Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 91 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

SOKRATES İLE AYDIN ÜZERİNE SÖYLEŞİ

SOKRATES İLE AYDIN ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

-Sokrates, aydın kişi olmaya çalışıyor ne var ki başarılı olamıyoruz. Söyle bize, kişi nasıl aydın olabilir? Böylesi soruyu sana yöneltmeyi bugüne kadar hiç düşünmemiştik. Aydın kişiler tarafından yönetilmeye öylesine gereksinim duyuyoruz ki, bu sorunun gizini ancak bilge kişi Sok-rates’den öğrenebiliriz diye düşündük ve Araf’ta huzuruna çıktık. Söyle bize, aydın kişi olmak bu denli güç mü? Aydın olmak için çok mu okumak gerekir?

Sokrates:
Aydın olmak için okumak ve de çok okumak gerekir mi türündeki sorunuza yanıt veremem. Okumakla aydın olmak arasında ilişki kurulacağını sanmadığım için..

-Fakat Sokrates, aydın olmak için okumayı, yazmasını bilmek gerekmez mi?

Sokrates:
Sanmıyorum. Okuma yazma bilmeyen öyle kişiler gördüm ki ülkenizde pek çok okur yazardan daha aydın. Çünkü onlar düşünmeyi ve düşüncesinin doğru mu ger-çek mi olduğunu biliyorlardı. Çünkü onlar doğanın ken-dilerine bağışladığı kuşku duymak niteliğine ulaşmışlardı. Acaba doğru mu düşünüyorum gibi bir kuşkudur kişinin aydın olmasını sağlayacak ilk koşul.

-Nasıl Sokrates, düşüncemizden nasıl kuşku duyabiliriz?

Sokrates:
Nasıl ve niçin düşüneceğinizi bilmez iseniz, düşünmeyi bilmiyorsunuz demektir. Zihnimizde düşünme yetisini yaratan nedenlerin kaynağı, doğa ve doğadaki değişim-lerdir ve o değişimleri kişi algılamaya ve de o değişim-lerin ortaya nasıl ve neden çıktığını anlamaya çalıştığı anda düşünmeyi öğrenmeye başlamış demektir. Eğer düşünmeye başlamışsa, doğadaki o değişimlerinin bir gün nedenini de bulacaktır elbet. Bakışlarınızdan anlı-yorum ki bu nasıl’ı merak etmektesiniz. İşte o nasıl’ı merak etmeye başladıysanız benim söylediklerimin doğ-ru olup olmadığını düşünmeye başlamış ve aydın olma-ya doğru adım atmış olursuz. Düşünme işte budur. Doğruyu yanlıştan, gerçeği sanaldan ayırmaya başla-manın kaynağıdır. Düşünmek gözle görmek değildir elbet. Aydınlar zihne yerleşmiş tüm ön yargılardan ve de gerçekleşemez kanılardan, doğaya ters düşen inanç türlerinden arınmıştır.Gözlerinize gereksinim duymadan görebilmektir düşünme. Sizler hiç uykunuzda düş, rüya görmüyor musunuz.? İşte siz uyurken bile düşünmektesiniz. Ve sizler farkına varmadan zihniniz düşünmeye başlamış ve düşünmeye başladığı içindir ki, uyanıkken ulaşamadığınız kimi olanaklara uykuda ulaşmaktasınız, farkında olmadan.

-Evet Sokrates söylediklerini düşünmeye başladığımızı duyumsayabiliyoruz. Fakat acaba doğru mu düşünüyoruz?

Sokrates:
İşte şimdi düşünmenin ne olup ne olmadığını düşünmeye başladığınızı görüyorum. Demek ki, düşünmek düşün-mekten kuşku duymaktır. Düşüncenin özü, kişinin doğru mu, yanlış mı, gerçek mi değil mi biçiminde düşüncesini, zihninde sorgulamanın öteki adıdır.

-Gene de tam olarak anlayamadık Sokrates,bağışlamalısın bizleri. Çünkü zihnimize yerleşmiş kimi kanıları, ya da inançları sorgulamaya nasıl başlayacağımızı bilemediğimiz için, düşüncemize farkında olmadan sınır mı koymuş oluyoruz? Bizler düşünme yetisini zihnimizde olabildiğince geliştirmiş olsak, bizleri yönetenlerin zihni doğru, gerçek, tutarlı düşünce yetisine ulaşmamış ise, aramızdaki bu uyumsuzluğu ya da çelişkiyi nasıl giderebiliriz? Bizleri yönetenler elbette nasıl düşünüleceğini biliyorlar hatta onlar düşünmenin uzmanı da olmuşlardır. Fakat neden yanlış düşündüklerinin ayırtına varmıyorlar? Ya da yanlış düşünmek onlar için bir yöntem mi?

Sokrates:
Bu sorunuza nasıl yanıt vereceğimi bilmekte güçlük çekiyorum. Sizleri yönetenler yanlışı doğru, doğruyu yanlış göstermek amacıyla davranmış olmasınlar! Yanlış düşünceyi kendilerine ilişkin bir belli amaç için kullanmakta olmasınlar?

-Evet Sokrates, zihnimizde dolaşan kuşkuyu sezinlemiş olduğunu görüyoruz. Bizleri yönetenler, gerçekleri görmemizi, uyguladıkları yöntemin doğru mu, gerekli mi, yararlı mı zararlı mı olduğunu düşünmemizi istemedikleri için böyle davranmaktadırlar. Zihnimizde doğan kaygı-ları bu sözlerinle dile getirmiş olmaktasınız. Fakat bizleri yönetenlerin doğruyu yanlıştan ayıran düşünceleri tercih etmelerini nasıl sağlayabiliriz. Söyle bize. Doğruyu, gerçeği görerek düşünen ve öylelikle gerçek aydın olan bireyler tarafından yönetilmeyi nasıl sağlayabiliriz. Anlıyoruz ki gerçek aydın, doğru, gerçek ve yararlı düşüncelerle o düşüncenin eylemini yaratan ve uygulayacak gücü sergileyen kişidir gibi bir sonuca ulaştık bu söylediklerinizden. Acaba doğru mu anlamış ve doğru sonuca mı ulaşmışız, söyler misiniz bize?

Sokrates:
Görüyorum ki, sizler gerçek aydın kişiler olarak doğru düşünmenin üst düzeydeki yetisine ulaşmışsınız. Evet ay-dın tanımını en doğru gerçekçi biçimde bu sözlerinizle açıkladınız, açıklamakla da yetinmeyip kanıtladınız. Gerçek aydın kişi yalnızca doğruyu, gerçeği düşünmekle yetinmeyen doğruyu yanlıştan ayırdığı anda o doğrunun ve o gerçeğin, gerçekleşmesi için çaba harcayan, çaba harcamakla da yetinmeyip o çabayı doğa ve toplum yararı için karar ve eyleme dönüştüren, eyleme dönüş-türmekle de yetinmeyip o eylemi örgütlemeyi beceren ve o eylemi örgütlemeyi becermekle de yetinmeyip gerçek aydınları birbirine tanıtan ve bütünleştirmeyi başaran kişidir. İşte gerçek aydın budur ve böylesi aydın kişilerin çokluğu, sizlerin us ile, doğrulukla, adaletle eşitlikle yö-netilmesini sağlayacaktı. Sizler kendinizin size yararlı gerçek yönetimini bu yola yaratabilirsiniz. Gerçek ay-dınların yönetiminde düşün özgürlüğü vardır. Gerçek aydınların yönetiminde adalet vardır, eşitlik, vardır. Toplusal yarar vardır. Sevgi vardır sevgiyi yaratan düşün ve eylem ortaklığı vardır. İşte gelişme budur.

-Yüreğimizdeki coşkuyu ve özlemi düşüncenin kıvılcımıyla alevlendirdiniz. Ülkemize dönünce bizleri yönetenlere sesleneceğiz. Aydın kişiler olmak göreviniz olmalıdır. Bunun için zihninizi ön yargılardan, geçersiz inanç ve kanılardan arındırmaz iseniz, derinden geliyoruz ve karanlıkları aydınlatmanın gücüyle yerinizi alacak bizleri biz yöneteceğiz. Aydınların yönetimini yaratacağız.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail