Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 89 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

SOKRATES İLE HUKUK ÜZERİNE SÖYLEŞİ
Ali Nejat Ölçen

SOKRATES İLE HUKUK ÜZERİNE SÖYLEŞİ

-Sokrates, neyi nasıl düşüneceğimizi düşünemez olduk. Düşünmeyi de unutacağız bu gidişle. Düşüncesiz olmak mı en iyisi, bunu da bilemiyoruz. Ülkemizde öylesi koşulları yaşamaya başladık ki, haklı mıyız, haksız mı; suçlu muyuz, suçsuz mu; doğru muyuz yanlış mı; bilemez duruma geldik. Söyle bize, hukuk nedir? Haklı olmayı haksız olmaktan ayıran bir yöntem midir, karar biçimi mi? Söyle bize Sokrates, haklıyken haksız, haksızken haklı olmak mıdır hukukun amacı? Adaletin gerçekleşmesine giden yol mu, yöntem mi, kurallar bü-tünü mü? Bilemez olduk.

Sokrates:

Sorularınızdan bir sonuca ulaşmaktayım, acaba ulaştı ğım sonuç gerçek mi, doğru mu, bilemiyorum. O neden-le sorunuza yanıt vermeden önce soruma yanıt almaya gereksinim duyuyorum. Ülkenizde, yönetim biçimi ya da karar süreci, kendi içinde tutarsız, yanlış, zarar verici mi?

-Evet Sokrates, zihnimizden geçenleri sezinlemiş, görmüş gibi, çaresizliğimizin nedenini bilmek istiyorsun. Evet, ülkemizde zararsız ve de adil, doğru olan hüküm ve kararların özlemi içindeyiz. Haksızlıkların genel-leştiği, kurallaştığı koşulları yaşamaya başladık. Adaleti arıyor, bulamıyoruz. Ahlakın nerelere kaçıp gittiğini bilemez, olduk. Hukuk da, hukuksuzluğun kaynağı olmaya başladı. Hukukun ne olduğunu, neden adaletten koptuğunu anlayamaz olduk. O nedenle, bu soruların yanıtını ancak Araf’ta bulabilir Sokratesle konuşursak öğrenebiliriz, diye düşündük.

Sokrates:

“Adalet, ahlak ve yarar” bir bütün olabilirse o bütü-nün sentezidir hukuk. Öyleyse, hukuk, ahlakı içererek kişisel ve toplumsal zararı gideren, insanın erdemini yaşam biçimi olarak koruyan kurallar bütününden ayrı düşünülemez.. Ahlak, doğru olanı, yararlı olanı, toplumu ve onu kuşatan doğayı, koruyarak birlikte ya-şama normları ,kuralları olarak betimlenebilir. Ger-çeğe ters düşen, halk dilinde “yalan” sözcüğüyle nitelenen olguyu yadsımanın kendisidir ahlak. Hukuk, böylesi ahlakın koruyucusu olabilirse, o hukuk adaleti de içermiş olur. Eğer hukuk, adalet duygusunu kapsıyorsa o hukuk, doğrunun, yararlı olmanın hukukudur ve doğruyu korur, yanlışı önler, yararı korur, zararı önler, iyiyi korur kötüyü önler. O halde hukuk bir araçtır. Neyin aracıdır?Doğrunun, yararın, iyinin ve bunların sentezi olan adaletin aracı, koruyucusudur.Ya da öyle olmalıdır.

-Evet Sokrates, şimdi anladık, ülkemizde hukukun neden hukuk olamadığını, neden kendisine yabancılaş-tığını ve kendisini yadsıdığını. Acaba durumu şöyle özet

leyebilir miyiz? Hukuksuzluk, hukukun kendisini yad-sımasıdır bir bakıma.

Sokrates:

Kuşkusuz, güzel özetlediniz. O halde sormak gerek, ülkenizde hukuk neden kendisine yabancılaşıyor, ken-disini yadsıyor ve içindeki adalet ve hak ilkelerinden uzaklaşıyor? Bunun yanıtını ya da çaresini bulsaydınız, Araf’ta beni görmeye gelir miydiniz?

-Yine gelirdik. Niçin mi? Hukuk’un ahlak’la nasıl bütünleşeceğini öğrenmek için gelirdik. Çünkü, ülkemizde hukukun ahlakını ve ahlakın da hukukunu yitirmekteyiz. Hukuk, ahlakın koruyucusu ve ahlak ta hukukun kaynağı olmalı,değil mi?

Sokrates:

Sözün doğru, düşüncenin doğru, kararın doğru ve eylemin doğru, tüm bu olguların yararlı olmasının tanı-mıdır ahlak. Eğer yer küresinde bir tek insan var olsa ve ondan başka insan var olmasaydı, o yapayalnız olan birey için de bu tanım geçerli olurdu. Ahlak, insana özgü bir niteliktir ve onun var oluşundaki özelliğidir. Bu özellik, ikinci bir insanın ortaya çıkı-şıyla biçimlenir ve de zaman içinde değişime uğrar. Bir gün o iki insan arasında bir ilişki doğacaktır elbet. İşte o ilişkinin biçimi ahlakın da oluşumuna ve de değişmesine neden olabilir. O iki kişiden biri ötekisine zarar verebilir, o zarar tersine dönüp yön değiştirebilir, öylelikle o iki kişinin arasındaki ilişkiyi düzen-leyecek bir “karar” ortaya çıkar. İki kişi arasındaki o karar hukukun kendisidir. Bir uzlaşma, anlaşma, birilerine zarar vermeme sözleşmesidir. O sözleşme, tek başına yapa yalnız olan insanın ahlakını da betimleyecektir. O halde hukuk, toplumsal ahlaktır, ya da ahlak sözleşmesidir, diyebiliriz.

İnsanlar çoğalarak, zaman geçtikçe, hukukun diyalektiği doğacak yani, içeriği, özü, kapsamı, sınırı geli-şime uğrayacaktır. Şimdi, sorunuzu yanıtlayabilirim. Ülkenizdeki yönetim biçimi, hukukun doğal gelişimine müdahele etmekte, hukukun diyalektiğini yadsıyarak onu araç haline dönüştürmektedir. Tüm sorunlar buradan kaynaklanyor, diyebilirim..Doğal olarak hukuk, uyması gereken koşullardan uzaklaşıp, yönetime uyum sağlamaya başlayacaktır. Öyle olunca da, toplumun hukuku ile yönetimin hukuku zıtlaşmaya başlar, zıtların buluşması bu süreçte söz konusu olamayacağı için, yönetimin hukuku geçerlik kazanacağından, adaletin, nereye kaçıp gittiğini aramaya başlarsınız. Adalet, artık yönetimin adaletidir, hukukun adaleti değildir.Yönetimin hukuku, olması gereken adalet kavramını da yadsıyacak yani, adaletsizliğin hukuku-nu yaşamaya başlayacaksınız.

Hukukun adaletsizliği, hukuk olmuştur ister istemez. Şimdi sizler adaletsizliğin hukukunu yaşamaktasınız. Doğru mu yorumladım? Araf’ta bana gelmenizin nedeni bu değil mi?

-Aramızda yaşıyormuş gibi, kaygılarımızın tümünü bir tümce içinde özetledin Sokrates. Ne yapabiliriz? Hu-kukun ahlak, ahlakın hukuk olabilmesini nasıl sağlaya-biliriz?

Sokrates:

Adaletin diyalektiğinden söz etmiştim. Bu deyimle neyi kasıtlamam gerektiğini açıklamalıyım ki sorunuza yanıt vermem mümkün olabilsin. Hukuk, birden bire değişime uğramaz. Zaman içinde toplumsal gerek-sinmeler değiştikçe yeni hukuksal koşullar onu izler. Bu değişim, hukukun diyalektiğini betimleyecektir. O halde bu günün hukukuyla yetinmek, o alanda uzman olan kişilerin önemli yanılgısını, yanlışlığını ortaya çıkarır. O halde geleceğin hukukunun nasıl bir hukuk olacağını da görmek gerekir. Toplum, çoraklaşmışsa, hukukun diyalektiği de çoraklaşır ve gözden kaçar. Yakındığımız hukuk, birdenbire ahlaktan soyutlanmış, adaletten kopmuş, siyasete bulaşmış olamaz. Gerilerde başlayan bir sürecin doğal sonucudur bu, yani amacı, başkalaşan hukuk. Zaman dilimi içinde bugü-nün hukuksuzluğunu yaratan ilk girişimde toplumun tepkisini yaratacak aydınların öncülüğü doğabilseydi, Hukuk bilginleri adını verdiğiniz bireyler, o bireylerin örgütleri, öncülük yapmanın bilincinde olsalardı, bu-günün hukuksuzluğunu belki de yaşamazdınız.

-Doğruları söylüyorsun Sokrates, fakat ne yapabiliriz?

Sokrates:

-Bu sorunuza ancak “devrim” yanıt verebilir ben de-ğil. Hukuksuzluğun hukukunu devirerek, suç makinesi olmayan adaletin, ahlakın, eşitliğin hukukunu yarat-malısınız. Hukuk,çökerse, siz de çökersiniz. Toplumu vareden ayakta tutandır hukuk.

-Haklısın Sokrates, bizleri, geleceğin ışınlarıyla umuduyla aydınlattın. Hukuksuzluğun hukukunu yıkma ka-rarını vermenin erdemiyle sana teşekkürlerimizi sunuyoruz.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail