Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 89 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

12 EYLÜL 1980'E DOĞRU
Ali Nejat Ölçen

12 EYLÜL 1980’E DOĞRU

Ali Nejat Ölçen

Süleyman Demirel’in Birinci ve İkinci Cephe İktidarları, MHP‘nin ülkü ocakları ya da Bozkurt’lar adıyla anılan militanlarının eylemleriyle her halde “kana bulanmuş iktidar” olarak tarihe geçecektir. Çok değerli bir Milletvekili arkadaşımızın cenazesi bile Nevşehir’de silahlı saldırıya uğramış ve ilk kez bir ölü ikinci kez öldürülmüştür. Aslında o kanlı eylemde demokrasi katledilmiş yerine faşizmin iktidarı yerleşmişti. Şimdi, “Ecevit Çemberinde Politika” adındaki kitaptan, 12 Ey-lül öncesindeki Çankaya’nın durumunu yansıtmam ge-rekiyor:

29 Temmuz 1980 günü CHPMeclis Grubu toplantısında Genel Başkan Ecevit Kürsüye çıkmış, Çankaya’da Cumhurbaşkan Vekili Çağlayangil ile “Ecevit-Demirel” buluşmasını anlatıyordu. Tüm grup sessizlik içinde onu dinliyorduk. Demirel’e ilginç bir soru yöneltmişti:

İçişleri Bakanı, Çorum olayları nedeniyle işlediği gaf yüzünden mi istifa etti, yoksa gafı gidermek, sol kadar sağ da devlete yardım adı altında güçlük çıkardığını söylemesi üzerine, hükümete destek veren bir partinin (MHP’yi kasıtlıyor) tepkisi yüzünden mi?”

Demirel: Nerden çıkardınız bunu?
Ecevit: İçişleri Bakanının kendi sözlerinden.
Demirel: Hastalığı ve ameliyat geçirmesi nedeniyle istifası bir ay önce kararlaştırılmıştı.
Ecevit: İçişleri Bakanı, MHP,faşizmi ret etse bile, militanları,Türkiye’ye faşizmi getirmek niyetindedir demişti.
Demirel: Daha MHPyokken,o konu bizim içimizde tartışılır olmuştu. Şöyle devam etti

Ecevit:
Demirel bunları söyler söylemez, kendisini toparladı ve konuyu değiştirmeye çalıştı. Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) den söz etmeye başladı. Bu yasanın çıkmasını komutanların istediğini söyledi. Buna karşı çıktum. Bizim Hükümetimiz zamanında komutanlardan DGM’lerin çıkmasına ilişkin herhangi bir telkin gel-mediğini söyledim. Geçen süre içinde komutanların düşüncesinde değişiklik mi oldu, diye sordum. Demirel buna da yanıt vermedi. Anlaşılıyor ki, ordu kade-mesinde,DGM’nin yasalaşması için bir istek söz konusu değil.

Genel Başkanın sunuş konuşması sona ermişti. Kürsüden inmek üzereyken toplantıyı yöneten Coşkun Karagözoğlu’nun sesini duyduk. “Bir dakika Genel Başkanım” dedi. İki üyemizin sorusu var. Sorulardan ilkini Trabzon Milletvekili Vahit Ertoz Suiçmez sordu.

-Genel Başkanım, basına yansıdığı kadar, Çağlayangil’e komutanlarca bir mektup verildiğinden söz edilmektedir. Bu mektubu görüştünüz mü?

Ecevit soruyu şöyle yanıtladı:

-Basın mensuplarının bulunduğu sırada Demirel şaka yollu Çağlayangil’e “bize verilecek bir mektubunuz varmış öyle mi” diye sordu. “Ne mektubu”dedi, Çağlayangil,“Ha evet,anarşi ve terörü önlemek için hangi yasalara ihtiyaç olduğuna ilişkin komutanların görü-şünü bildiren bir yazı”. Gülüştüler. Durum budur.

Çankaya’da gülüşülen ve ciddiye alınmayan mektup için Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, Günaydın gazetesi yazarı Can Bulak ile yaptığı söyleşide:

“kargaşa sürer ve sorumlular tutumlarını değiştirmezlerse yeni bir çıkış yapmayı düşünüyor musunuz” sorusu üzerine şu yanıtı vermişti:

-Yaparsak bu çıkış mektuba falan benzemez,. Onun için bekliyor ve gelişmeleri büyük dikkatle inceliyoruz.

Soru:Türkiye’nin mektuptan bu yana ki durumunu nasıl yorumluyorsunuz?

-Çok kritik tabii. Ama devlet otoritesi şöyle ya da böyle eninde sonunda mutlaka sağlanacaktır.Bundan kimsenin

kuşkusu olmasın. Sıkıyönetim ilan etmişiz ama yetkilerini günün ihtiyaçlarına göre düzenlememişiz. Şimdi, bu yapılıyor. İç düşmanlarımızın hakkından gelmek için devlet mekanizmasının uyum içimde çalışması lazım. Biri çalışır,diğeri aksarsa sonuç gecikir.

Soru:Aksamayı nerede görüyorsunuz?

-Mesela sadece birini anlatayım. Olaylarda binlerce kişi hayatını kaybetti. Gencecik insanlar ölüp gitti. Buna rağmen canilerden hiç biri cezasını görmüş değil. Parlamentodan şimdiye kadar bir tek idam çıkmadı ki. Yapılanların cezasız kaldığı inancı hakim olursa,o takdirde yapılacakları nasıl önleyebiliriz.

Oysa Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren söz konusu mektubu çok önce 1979’un Aralık ayı Cumhurbaşkanı Korutürk’e sunmuştu ve şunları yazmaktaydı:

Ordu ve kolordu komutanı seviyesindeki generaller ve amirallerle görüşmelerimde, milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde, süratle bir sonuca ulaşabilmek için, gerekli tedbirlerin müştereken tespiti amacıyla , tüm siyasal kuruluşlar ve siyasal partilerin bir kere daha uyarılması, bütün komutanlarca dile getirildi…

23Temmuz 1980 günü Milliyet Gazetesi, çerçeve içinde “Tartışmayı Kesiniz” başlığı altında toplumsal tepkiyi dile getirmişti:

“Devlet anarşiyi önlemekte aciz mi? Bunu asla düşünemeyiz. Vatandaşın bu kritik anda hükümetten de, muhalefetten de Meclis’ten de ve diğer anayasal kuruluş-lardan da istediği bir şey var:

Tartışmayı kesin..
Bu yangını söndürmek için ortak eyleme geçin.
Bunu hiç vakit geçirmeden derhal yapın.
Yoksa yarın çok geç olacaktır .”

O günlerde Kenan Evren’in Çankaya’ya verdiği muhtırayı Çağlayangil,“ha o mektup mu” diyerek hafife alacaktı.İşte mektupta yazılanlar:

27 Aralık 1979 Günü Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’in Çankaya’ya İlettiği Muhtıra.

Sayın Cumhurbaşkanım,
Ülkemizin içinde bulunduğun ortamda Devletimiz bekası, milli birliğin sağlanması, halkın can güven-liğinin temini için, terör ve bölücülüğe karşı parlamenter demokratik rejim içerisinde siyasal kuruluşların ve özellikle siyasal partilerin, Atatürkçü milli bir görüşte müştereken tedbirler ve çareler aramaları kaçınılmaz bir zorunluluk olarak görülmektedir.

Milli Güvenlik Kurulunun muhtelif toplantılarında, bu konuda alınan kararların muhalefete mensup siyasi partilerin kısır tutum ve davranışları yüzünden olumlu sonuçlara götürülemediği yüksek malumlarıdır.

Kuvvet Komutanları ile beraber yaptığım son gezilerimde Ordu ve Kolordu seviyesindeki general ve amirallerle görüşmelerimde milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde süratle bir sonuca ulaşabilmek için gerekli tedbirlerin müştereken tespiti ile tüm siyasal kuruluşlar ve siyasi partilerin bir kere daha uyarılması bütün komutanlarca müştereken dile getirildi.

Bu karar ışığında Türk Silahlı Kuvvetlerinin görüşlerini, Milli Güvenlik Kurulu Başkanı olarak zatıalilerine sunuyorum. Gereğini yüksek taktirlerinize arz ederim.Saygılarımla.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Görüşü:

Ülkemizin içinde bulunduğu son derece önemli siyasi, ekonomik ve sosyal ortamda her geçen gün hızını biraz daha arttıran anarşi, terör ve bölücülüğe karşı milli birlik ve beraberliğin sağlanabilmesi için; Türk Silahlı Kuvvetleri, ülke yönetiminde etkili ve sorumlu anayasal kurumları ve özellikle siyasi partileri göreve davet etmek mecburiyetinde kalmıştır.

Kahramanmaraş olaylarının yıldönümünde henüz ilk ve orta öğretim çağındaki evlatlarımızın örgütlü eylemciler tarafından zorla sürüklendikleri anarşik olaylar ibretle müşahede edilmektedir. Anayasamızın getirdiği geniş hürriyetleri kötüye kullanarak İstiklal Marşımız yerine komünist enternasyonali söyleyenlere ve şeriat düzeni davetçilerine, demokratik rejim yerine her türlü faşizmi getirmek isteyenlere, anarşiye, yıkıcılığa ve bölücülüğe milletimizin tahammülü kalmamıştır.

İktidar olan siyasi partilerin bütün devlet kademelerini kendi siyasi görüşleri doğrultusunda hareket edecek kişilerle doldurması ve kamu görevlilerinin ve vatan-daşların bölünmesini zorunlu hale getirmektedir. Siyasi partilerce yaratılan bu bölünme, giderek anarşi ve bölü-cülüğü destekleyen iç kaynakların şekillenmesine, hima-yesine; polis, öğretmen ve diğer bir çok kuruluşların birbirine düşman kamplara ayrılmasına neden olmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri; ülkemizin siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlarına bir çözüm getirmeyen, anarşi ve bölücülüğün ülke bütünlüğünü tehdit eden boyutlara varmasını önleyemeyen, bölücü ve yıkıcı gruplara tavizler veren ve kısır siyasi çekişmeler nedeniyle uzlaşmaz tutumlarını sürdüren siyasi partileri uyarmaya karar vermiştir.

Bölgemizdeki gelişmeler Ortadoğu’da her an sıcak bir çatışmaya dönüşebilecek durumdadır. İçte anarşist ve bölücüler yurt sathında genel bir ayaklanmanın provalarını yapmaktadırlar.

Ülkede birlik ve beraberliğin, vatandaşın can ve mal güvenliğinin süratle sağlanabilmesi için gerekli kısa ve uzun vadeli tedbirlerin yüce Meclislerimizde en kısa zamanda kararlaştırılması bugünkü ortam içinde hayati önem taşımaktadır.

Diğer yandan Meclislerin açılışından bir buçuk ay sonra komisyonların ancak teşkil edilmesi ve ülkenin acilen çözüm bekleyen konuların müzakere için bugüne kadar müşterek bir gündemin sonuçlanmaması üzüntü ile izlenmektedir.

Atatürk milliyetçiliğinden alınan ilham ve hızla vatandaşlarımızı kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde milli şuur ve ülküler etrafında toplamanın; iç barış ve huzurun sağlanmasında temel unsur olduğu apaçık bir gerçektir. Ülkenin içinde bulunduğu bu durumdan bir an evvel kurtulması, hükümetler kadar diğer siyasi partilerimizin de görevleri arasın-dadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri; İç Hizmet Yasası ile kendisine verilen görev ve sorumluluğun idraki içinde ülkemizin bugünkü hayati sorunları karşısında siyasi partilerimizin bir an önce milli menfaatlerimizi ön plana alarak, Anayasamızın ilkeleri doğrultusunda ve Atatürkçü bir gö-rüşte bir araya gelerek anarşi, terör ve bölücülük gibi Devleti çökertmeye yönelik her türlü hareketlere karşı önlemleri müştereken almaları ve diğer anayasal kuruluşların da bu yönde yardımcı olmalarını ısrarla istemektedir.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail