Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 89 Geri Tavsiye Et Yazdır

KEMALİST DİKTATÖRLÜK KONUSU
Doğu Perinçek

KEMALİST DİKTATÖRLÜK KONUSU.

Doğu Perinçek

Kaynak:Aydınlık gazetesi,7 Mart 2012

Her devlet, kaçınılmaz olarak diktatörlükdür. Bizim gibi ülkelerde, ya emperyalizmin ve gericiliğin halk üzerindeki diktatörlüğüdür. Ya da halkın emperyalizm iş-birlikçiliği ve Ortaçağ gericiliği üzerindeki diktatörlüğüdür. Bunun istisnası yoktur.

Demokrasi de diktatörlüktür.

Demokrasi de bir devlet ve hükümet biçimi olarak diktatörlüktür; başka bir şey olma şansı yoktur. Demokrasi,halk sınıflarının krallığı ve senyörlüğü yıkıp temizleyen diktatörlüğüdür. Fransız devriminin giyotinleri, demokrasi için çalış-mıştır. Washington’un, Cromwell’in süngüleri de.

Demokrasinin doğru tanımı.

Türkiye tarihinde demokrasiyi en doğru tanımlayan Atatürk olmuştur:

“Türkiye, şeyhler, müritler, dervişler, mensuplar ülkesi olamaz”.

Bu programı hayata geçirdiniz mi, halk özgürleşir ve halk hakimiyetinin koşulları oluşur. Atatürk’ün demokrasi tanımı, Asya’dan Avrupa’ya, Af-rika’dan Amerika’ya yedi iklimde geçerli ve bilimseldir.Bu tanım, aynı zamanda Ortaçağ kurum ve ilişkilerine karşı diktatörlük tanımıdır ve dünyanın her yerinde, bütün demokrasilerde uygulanmıştır. Adam gibi uygu-layanlar, demokrasiyi kurmuş ve pekiştirmiştir.

Yarım bırakanlar, tekrar emperyalizmin denetimine gir-miş ve tasfiye edemediği Ortaçağ sınıflarının dikta-törlüğü altına düşmüştür. İşte Türkiye!

Adam gibi uygulayanlara örnek,Washington önderliğin-dedeki Amerikan İstiklal savaşı, Robespierre’in Fransız Devrimi ve Mao’nun Çin Devrimi’dir. Hepsinin gel-dikleri yerler ortadadır. Atatürk de bunu yaptı ama ta-mamlayamadı.

Örgütlü ve özgür toplum

Demokrasiyi, halkın örgütlü olması diye tanımlarsak eksik ve yanlış olur. Çünkü,halkı kimin örgütlediği önemlidir. Bugün ABD’den İngiltere’ye ve Ezilen Dünya”daki Amerikancı diktalara kadar, gerici devletler de halkı örgütlüyor. NGO’lar da sarı sendikalar da, cemaatlar da, tarikatlar da halkı örgütleyerek kontrol altına alıyorlar. O nedenle demokrasinin örgütlü halkı, emperyalizmin boyunduruğundan ve Ortaçağ ilişki-lerinden kurtulmuş özgür kalktır.

Bu nedenle demokrasinin tarihsel ve toplumsal özü, bağımsızlık ve Ortaçağ’dan kurtuluş anlamında özgür-lük ve laikliktir. Laiklik, halk egemenliğidir.

Demokrasi teorisinin kurucuları

Bu yazılanlara sakın “teorik laflar” diye burun kıvırma-ınız. Bunlar, Sümerlerden bu yana sınıflı ve devletli top-lumların 5 bin yıllık tecrübesidir. Bu tecrübeyi ilk özet-leyenler Marx ve Engels değil, Guizot,Thierry ve Mig-net gibi 19.yüzyılın burjuvaliberal tarihçileridir.

Liberal-Sosyal Fransız Tarih Okulu diye anılırlar ve çağ

daş tarihçiliğin tartışılmaz kurucularıdır.

Ama onlardan önce bizim İbn Haldun’umuz var. 1332-1406 yılları arasında yaşayan bu büyük alim, o sırada Asya’nın her yerinde hükümran olan Türk devletlerinin ve emirliklerinin tecrübelerini de inceleyerek çağdaş devlet teorisinin esaslarını daha 14. yüzyılda keşfet-miştir. Devletlerin asabiye bağlarını (kabile bağlarını) tasfiye ederek kılıçla kuruluşunu ve sınıfsal kılıçla yaşayışını bilimsel ölçülerde teorileştirmiştir. Çağdaş demokrasiyi anlamak için, devleti anlamak gerekir.

Hatta 8.yüzyılın Orhun Yazıtları’nı inceleyiniz, orada feodal devlet kuruculuğunun çok açık yürekli açık-lamalarını bulursunuz. 11.yüzyılın Kudatgu Bilig’i ve Siyasetname’si öyledir. Yusuf Has Hacip ve Nizamül-mülk, yüzyılın Machiavelli’sinden önce feodal devletin özünü ortaya koymuştur. Hepsinin temeli yüzyılların Pers devleti teorisini aktaran Şahnamelerdir. Hepsinin şahı ise Firdevsi’nin Şahname’sidir. 23 yıl yazmış 1004 yılında son noktayı koymuştur.

Kemalist Devrimin demokrasisi

Kemalist yönetim, tıpkı Fransız ve Amerikan demok-ratik devrimleri gibi, Ortaçağ gericiliği üzerinde dikta-törlüktür. Türkiye’de demokrasi adına ne yapılmışsa o zaman yapılmıştır. 27 Mayıs Devrimi, o çizgide bir atı-lım olarak, özgürleştirici bir Anayasa ve siyaset ortamı getirmiştir. Türkiye’nin demokrasi süreci, 12 Mart 1971 darbesiyle kapanmıştır.

Karşı devrim diktatörlüğü

12 Eylül 1980’den ve hele 3 Kasım 2002’den sonra yaşadığımız ise emperyalizmin ve gericiliğin demokrasi üzerindeki diktatörlüğüdür. Şu sırada faşizme doğru gitmektedir. Suriye seferi belirleyici olacaktır.

Özellikle gazetemizin ekonomi yazarları ve bazı sol partiler için söylüyorum, bugün Türkiye’deki diktatör-lük, ABD, Almanya veya Japonya’daki türden “sermaye sınıfı” diktatörlüğü değildir.

Sıcak para diktatörlüğü

Türkiye’deki diktatörlük 1980’lerden beri emper-yalizmin güdümlü mafya-tarikat diktatörlüğüdür. Mafya da kuşkusuz işbirlikçi sermayenin çok dar bir bölü-müdür; ama çok dar bölümü!

Tanımlarsak: Sıcak para komisyoncuları, borsa vurgun-cuları,hortumcular ve tarikat rantçılarından oluşmak-tadır. Üretimle uğraşan sanayici ve tüccar, hakim sınıf-ların kenarlarına sürülmüştür. Bu olay, çok ama çok önemlidir. En büyük 100 zenginin listesindeki değişik-likler ve “sanayici” kılıklı büyük holdinglerin gelirlerinin yüzde 80’ine yaklaşan faiz kalemleri, bu sürecin göstergeleridir. Türkiye’deki işbirlikçi para babalarının diktasına, kısacası Sıcak Para Diktatörlüğü denebilir. Çünkü, “sıcak para” bu hakim sınıfın hayat damarıdır.

Sıcak para diktası nasıl yıkılır

Eğer, Sıcak Para Dikta’sından kurtulmak istiyorsak, o mafyanın kenarlara sürdüğü sanayiciyi ve tüccarı onlardan ayırmak ve mümkün olduğu kadar kazanmak durumundayız. Bu mümkündür, çünkü Sıcak Para Diktası, ülke üretimi için bir cendereye dönmüştür. Mafya diktatörlüğü, işçi, köylü ve küçük sermaye ve diğer emekçi sınıflar yanında, tüccar ve sanayici üzerinde de diktatörlüğünü kurmaktadır.

Milletin/halkın devrimci demokrasisi

Geldiğimiz bu tarihsel durakta, demokrasinin bir millet ve halk diktatörlüğü olduğunu anlamayan budalalıklarda direterek, demokrasiyi sıcak paranın ayakları altından kurtarma şansı yoktur. Ve kurtarılacak “demokrasi”, Kemalist Devrim ve 27 Mayıs Devriminden kalan ne varsa, odur: Özgür ve başı dik yurttaş!

Türkiye’de demokrasinin kurtuluşu, ancak Kemalist Devrimi katillerinin elinden kurtararak başlar. Milletin/ halkın demokrasisi ancak Haçlının millet düşmanı maf-

ya-tarikat” ilişkilerinin kararlı olarak tasfiyesiyle ilerler. Türkiye’yi etnik, mezhepsel, cemaat eksenli ilişkilerden temizleyerek ve halkın yönetimini sağlayacak olan bu-dur.

Türkiye’de demokrasi,artık ya devrimcilikle kurulur ya da hiç kurulmaz.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail