj Ya-yınevi,2008,s.44.
asıl Kaynak:Richard Hukluyt,The Principal Navigation Voya-ges Traffiques and Disco-veries of Engilish Nation, vol,VI (1904 baskısı)
2. Hakluyt,a.g.e,Vol. III.
3. Helmuth von Moltke,Türkiye’deki Durum ve Olaylar üzerine Mektuplar, çeviri: Hayrullar Örs,T.Tarih Kurumu, ser,i No.13,-1960. (Orijinal adı: riefe über Zustaende un Begebenheiten in der Turkei, Berlin, 1877, dritte Auflage)

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail