Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 50 Geri Tavsiye Et Yazdır


BARZANİ YAHUDİYSE KÜRTLER NERELİ

Çetin Yiğenoğlu

Cumhuriyet Gazetesi Adana temsilcisi değerli araştırmacı yazar Çetin Yiğenoğlu, aşağıda okuyacağınız yazısında,ABD'nin Yakındoğu'daki egemenliğini pekiştirmek için Kürt'lerin Yahudi akrabalığı savını, siyasal arenaya kabul ettirmeye çalıştığını ve bu amaçla bilimi de maşa olarak kullanmakta sakınca görmediğini açıklayarak Irak saldırısına bir başka yönden yorum getirmektedir.

Yakındoğu' da ABD egemenliğinin pekişmesinde Kürt-İsrail siyasal ortaklığının kalıcılığını sağlamak için ona aynı zamanda genetik bağ kazandırmanın amaçlandığı görülüyor. Yiğenoğlu, bu araştırmasıyla ABD'nin Ortadoğu politikasını gizlediği örtüyü kaldırmaktadır, ilgiyle okuyacağınızı ve derin derin düşüneceğinizi umuyoruz:

Barzani'lerin "Yahudi" kökenli olduğuna ilişkin savlar, neden sonra Türkiye kamuoyunda gündeme taşındı. Ancak, söz konusu savlar, Irak sava
şı, Kıbrıs bunalımı, üniter devlet yapısının kökü
nü dinamitlemeyi amaçlayan "Yerel Yönetim ve Kamu Yönetimi Temel Yasa Tasarıları" ve devlet protokolünde "tesettürlü giyim" adı altında kökten dinci atılımların yol açtığı tartışmaların kıskacında bunalan Türkiye'de, siyasal gündemin alt sıralarında yer aldı, gereğince değerlendirilemedi. Oysa, son yıllarda gündemin hep ilk maddesinde yer alan ve artık aşıldığına inanılan bir siyasal sorunla kökten ilgili bu sav, bir çok soruyu gündeme getiriyordu. Örneğin, Barzaniler Yahudi'yse, Kürtler neredeydi?.

İran'da, Suriye'de Kürt yok mudur? İran ve Suriye daha demokratik ülke oldukları için Kürt'lerin Türkiye'de gündeme getirdikleri, savaşımını verdikleri sorunları çözmüşler midir? Kürt kimliği tartışması neden sadece, Irak'la birlikte Türkiye'de odaklanmıştır? Türk Tarih Kurumu'nca yapılan ve kamuoyuna açıklanmayan bir araştırmanın sonuçları, bu sorunla ne ölçüde ilgilidir? Cumhuriyet'te en son Cemal Şener'in gündeme getirdiği gibi, Anadolu Aleviliğinde Kürt'lerin yeri ne nerededir? Alevi olunamayacağı, Alevi doğulacağı gerçeğinden hareketle soru tersten sorulduğunda, acaba hangi sonuca ulaşılabilir?

Soruna bu sorular ışığında yaklaşarak "Kürtler Yahudi" savıyla ilgili haberler irdelendiğinde, yakın gelecekte siyasal gündemin başına oturması gibi olası bir tablonun ortaya çıktığı görülür. Bu tabloyu çizmeye, konuyu gündeme taşıyan kartel medyasına ilişkin bir gazetede yayımlanan haberle başlayalım: Haberin kaynağı, kendisinin de bir Kürt Yahudisi olduğunu savlayan California Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Yona Sabar'ın Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı adlı kitabı. Bu kitap ne denli yeniyse Barzani'lerin Yahudi'liğiyle ilgili sav da o denli eski.

Bir süredir Batı medyalarında, internet sitelerinde yükselişe geçen güncel bir konu, bir sav. Batılı bilim adamları, yazarları, neredeyse işi gücü bırakmış, Kürt'lerin neden Yahudi kökenli olduklarını kanıtlamaya çalışıyorlar. Bu çabaların temel nedeni güncel. Kimi medya şarlatanı, danışmanların dediği gibi olay, sadece Kürt'leri Amerika ve dünya kamuoyuna sempatik göstermekten ibaret değil. Söz konusu savın asıl amacı, Kenar-Kuşak Teorisi diye tanımlanan ABD'nin dünya imparatorluğunu kurma siyasetinin bir parçası; dayanağı ise biraz arkaik. Temel kaynak Eski Ahit:

Ve Rabbin evini ve kralın evini ve Yeruşalim'in evini ve bütün evleri, her büyük evi ateşe verdi ve muhafız askerin başı ile beraber olan tüm Kildani ordusu çepeçevre Yeruşalim duvarlarını yıktılar. Ve muhafız askerin başı Nebuzaradan, şehirde kalmış olan kavmin artakalanını ve Babil Kralı tarafına geçmiş olan kaçaklarını ve halkın artakalanını sürgün götürdü..

Bu sürgünden ancak bir kadının yardımıyla kurtulan Yahudiler, neden sonra kutsal topraklara dönebildiler. Elbette, sürgüne gidenlerin hepsi dönmedi. Kimileri orada kaldı, kimilerinin de gen leri.

Günümüzde, Ortadoğu siyaseti üzerine komplo teorileri üreten çevreler, bir süredir "Eski Ahit" in yukarıdaki bölümünden esinlenerek Kürt'lerle Yahudi'lerin akrabalıklarını kanıtlama çabalarına giriştiler. Kimi yabancı dış politika yazarlarıyla, siyaset bilimciler, Eski Ahit'in 2. Krallık, Bap 25.Bölümünde günümüzden 2726 yıl önce meydana geldiği belirtilen sürgün efsanesinden yola çıkarak, "Sürgünler madem ki Babil'e götürüldüler, hepsi kutsal topraklara geri dönmediklerine göre, o halde kalanlar halen Fırat'la Dicle nehirleri arasındaki o topraklar üzerinde yaşıyorlardır" sonucuna varıyor ve Kürt'lerle Yahudi'lerin akrabalığını savlıyorlar.

Böylece, son günlerde dünyanın konuştuğu Irak sorunu kapsamında ele alınan ve genetik açıdan Kürt-Yahudi akrabalığını kanıtlama çabasına yönelik sözümona bu araştırmalar, bilimsel yazılar ve makalelerle kamuoyu yönlendirilmeye çalışılıyor.

Genetik Olarak Yahudi'ler mi?

Bu konudaki çalışmalar o denli ileri düzeye götürüldü ki, ortaya "etnik kimlik" sorusu atılmaya başlanınca, Kuzey Irak'ta bir nüfuz alanı açmak isteyen ABD'nin has müttefiki İsrail, "bölgedeki halkın haklarını güvenceye almak" gibi bir gerekçeye sarılırken Kürt Yahudilerin MÖ.723 yılında bölgeye sürgüne gönderilen Yahudi kabilelerinden geldiklerine inandıkları tezini ortaya atmaktan çekinmedi. Kürt'lerin Yahudiliğine ilişkin savlar, bilimsel çalışmalarda bile kanıtlanmaya çalışıldı.. Örneğin, geçen yıl, İsrail'li, Alman ve Hintli bilim adamları tarafından Yahudi ve Müslüman Kürtler, Filistinli Araplar, Seferdi Yahudi'ler ve İsrail'in güneyindeki Bedevi'lerden 526 Y kromozomu örneği topladığı, daha sonra buna, aralarında Rus, Beyaz Rus, Polonyalı,Berberi, Portekizli,İspanyol, Arap, Ermeni ve Türk deneklerin de yer aldığı on iki halktan 1321 örneğin dahil edildiği bir araştırma sonunda, Seferdi Yahudiler ile Kürt'ler arasında babadan geçen genetik akrabalığın saptandığı ileri sürüldü. Ancak, söz konusu araştırma verilerini internette yayımlayan Kevin Brook'un varmak istediği sonuç, "akademik sınırların dışına çıkmak" la eleştirildi.

Bu gelişmeler ışığında konunun popüler hale geldiğini gören Utah Üniversitesinin,"Siya
set Bilimi Bölümü"doktora adaylarından Hasan Kösebalaban da bir makale yayımlayarak "Kuzey Irak'ta mevcut de facto Kürt siyasal oluşumunun büyük olasılıkla bağımsız bir devlete dönüşeceğini" ve böylece bir "Kürt devletinin İsrail'in Ortadoğu'daki en önemli sıçrama tahtası haline geleceğini" savladı.

Son yıllarda, İsrail'de Kürt sorunuyla ilgilenen kuruluşların çoğaldığına, bunlardan birinin İsrail Kurdish Friedenship" in Web sayfasında halen 150 bin Kürt Yahudi'sinin İsrail'de yaşadığının belirtildiğine dikkat çeken Kösebalaban, aynı sitede "Moki Zaten" imzasıyla 1991 yılında yayımlanan "İsrail'deki Kürt Yahudileri" başlıklı makalede, Türkiye'ye giden çok sayıda İsrail'li turistin söz konusu amaçlar doğrultusunda bölgedeki incelemelerini örnek gösteriyor.

Amerika'da en etkili araştırma kuruluşlarından İsrail'e yakınlığıile de tanınan "Washşington Institute for Near East Policy" nin kadrolu uzmanlarından Michael Rubin'in bölgede yaptığı araştırmaya dayanarak Kuzey Irak'ta yaşayan halkın Saddam'ın gitmesi koşuluyla Bağdat'da İsrail bayrağının dalgalanmasını bile tercih edecek hale geldiğini bildirilmesine de değinen Kösebalaban'a göre Ortadoğu'nun yega
ne nükleer gücü olan İsrail'in, Irak'ın imha edilmesinden ya da parçalanmasından sonra Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti kurulmasından büyük keyif alacağı kesin.

Amerika'daki Yahudi lobisi, Irak'a karşı saldırıyı büyük coşkuyla desteklemişti. Amerika'nın izlediği Ortadoğu politikasının "madein Israel" olmasa bile,"made for Israel" olduğu ortadadır. Amerikan dış politikasında, "The Jewish Institute for National Security Affairs (JİNSA) ile "The Jewish Policy"(CSP) adlı iki sağcı Yahudi örgütünün büyük ağırlığı var. Pentagon'un güvenlik danışmanı ve Amerikan dış politikası üzerinde etkili isimlerden Richard Perle, bu iki örgüte çok yakın bir kişi. The Nation dergisi, bu iki örgütün, Irak konusunda ABD politikalarının arkasında olduğu görüşünde. JİNSA ve CSP ekibine göre sadece Irak'ta değil, aynı zamanda Suriye, Suudi Arabistan ve Filistin'de neye mal olursa olsun rejimlerinin değiştirilmesi ivedili bir zorunluk.

Hangi Kimlik?

Kürtlerin kökeni hakkında yeni bir savın daha öne sürülmesi bize o kadar da masum girişim olarak görünmüyor. Kültürel kimlik arayışında üç beş yüz yıl geriye gidilince kimliklerin dayanaksız kaldığını gören Alman'lar Hitit ve Kürt, Batı, bütünüyle Yunan kimliğine sahip çıkarken Anadolu'daki binlerce yıllık Türk kimliğini yadsıyamadıkları için bu kez, en azından 1071'i mahkum etmeye çalışmaları gibi bir sonuç ortaya çıkıyor.

Kürt'lere yeni kimlik arayışı ise Ortadoğu topraklarına bir daha unutulmayacak ölçüde kan içirmekten çekinmeyecek, gözlerini kan bürümüş emperyalizmin ne tür sonuçlar yaratacağı henüz bilinmeyen bir savaşı haklı gösterecek gerekçeyi bu kez efsane fosillerinde aramaya çalıştığı görülüyor. Bu arayışlar, günün birinde Anadolu'ya sıçratılırsa kimse şaşırmasın.Çünkü Anadolu, alt ya da moda deyimiyle etnik kimlik açısından öylesine varsıldır ki.. Bugün, Anadolu'dan başka dünyanın en güzel insanlarının yaşadığı böyle kaç coğrafya gösterilebilir?

Kürt'lerin Kökeni.

Konumuza dönecek olursak, Meydan Larousse'da "Ön Asya'da yaşayan Türk asıllı kavim" diye adlandırılan Kürt'lerin kökeni hakkında dört tezin yer aldığı görülür. Bu tezlerden kiminde Kardu, Haldi ve Gürcülerle akraba yerli bir ırk, kiminde Hint-Avrupa soyundan Iran'a, kiminde de Arap kökenine dayandıkları, kiminde Orta Asya'dan gelmiş Turani bir boy oldukları ileri sürülmektedir.

Yahudi savı, bu tartışmaları yeni bir boyuta taşırken, çeşitli soruları da gündeme getiriyor. Kürt ırkçı milliyetçileri, Kürt varlığının Ortadoğu'da dört ülkede (İran, Irak, Suriye, Türkiye) bulunduğunu savlayıp dururlar. Bu savın dikkat çeken yanı, son yıllarda bu ülkelerden sadece ikisinde (Türkiye ve Irak'ta) Kürt sorunu, aktif biçimde gündemde. İran'da İkinci Dünya Savaşı sonrasında, kurulduktan bir yıl sonra kurulan ömrü ancak bir yıl süren "Mebahat Kürt Cumhuriyeti"nden sonra şimdiye kadar, ne İran'da, ne öteki komşumuz Suriye'de nedense Kürt sorununa ilişkin bir haber alınamadı. Şunu belirtmek gerekir ki, Kürt kimliğinin olmadığı gibi bir ön yargıyla hareket etmediğimiz bilinmelidir. Alt kimlik sorunsalını otuz yıl öncesinde aşmış bir kuşaktanız.

Bu topraklar üzerinde yaşayan herkesle birlikte herkesin mutluluğu için ulusal çıkarlarımız doğrultusunda çaba harcamayı amaç edinenler olmalıyız. Bu yazıda Kürt kimliğini tartışmaya açmak niyetinde de değiliz. Kim kendisini nasıl duyumsuyor, kabul ediyorsa o kimliğe sahip çıkabilmeli, o kimlikle yaşamalıdır. Bunun temel hak ve özgürlükler kapsamında yerini almasından yanayız.

TTK'nın Araştırması.

Ancak "Kürtler Yahudi" savı ciddi; bu sav, bir süre önce TTK (Türk Tarih Kurumu) tarafından yapılan fakat kamuoyuna açıklanmayan bir araştırmayı anımsattı. Adının açıklanmasını istemeyen üst düzey bir TTK yetkilisi, 90'lı yıllarda Osmanlı coğrafyasını kapsayan ve artık üzerinde bir çok ulus devlet kurulmuş büyük bir alanda 7 yıl önce soy sop, aşiret bağları, yerleşim yerleri, Osmanlı ve söz konusu ülkelerin kayıtları üzerinde inceleme yaptıklarını tüm Osmanlı topraklarında bile Türkiye'de şu anda ileri sürülenin üçte birinden az Kürt nüfusunu belirlediklerini açıkladı. İnceleme sonuçlarının niçin yayımlanmadığı sorusuna ise belli bir yanıt getirmedi.

Kılıç Kürt'leri.

Konu zaten bilinmiyor değil. Türkiye'nin Güneydoğusunda Kürt kimliğinin tarihsel süreci, Osmanlı'nın toplu can kırımı karşısında Türkmenlerin korkuyla nasıl başka kimliklere sığındıkları insanlık tarihinin en kanlı ve dramatik sayfalarını oluşturur. Kürt kökenli Şeyhülislam Ebusuud Efendi'nin verdiği fetvalarla, ortodoks
İslam şeriatına göre Türkmen soykırımının meşru sayılması üzerine Türkmen kafataslarıyla minare yapılmasını, Kuyucu Murat Paşa'nın 70 bin Türkmen'i diri diri kuyulara gömerek öldürmesini acı duyarak, araştırmacı yazar Cemal Şener'in kaleminden okuyarak anımsadık. Bilgi tazelemek için birkaç küçük alıntı:

Alevi olup Kürtçe ya da Kürtçeyi bildikleri halde, hatta Türkçeyi bozuk bir şiveyle konuştukları halde, bugün yaşı 60'ın üstünde olan ve kendisini Kürt ya da Zaza diye ifade eden, yani Türk olmadığını ifade eden bir tek Aleviye rastlamadım. Kendisini Kürt ya da Zaza olarak ifade eden kesim ise son yıllarda Kürtçülük veya radikal sol rüzgarlardan etkilenen azınlık bir gençlik kesimidir. Bu kesimin savunduğu Kürt ya da Zaza kimliği ise tarihsel değil, siyasal bir kimlik olarak kabul edilebilir.

Bu saptamayı daha sonra şu görüşlerle savunuyor Şener:

Türk tarihi, Osmanlı Alevi ilişkileriyle de koşut sayılır. Osmanlıda kuruluş yıllarında Türkmen ağırlığı vardı. Bu, Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar sürdü. Dönme ve devşirme geleneği, Osmanlı' da hakim oldukca Türkmen düşmalığına koşut Alevi düşmanlığı da arttı. Türkmen'in önünde iki yol vardı. Ya sünnileşip ümmetleşecek ya da katledilecekti. Osmanlı'ya karşı bitip tükenmeyen Celali ayaklanmaları böyle başladı. Merkezi otoritenin güçleri karşısında yenilen Türkmen'e canını kurtarmak için tek yol kalmıştı Kuş uçmaz, kervan geçmez dağ köylerine yerleşmek, Türkçeyi unutup Kürtçe ya da Zazaca öğrenip canını kurtarmak. İşte Horasan Türklerinin Kürtleşme macerası böyle başlıyor.

Şener, "Kürtlerin Aleviliği benimsemesini iddia etmek Osmanlı tarihini bilmemektir" diyor yazısının bir yerinde. Onun bu savına "Anadolu Aleviliğini bilmemektir" görüşünü de eklemek gerekiyor. Cemal Şener, "Alevi Kürtler konusuna bakınız nasıl bir açıklama getiriyor:

Kürt'lerin Aleviliği benimsemeleri olasılık dışıdır. Bırakalım Kürt'lerin Aleviliği benimsemesini, iktidar mezhebi olduğu halde daha ılımlı islamı temsil eden Hanefiliği bile benimsememiştir. Kürt olup Hanefi olan azınlık kesim ise Kürtleşen Türkmenlerdir.. Kendinden biraz daha liberal bir islam yanlısı olan Hanefiliği bile benimsememekte zorlanan şafi Kürt anlayışın Aleviliği benimsediğini iddia etmek ne denli gerçeği ifade edebilir .

Çaldıran savaşına dek, Türkmen'lerin egemenliğinde olan Güneydoğu bölgesinin Osmanlılar tarafından Kürtleştirildiğine ilişkin Cemal Şe
ner'in düşüncesine hak vermemek olanaksız. Bu veriler ışığında baktığımız zaman, Barzani'ler Yahudiyse acaba öteki Kürtler ne kadar Yahudi'
dir? Suriye ve İran'da Kürt kimliği çatışması olmadığına göre, Güneydoğu'nun demografik yapısında çoğunluğu oluşturduğu ileri sürülen Kürt varlığı arasında Cemal Şener'in de savladığı gibi "kılıç zoru"yla asimile olmuş Türkler varsa ve bunlar Kürt kimliği altında çoğunluğu oluşturuyorsa, gerçekten de Kürt'ler nerede ve ne kadarlar, sorası geliyor insanın ...

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail