Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 91 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


DOĞU PERİNÇEK'İN KİTABINDA AYDIN

Ali Nejat Ölçen

Doğu Perinçek’in 1996 yılında yayımlanan "AYDIN VEKÜLTÜR” adlı yapıtındaki “aydın”ı bugüne değin kimse böylesi gerçekçilikle tanımlayabilmiş değil.“Aydın kavramının Nesnelliği” konulu bölümün başlığı da tanımın özünü betimlemektedir:İDEOLOJİK İNSAN:AYDIN.

Haklı olarak Doğu Perinçek, kimi seçkinlerin aydın’ı nesnel,”bilimsel-sosyolojik” bir kavram olarak değil de; olumlu bir kavram, bir paye,bir değer yargısı olarak tanımlamış olmalarından yakınıyor, kitabının bu başlangıç bölümünde. Aydın kimdir ve toplumda hangi işlevi üstlenmiş kişdir? Bu sorunun yanıtını geliniz Doğu Perinçek’in kitabından birlikte öğrenelim:

***
Aydın doğuşundan bu yana toplumun temel sınıfla-rından biri değil, fakat o temel sınıflardan birine manevi üretimde bulunarak hizmet sunandır. Aydın, temel sınıfları belirlemez; temel sınıflaşmayla belirlenir. Bu açıdan aydın, kendi başına bir toplumsal kategori değildir, temel sınıflara bağımlı bir toplumsal katmandır.

Aydın, ilk sınıflı toplumlarda din adamıydı. Çünkü o zaman hakim ideoloji din idi. Bu nedenle düşünürlerin ve aydınların başlangıçta peygamberler ve rahipler olması doğaldır. Süleyman, Davut, Musa, İsa, İbrahim, Muhammed ve yüz binlerce nebi ve resul, gökyüzünden tebliğ getiren elçiler değil; fakat sınıflı topluma geçişi ideolojik alanda düzene sokan ilk aydınlar ve politikacılardır. Hz.Muhammed’in hadislerine göre, 124 bin nebi (peygamber) bulunuyor. Bu nebiler, aslında Ortadoğu’nun ilk sınıflı toplumlarının aydınlarıdır. Yunanca teori (nazariye, kuram) sözcüğünün kökeninin teo,yani ilah olması, ideolojinin ve bilimin dinle birlikte ortaya çıktığını açıklayan kanıtlardan biridir. Bilimsel düşünce ve inanç, tarihsel olarak birlikte doğ-muştur. İnançlar, gökten inmemişler, insan zihninin ürünü olan düşüncelerdir.

***
Doğu Perinçek’in yapıtının ilk sayfalarında aydın olmayı betimleyen niteliğin, üretim sürecindeki konumundan gelerek, ideolojiden ve bilinçten kaynak-landığını, Aydın’ın ideolojik bir kavram olduğunu açık-lamaktadır. O nedenle diyor ki:

Aydın hangi ideolojinin hizmetindeyse, o ideolojiye sahip olan sınıfın aydınıdır. Aydın, ideolojisini belirler-ken, sınıfını da belirlemiş olur. Aydın, ideoloji değiştirerek sınıfını da değiştirebilir. 1980’li yıllarda bunun bir çok örneğini gördük. Dönekler, elbise değiştirir gibi ideolojilerini değiştirerek sınıflarını da değiştirdiler. 1980 öncesinde bir emekçi hayatı yaşayan, işçi sınıfı davası için hapislere düşen kimi aydınların, ideolojik düzlemde karşı safa geçerek nasıl sınıf atladıklarını gördük. İşçinin böyle bir şansı yoktur. İşçi bilinçli olsa da olmasa da işçidir. Marx, bu nedenle sınıf bilincine sahip olmayan işçi sınıfına kendiliğinden sınıf (Klasse an sich) demişti. Bilinçli ise, kendisi için sınıf (Klasse für sich) tır. Aydın’ın farkı buradadır. Kendiliğinden aydın ola-maz. Aydın, sınıf bilinçlidir. Aydının konumunu ideolojisi belirler. Hemen belirtelim, bilinç ve ideolojiye olumlu içerikler yüklemiyoruz. Aydının bilincini ve ideolojisini ,ezen sınıflar da belirleyebilir,ezilen sınıflar da.

Bilinç ve ideoloji yoksa, işçi vardır ama aydın yoktur. Aydın, ürettiği düşün ve sanat eseriyle doğrudan ideolojik faaliyetin içindedir. Bu nedenle ideoloji, hiçbir sınıf ve tabakanın yapıtaşı değildir, fakat aydın takımının (inteligentsia) yapıtaşıdır. Başka deyişle, toplumsal sınıf ve tabakalar,“toplumsal-ekonomik” düzlemde oluşur; bu

düzlemin unsurlarıyla tanımlanır. Elbette ideolojik düzlem, belli bir toplumsal ekonomik temelde var olur, ona bağlıdır. Aydın her zaman kendisi için (für sich)dir;başka deyişle bilinçlidir. O kadar ki, aydın, sınıfsal konumlanmadaki nesnel yerini, kendi özel seçişiyle, ideolojik tavrıyla saptar…

Bir sanayici veya işçi de aydın olabilir. Ancak bu karakteri kazanması için ekonomik düzlemdeki sanayici ve işçi konumunun ötesinde, ideolojik ve politik düzlemde kendi sınıfının toplum üzerindeki hegemonya kurma çabasına yaratıcı olarak katılması gerekir.

Aydın, ideolojik bir safa girmenin ötesinde bir işlev sahibidir. Aydın, bir sınıf adına düşünce ve sanat eseri üreterek o sınıfın toplum üzerindeki ideolojik hegemonyasına veya siyasal yönetimine hizmet eder(*).

Aydınlara, ideoloji kuyumcuları da denebilir. Zihinsel ve sanatsal çabalarıyla belli bir sınıfın ideolojisini işler ve politikasını yürütürler. Teori, doktrin, program, politika, roman, resim, heykel, beste, her tür düşün ve sanat eseri bu ideoloji kuyumculuğunun somut ürünleridir. Bu ürünleri,belli bir sınıf adına,o sınıfın dünya görüşünü bütün topluma mal etmek için, o sınıfın değerlerini bütün toplumun değerleri haline getirmek için üretirler. Teori için teori, veya sanat için sanat yapılmaz. Teori de sanat ta toplumun dünyasını,herhangi bir sınıfın dünyasına eklemlemek,bağımlı kılmak için yapılır.

Aydın,özetle siyaset,bilim,düşün ve sanat faaliyetleriyle kendi sınıfını seçer. Herhangi bir aydın için, ezenlerin ya da ezilenlerin aydını olmak dışında üçüncü bir seçenek yoktur? Aydın,verili bir toplumda toplumsal ilişkilerin belirlediği temel sınıflardan birinin safındadır. Bu temel sınıfların dışında ideoloji yaratma iddiaları, bütünüyle metafiziktir. Düşün ve sanat yaratıcıları,ne kadar güçlü yaratıcılar olursa olsunlar,yeni bir ideoloji yaratamazlar. Çünkü yeni bir üretim tarzu, yeni bir sınıf yaratamazlar. Ancak çağlarının toplumsal ilişkileri temelinde var olan ideolojilerden birine katılırlar. O ideolojiyi işler ve zihinsel çabalarıyla yeniden üretirler (düşün eseri) veya insan duygularını belli bir ideolojiye göre yönlendirirler (sanat eseri)
-----------------------

Bakınız: Antonio Gramsci, Aydınlar ve Toplum, çev: Vedat Günyol-Ferit Edgü-Bertan Onaran, Alan Yayıncılık, İstanbul, kim 1985,s.31)
***
Doğu Perinçek, aydın’ı betimlerken aslınca felsefeci yanını kanıtlamış oluyor. Gerçek aydın’ın “ideoloji kuyumcuları” olmasını ileri sürerken, aynı zamanda, bilinçli, bilgili, yürekli, korkusuz ve de güçlü ve donanımlı olmasını koşul görüyor. Doğu Perinçek, aslında kendisini özgürlüklerinden yoksun bırakan savcılardan, yargıçlardan daha özgür ve daha korkusuz olduğunun örneğini de sergilemektedir o. Ülkemizi aydınlığa Doğu Perinçekler ulaştıracaktır. Ülkemizin aydınlığı için, bilgiye, bilince ve yüreğe gereksinim var.A.N.Ö

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail