Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 92 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE GERÇEKÇİLİK ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

-Sokrates yine huzurundayız. Kime soracak kimden yanıt alacağız bilemez olduk. Söyle bize nedir gerçek ve o gerçek dediğimiz olguyu nasıl bilebiliriz? Olumsuz koşullar içindeyiz. Bizlerin gerçek bildiğimizin günün birinde gerçek olmadığını görünce şaşkınlığa düşmemek olanaklı- mı? Söyle bize gerçek olanla gerçek olmayan arasındaki farkı nasıl anlayabiliriz. Gerçek olduğuna inandığımız olguların bir gün gerçek olup olmadığının tartışıldığını görünce, Araf’ta huzuruna çıkmaya karar verdik. Böylesi bir sorunun zihnimizde oluşmasından ne denli üzgün ve de şaşkın olduğumuzu anlatamayız.

Sokrates:
Gerçek olanları gerçek olmayanlardan ayırt etmenin sıkıntısını çekmekte olduğunuzu görüyorum. Fakat acaba sorabilir miyim, gerçeğin nasıl bir gerçek olduğunu anlamanız, görmeniz ve ona inanmanız zihninizde nasıl oluştu ya da nasıl oluşuyor bunu düşün-dünüz mü?

-Haklısın Sokrates sorumuzun soruyla karşılaşacağımızı bilmiyorduk. Sanıyoruz ki, zihnimizde bir soru uyanır ve o soruya karşı soru sorabiliyorsak işte o zaman gerçeğin ne olduğunu görebiliriz, bunu mu bizlere söylemek istiyorsunuz.

Sokrates:
Evet, gerçeklerin belirmesini, ortaya çıkmasını ve bizlerin onu görebilmemizin gizidir zihnimizde uyanan soru. O sorunun sonucunda gerçeğin nasıl bir gerçek olduğunu görebiliriz. O halde..

-Anlar gibi olduk Sokrates, gerçeğin nasıl bir gerçek oldu-ğunu zihnimiz yaratmıyor, dışımızda bizlerden bağımsız ve bizleri kuşatan nesneler değişimi belirliyor. Eğer söylediklerinizden bunu anlamamız gerekiyorsa, zihni-mizde gerçeğin izdüşümünü sorgulamamız gerekecek.

Sokrates:
Evet, benim zihnimden geçen düşünceyi özetlemiş oldunuz. Nesneler arasındaki ilişkiyi genel kurallara bağlayan olgunun kendisidir gerçek olan. Gerçekleri görmekten yoksunlaşan kişilerin zihinleri belli inanç türleriyle işgal edilmiştir.O inanç türleri zihnin kendisini sorgulamasını önler. Bir zihin, kendi inançlarının ne denli gerçek olup olmadığını sorgulamak yetisini yitirmişse, o zihinden doğru, tutarlı ve gerçeği yansıtan kararlar bekleyemezsiniz.

-Evet Sokrates, bu sözlerinizle yüreğimizde ve zihnimizde depreşen bir kaygıyı dile getirdiniz. Ülkemizde bizleri yönetenler, işte gerçeklere zihinleri kapalı kalmış bireyler. Onların gerçeği, zihinlerine yerleşmiş ya da yerleştirilmiş inanç türleriyle kaplı. O inanç türleri onların gerçekleri. O yüzden nesnel gerçeklere zihinleri kapalı. Doğaya ve nesnel olgulara ters, gerçekleşmesi olanaklı kanılardan, inançlardan oluşan zihinsel dokunun sahibi onlar. Böylesi bireyler toplumu yönetecek güce ulaşınca ya da ulaş-tırılınca, gerçeklere kapanık oldukları için daha fazla bencil, daha fazla çıkarcı ve daha fazla madrabaz olabiliyor-lar. Gerçek dünyanın olayları, onların dünyasına sığma-dığı içindir ki, haksızlık etmekten, kin ve haset ile karar vermekten kendilerini arındıramıyorlar.

Acaba doğru mu düşünüyoruz Sokrates, söyle bize, ger-çekler, dürüstlüğün, erdemin, adaletin ve hatta sevginin kaynağı değil midir?

Sokrates:
Benden daha bilgece özetlediniz. Gerçek, doğrunun, dürüstlüğün, sevginin ve zihinsel barışın kaynağıdır elbet. Dikkat ederseniz, toplumu yönetenlerin hırçın, duyarsız ve de bağnaz olmalarının nedeni gerçeklerden korkmalarıdır. Onlar, zihinlerine yapışmış ya da yapıştırılmış kanıları sorgulamaya cesaret edemezler. Sorgulanmasına da izin vermezler. O nedenle şid-detten yana olmak zorundadırlar. Haksızlık etmek,acımasız olmak bir bakıma onların yazgılarıdır. İnsan ilişkilerinde olabildiğince bencildirler.. Ve kendileri gibi bencil olanlarla daha kolay ilişki kurarlar. Bencil oldukları için de “ben merkezli” yaşam sürdürürler

-Evet Sokrates, zihnimizde hiçbir kuşkuya yer kalmadan gerçeği görmenin öteki adıdır “gerçekçilik” desek yanılmış olur muyuz?

Sokrates:
Hayır tersine. Gerçekçilik aslında gerçeklerden yana olmayı niteleyen bir tanımlamadır Gerçeği bilme yetisinin öteki adıdır. Kanımca “gerçekçilik” deyimini bir öğreti olarak ele almak gerekir. Ve toplumun kültüründe “gerçekçilik” yer almalı, toplumsal ahlaka toplumsal düşün sistemine gerçekçilik yerleşmelidir ki, sizleri yönetenler gerçekleri tanımayı, görmeyi amaç almış bireylerden oluşabilsin.

-Evet Sokrates, “gerçekçilik” bir toplumun temel niteliği özü ve yaşam biçimi olabilirse, o toplum gerçekçi olmayanlar tarafından yönetilmeye boyun eğmezler. Toplumun gerçekçiliği yönetim biçiminin de gerçekçi olmasını sağ-lar. Acaba gerçekçiliği temel alan eğitim sistemini yarat-mamız mı gerekecek, fakat nasıl?

Sokrates:
Sorunun çözümüne ilişkin en özlü yanıtı şimdi sizlerden işitiyorum. Eğitimin gerçekçiliği sorunun birin-cil çözümüdür.

Zihnimizdeki tüm kaygılar, çözüme ulaşmış oldu Sok-rates. Çağın gerisinde kalmış kanı ve inançların geçersizliğini her zaman kanıtlayacak bir yörünge izlemeye karar vererek huzurundan ayrılıyoruz. Teşekkür ederek.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail