Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 49 Geri Tavsiye Et Yazdır


WRONG WAR (YANLIŞ SAVAŞ)

David Held (London School of Economics,Prof.Dr.
Kaynak:www.opendemocracyy.net
Çeviri:
Ali Nejat Ölçen

David Held'in "Yanlış Savaş" konulu yazısına değinmeden geçemeyeceğiz. Irak'a karşı savaşın jeopolitik ilişkileri bir çıkmaz sokağa ve hepimizi yasadışı düzene ve kural tanımaz toplum a sürükleyeceğinden söz ederek konuya giriyor. Ona göre:

"11 Eylül saldırısı sonrasında, ABD ve müttefikleri, küresel terör tehdidi karşısında, uluslararası yasayı ve çok yönlü kuruluşların rolünü güçlendirmek gibi çok önemli bir noktada karar alabilirlerdi. Hukuku, adaleti hiçbir gücün etkilememesine karar verebilirlerdi. Orta Doğu gibi küresel terörizmi besleyen sıcak bir noktaya öncelik tanıyabilirlerdi. Ekonomik küreselleşmeyle sosyal adalet arasında giderek büyüyen ayrışımın ivedilikle ele alınmasına gereksinim olduğunu kabul edebilirlerdi.

Modern dünyamızda terörizmde ve El-Kaide'nin yasal kuruluş olduğuna ilişkin halktaki kanıyı etkilemenin güç olduğuna karar verebilirlerdi.

(*) David Held, London School of Economic'de Siyasal Bilimler dersinin profesörüdür Models of Democracy, Introduction to Critical Theory, Global Transformation, kitaplarından bazılarıdır.

Fakat sistemli biçimde bunlara karar vermeyi göz ardı ettiler. Şimdi, dünya genel olarak polarize oldu ve uluslar arası hukuk güçsüzleşti

Irak'a karşı başlatılan savaş yanlıştır. Askeri yönden başarılı olsa bile yanlıştır. Yanlıştır, çünkü,milyonların kalbinde ve mantığında yer etmiş olan terörizmi yenmek ve ortadan kaldırmak için girişilecek savaş kazanılamaz.

Afganistan güçsüzleşti ve bölündü. İslam daha da radikalleşti. Keşmir'de, Hindistan-Pakistan sınırında, İsrail'de ve işgal ettiği yerlerde, Endonezya ve Kenya'da terör daha da şiddetlendi. Bugün El-Kaide liderleri serbesttir. Teröristlerin ağı, daha da atılgan gençlerin eline geçmiştir. El-Kaide teröristleri gülünç de olsa tehlikeli biçimde, modern dünyanın Robin Hood'ları olarak ramantikleştirilmiştir. Çürümüş ve kokuşmuş koşullar son on yılın jeopolitik çıkmazıyla beslenmiş ve bütünleşmiştir.

Uluslararası kuruluşlar, hukuk bunalımının sıkıntısını çekiyorlar. Kapasiteleri, yansızlıkları yönünden soru konusudur. Sadece güçlü gibi görünüyorlar ya da güçleri dikkate alınmıyor".

Prof.David Held, internetteki bu yazısında bir gerçeğin daha altını çiziyor ve diyor ki:

"Irak'a karşı savaşta, uluslararası hukukun korunmasına, yasaların egemenliğine ve savunusuna- gereksinim olmasına karşın saygı gösterilmemiştir. Uluslararası hukukun ve kuruluşların reforma ve gelişmeye gereksinimi var. Örneğin Milletlerarası kararların yapısında boşluklar mevcut ve devlet egemenliğinin korunması kozmopolit ilke ve değerlere bağlanmıştır. Korunmaya ve beslenmeye gereksinimi var. Güçsüzleşmemeli, önemsizleşmemelidir.".

Onun bu düşüncesine katılmamak olanaksız. Birleşmiş Milletlerin karalarının objektif, yansız, bağlayıcı nitelikte olmasını sağlayacak yeni yapılanmaya gereksinimi olduğu açık. Fakat ne yazık ki, onu 1945'de Cemiyeti Akvam'dan çağdaş yapıya dönüşmesini sağlamakta olağanüstü çaba harcayan ABD'yi ABD'nin şimdiki Başkanı Bay Bush yadsımakta ve onun yeniden yapılanmasına kendisinin çıkarlarına uygun biçimde gerçekleşmesine çaba harcayacağı anlaşılmaktadır.

Irak'a saldırının Bay Bush tarafından ileri sürülen iki gerekçesinin de geçersiz olduğu ortaya çıkmıştır: Irak'ta kitle imha silahlarına rastlanmadığı bu saldırıya katılan ABD generalleri tarafından açıklanmıştır. İkincisi de Irak'ın terörizme kaynak olduğu savı kanıtlanmış değildir.

Aslında çağımızda ABD, kendisinin teknolojik terörizmin acımasız öncüsü olduğunu tüm dünyaya göstermiştir.

Savaş sonrasında dünyaya uzun erimli barış ve gerçek demokrasi, devletlerin dokunulmalığı ilkesi gelecekse, savaşı başlatan ve sürdüren ABD ve İngiltere yönetimcilerinin yargılanmaları gerekir.

Aşağıda bir başka web sitesine ilişkin bilgi vermeye gereksinim duyuyoruz. Bu sitede, ABD ürünlerine karşı tüm mazlum ülkelerin boykot uygulaması önerilmektedir:.

Kaynak:www.boykot.tr:

Dünya barışının, ABD'nin egemenliğini yitirmesine bağlı olduğu kanısı kısa sürede yaygınlaşabilir.

Web sitesindeki ABD'ye boykot mesajı, tüm yoksul ülkelerin uygulamaya koyacağı genel yöntem olabilmelidir. ABD ancak böyle dize gelebilir. Teknolojik üstünlük ile insanlık dışı vahşet arasındaki ilinti, bağ böyle koparılabilir.

Yer küresi ABD'nin çiftliği olmaktan kurtarılmalı ve ABD çiftlik kahyası olamayacağını anlamalıdır. Boykot sitesini o nedenle ABD despotizminden kurtuluşun müjdecisi olarak görüyoruz. Bu, hiçbir zaman ABD'li bireylere yönelik ve onlara karşıtlık olarak nitelenmemelidir. Tersine bu eylem, ABD'nin iyi yürekli insancıl nüfusunu da başa geçenlerin kural tanımaz hoyratlığından kurtaracaktır.

ABD'nin dinamik ve yaratıcı nüfusuna Bush' yönetimi layık değildir.Bush,Irak'ı Saddam'dan kurtarmayı bir yana bırakıp, istifa ederek, ABDyi kendisinden kurtarmalıdır. Fakat ne yazık ki, onu ayakta alkışlayan Senato üyeleri de dünya barışını tehdit eden Irak'a saldırının sorumlularıdırlar.

Teknolojik üstünlüklerine kan bulaştırmaya hakları olmamaları gerekirdi.

www.opendemocracy.net

sitesinde 27 Mart 2003 günü Mary Kaldor adındaki bir yazar da, Irak'a ABD'nin saldırısını"Öte-

kilere Benzemeyen Savaş" (a war like no other) irdeliyor ve eleştiriyor. Okuyucularımıza o eleştirinin bazı bölümlerini dilimize çevirerek sunuyoruz:

"Benim korkum,yeni tutuculuk (neo-conservation n) ile yeni müdahelecilik (neo-interv-ntionism )itifakının liberal ve çok yanlı dünya düzenine ilişkin umutların sonunu getirmesidir. Irak'ın şimdiki durumunda savaş, meşrulaşarak insan hakları ve demokrasi ile değil, ABD iktidarının zirvesindeki elitin çıkarlarıyla çatışacaktır. İrak'taki savaşa karşıyım, çünkü ABD gücünün sınır tanımaz kullanımına karşıyım. ABD yönetimi,askeri güç kullanarak Amerikan çıkarlarına göre dünyaya yeniden biçim vereceğine inanan Mesih tutkunu bir ideolojik grup tarafından ele geçirilmiştir.

Bu kimseler dört farklı fakat bütünleşmiş gruplardan ibarettir. Reagen yönetiminden arta kalan ve Manichean mezhebine özlem duyan ( Tanrıya ve Şeytana inanan Zerdüşt etkisinde bir mezhep.a.n.ö) soğuk savaşın zararlarına karşı iyilikçiler; ordu sanayi kompleksinin temsilcileri ve askeri güce bel bağlayan ve çıkar sağlayanlar; sağ kanat Hıristiyan köktenciler; ve İsrail tetikçileri.

Bunların amacı, Orta Doğuyu demokratik olmayan ve terörizmi besleyen zorba yönetimden kurtarmak, İsrail için güvence sağlamak ve petrol arzını korumak. Uzun erimli amaçları ise, kitle imha silahlarıyla donatılmış teröristlerden dünyayı kurtamak için savaşı gerekli gören stratejidir.

Çok kısa bir bölümünü aktardığımız bu düşünce ve yorum biçimi gerçekçi ve doğru ise, o zaman, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Colin Powell ile birlikte yaptığı basın açıklamasında

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail