Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 89 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

KEMALİST DEVRİMİN ÖNCÜ KURULUŞLARI
Ali Nejat Ölçen

KEMALİST DEVRİMİN ÖNCÜ KURULUŞLARI

Ali Nejat Ölçen

Eğer Sovyetler Birliği kendi kültürünü yaratabilseydi, bu denli kısa sürede yok olup gitmezdi. Ne Tolstoy,ne Maxim Gorki, ne Turgeniyev, ve Dosteyevsky’yi yaratamadı onların komünizmi. Cengiz Aytmatof’ları var, o da onlardan değil. Çarlık Rusya’nın Bolshey balesinin bir benzerini de yaratamadılar. Her devrim kendi kültürünü yaratabilirse, onu yıkmak o denli olanaksızlaşır. Kemalizmi bugün yıkmaya çalışan kadroların başarısız olacaklarını geleceğin Türkiye’si onlara öğretecektir. Neden? Çünkü:

Mustafa Kemal, Osmanlının köhneleşmiş ve çürümüş yapısın üzerinde genç ve dipdiri Cumhuriyetini kurar-ken onun temelini oluşturan devrimlerin kültürünü de yarattı. O kültürün öncü kuruluşları Köy Enstitüleri, Halkevleri, Dil ve Tarih Kurumlarıdır. Bu üç temel kültür birbirinden ayrı düşünülemezler.

Köy Enstitülerinin 72’nci yıldönümü olan 17 Nisan 2012’de, sadece Köy Enstitüsünü değil, ondan ayrı tutu-lamayacak olan Halkevleri, Dil ve Tarih kurumuyla birlikte değerlendirmemiz, tümüne birden özlem duymamız gerekir. Birbirini tamamlayan bu öncü kurumları yok edecek karşı devrimin gaddarca, alçakça sürüp gitmesine karşın, bu kurumların yetiştirdiği kadroları yok edemediler yok edemeyecekler ve bir gün kendileri tarihin çöplüğünde unutulup gidecekler. Her zaman gerçekleri kaydeden tarih, şimdiden onlar hakkında hükmünü vermeye başladı bile.

Mustafa Kemal hala yaşamaktadır. Ve yaşayacaktır. O’nu yaşatan gerçekleştirdiği aydınlığın devrimleridir.

Köy Enstitüleri, kültürel ve toplumsal gelişmeyi kırsal alanda kendi insanıyla birlikte başlatan devrimin adıdır. Köy Enstitülerini sadece üreterek eğitim, eğiterek üretim kurumu olarak algılamak ,eksik kalan bir düşünce olur. O, kırsal alan için bir benzeri olmayan aydınlanma (renaissance) projesidir. Kemalist Devrimlerin ışığında kırsal alanın kendi yazgısına sahip çıkmasını, kendini bulmasını, bilimin yol gösterici yörüngesinde, gelişerek bütünleşerek,kendini yönetmesinin adıdır Kırsal alanın aydınlanmasını kendi gençlerini eğiterek gerçekleşmesini sağlayan kurumların adıdır Köy Enstitüleri.Kısal alana sanatı, çağdaş kültürü ulaştırarak onu kaderci yazgısından uzaklaştırıp kendi iradesine (istencine) bağlayacak olan projedir Köy Enstitüleri. O, sadece okul değil, üreterek öğrenmek değil, yeteneği, resim, müzik, tiyatro, şiir ve romana, öyküye kavuşturacak olan aydınlanmanın adıdır. 600 yıl sahipsiz bırakılarak yazgısına terk edilmiş Anadolu’da tarımla kültürün bir arada yeşermesini sağlayacak olan bir projeydi o..Kemalist Devrimin kırsal alanı kucaklayan gelişmenin yöntemiy-di.“abce” dergisinin 69’ncı sayısında belirttiğim gibi (Nisan 1992):

“Kırsal alan nüfusunun sanayi toplumuna dönüşümünü sağlayacak ve halkın yönetim ve üretim yetile-rine yeni boyut kazandıracak bir sosyal gelişim projesiydi. Kemalist devrimlerin köşe taşlarından bir ötekisi olan Halkevleri ile birlikte yaşamsal önemi vardı. Halkevleri ile birlikte bir bütünün iki parçası gibiydiler. Biri olmadan ötekisi düşünülemezdi.Çağdaş toplum olabilmenin koşuluydu her ikisi de birlite. Osmanlıdan yansıyan eskimiş kurumların yerini alacaklar, ümmet bilinci çökerek, ulusallaşmaya ve onu izleyen demokratikleşmeye hızla yol almanın alt yapısını oluşturacaklardı.

Kentsel alanda Kemalist Devrimin kültürünü çağcıl düzlemde geliştirecek Köy Enstitülerinin ikiz kardeşi Halkevleri’ydi elbet. Sanatta kültürde, müzikte, tiyatroda, resimde, çağcıl düzeye ulaşarak Kemalist devrimlerin toplumsallaşmasını sağlayacak olan bir benzerine hiçbir ülkede rastlanmayan projeydi onlar.

1950’li yıllarda feodal güçlerin iktidara taşıdığı De-mokrat Parti, bu iki çağcıl kurumu elbette yıkacak ve ulusal bilincin gelişmesini önleyerek ümmet olmanın yolunu açacaktı. Bugün o partinin torunları AKP iktidarıyla Anadolu insanını yeniden Araplaştırmanın çabası içinde görünüyorlar. Tarihin gelişimine ilişkin diyalektiğini tersine çevirmeye güçleri yetmeyecek o gerici kadroları Tarih kendi çöplüğüne gömecektir.

O nedenle, bugün, toplumumuz, yeniden “kader” ile “irade”arasındaki çelişkiyi yaşamaya başlamıştır. Ke-malist Devrimlerin ve çağdaşlaşmanın özü, toplumu yazgısına bağımlı olmaksızın “irade”sini özgürce kul-lanabilmesinin adıydı Köy Enstitüleri ve Halkevleri.. Demokrat Parti iktidarıyla 1950’lerde başlayan gerici akım Anadolu’yu yeniden “yazgı”ısına bağlamayı amaç

lamıştı. Tanrısal gücün kime neyi ne zaman ne ölçüde bağışlayacağını kimsenin önceden bilemediği “alın yazısı”insanın Anadolu’daki yazgısıydı... Kemalist Devrimlerin özü, insanımızı, kendi yazgısını etkileyecek güce kendisini ulaştırmak; “özgür irade” ve o iradeyi kullanmanın bilincinde “bilimselliğe” kavuşturabilmekti. Kemalist devrimi“özgür irade” ile “bilim” ara-sındaki bağı, yönetim ve yaşam biçimine dönüştürmek olarak ta tanımlayabiliriz. Demokrat Parti Halkevlerini kapattı-ğında ilkin o kurumların birimlerindeki milyonlarca kitabı yok etmeyi o yüzden amaçlamıştı.

Kemalist Devrimlerin bu iki temel kurumla yetineceği sanılmamalıdır. Anadolu, kendi dilini konuşmalı ve kendi tarihini öğrenmeli ve Türk olduğunun bilincine ulaşmalıydı. Dil ve Tarih Kurumları o amaçla kuruldular. Hangi dil 1200 yıl önceki duruluğunu ve güzelliğini koruyabilmiştir, Türkçe’den başka. İşte örnek:

2200 yıl önce Doğu Hun devletini kuran Oguz Kaan bakınız nasıl anlatılıyor.

Oşul ogul anası’nıng kögüsügünden oğuz’nı içip, mundız ardıkrak içmedi, Yig ed aş,sürme diledi. Dili kile başladı kırık künding song bedükledi yüridi oynadi (Kaynak:Oğuz Kağan Destanı, W.Bang-G.R. Rahmeti, Burhaneddin Basımevi,1936,s.12)

Böylesi güzel bir dil, Osmanlı tarafından yasaklanmış onun yerine Arapça ve Farsça sözcüklerle uydurma bir dil türetilmiştir. Yer yününde hangi devlet, ulusun dilini yasaklamıştır, Osmanlı’dan başka?

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail