Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 89 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

TBMM'NİN GİZLİ CELSELERİNDE MUSTAFA KEMAL
Ali Nejat Ölçen

TBMM’NİN GİZLİ CELSELERİNDE MUSTAFA KEMAL

Ali Nejat Ölçen

Büyük Millet Meclisi’nin açılışından otızaltı gün sonra 29 Mayıs 1920 günlü celsede bir Milletvekili vardı, TB-MM’nin kürsüsü arkasında, “Adalet Mülkün Temelidir” yazısının hemen altına onun sözlerinin de yazılması gerekir ki bu günün genel başkanlarının buyruğunda-kiler okuyarak utanç duyabilmeliler. Özellikle yolsuz-luğa adı karışan sermaye ile özdeşlik kuranlar.

29 Mayıs 1920 günlü gizli celsede ilk sözü alan o kişi İzmit Milletvekili Hamdi Namık’dır ve şunları söyler:

Muhterem Efendiler, biz buraya geldiğimiz zaman yal-nız bir düşünceyle geldik. Ne kanun tanzim etmek,ne alelade işler yapmak ve hatta bu yolda kararlarımız da mevcuttur. Şimdiye kadar Meclisin her türlü ef’al (işlem) ve harekatıyla takip ettiği gaye, en büyük emel ve hedef, sulh konferansı aleyhimizde bir karar ittihaz ettiği halde memleketimizin esbap ve sureti müdafaasını ihzar etmekten ibarettir. “Sanremo” mukarrara-tını (kararlarını) gördük ve öğrendik., bizim için ne kadar hainane, caniyane nikatı (noktaları) ihtiva ettiğini anladık. Bunu şüphesiz mütekreh, müteffin (iğrenç, kokuşmuş) bir paçavra halinde tanzim edenlerin sura-tına atar ve red ederiz efendiler.

Bunları söyledikten sonra konuşmasını altın harflerle yazılması gereken şu tümcelerle bitirir:

Milletin eli silah tutan efradını, yanında biz mebuslar olduğumuz halde faaliyet ve harekete vaz etmeyi şim-diden teklif ediyorum. Bendenize müsaade buyurur-sanız, bütün efradı ailemle kayıt olmak istiyorum efendiler. Refikam hastalarımızı tedavi edebilir, mec-ruhların yarasını sarabilir ve benim evlatlarım onların alelade hizmetlerini görebilir. Bu şerefi bana veriniz.

Şimdi soruyorum, genel başkanlarının emir kulu olarak TBMM’inde parmak kaldıran adı milletvekili olan birey-lerin hangisi bu sözleri okuyunca utanç duyacaktır?

O gün İstanbul işgal altında ve Sadrazam damat Ferit paşa, “Kuvayi milliye”yi tedip edeceğini (cezalandıraca-ğını) açıklıyor ve gizli celsede bakınız Mustafa Kemal, ne söylemiştir. Onun sözlerini okuyanlar, iktidarda Ku-

vayi Milliye özlemcilerini, savunucularını, damat Ferit Paşa’yı izleyerek Silivri’de” nasıl “tedip etmekte” (ce-zalandırmaktadırlar). Hukuku ceza makinesine dönüş-türerek, ahlakı ve yurtseverliği, erdemi ve onuru zul-mün dişli çarkları arasında temel hak ve özgürlüklerden yoksun bırakarak.

29 Mayıs 1920 günlü gizli celsede Mustafa Kemal şun-ları söyleyecektir:

Efendiler, bundan evvel okunan bir telgrafname mü-nasebetiyle birkaç kelime arz etmek fırsatına malik bulunuyorum. Kuvayi milliye tedip olunacaktır. Bittabi gülünç bir meseledir, hiçbir kıymeti haiz değildir. Çünkü, İstanbul kuvayi milliyeyi tedip edemez. Maka-mı riyasete keşide eden (Meclis Başkanına telgrafı ile-ten) zat başka bir maksat ve hakikatı bize anlatmak istemiş olacak ki o da İstanbul’da bulunan İngilizlere vesatet edenleri, (aracılık edenleri) yani Ali Kemal Bey derekesinde bulunan bir insan dahi artık kuvayi milliye ile beraber olmaktan başka çare olmadığına kanaat etmiş olduğunu anlatmak istiyorlar. Ali Kemal Bey, en koyu milliyetperverlerden daha koyu milliyet-pervelik iddiasına kıyam ettiğini (ulusseverlik savıyla ayağa kalktığını) söylüyorlar. Binaenaleyh o telgraf-name onların zihinlerinde tahavvüle delalet ettiği (değişim anlamına geldiği) için buraya yazılmıştır. Başka kıymeti harbiyesi yoktur.

Mustafa Kemal’in bu konuşmasında tarihsel bir gerçek ortaya çıkıyor. İstanbul’da Osmanlı’nın bakanlık düze-yindeki görevlileri bile Mustafa Kemal’in Anadolu’ da başlattığı kurtuluş harekatına başlangıçta karşı iken “zihinlerindeki tehavvül” (değişiklik) ile ulusseverlikleri yeniden ayağa kalkmaktadır. Bir gün AKP iktidarı da kendi içinde “tahavvülü zihniyete” uğrayarak “ulus- sever olanlar”ın “kurtuluş hareketi”ne katılacaklarını tahmin etmek düş olmasa gerek.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail