Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 90 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


AKP’YE EĞİK CUMHURİYETE’E DİKBAŞ’LAR

Ali Nejat Ölçen

1.Faşizm’de devlet baltadır.
Faşizmin kendine özgü hukuku vardır ve devleti korumanın hukukudur bu. Devleti ele geçirenlerin dışında hiç kimsenin devleti korumakla yetkili olması düşünülemez. O yetki sadece belirli görevliler eliyle kullanılır. İtalya’da 1930’lu yıllarda “kara gömlekli”ler, Almanya’da SS ‘lerce kullanılırdı.

Faşizm, devleti ciddiye alır çünkü devletin kendisidir. ve onu soymaya, küçük düşürmeye, özelleştirme adı altında satışa çıkarmaya hiç kimsenin güçü yetmez . Faşizmin devletinde elinde büyük baltayı tutan kişi yabancı devlet adamıyla iki sayfalık 9 madde gizli sözleşme imzalayamaz. Orta boy baltayı elinde tutan kişinin BOP eşbaşkanı olması olanak dışıdır. Elinde balta olanların yabancı devlet adamlarından armağanlar alması düşünülemez, çünkü devletin baltası önce o kişinin elini keser. Devlet hainleri için faşizmin hoş görüsü yoktur. Faşizim kendisini ciddiye alır; çünkü devletin kendisidir, devleti soymak olanak dışıdır, gerekirse devlet soyar.

Faşizmin devletinde yandaş ya da yalaka olamazsınız, ancak görevlisi olabilirsiniz.

2.Faşizim bile yozlaştırıldı
Ülkemizde faşizm bile yozlaştırıldı. Elinde faşizmin baltası olanlara kişisel rant, kişisel servet sağlama aracına dönüştürüldü. Ülkemiz faşizminde “ulus için dev-let” tersine dönmüş, kişisel çıkar için devlet ilkesi yü-rürlüğe girmiştir. Devlet sadece dinle değil kinle de yönetilir olmuştur.

AKP iktidarını faşizim olarak yermek faşizmi küçümsemek olur. Faşizmin kendine özgü ahlak anlayışı vardır devleti simgeleyen balta’ya boyun eğmektir. O balta ile kimse ne ağaç ne de devlet çıkarını kesebilir.O balta ile hiç kimse cebini akçelerle dolduramaz.Baltayı elinde tutanın dış bankalarda gizli hesabına rastlayamazsınız.

Ülkemizdeki faşizm, yalakalığı uzmanlık alanına dönüştürmüş ve bunu uygulayan kadrolar yetiştirmiştir. O kadrolar, eski defterleri tersine çevirerek ya da tersinden okuyarak bugüne benzerlerini bulup açıklayarak güncelin karanlığını aklamaya çalışırlar. Onlar “AKP’ye eğik, cumhuriyete Dikbaş”tırlar. Bugünün zulmüne hukuk dışılığına, soygununa, özelleştirme adı altında ulusal varlığın yağmalanmasına karşı bir tek satırla olsun eleştiri yönelttiklerini göremezsiniz. İsmet İnönü mü, o Albay İsmet’tir ve Amerika emperyalizmine ülkeyi teslim eden adamdır o. Tek başına bunu nasıl yaptığı ya da TBMMkararı olup olmadığı hiç kimseyi ilgilendirmez. Madımak’ta 35 seçkin insanımız mı yakıldı, CHP zihniyetinin ürünüdür suçu Müslümanların üzerine yıkmışlardır! Bu akıl almaz saçmalıklar onların uzmanlık alanına dönüşmüş ve bugünü mazur göstermenin yöntemi oluvermiştir. Yıllarca tutuklu kalıp ne ile suçlandığı bilinmeyen seçkinlere reva görülen zulüm, haksızlık, AKP’ye eğik başları ilgilendirmez. Mustafa Kemal’in kimsesizlerin kimsesi olan ulusalcı Cumhuriyetini ılımlı ıslam devleti federasyonuna dönüş-türmeyi amaçlayan BOPprojesine ilişkin bir tek satır eleştiriye tanık olamazsınız. Habur’da kurulan çadır mahkemesiyle başlayan sürecin bugün Suriye’de nasıl sonuçlandığına ilişkin bir tek satır eleştiri yazısına raslayamazsınız. Sınavlara kadar giren sahtecilik karşı-sında bile suskundurlar.

3.Bugünün faşizmi soyguna cin, Cumhuriyete kin’dir.
Yozlaşan faşizimde devletimiz iki kıskaç arasına sıkışıp kalmıştır. “Dış ticaret açığı ile bütçe açığı”. Soygunun, savurganlığın miras yedi ekonomisinin ürünüdür bu. Yozlaşan faşizimde, devletin toprağı, üretim araçları, makineleri, onuru, bütünlüğü, piyasa ekonomisinin ve ABD’nin vesayeti altına girmiştir. AKP’ye eğik, Cumhuriyete Dikbaş’lardan tek eleştiri sözcüğü duyamaz-sınız.

“Din-cin-kin” üçgeni içinde sıkışıp kalmıştır ülkemiz. İçerden değil dışardan yönetilen ülkelerin yazgısıdır bu. Büyük Ortadoğu Projesi’ ni uygulamakla görevli olma-nın doğal sonucu bölünmedir, Cumhuriyetten uzaklaşmadır; Anadolu’da ufalmak,ufalanmaktır.Giderek “Kur-

tuluş Savaşı”nı kazanmanın suça dönüşümü de gelece-ğin gündemine sokulacaktır elbet. İnternet’te İsmet İnönü’ ye saldırıyla başlatılan iletiler siyasal depremin öncüsüdürler.

4.İnternette dolaşıma sokulan iki çarpık ileti.
İnternet’de dolaşıma sokulan iki çarpık ileti geleceğin programına ilişkin uyarı olarak nitelenmelidir. O neden-ledir ki o iki iletiye gereken tepkiyi göstermeyi görev saymaktayım. Bunlardan biri Sayın. Ahmet Saltık’ın “Web Sitesine” yapıştırılmak istenen iletidir. Yurtsever Kemalist çizgisinden ödün vermeyen bu bilim adamının sitesine yapıştırılmak istenen o iletide bakınız İnönü nasıl niteleniyor:

1964 yılında DYPile Koalisyon Hükümetini kurduğu dönemde İnönü’nün, “Kıbrıs’a çıkartma tasarımı”na karşı ABDBaşkanı Johnson‘un ”NATO silahlarını kullanılamayacağını bunu engelleyeceğini açıklayan mektubuna karşı meğer İnönü,

Yeni bir dünya kurulur Türkiye o dünyada yerini bulur biçiminde yanıt vermemiş ve de ABDönün-de onurlu bir duruş sergilememiş (miş!)
Ne denli yanlış, gerçek dışı. İnönü’nün o ünlü yanıtı üzerine ABD’ye davet edildiği unutuluyor.Ve de “29 Kasım 1965 günü Adalet Partisi’nin yeni genel başkanı olan Süleyman Demirel tarafından koalisyon hükümetinin iktidardan uzaklaştırıldığını ve İnönü’nün baş-bakan olmadığını” ne yazık ki ABD’de Başkan Johnson’dan öğreniştir İnönü. Burada ABDkarşısında dik duramayan kim? Amerika’dayken görüşmeye başladığında Türkiye’yi temsil etmekten O’nu yoksun bırakan zihniyet neden eleştirilmez? İnönü, başbakanlıktan düşürüldüğünü ABD’de Başkan Johnson’ dan öğrenirken onun karşısında nasıl dik duracaktı? Yer yüzünde devleti küçük düşüren böyle bir olayın benzeri görülmüş müdür?

Şimdi soruyorum yurt içinde kükreyen BOPeşbaşkanı ABDkarşısında dik mi duruyor? ABD’nin yeni başkanı Obama’nın parmağıyla çağırdığı bakan Davutoğlu ABD başkanına doğru “dimdik” mi koşuyor? AKP’ye eğik Cumhuriyet’e dikbaş’lar görmezden geleceklerdir elbet.

İnternette dolaşıma sokulan ikinci ileti şu: Madımak Cinayeti Silbaştan. O iletide:

“Murat Alan’ın Madımak oteli içinde silahla öldürülen aydınlar olduğu haberi ortalığı biraz daha karıştırdı” deniyor. “Cenazelere müdahele edilmiş vücuttaki mermiler çıkarıldıktan sonra dikilerek yan-dı raporu düzenlenmiş”(miş!).Bu talimatı da Erdal İnönü vermiş (miş!)

Bu sapkın haberi izleyen tümce de şöyle:

Dersim katliamıyla yüzleşemeyen CHP, kanlı ve karanlık tarihi içinde Sivas’ta hak ettiği yeri bulmuştur. İmza:E.Dede
E.Dede kimdir bilemiyoruz. Hiç kimse alçak ve müfteri olmadıkça CHP’nin “kanlı ve karanlık tarihi” gibi bir saldırıya girişemez. Eğer Dersim’de soykırım uygulansaydı, orada CHP’nin oyları artmaz 1930’da 93117 olan nüfusu 1935’de 107732’ye çıkmazdı. Tunceli’nin 1970’de 157 293 olan nüfusu 2000 yılında neden 93 584’de indi? Oradaki insanlarımız neden topraklarını terk etmek zorunda kaldılar? Neden Güneydoğu Anadolumuz terörün kucağına itildi? AKP’ye hısım Cumhuriyete hasım ‘Dikbaş’lar bu sorulara neden yanıt veremezler.

Gelelim olayın çarpıtılan ikinci yönüne . Madımak oteli yakılırken Tansu Çiller başbakan ve Prof. Erdal İnönü de başbakan yardımcısıydı. CHP iktidar dışında kalmış bir partiydi. İktidarda olmayan CHP’nin “Sivas’ta hak etti yeri nasıl bulduğunu o E.Dede adındaki kişi kanıtlamalıdır. E.Dede adındaki kişinin bir benzeri de Madımak cinayetini CHP zihniyetindekilerin işleyip Müslümanların üzerine attığını ileri süren “dindar ve kindar” birisi.

Madımak Otelinde 33 seçkin yazar ve 2 görevli diri diri yakılırken, bunu seyreden yobazlar kitlesi “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak” diye bağırıyordu. 3 Temmuz 1993’den bir gün önce camilerden çıkan kalabalık Kültür Merkezinin önünde toplanır oradan topluca hükümet binasına giderek taşlarla camlarını kırarlar ve “Şerefsiz Vali” diye bağırırlar. Devlete başkaldırıya dönüşmüştür gösteri. O kargaşada kimin si-lahla öldüğünü kim kanıtlayacak ve nasıl kanıtlayacak? Madımak otelinde yanarken mi birbirine silah çekenler oldu? Haberin böylesi kanıtlanmalıdır ki çamurdan arı-nabilsin.

5.Madımak Cinayeti Silbaştan olacaksa:
Bu satırları yazan kişi (Ali Nejat Ölçen) belgelerle İnternete ulaşan tüm video filimleriyle davaya müdahil olarak katılacak bunun hesabını, karısı İngiliz olan o dönemin Madımak canilerini “gazanız mübarek olsun” diyerek cinayete azmettiren Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan soracaktır. Yine o yıl Belediye Meclis üyesi olup ta Fransa’ya kaçan Cafer Erçakmak’ ın ülkemize dönüşünü ve yeniden yargılanmasını sağlamaya çalışacaktır. Ali Nejat Ölçen’in bununla yetineceğini sanmayınız. Madımak oteli yangınında yaşamını yitiren seçkinlerimizin tüm sağ kalan üyelerini örgütle-yerek davaya müdahil olmalarını sağlayacaktır. Onu size tanıtmalıyım. Gücünü Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerinden almaktadır.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail